Hillary Clinton’dan Türkiye Açıklamaları
AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ve ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton Türkiye ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. “Record Europe” programına katılan Clinton ve Ashton Türkiye ile ilgili soruları yanıtladı.
Hillary Clinton, Türkiye’nin NATO ile önemli ilişkisi bulunan bir müttefik olduğunu, Türkiye ile birlikte hareket ettikleri önemli ikili görevler bulunduğunu belirttiği konuşmasında, “Türkiye çok daha büyük bir küresel ve bölgesel varlık haline geliyor. Ekonomisi dramatik biçimde büyüyor. Ülkelere uzanıyorlar ve bizimle birlikte olduğu kadar tek başlarına etkili olmayı deniyorlar” dedi. Türkiye – AB ilişkilerinin tartışıldığı bir yayında Clinton, “Türkiye’yi AB’de destekliyoruz, ama oyumuz yok” diye ifade etti.
Clinton, ‘ABD, Avrupa Birliği’nin özellikle Türkiye konusunda gücünü yeterince etkin kullandığını düşünmüyor’ biçimindeki anımsatmaya “Ben öyle görmüyorum. Süren bir taahhüt görüyorum. Cathy (AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton) benim gibi özellikle Türkiye’yle etkin biçimde çalışıyor. Yani bizlerin Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirme taahhüdümüz olduğuna inanıyorum. ABD’nin, Türkiye’nin AB üyeliğini güçlü biçimde desteklediğini belki biliyorsunuz. Karar vermenin ise bize değil, AB’ye ait olduğu da açık” dedi.
Hillary Clinton, BBC’nin ‘Bazı eleştiriler var. Belli AB hükümet başkanlarının üyelik konusunda isteksiz oldukları belirtiliyor’ sorusuna karşılık ise şunları söyledi:
“Bu konuda, ifade ettiğimiz gibi, dostların birbirlerine aktardıkları şekliyle kendi görüşümüz olduğuna inanıyorum. Fakat burası, bizim bir oyumuzun bulunmadığı, üye devletlerin bir alanı. Ancak Türkiye ile çalışma konusunda kesin sözümüz var. Türkiye, NATO ile önemli ilişkisi bulunan bir müttefik. Türkiye ile birlikte hareket ettiğimiz önemli ikili görevler bulunuyor. Ve Türkiye çok daha büyük bir küresel ve bölgesel varlık haline geliyor. Ekonomisi dramatik biçimde büyüyor. Ülkelere uzanıyorlar ve bizimle birlikte olduğu kadar tek başlarına etkili olmayı deniyorlar. Hala yapılacak çok şey olduğunu düşünüyorum, bunların yapılması konusunda köklü taahhütlerimiz bulunuyor.”
AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ise BBC muhabirinin, ‘AB’nin tamamı aynı notadan mı şarkı söylüyor?’ biçimindeki sorusuna, “Hillary’nin söylediği gibi Türkiye’nin benim için konumu son derece önemli. Türkiye, karşılaştığımız bölgesel ve uluslararası zorlukların bir bölümüne birlikte bakmaya çalışırken pek çok durumda, bir ortak. Dış ilişkilere bakış perspektifi açısından da öyle, güçlü ilişki kurma ihtiyacı içinde bulunduğum ülkeler açısından baktığımda da, Türkiye’nin durumu, Hillary’nin de hakkıyla vurguladığı gerekçelerle ortada” dedi.
AB üyesi devletlerin Türkiye konusunda daha ileri adımlar atmaları ihtiyacı tartışmaları konusunda ise Ashton, “Türkiye bir aday ülke. Biri bana farklı bir şey söyleyene kadar Türkiye bir aday ülke. Ve ben bu temel üzerinde çalışacağım, onlar da öyle yapacaklar. Her durumda, AB üyeliğini elde etmek uzun vadeli ve zorlu bir yol” şeklinde konuştu.
Kaynak:Milliyet
Borisov, Fransa Büyükelçisi’ne Türkiye Fırçası Attı
Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Fransa Büyükelçisi’ne Türkiye fırçası attı. Borisov, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusundaki tavrını netleştirmesi gerektiğini söyleyen Fransa Büyükelçisi için “Yetkilerini fazla aştı. Bir memurun sarfettiği sözler üstüne yorum yapmak bile saçma” dedi.
Fransa’nın Sofya Büyükelçisi Etienne de Poncins, geçen hafta Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği konusunda Bulgaristan’ın tutumunu net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini söylemişti.
Sofya Haber Ajansı Novinite’in haberine göre, Borisov’un sert cevabı, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Sofya ziyareti sırasında geldi.
Borisov, bir gazetecinin Fransız büyükelçinin sözleri hakkındaki düşüncelerini sorması üzerine, “Fransa Büyükelçisi’nin giderayak söylediği sözler üzerine yorum yapmak bile istemiyorum. Biz egemen bir devletiz. Yabancı temsilcilere saygılı davranırız. Ama bazıları çeşitli konularda düşüncelerini açıklarken yetkilerini fazla aşıyor” dedi.
Türkiye’nin AB üyeliğini sonuna kadar desteklediklerini belirten Bulgar başbakan, “Bir memurun sarfettiği sözler üstüne yorum yapmak bile saçma. Hatta bunu bana sormamalıydınız bile. Eğer Paris’teki Bulgar büyükelçisi Sarkozy’e gidip böyle bir şey söyleseydi, Fransızların tepkisi onu sınırdışı etmek olurdu” diye konuştu.
Bulgaristan, Sarkozy yönetiminin Fransa’daki Romanya ve Bulgaristan kökenli Romanları sınırdışı etmesine Bükreş kadar sert tepki vermemekle birlikte, Paris-Sofya ilişkileri son zamanlarda gerginleşmişti.
Kaynak:Milliyet
Barack Obama’dan AB’ye Uyarı
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama Avrupa Birliğini uyardı: “Türkiye, AB’ye tam üye olsun. AB’nin gönülsüz olması Türkiye’nin gözünün başka yerlere çevrilmesine neden oluyor” dedi.
İtalyan Corriera della Sera gazetesine konuşan Barack Obama röportajda, Avrupa’nın Türkiye’yi AB üyeliğine kabulü konusunda “gönülsüz” olduğunu söyledi ve bu durumun Ankara’nın gözünü “başka yerlere” çevirmesine sebep olduğunu belirtti.
Ankara ile aralarındaki güçlü iletişime vurgu yapan Obama, Türkiye’ye AB’ye üyelik konusunda destek verdiklerini söyledi.
İsrail gazetesi Jerusalem Post’un haberinde Obama, AB’nin Türkiye’nin üyeliği konusunu “ağırdan aldığını” iddia ederek, bu durumda Ankara’nın ittifak konusunda “gözünü başka yere çevirmesinin” doğal olduğunu dile getirdi.
Obama ayrıca, Türkiye’nin kendisini Avrupa dışında görmesi halinde, ittifak konusunda başka çözümler aramasını normal karşıladığını belirtti.
Türkiye’nin İran nükleer programındaki rolünü de değerlendiren Obama, bunu olumsuz karşıladığını vurguladı.
Alıntıdır
Bir Ülkenin Ekseni Daha Kayıyor
Ülkemizdeki eksen kayması tartışmalarının üzerinden henüz çok geçmezken Rusya İran’ın nükleer programı ile ilgili bir toplantı talebinde bulundu. Bu olay ise “Rusya’nın ekseni de mi kayıyor? ” sorularını akıllara getirdi.
“Türkiye ve Brezilya’nın Tahran yönetimiyle vardığı uranyum takası mutabakatı doğrultusunda” ifadesini kullanan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ile birlikte, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na “Rusya, ABD, İran ve UAEK arasında bir toplantı yapılmasını önerdiklerini” açıkladı.
İsrail’de temaslarını sürdüren Lavrov, İran’ın bu öneriye olumlu yanıt vereceği ümidinde olduklarını belirterek, “İran’ın olumlu yanıt vermesi sayesinde durumun daha da kötüleşmesi önlenecektir” diye konuştu.
“Brezilya ve Türkiye’nin girişimleri doğrultusunda, Rusya, ABD ile birlikte UAEK Başkanı nezdinde girişimde bulunarak, üç ülkenin (ABD, Rusya, İran) teknik uzmanlarının İran’daki deneysel reaktöre nükleer yakıt sağlanması olasılığını görüşmek üzere bir toplantı düzenlenmesini önerdi. Böylece, İran’ın da yüzde 20 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretmesine gerek kalmayacak.” Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yeni yaptırım uygulanması kararını desteklemiş, ancak ABD ve AB’nin kendi yaptırım paketlerini uygulama yönünde harekete geçmesinden rahatsız olmuştu.
Alıntıdır
Rompuy’dan Türkiye’ye Övgü Yağdı
AB Konsey başkanı olan Herman Van Rompuy’dan Türkiye’ye övgü yağdı.
Hollanda Lahey’de konuşan Herman Van Rompuy Türkiye ve Brezilya’nın İran’la olan nükleer müzakerelerinden bahsetti.
Van Rompuy, “Son dönemde gördük ki Brezilya ve Türkiye, yaşlı Batılı güçlere rücu etmeden İran’la üst düzeyde nükleer müzakereler yürüttü. Her ne kadar istenilen sonucu vermese de bu girişimin emsali yoktur” diye konuştu.
AB’nin krizlerle boğuşurken Çin, Hindistan ve Brezilya gibi gelişen ekonomilerin hızlı büyümeyi sürdürdüğünü belirten Van Rompuy, engelleme imkanına sahip olmadıkları bu gelişmenin, dünyada yoksulluğun azaltılması kapsamında olumlu tarafları da bulunduğunu kaydetti.
Gelişen ekonomilerin güçlendikçe Batılı şirketleri satın almasından duyduğu endişeyi dile getiren Van Rompuy, Çin Başbakan Yardımcısı Zhang Dejiang’ın geçen hafta ziyaret ettiği Yunanistan’da Pire Limanının 35 yıllığına kiralanması başta olmak üzere, milyarlarca avroluk satın alma ve yatırım kararlarına imza attığını hatırlatarak, “’Orası Akdeniz, mali açıdan kötü durumdalar, bizi etkilemez’ diyebilir miyiz” sorusunu sordu.
İsim vermeden Hollanda-İngiliz ortaklığındaki demir-çelik devi Corus’un 2007 yılında Hintli Tata tarafından satın alınmasını da gündeme getiren Van Rompuy, “gelişmekte olan ülkelerin artan ekonomik güçlerinin siyasi güçlerine nasıl yansıyacağını anlamaya çalıştıklarını” belirtti.
Van Rompuy, BM Kopenhag iklim zirvesinde Amerikalı, Çinli, Brezilyalı ve diğer liderlerin bağlayıcı anlaşma yaptıkları odaya AB temsilcilerini almamalarını “Kendi evimizde küçük düşürüldük” diye değerlendirdi.
Tüm bu tecrübelerin “AB’nin hiçbir üyesinin tek başına küresel düzeyde belirleyici rol sahibi olmadığını” öğrettiğini kaydeden Van Rompuy, ABD’nin de yeni Güvenlik Stratejisinde “tek başına dünyada hiçbir sorunu artık çözemediğini” kabul etmek zorunda kaldığını hatırlattı.
AB Konseyi Başkanı Van Rompuy, AB ve ABD’nin “küresel ekonomik, demografik ve siyasi gücünün gelecek 20-30 yılda istikrarlı şekilde gerilemeye devam edeceği” tespitinde bulundu.
Van Rompuy, AB’nin gelecek zirvelerinde dış politikaya daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Milliyet
Erdoğan’dan Köşe Yazarlarına Sert Tepki
İsrail ile meydana gelen krizden dolayı AKP’yi eleştiren köşe yazarlarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok sert bir dille yanıt verdi. AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi?” diye sordu.
Başbakan Erdoğan, partisinin Genel Merkezi’nde, gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken yine medyayı hedef aldı. Erdoğan terör, dış politika, yargıyla ilişkiler gibi konularda şunları söyledi:
MAŞALLAH CESURLAR: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Farkımız bu.
ANAYASA ÇİĞNENDİ: Bir şeyi çok açık, net söylemem gerekir. Kısa bir süre önce, birkaç gün önce malum 9 tane yargı mensubuna, hakime, malum yine bir dava açılması neticesinde üst mahkemenin kalkıp da ceza vermesini bu ülkede hukuk adına ciddi sıkıntı süreci olarak görüyorum. Bugüne kadar olmamış ve yeni kapıların açılmasına mesnet teşkil edecek bir adımdır. Bakınız henüz hakkında karar kesinleşmemiş ve yargı sürece devam ederken, Anayasayı çiğneyerek böyle bir kararı verme yetkisini üst mahkeme kendisinde nereden buluyor? Bu bir.
GÜVEN AZALIYOR: İkinci bir konu, bundan sonra mahkum olanına, tutuklusuna kadar hepsi için bir kapı açılacak mı? Açılacak. Şimdi, herkes müracaat edip aynı şekilde bu tür davaları açmak suretiyle kendilerine yeni çıkış yolları arayacak mı? Arayacak. Ne olacak? Bunun altından neyle kalkacaksınız? Hangi hukuka ve hangi maddeye dayalı olarak böyle bir adım atıyorsunuz? Bunun ideolojiden ayrı bir yanı olamaz. Bunun kendi özel dünyalarındaki verilmiş karardan başka bir özelliği yoktur. Buna ne kendileri inanıyorlar ne de milleti inandırabiliyorlar. Ben inanmıyorum, kimsenin de inandığına ihtimal vermiyorum. Çünkü yargı o kararla güvenirliğini adeta bitirmiştir. 9 hakime böyle cezayı verdiğiniz andan itibaren bu ülkede yargının güvenirliği kalmaz. Yasama, yürütme, yargı, üçünün de ortak paydası bu milletin evlatları olmalı. Onlar adil karar neticesinde kendi adalet mekanizmasına güvenmelidir. Halk eğer adalet mekanizmasına güvenmiyorsa, burada sıkıntı vardır.
TUZAKLAR KURULDU: Bize 7.5 yıl boyunca çok büyük tuzaklar kuruldu. Önümüze çok büyük engeller çıkarıldı. Vazgeçmeden boyun eğmeden geri adım atmadan tüm bu engelleri aştık, tüm bu tuzakları geçtik, tüm badireleri atlattık, içeride, dışarıda. Çetelere göz yummadık. Çetelerle mücadelede asla yılgınlık göstermedik. Şu anda da aynısını yapıyoruz, aynısını yapacağız.
ROTAYI MEDYA BELİRLEMEZ: Yurt içinden, yurt dışından Türkiye’ye yönelik her türlü saldırıya, kampanyaya, kara propagandaya boyun eğmeden direneceğiz. Benim ülkemde artık, iç politikaya, dış politikaya karanlık odaklar yön veremeyecek. Benim ülkemin rotasını, içeride ya da dışarıda atılan milletimin hissiyatını yansıtmayan gazete manşetleri veya televizyon ekranları belirleyemeyecek. Bunu böyle bilin. Benim milletimin istikametini terör örgütleri çizemeyecek.
UYSAL DEĞİLİZ: Değerli kardeşlerim, birçok şeyler söyleyebilirler, yanınıza gelebilirler. Diyebilirler ki ’Çok da sert gidiyoruz, biraz yumuşatalım’ Arkadaşlar biz sert gitmiyoruz, yumuşak da gitmiyoruz. Biz tam orta yolda gidiyoruz. Hak neyse, hukuk neyse gereğini yapıyoruz. Her zaman söylüyorum, eğer biz Akif’in nesliysek, İstiklal şairimizin ifade ettiği gibi, ’Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum’ Biz uysal değiliz. Biz mazlumun yanında, zalimin karşısında olacağız. Bu genlerimize işlemeli. AK Parti’li bunun idrakinde olmalı. Şu ana kadar böyle yürüdük. Böyle yürüyeceğiz.
SÜNEPE MİYİZ?: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Bizim farkımız bu.
MAHCUP OLACAKLAR: Bu kampanyada uluslararası basın öncü rol oynuyor. Maalesef bizdeki malum basın kuruluşları ve malum yazarlar da bu kampanyaya su taşımaya devam ediyor. Biz içerde ve dışarda yürütülen bu çirkin kampanya karşısında elbette geri adım atmayacak, basit menfaatlerin hesabını yapmayacak, ülkemizin, vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz. Bizim sorunumuz İsrail’deki hükümetin hukuk tanımazlığıyla ilgili, İsrail halkıyla değil. Bu sorunu bir Türkiye, ABD sorunu gibi göstermeye çalışanlar, bu sorunu bir eksen kayması gibi göstermeye çalışanlar yanılgı içindeler ve mahcup olacaklardır.
İRAN MESELESİ: Biz Tahran anlaşmasını, ABD Başkanı’nın, bana ve sayın Lula’ya yazmış olduğu mektuplar çerçevesinde yürüttük. Ve bu mektup çerçevesinde yürüttüğümüz gibi kendileriyle anlaşma sonrası yaptığım telefon görüşmesinde de atılan bu adımın gerçekten takdir edilecek bir adım olduğunu söylerken ’İran’a güvenmediklerini’söylediler. Artık bunu söylemek zorundayım. Güvenmediklerini söylediler, biz de dedik ki ’mektupta verilen sözler, anlaşmada olanlar, eğer yerine gelmezse, o zaman İran, Türkiye’den de, Brezilya’dan da desteğini kaybeder’dedik. Ama İran, Viyana’ya yazdığı mektupta sözünü yerine getirdi. Viyana grubu ne yazık ki oylanacağı sabahı cevabını yazdı. Çok enteresan, niye bu ana kadar bekletildi? Bunlar hep tarihin kaydına giren görüşmelerdir. Daha sonra açıklanacaktır.
Kaynak: Milliyet
Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye Büyük Süprizi
Avrupa Birliğinin Türkiye’y büyük bir süprizi var. Ne mi?
Almanya’nın önde gelen gazetesi “Die Welt” Türkiye’nin son dönemdeki dış politikasınının değerlendirildiği bir dosya hazırladı. Dosyada AB’li diplomatların yeni bir Türkiye stratejisi üzerinde yaptıkları çalışmaların olduğu belirlendi.
Die Welt’in haberinde Avrupa Birliği’nin yıl sonundaki Türkiye Zirvesi’nde Türkiye’ye çok önemli tekliflerde bulunacağı iddia edildi. Türkiye’nin yeni stratejisi üzerine çalışan üst düzey bir AB’li diplomat, Türkiye’nin önem verdiği müzakere başlıklarını açacaklarını ve bu ülkeye vize muafiyeti getirileceğini söyledi.
Die Welt’in hazırladığı dosyada Türkiye’nin son dönemde Batı’dan uzaklaşmasına İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırarak 9 Türk’ü öldürmesinin sebep olduğu ifade edildi.
Kaynak: Milliyet
Eksen Kayması Tartışması Devam Ediyor
Eksen kayması tartışması devam ediyor. Son olarak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu konuyla ilgili açıklamalar yaptı ve bu tartışmaları iyi niyetli ve tarafsız bulmadığını söyledi.
Düzenlediği basın toplantısında konuşan Davutoğlu, “Ve dikkat ederseniz, Türkiye ne zaman çevre bölgelerinde aktif hale gelmişse, etki gücü artmışsa, bu tür tartışmalar özellikle başlatılmıştır. Biz bunları iyi niyetten, objektiflikten yoksun, konjonktürel değerlendirmeler olarak görüyoruz” diye konuştu.
Davutoğlu : “Türkiye, Yunanistan ile çok kapsamlı anlaşmalar imzalarken eksen kayması tartışması olmuyordu da, Ortadoğu’da daha aktif rol aldığında mı oluyor. Türkiye, Suriye-İsrail görüşmelerini yürütürken eksen kayması yokken, şimdi Türkiye Gazze konusunda insani bir tutum aldığı zaman mı eksen tartışması oluyor. Türkiye Irak’ta Sunni grupları sürece sokarken Doğu’ya dönmüş olmuyordu da, şimdi Türkiye bölgede daha aktif rol aldığı zaman mı bu tartışmalar başlıyor. Türkiye AB sürecini kararlı bir şekilde Avrupa’daki bazı çevrelerin bütün caydırıcı adımlarına rağmen eksen kayması yaşamıyordu da, şimdi mi yaşıyor. Bunlar son derece gereksiz tartışmalardır.”
Türkiye’nin dış politikasının, Türkiye’nin coğrafyası ve tarihine uygun şekilde çok boyutlu ve bütün bu unsurları kuşatan şekilde sürdürüleceğini belirten Davutoğlu, Türkiye’nin çok boyutlu dış politikasının ana unsurlarının başında AB ve NATO üyeliğinin geldiğini kaydetti.
Şok Eden Darbe Uyarısı!
3 ülkeye şok eden darbe uyarısı! Avrupa Birliği İspanya, Yunanistan ve Portekiz’i uyardı. AB, borç krizlerine çare bulamazlarsa ülkelerin demokrasilerinin “çökme” tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. “Bu üç ülke kamu harcamalarını karşılayamaz hale gelirse askeri darbelere kurban gidebilir” denildi.
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, borç batağına saplanan üç ülkenin, kamu harcamalarını karşılayamaz hale gelmesi durumunda askeri darbelere kurban gidebileceği uyarısında bulundu.
Daily Mail’in haberine göre, Barroso’nun uyarısı, komisyonun İspanya için milyarlarca dolarlık bir kurtarma planı üzerinde çalıştığı bir sırada geldi. Komisyon daha önce de Yunanistan için 650 milyar dolarlık bir kurtarma planı hazırlamıştı.
Aynı zamanda Portekiz’in eski başbakanı olan Jose Manuel Barroso, söz konusu uyarıyı Avrupa Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri John Monks ile yaptığı görüşme sırasında yaptı.
Monks, AB Komisyon Başkanı’nın uyarısı karşısında şok olduğunu söyledi.
Geçen Cuma günü Barroso ile görüştüğünü belirten Monks, “Komisyon başkanıyla Yunanistan, İspanya ve Portekiz’in durumunu görüşüyorduk. Barroso, bu üç ülkenin gerekli kemer sıkma önlemlerini yerine getirmedikleri takdirde, bildiğimiz demokrasi olmaktan çıkacaklarını, dolayısıyla başka şansları olmadığını söyledi” dedi.
Monks, Barroso’nun bu üç ülkenin geleceğini hakkında son derece kaygı duyduğunu bildirdi.
Daily Mail, üç ülkedeki darbe tehdidinin ilk kez bu kadar üst düzeyde dile getirildiğini kaydetti.
Daha önce sık sık askeri darbelerle karşı karşıya kalan Yunanistan, İspanya ve Portekiz 1970’li yıllarda demokrasiye geçmişlerdi.
Yunanistan’da 1967 darbesiyle iktidarı ele geçiren Georgios Papadopulos cuntası, 1973’te Tuğgeneral Dimitrios Ioannidis tarafından devrilmişti. Askeri cunta 1974 Kıbrıs harekatından sonra yerini sivil yönetime bırakmıştı.
İspanya’da General Franko’nun diktatörlüğü 1978 yılına kadar sürmüştü.
Portekiz’de ise Salazar rejimi 1932’den 1974’e kadar iktidarda kalmıştı.
Kaynak: Vatan
Belçika Türkiye’ye Destek Verecek Mi?
Belçika gelecek ay Avrupa Birliği dönem başkanlığını İspanya’dan devralmaya hazırlanıyor. Belçika, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusunda ise ilişkilerin yeniden tanımlanması gerektiğini söyledi.
Belçika’nın AB daimi temsilcisi Jean de Ruyt, “Türkiye ile başlattığımız katılım müzakerelerini devam ettirmek zorundayız. Müzakereleri ilerletmek için, yeni fasıllarda müzakereleri başlatmak için elimizden gelen çabayı gösterme konusunda kararlıyız” diye konuştu.
Türkiye’nin katılım müzakerelerinde çok hızlı ilerleme sağlayamayacaklarının farkında olduklarını belirten Jean de Ruyt, “Çünkü Türkiye de bunun için gereken yasal düzenlemeleri TBMM’den hızlı geçirmiyor” dedi.
Belçika’nın Türkiye’nin katılım sürecinin canlı tutulmasına büyük önem verdiğini vurgulayan de Ruyt, “Siyasi engeller olsa da Türkiye ile müzakereleri durduramayız. Devam etmemiz gerekiyor ve bunun için ne gerekiyorsa yapacağız” ifadesini kullandı.
Belçika’nın AB Daimi Temsilcisi de Ruyt, “Türkiye dünyadaki konumunu ilerletti. O halde AB dünyanın geri kalanıyla ilişkilerini yeniden dengelerken Türkiye de bu sürecin parçası olacak. Bunun için dış politikayı ilgilendiren birçok neden var” diye konuştu.
AB dışişleri bakanlarının, Türkiye dahil “gelişen güçlerin olduğu yeni dünyada AB’nin rolünü yeniden tanımlamak için” eylül ayında toplanacağını anlatan Jean de Ruyt, “Artık çok kutuplu bir dünya var. Bunun üzerinde çalışıyoruz. Eylül ayındaki toplantının ana gündem maddesi bu olacak. Çin, Hindistan gibi gelişen ülkelerle 10 yıl önce tanımlanmış ilişkilere dayanarak devam edemeyiz, kesinlikle ilişkilerimizi yeniden tanımlamalıyız” dedi.
Kaynak: Milliyet





