AKP’ye Alkollü Protesto
Gençler sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta örgütlendi ve “AKP’ye İçiyoruz” kampanyasını başlattılar. Birçok vatandaş Türkiye’nin çeşitli noktalarında bir araya geldi ve yeni yapılan düzenleme ve alkol satışına sınırlama getirilmesini içki içerek protesto ettiler.
TAKSİM
Taksim Sanat Galerisi önünde bir araya gelen vatandaşlar, yeni yapılan düzenleme ile alkol satışına sınırlama getirilmesini içki içerek protesto etti. Sosyal paylaşım sitesi facebook üzerinden örgütlenen içki yasaklarına karşı olanlar Taksim Meydanından önce Galatasaray Lisesi önüne geldi. Burada bir süre slogan atan grup daha sonra Tünel Meydanına yürüdüler. Yürüyüş sırasında AK Parti aleyhine slogan atan grup ellerindeki içkileri içti. Alkol yasağının demokrasiyle bağdaşmadığını dile getiren eylemciler, ellerindeki içkileri içip sloganlar attı. Eyleme katılan İbrahim Tekin Başbakan’ın “tıksırıncaya kadar içiyorsunuz” sözlerini eleştirerek AK Partinin Türkiye genelinde uygulamaya çalıştığı alkol yasağına karşı toplandıklarını söyledi.
Eyleme katılan ve 18 yaşına yeni giren Ceren Ataş ise 24 yaş sınırlamasına tepki gösterdi. Ataş; ’Biz 24 yaş olayına tepki olarak toplandık. O kadar özgürlük, eşitlik derken böyle bir şeyin kısıtlanması yanlış bunu protesto ediyoruz.’ Diye konuştu. Eyleme Tekirdağ Şarköy’den katılan başka bir eylemci ise içki yasağını, içki zammını protesto etmeye geldiğini söyleyerek Başbakan’ın ’Tıksırıncaya kadar içiyorlar’ sözüne ise ’Parasını o mu veriyor’ diye tepki gösterdi. Eyleme Alman vatandaşlarda katıldı. Ellerindeki içkileri içen Alman kadınlar herkesin içmesini ve içkinin serbest olması gerektiğini söyledi.
Eyleme katılanlar daha sonra olaysız bir şekilde dağıldı.
MODA
Daha önce de defalarca içki eylemi yapılan Moda İskelesi’nde Saat 20.00 sıralarında toplanan yaklaşık 100 kişilik grup ellerindeki içki bardaklayla hükümetin aldığı içki yasağıyla aldığı kararları protesto etti. Tütün ve Alkollü İçecekler Yasası’nda yapılan değişiklikle ilgili yapılan eylemde grup üyeleri içki şişelerini havaya kaldırarak sloganlar attı.
Yazarlar Sendikası 2’nci Başkanı Mustafa Köz ise “Bu küçük bir müdahale olarak görünmesin. Diğer alanlarada kapı açacak. Kendi yaşam biçimlerine uymayan şeyleri yok etmeye çalışıyorlar. Böyle bir anlayışları var.” dedi.
Eyleme katılan Ekin Çalışır, “İçki zararlarından devletin beni korumasına gerek yok. 18 yaşındaki evlenibiliyor. Silah alabiliyorsam. İçki de içebilirim. Önemli olan insanların bilinçli olması. İçkiyi dozunda içmek gerekir. O zaman devlet kayak yapanları da korusun. Düşebilir ayaklarını kırabilirler” dedi. AK Parti alehine “Gün gelecek devran dönecek. AKP halka hesap verecek. AKP şaşırma sabrızımı taşırma” şeklinde slogan atan grup sessiz bir şekilde dağıldı.
EDİRNE
Edirne’nin en işlek caddesi olan Saraçlar Caddesi’nde, biraraya gelen ve çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu grup yanlarında getirdikleri içkileri banklarda oturarak içti. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin alkole getirdiği sınırlamaları protesto etmek için biraraya geldiklerini ifade eden eylemciler, “Alkolü engelleyeme çalışan tüm yöneticileri kınayarak, özgürlüğümüzü kutluyoruz” dedi.
Bazı eylemciler ise sadece eğlenmek amacıyla alkol aldıklarını söyledi. Yaklaşık yarım saat cadde üzerinde alkol alan grup, daha sonra caddeden ayrıldı. Saraçlar Caddesi’ne yakın alanlarda güvenlik önlemi alan polis ekipleri ise alkollü grubu uzaktan izlemekle yetindi.
İZMİR
Alsancak Gündoğdu Meydanı’nda toplanan 500 kişilik grup, ellerinde içkilerle, hükümeti ve Bülent Arınç’ı “AKP’ye İçiyoruz” sloganıyla protesto ederek, kadehlerini kaldırdı.
Aşırı soğuğa rağmen Gündoğdu Meydanı’nda toplanan 500 kişilik bir grup, zaman zaman hükümet aleyhine sloganlar atarken, “10’ncu Yıl Marşını” da defalarca söyledi. AKP ve Bülent Arınç için kadehlerini kaldıran topluluk, içtiği alkol şişeleriyle de “AKP” yazıp, önünde poz verdi. Eylem, güvenlik güçlerinin gözetiminde, sorunsuz şekilde sona erdi.
BARTIN
Bartın Cumhuriyet Meydanı’nda, toplanan yaklaşık 50 genç, alkollü içki satışına 24 yaş sınırlaması getirilmesi üzerine basın açıklaması yaptı. Halaylar çeken, ellerinde boş biraları bulunan gençler, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanlığı’nın altında bulunan Tekel bayisinin tentesinde bulunan bira reklamlarını gösterdi.
Basın açıklamasını okuyan Damla Ezgi Uzun, “Hiçbirimiz alkolik değiliz ve bunu savunmuyoruz. İnsanların alkolik olmalarını engellemek, insanların sosyal ortamlarını kısıtlayarak olmaz. Alkolü ortadan kaldırmak değil, insanları alkolik olmaya iten zemini kaldırmak gerekli. Sağlıklı, eğitimli, kafası çalışan bireyler yetiştirmek gerekir. Ülkelerin kalkınması, eğer alkolle orantılı olsaydı, alkol tüketimi yüksek olan Avrupa ülkelerinden ileri düzeyde olmamız gerekirdi. Yaşam koşulları yeterli, sorunsuz ve iyi yetişmiş bir birey ne zaman nerede ne içeceğini bilir. Demokratik hak insan içindir” dedi.
ANKARA
Ankara’da bir grup, “Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkilerin Satışına ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği” protesto etti.
Kuğulu Park’ta toplanan grup, ellerinde döviz ve pankartlarla yönetmeliği protesto etti. Grup adına yapılan açıklamada, ateşli silahlarda ruhsat alma yaşının düşürülmesine karşın alkollü içeceklerin satış ve sunumunda yaşın yükseltilmesinin dikkati çektiği ifade edildi.
Gruptakiler daha sonra yanlarında getirdikleri alkollü içecekleri içtiler.
Kaynak:Milliyet
Erdoğan ve Cage Bir Araya Geldi
Recep Tayyip Erdoğan ve yeni filminin çekimleri için Denizli’de bulunan Nicolas Cage bir araya geldi.
Colossae Otel’de yapılan ve basın mensuplarının görüntü almasına izin verilen görüşmede, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Salih Kapusuz ve Erdoğan’ın kızı Sümeyye Erdoğan da bulundu.
Görüşmede Başbakan Erdoğan, Nicolas Cage’e “Ülkemize hoşgeldin” dedi.
Cage de Türkiye’yi çok beğendiğini, bugüne kadar gelmediği için çok üzüldüğünü söyledi.
Erdoğan’ın İstanbul’u görüp görmediğini sorduğu Cage, İstanbul’u ve Konya’yı da görmek istediğini belirterek, özellikle “sufi yaşantısını” merak ettiğini ve öğrenmek istediğini belirtti.
Türkiye geldikleri günden itibaren tüm yetkililerin kendilerine son derece yardımcı olduğunu ifade eden Cage, güzel bir aksiyon filmi çektiklerini anlattı.
Oscar ödüllü aktör Nicolas Cage’nin başrolde oynadığı “Hayalet Sürücü 2″ filminin final çekimleri Pamukkale’de devam ediyor. Nicolas Cage’e, İdris Elba ve Violante Placido’nun eşlik ettiği çekimler, 8 Şubata kadar sürecek.
Yapımcılığını Brian Taylor’un üstlendiği ve Cage ile Eva Mendes’in başrolünü paylaştığı filmin bazı bölümleri de Nevşehir’de çekilmişti.
Nicolas Cage’in eşi Alice Kim ve oğlu Kal-El Coppolo da Türkiye’de bulunuyor.
Kaynak:Milliyet
Kılıçdaroğlu Protesto Hakkında Konuştu
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu son günlerde çok konuşulan, taraftarlar tarafından Başbakan Erdoğan’a yapılan protestolar hakkında konuştu: Başbakan bu konuda bir adım attı, tepkiyi gördü.
Kılıçdaroğlu, Denizli Colossae Otel’de sivil toplum örgütü temsilcileriyle basına kapalı yaptığı toplantıdan sonra gazetecilere
açıklamalarda bulundu.
Denizli’de iki gündür yararlı çalışmalar yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:”Gezilerimiz sürecek, sorunların çok fazla olduğu bir kent Denizli.
Sanayinin, tarımın, esnaf sanatkarın sorunları var ve bu sorunlar iki gündür yaptığımız ziyaretlerde dile getirildi. Sivil toplum kuruluşlarıyla toplantı yaptık. Sivil toplum kuruluşlarıyla da benzer sorunlar gündeme geldi. CHP’nin bu sorunlar üzerindeki düşüncelerini dile getirdik. Düşüncelerimizi açık yüreklilikle aktardık. İyi bir toplantı oldu, memnunum.”
Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, dün İstanbul’da taraftar gruplarının eylem yaptığını hatırlatması üzerine “Futbola siyaseti katmak doğru değil ama Sayın Başbakan bu konuda bir adım attı, tepkiyi gördü. Bütün taraftarlar birleştiler, ortak tepki gösterdiler. Bana göre demokrasinin güzel örneklerinden biri. Bu tepkiden her siyasetçinin örnek alması gerekir” diye konuştu.
Kaynak:Milliyet
Hediye Kasketi Takmadı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ziyaret ettiği Fethiye’de kendisine kasket hediye edildi, Başbakan hediye kasketi takmadı ve “Ben Kılıçdaroğlu muyum?” dedi.
Başbakan Erdoğan, aralarında huzurevi, hastane ek hizmet binaları, sulama barajları, yangın kuleleri, yeni derslikler ve okulların bulunduğu 33 tesisin toplu açılışını gerçekleştirmek için Muğla’nın Fethiye İlçesi’ne geldi. Başbakan Erdoğan’ın gezisine ’ucube’ tartışması nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifa çağrısında bulunduğu Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Çevre ve Orman Bakanı eşlik etti.
Fethiye Cumhuriyet Meydanı’nda yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı toplu açılış törenindeki konuşmasına Başbakan Erdoğan, açılış yapılan tesisleri tek tek sayarak başladı ve “Bir çeşme açılış töreni yapmıyoruz ha. Gördüğünüz gibi toplu bir açılış töreni yapıyoruz. Yetişemiyoruz onun için toplu açılış törenleri yapıyoruz. Çünkü zamanla yarışmak durumundayız” dedi.
AK Parti olarak bir ülkü ile yola çıktıklarını belirten Başbakan Erdoğan, “Yola çıktığımız andan itibaren, 73 milyonun tamanının hükümetiyiz. Biz 780 bin kilometrekare doğusuyla batısıyla kuzeyiyle güneyiyle tüm Türkiye’nin efendisi değil, hizmetkarıyız. Bizim için 73 milyon birdir. Bizim için Türkiye’nin her bir köşesi birdir” diye konuştu.
Türkiye’de istismar siyaseti yapan ve siyasetini istismar üzerine inşa eden partiler olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, isim vermeden tüm siyasi partileri eleştirdi ama en ağır sözleri CHP içi sarf etti. Erdoğan, “Bir parti çıkıyor benim Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşımın hissiyatını istismar gayreti içine giriyor. Bir başkanı çıkıyor, benim Batı’daki, Ege’deki kardeşimin hissiyatını istismar etmenin gayreti içine giriyor. Bir başkası çıkıyor sahil şeridini, Trakya’yı istismar ederek ayakta kalmanın mücadelesi içine giriyor” diye konuştu.
Kendilerini istismar siyaseti üzerinden var eden siyasi partilerin Türkiye’nin geleceği için ne söylediklerini Fethiyelilere soran Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve bu sorulara öyle cevap veren muhalefet Türkiye’nin geleceği için ne söylüyor? Ne istikrar veya ne istiyor? İstikrar mı vaadediyor, güven mi taahhüt ediyor, daha fazla özgürlük mü istiyor, daha yüksek standartlarda demokrasi sözü mü veriyor? Milli geliri hangi rakama çıkarmayı hedefliyor. Enflasyonu hangi rakama düşürmeyi planlıyor? Üretimi daha fazla arttırmak, istihdamı arttırmak için hangi gerçekçi projeyi öneriyor? Ne diyor? ’Ev hanımlarının hepsine asgari ücret vereceğim’ diyor. İnandınız mı? İnanmak mümkün mü? Ne olacak, her zaman söylüyorum, kusura bakmayın, bekara karı boşamak kolaydır.”
Bugün muhalefette bulunan partilerin ne zaman iktidarın köşesinden, kenarından tutsalar hazineyi boşaltıklarını ileri sürerek konuşmasına devam aden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bunlara benim sevgili milletim hiçbir zaman tek başına iktidar vermedi. Kenarından, köşesinden tuttular, ondan sonra da iflas” dedi.
Başbakan Erdoğan bugün Türkiye’nin ihracatta ve turizmde çok önemli adımlar attığını söyledi. Gönlün her zaman herşeyi en güzeliyle tamamlamak istediğini belirten Başbakan Erdoğan, “Ekonomik olarak, demokrasi olarak dünyanın bir numaralı ülkesi şu anda Amerika. Gerçekçi olacağız. Sevgili kardeşlerim, şu anda Amerika’da işsizlik katladı mı, katladı. Ama dikkat edin bizde gerileme başladı. Daha iyiye gidiyoruz. Ama ben size pembe dünya vadedemem ki. Sizi yalanlarla aldatam ki. Benim kitabımda, partimin kitabında adatma yok. Gerçekçi olacağız, ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız” diyerek konuşmasına devam etti.
AK Parti hükümetinin görevde bulunduğu süre içinde ekonomi alanında yaşanan iyileşmeleri rakamlarla anlatan Erdoğan, “Şimdi hedef 2023’te inşallah kişi başına milli gelir 25 bin dolar olacak. Hedefimiz bu. Bunu gerçekleştireceğiz. Türkiye dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yerini alacak” dedi. 8 yıl içinde Türkiye’ye gelen turist sayının 13 milyondan 29 milyona yükseldiğinin altını çizerek konuşmasına devam eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
“Şehirlerimiz, köylerimiz, yollarımız, enerji, altyapı, suları, şebekesi için bu muhalefet neler düşünüyor? Var mı bir düşüncesi? Dış politikada bunların vizyonu var mı? Ekonomide hedefi ne? İstikrar ortamı ve güven ortamının muhafazası adına planı programı, projesi, siyaseti? İşte bunlar siyasetin zor soruları. Ama bunlara cevapları var mı? Yok. Bu sorulara cevap üretemeyenler işin kolayına kaçıyor. ’At ne olacak, tutmasa da olur’ diyor. At. ’Olur ya belki tutar’. Hedef bu. İşin kolayına kaçıyorlar. İstismar üretmenin, hassasiyetleri kaşımanın, toplumu birbirine karşı kışkırtmanın, iftira siyasetinin peşine düşüyorlar. Türkiye’yi renklere ayırıyorlar. Türkiye’yi renklere ayırarak bu ülkeye en büyük kötülüğü, en büyük haksızlığı yapıyorlar. Açık açık söylüyorum, televizyonlarda, bu yandaş ve candaş medyada 8 yıl boyunca hiç kimsenin yaşam tarzına karışmayan iktidarımıza karşı acayip bir kampanya var. İstedikleri kadar kampanya yapsınlar, işte millet burada. Ak Parti’nin rotasını candaş ve yandaş medya çizmedi, milleti çizdi. Milletle yürüyoruz, onlarda candaş ve yandaş medyaya yürüyorlar. Hayır ola yürüsünler. Herkesin yaşam tarzı, giyimi kuşamı, yeme içmesi, inancı, ibadet özgürlüğü, ifade özgürlüğü bizim teminatımız altındadır. Biz ne bunlara müdahale ettik ne müdahale edilmesine müsaade ettik.”
Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir siyasi parti, Doğu’da, Güneydoğu’da nasıl oradaki acılı annelerin, ailelerin, oradaki yoksulluğun, sorunları istismar ederek politika yapmaya çalışıyorsa, öbür muhalefet de ülkenin başka bölgelerinde şehitlerimizi istismar ederek milli duyguları istismar ederek, korku yayarak, sanal tehditlerle korkutarak politika yapmaya çalışıyor. Bunların derdi Türkiye’nin sorunları çözülmesin. Çözülmesin ki biz ayakta kalalım. İşte onun için kışkırtıyor ve tahrik ediyorlar. Onun için çirkin bir dil, yalan ve iftira ile üzerimize geliyorlar.”
Son günlerde tartışılan ve onayda bekleyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (TAPDK) alkol satışını düzenleyen yönetmeliğiyle Avrupa Birliği ve Amerika’da var olan düzenlemelerin Türkiye’de de uygulanmak istendiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, herhangi bir yasaklamanın söz konusu olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, yönetmeliği, “Gazeteyi açtığınız zaman şunu göreceksiniz bir trafik kazası 2 ölü 1 yaralı. Çünkü alkollü şoför kırmızıda geçiyor ve diğer araca vuruyor. Bunun bedelini alkol kullanmayan bir vatandaşım, hayatıyla ödemeye mahkum mu ya? Niye buna karşı biz tedbir almayalım. Yapılan bu” sözleriyle savundu.
Sigara kullanımına karşı başlatılan ’dumansız hava sahası’ projesiyle de benzer eleştirilerin hedefi haline getirildiklerini savunan Erdoğan, şöyle devam etti: “Anayasa’nın da amir hükmü. Anayasa diyor ki; devlet bütün gençliğe zararlı olan bu tür şeylerden, alkollü içkilerden, kumardan, bütün kötü alışkanlıklardan halkını korur, diyor. Gençliğini korur, diyor. Biz anayasal görevimizi yapıyoruz, beyler bundan rahatsız oluyor. Ve hemen işi getiriyorlar, ’işte bunlar bak şeriata geçiyor.’ İnsaf ya. Biraz kendine çeki düzen ver. Ağzı olan konuşuyor.”
Ak Parti’in rotasını milletin çizdiğini belirterek konuşmasını sürdüren Başbakan Erdoğan, muhalefete yönelik eleştirilerine, “Bu partinin rotasını millet çiziyor. Bunlar ne derse desin, televizyonlarda gazetelerde yazsınlar çizsinler. Biz partimizi kurarken muhafazakar demokrat parti olarak kurduk, halkımızla yola çıktık. Bizi en son yüzde 47 ile iktidar yaptınız. İnanıyorum ki, Haziran’da inşallah yeni bir Anayasa’yı kurmak, yeni bir Anayasa’yı inşa etmek üzere, daha ileri demokrasi ve özgürlükler için bunu siz yapacaksınız. Onun için tahrik siyasetine, korkutma siyasetine, kışkırtma siyasetine gereken dersi vereceksiniz” sözleriyle devam etti.
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun RTÜK yasası nedeniyle dile getirdiği eleştirilerin ölçüsüz ve nezaketsiz biçimde gerçekleştiğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun “Padişah mısın kardeşim sen, bu yetkiyi nereden alıyorsun?” sözleriyle eleştirdiği RÜTK yasasında sözü edilen maddenin 1994 yılında SHP’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde yasaya girdiğini savunan Başbakan Erdoğan, “Asıl mimarının kendi partisi olduğundan haberi yok. Secaat arz edecek ama aslında sirkatin söylüyor. Çamur at. Tutmazsa da izi kalır. Kağıthane’nin adını unutup Kağıttepe derseniz böyle olur. İstanbul’da böyle bir ilçe yok, bir de buradan başkan adayı oldunuz” diye konuştu.
AK Parti iktidarının Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıldönümü 2023’e ilişkin projelerin satır başlarını Fethiyelerle paylaşarak konuşmayı sürdüren Başbakan Erdoğan, “Projelerimizi seçim dönemleriyle sınırlandırmıyoruz. Biz bu ülke için, bu millet için daha derin hedeflerin, projeksiyonların peşindeyiz. Şimdi projelerimizin menzilinde Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı, 2023 yatıyor. Diğer siyasi partilerden böyle bir şey duydunuz mu? Onların böyle bir projeksiyonu yok. Biz 2023 dedik ya 2050 derlerse şaşmayın, diyebilirler?” diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın konuşması bu arada dinleyicilerin il olma talepleriyle kesildi.
Plaka şeklinde yazılmış “82 RTE 01″ yazısını görünce gülümseyen Başbakan Erdoğan, “Haa, dur şimdi” dedi ve Fethiye’yi il yapmayı düşünmediklerini açıkladı. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Değerli kardeşlerim, ne dedim ben size, ne aldatan olacağız, ne aldanan. Bizden önce bir çok iktidarlar geldi. Bir ilçe bakıyorsunuz ki şehir olabilmesi için hiçbir altyapısı yok, tutmuşlar il yapmışlar. Birbirinden kopuk. Ben diyorum ki mesele bir ilçenin il olması değil. Kaymakam yerine valinin gelmesi değil. Emniyet müdürü şimd ide var, devlet adına kaymakam da var. Şimdi mesele nedir? Mesele buraya hizmetin dört dörtlük gelmesidir. Mesele burasının en modern şehir anlayışıyla donanımıdır. Bu yapılıyorsa mesele bitmiştir. Alanya, Finike, Fethiye ’Bizi şehir yapın’ diyor. Manisa’da Turgutlu ’Bizi şehir yapın’ diyor. O zaman Türkiye’de şehir bolluğunu getireceği bedelin ne olacağının hesabını iyi yapın, ona göre konuşun. Biz iyi yapıyoruz merak etmeyin. Biz sizi hizmetten mahrum etmedik, etmeyeceğiz.”
Başbakan Erdoğan konuşmasının ardından beraberinde Fethiye’ye gelen 4 bakanla birlikte 33 tesinin açılışını gerçekleştirdi. Başbakan Erdoğan, açılışın ardından Fethiye Kaymakamlığı’na yürüyerek geçti. Yolda çocuklara oyuncak, diş macunu ve diş fırçası takımı hediye eden Başbakan Erdoğan’a kaymakamlık önünde Muğla’nın içinde çarık, yün çorap, eldiven, kaşkol ve kasketten oluşan yöresel kıyafet hediye edildi. Erdoğan, bir vatandaşın başına taktığı yöresel kasketi ise, “Ben Kılıçdaroğlu muyum?” dedikten sonra çıkardı. Kasketi elinde tutan Başbakan Erdoğan, kaymakamlık ziyaretinin ardından ilçeden ayrıldı.
Kaynak:Milliyet
Obama’nın Telefonu Şaşırttı
Wikileaks belgelerinde Türkiye ve AKP hükümeti ile ilgili iddiaların da yer almasından sonra Washington ve Mardin arasında kritik bir telefon görüşmesi gerçekleşti. ABD Başkanı Barack Obama, Erdoğan’ı aradı.
Obama’nın Telefonu Şaşırttı
Başbakan Erdoğan’ın Ak Parti Mardin İl Başkanlığı’nı ziyareti sırasında ABD Başkanı Obama’dan sürpriz bir telefon geldi. Edinilen bilgiye göre, yaklaşık 25 dakika süren görüşmede başta wikileaks’te yayımlanan belgeler olmak üzere Türkiye-ABD ilişkileri ve İsrail’deki büyük çaplı yangına Türkiye’nin gönderdiği söndürme uçaklarının ardından Türkiye-İsrail ilişkileri konuşuldu.
Teşekkür etti
Obama, Türkiye’nin İsrail’e yangın söndürme uçağı göndererek çok büyük bir iş yaptığını ve bunun büyük bir jest olduğunu belirterek, Erdoğan’a teşekkür etti. Erdoğan ise Türkiye’nin bölgesinde hangi ülke olursa yardım etmeye hazır olduğunu söyledi. Görüşmede Erdoğan’ın, Gazze’ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine düzenlenen saldırı nedeniyle İsrail’in tazminat ödeyip özür dilemesi gerektiği konusunu da Obama’ya ilettiği öğrenildi.
Obama üzüntülerini bildirdi
Obama ile Erdoğan arasındaki görüşmede wikileaks’te yayımlanan belgeler de gündeme geldi. Wikileaks’in “kabul edilemez eyleminden” dolayı üzüntülerini bildiren Obama, belgelerin sızıntı olduğunu söyleyerek, süreci yakından takip ettiklerini ve gereken neyse yapılacağını kaydetti. Başbakan Erdoğan’ın ise Obama’ya, belgelerde Türkiye’ye ilişkin iddiaların bulunmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdiği öğrenildi.
Beyaz Sayar’dan yapılan açıklamada, görüşmede, iki liderin “Wikileaks belgelerinin, Türkiye ile ABD arasındaki yakın işbirliğini bozmayacağı veya etkilemeyeceği yönünde fikir birliği içinde olduğu” bildirildi.
Alıntıdır
İsrailli Bakandan Türkiye Açıklamaları
İsrail Devlet Bakanı Benny Begin, “Türkiye ile İsrail arasındaki krizden İsrail hükümetinin derin endişe ve rahatsızlık duyduğunu” belirtti.
Atina’da yayımlanan Ta Nea gazetesine demeç veren Begin, “Türkiye-İsrail ilişkilerindeki krizin geçici olup olmadığına ilişkin” bir soru üzerine, “Bilmiyorum. Ancak durum endişe verici ve rahatsız edici. Hükümetim bundan büyük rahatsızlık duyuyor” ifadesini kullandı.
Begin, “Türkiye’nin, İran, Suriye ve Lübnan ile yeni bir ittifak arayışı içinde bulunduğu” görüşünü dile getirerek, “bunun İsrail ve Avrupa için tehlikeler içerdiğini” iddia etti.
Begin şu görüşleri öne sürdü: “(Başbakan Recep Tayyip) Erdoğan’ın AK Partisi tezlerinde çok açık. İran ile yeni bir ittifak arayışı içerisinde olması, her şeyi kendiliğinden ortaya koyuyor. Türkiye, İran, Suriye ve Lübnan’ın bu yeni ittifakı, hem bizim için, hem de Avrupa için endişe verici. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nde, İran’ın nükleer programıyla ilgili yaptırımların aleyhine oy kullandı. Bu ittifakta tüm bölge için yeni tehlikeler gizlenmektedir. İran da Suriye de terörist örgütleri eğitip silahlandırıyor. Türkiye NATO üyesi bir ülkedir ve böyle bir tavır içerisinde olmamalı. Acı gerçek budur ve bununla karşı karşıyayız.”
Kaynak:Milliyet
Necmettin Erbakan Yeniden Aday Oldu
Eski Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan genel başkanlık için yeniden aday oldu. Erbakan, “Son günlerde yaşadığımız olaylar Allah’ın bir lütfudur, birilerini kolundan tutup çıkartmak veballi bir olaydır. Biz kimseye karışmadan herkes kendi yerini almıştır” dedi.
Erbakan, Atatürk Spor Salonu’nda yapılan Saadet Partisi Olağanüstü Büyük Kongresi’nde kürsüye zeminden yükselen platformla çıkarken salonda “Mücahit Erbakan, efsane Başbakan” sloganları atıldı.
Eski başbakanlardan Necmettin Erbakan, burada yaptığı konuşmada, partileşme sürecini anlattı.
Erbakan, emperyalizmin daha önce AK Parti’ye “Sen şeriatçisin” diyerek izin vermezken Saadet Partisi’nin yükselişinin ardından AK Parti’ye çalıştığını ve 2011 yılında yapılacak genel seçim için “Emperyalizmin AKP’yi parlatacak çalışmalar yaptığını” savundu.
Necmettin Erbakan, “AKP nedir, Saadet Partisi nedir onu anlatacağız, bu zihniyet daha önce Demirel’i getirdi onu kullandı. Daha sonra bizim evladımız Özal’ı getirdi. Ardından Tayyip’i getirdi, aslı varken diğerlerini getiriyor. Hiç saman dolu kuş ile gerçek kuş bir olabilir mi? Saman dolu kuşlarla bunları kandırıyorlar. Bugün tarihi bir gün yaşıyoruz, oku sandıktan çıkardık, dokuz ay sonra yapılacak seçimlerde kendimizi anlatacağız ve iktidar olacağız” görüşünü dile getirdi.
Erbakan, Milli Görüş’ün sadece bir partisinin olduğunu onun da Saadet Partisi olduğunu ifade ederek “Milli Görüş’ün yok olduğunu söyleyen zihniyet şunu iyi bilsin ki daha önce Türkiye’nin en büyük partisi olduk. Birinci şahlanış, ikinci şahlanış ve bugün üçüncü şahlanışın adımını atıyoruz, gece gündüz demeden Saadet Partisi’ni iktidara taşımak için çalışacağız” dedi.
“Sevinin geliyoruz, bolluk bereket geliyor” diyen Erbakan, “Milli Görüş hareketinin Konya’da besmele ile yola çıktığı günü hatırladım” şeklinde konuştu.
Erbakan, şöyle devam etti: “Dünya siyonizmi, önümüzdeki günlerde yapılacak seçimlere büyük önem gösterdi. Medyayı, bankaları, sanayi tesislerinin kontrollerini ve inancı sömürerek AKP’yi iktidara getirmek için var gücüyle çalışıyor.
Suudi Arabistan Kralı, Tayyip’e İslam nişanı takıyor. Keşke Tayyip hizmet etse de biz de alkışlasak.
Bunlar okşayarak yutma projesidir. Bizi AB’ye almayarak okşaya okşaya yutuyorlar. Tarihin en şerefli milletini zincirle AB’nin kapısına bağlamışlar, bunlar hangi milletin çocuğu? Milli Görüş boşu boşuna çıkmamıştır. Batıya köle olmaya isyan eden bir düşüncenin adıdır Milli Görüş.
AKP ve diğer partiler, hepsi birbirinin benzeridir. Bunlar vergi koyup zam yapıp emperyalistlere ödüyorlar. Bizi kıvır kıvır kıvırıyorlar. Siyonizmin tahsildarıdırlar. AKP ve CHP birbirinin benzeridir. Birbirlerinden farklı bir projeleri de yoktur. Tutturmuşsunuz AB diye, niye sizi almıyorlar? Hala anlamadınız mı? Niçin İslam birliğini kurmuyorsunuz? Abiniz istemiyor ondan mı? İnşallah biz geleceğiz AB’nin üstünü çizeceğiz.
1945 yılında çok partili hayata geçildi. Bu tarihten itibaren liberal, sağcılık ve solculuk ortaya çıktı. Bunların tamamı batı taklitçileridir. Size soruyorum Sultan Fatih solcu muydu, liberal miydi? Tabii ki Milli Görüşçüydü.
Son günlerde yaşadığımız olaylar Allah’ın bir lütfudur, birilerini kolundan tutup çıkartmak veballi bir olaydır. Biz kimseye karışmadan herkes kendi yerini almıştır.” Erbakan, meşaleyi şimdi yaktıklarını ve bugün harekete başlayacaklarını bildirdi.
Kaynak:Milliyet
“Başbakanlıkta Yeni Bir Sistem İstiyoruz”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Başkanlık sistemini yeniden gündeme getirerek referans olarak Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’yu gösterdi. Referandumda “Evet” çıkması halinde Türkiye ekonomisinin ilerleme kaydedeceğini belirterek “Hayır çıkarsa da saygı duyarız, ama ülkem için hakkeden zorlukların olduğunu ifade etmeliyiz” dedi. Dün sabah CNN Türk’ün canlı yayınında soruları yanıtlayan Erdoğan’ın altını çizdiği konular şöyle:
BAŞKANLIK SİSTEMİ: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül göreve geldikten sonra cumhurbaşkanlığının mevcut yetkilerinin fazla olduğu noktasında açıklamaları oldu. AK Parti’nin düşüncesi de bu yöndedir. Başkanlık sistemi, cumhurbaşkanlığı sisteminden çok farklı. Dünyada başta ABD olmak üzere başkanlık sisteminin işlediği ülkeler var. Fransa’da yarı başkanlık sistemi, Almanya’da başkanlığın olduğu farklı bir sistem, Güney Amerika ülkelerinde de farklı uygulamalar yürütülüyor. En ideal olan neyse bunun üzerinde tartışma yapılabilir, bir önyargımız yok. Bu konuda şu anda Anayasa Komisyonu Başkanımız Burhan (Kuzu) Bey’in geniş çalışması var, akademisyenlik döneminde tezi var. O da bu konuda çok çok iddialı, parlamentoya girmeden önce devamlı anlatırdı. Bunun üzeride geniş çalışma yapabiliriz. Burada bütün mesele, ülkemiz hangisiyle daha büyük verim, kazanım elde edecek. Sistem ne kadar rahat çalışabilirse… Burada parlamenter sistemi yok etmiyorsunuz ki muhalefet ’bunlar hilafet getirecekler’ diyor. Başkanlık sisteminin hilafetle ne alakası var? Parlamenter demokrasi yine işliyor. ABD Kongresi’nin ne kadar güçlü olduğunu biliyorsunuz, bir silah alımı yapmak için bile ABD Başkanı, Kongre müsaadesi olmadan bir silah alımı yapamaz.
DOKUNULMAZLIK: Dokunulmazlığın tanımının yapılması gerekir. Yargı mensupları ya da silahlı kuvvetler mensuplarının yargılanmaları farklı esaslara tabi. Biz burada Parlamentonun çalışmamasını mı, yoksa adi suçları dokunulmazlık zırhından çıkarıp, bunların yargıya açılmasını mı kastediyoruz. Sadece Parlamento mensupları mı dokunulmazlık zırhından çıkarılacak? Yargı mensupları, silahlı kuvvetler de çıkarılacak mı? Bunu belirlemeliyiz. Biz diyoruz ki hepsini bu zırhtan çıkaralım, aynı çerçevede bunları değerlendirelim. Milletvekili dokunulmazlığını tümüyle kaldırdığınız zaman bu ülkede siyaset yozlaşır, milletvekilinin özgüven içinde çalışma imkanı olamaz. Bir başbakan bile her an bir savcının, bir yargıcın yargılamasına açık, Demokles’in kılıcı her an boynunda sallanacak gibi hisseder. Şu anda sıkıntı çekiyoruz, o zaman nasıl bu görevi yapacağız. Dokunulmazlığın kaldırılmasını isteyenler, sadece kendi iktidarları olmadığı için bunu istiyorlar. Kendi iktidarlarında niçin böyle bir talepte bulunmadılar.
‘EVET’ ÇIKARSA: Küresel sermaye, gideceği ülkede istikrar, güven arar. Küresel sermaye Türkiye’ye öyle kilitlendi ki, bu 26 maddelik paket, geleceğe yönelik sıçrama olarak görülüyor. AK Parti hakkındaki kapatma davasından dolayı, ’yüzde 65 oy almış siyasi partinin iktidar olduğu bir ülkede böyle şeyler oluyorsa her an her şey olabilir’ dediler. Siz, bir sermayedar olsanız, böyle bir tablo içerisinde ciddi yatırımlara girebilir misiniz. Ben giremem, yarını mı görmem lazım. Para, cıva gibidir, kendisine uygun zemini bulunca oraya kaçar. Türkiye en uygun zemin, ama biz bu uygun zemini karartıyoruz, yazık oluyor. Halk oylamasının sonrasına ilişkin bütün hazırlıkları yaptık. Evet çıkması halinde süratle bu hazırlıklarımızı Bakanlar Kuruluna sevk ederek, bir an önce bunu neticelendirip, vaat ettiğimiz uygulamaya geçme gayreti içindeyiz. 3 ay, 6 ay, 1 sene beklemeyi asla düşünmüyoruz. Çünkü o zaman biz vaadimizde halkımıza karşı yalancı duruma düşeriz, güvenilirliğimizi kaybederiz.
HAYIR ÇIKARSA: ’Hayır’ çıkarsa da saygı duyarız, ama ülkem için hakkeden zorlukların olduğunu ifade etmeliyiz. ’Hayırcılar vatan haini’ demem mümkün değil.
KEŞKE SÖYLEMESEYDİM: Benzer bir tablo Sezen Aksu’nun adının İzmir’de bir sokağa verilmesi olayında yaşandı. CHP Parti Meclisi’ne giren bir anayasa hukukçusu önce çirkin bir yaklaşımda bulundu, sonra da özür diledi. Söz öyledir ki ağzınızdan çıktı mı ona mahkum olursunuz. En azından bir büyük ayıptır. “’şu sözü söylemeseydim’ dediğiniz oldu mu?” sorusuna) Olmaz olur mu, oluyor. Bazen çok gerilim anına giriyorsun. Öyle şeyler oluyor ki inanın hizmeti verdiğiniz yerde size çok ters bir hareket yapıyorlar. Ona bile belki sabretmemiz lazım.
YENİ ANAYASA: Daha sonra yapılması muhtemel yeni anayasa çalışmasında CHP, MHP ve BDP ile görüşmeler yapacağız. Önceki anayasa çalışmasında muhalefet ile uzlaşma sağlanamadı. Biz istiyoruz ki netice alalım. Azami gayret gösteriyoruz ama karşımızda asgari gayret var. Yeni dönemde inanıyorum ki bu tablo çok daha farklı olabilir. Şu anda mevcut hazırlıklarımız, birikimlerimiz var. Biz şimdi hemen bu seçimden sonra parti olarak kendi çalışmamızı yapacağız. Hazırlıklı gitmemiz lazım. Seçimlerden sonra davetimizi yapıp kimler gelecekse hepsiyle bunu yapacağız. İstiyoruz ki 73 milyonun ’benim anayasam’ dediği bir anayasa çıkaralım. Buna akademisyenleri, medyayı, sivil toplum örgütlerini, Parlamento dışı kalan siyasi partileri davet edelim ve hep birlikte bir konsensüs oluşsun. Bu, 2011 sonrasında atılacak adım.
PROFESYONEL ASKERLİK: Genelkurmay Başkanlığı ile profesyonel askerlik değerlendirmesi yaptık. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin profesyonel askeriliğe yaklaşımı olumlu değil. Tek tip askerlikle ilişkin çalışmalar devam ediyor. Eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un olduğu gibi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in de özel sınır birlikleri konusundaki yaklaşımı olumlu. Bölgenin arazi koşullarını bilen özel sınır birlikleriyle terörle mücadeleyi yürütmek istiyoruz. Bu sayede asker ailelerinin de kaygılarının azaltılmasını hedefliyoruz. Ayrıca modern savaş teknolojilerinin açtığı çığır ve askerlik alanında uzmanlık düzeylerinin yükselmesi nedeniyle çok sayıda askerden oluşan ordu bulundurma anlayışının gözden geçirilmesi gerekiyor.
YÖK’ün sistemi değiştirilmeli
YÖK’ün mevcut sisteminin değiştirilmesinden yanayım. Niçin üniversiteler kendi öğrenci alımlarını yapmasın? Niçin böyle merkeziyetçi bir sistem? Kaldıralım bu sistemi. Oturalım, bunun üzerinde konuşalım. Erdoğan, önceki gün ATV’de katıldığı programda Pazartesi günü YÖK ile görüşeceklerini açıklamıştı.
Başbuğ’a madalya
Başbakan Erdoğan, son 4 Genelkurmay Başkanı’na verilen ‘Devlet Şeref Madalyası’nın, görevini Orgeneral Işık Koşaner’e devreden Orgeneral İlker Başbuğ’a neden takılmadığı sorusunu yanıtladı. Erdoğan, “Değerliendirme yapamadık. Seçime denk geldi, olumsuz tavrımız yok” dedi.
Kaynak:Vatan
Şampiyona’nın Açılışı Müslüm Gürses’e Kaldı
2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’nı Fazıl Say ile açılacaktı. Fakat karar değişti, açılış Müslüm Gürses’e kaldı. “AKP’li zihniyet beni istemez” diyen Fazıl Say ise içini Facebook’ta döktü.
Fazıl Say, 2010 FIBA Dünya Basketbol Şampiyonası için hazırladığı açılış projesinin iptal olduğunu sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta açıkladı. AKP’yi sık sık eleştiren ünlü piyanist Fazıl Say, 28 Ağustos-12 Eylül tarihleri arasında Türkiye’de gerçekleştirilecek şampiyonada kendisini yerine Müslüm Gürses’in tercih edildiğini söyledi:
Dünya Basketbol Şampiyonası açılışına bir proje yapmam istenmişti. Proje piyano- orkestra -koro ve Türk enstrümanları için Türk Marşı çeşitlemeleri olacaktı. Haber geldi; ‘Olmuyor’ denildi. Federasyonu uyarmıştım, ‘AKP’li zihniyet beni istemez’ diye. Nitekim öyle oldu, Müslüm Baba’nın basketi… ‘Ne mutlu AKP’liyim diyene. Benimse hiçbir sorunum yok. Bütün dünyada yılda verdiğim 120 konser ve her yıl bestelediğim 3-4 eser siparişi ile hakikaten yok. Ve şimdiden yazalım, bu zihniyet, bunlar sorulduğunda kendini savunurken hep, ‘Fazıl Say çok pahalı fiyat verdi’ demiştir. Yine öyle diyecektir.
Kaynak:Vatan
Arabulucuk Teklifi Davutoğlu’nu Şaşırttı
Türkiye’nin dış politikası yurt dışında ilgiyle izleniyor. İngiltere’nin önde gelen dergisi The Economist de konuyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. The Economist Afrika’dan gelen arabuluculuk teklifinin Davutoğlu’nu şaşırttığını yazdı.
Arabulucuk Teklifi Davutoğlu’nu Şaşırttı
İngiliz dergisi, “Türkiye’nin arabuluculuk yetenekleri Afrika’da bile heyecan yaratmış bulunuyor” da dediği analizinde Davutoğlu’nun bir süre önce Botswana’nın Namibya ile olan toprak sorununun çözümü için kendisinden yardım istediğini açıkladığını da anımsatarak “Gururu okşanmış olsa da, Sayın Davutloğu, bir kerecik afallandığını itiraf etti” diye yazdı.
The Economist dergisi, Türkiye’nin, Hamas elindeki İsrailli asker Gilad Shalit sorunu gibi insani konularda yaptığı arabuluculuk girişimlerine dikkat çektiği analizinde “Bazen Türkiye gerçekten Batı ile Doğu arasında bir köprüdür” derken Batı’ya da sitem etti. Dergi, Türkiye’nin İran politikasından rahatsız olan Batı’nın, Türkiye, İran’ın “casusluk” iddiasıyla yakaladığı Batılıların serbest bırakılmasını sağlayınca, “hiç şikayet etmediği”ni vurguladı.
İngiliz The Economist dergisi, “Büyük Arabulucu” başlıklı analizinde Türkiye’nin son dönemde Batı ile İran gibi ülkeler arasındaki bazı sorunların çözümü için yaptığı girişimlere dikkat çekerek”Bazen Türkiye gerçekten Batı ile Doğu arasında bir köprüdür” yorumunu yaptı.
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin İsrailli komandoların Mavi Marmara gemisindeki dokuz Türkü öldürmesinin ardından iyice kötüleşmesine rağmen Türkiye’nin İsrailli asker Gilad Shalit’in serbest bırakılması için Hamas nezdinde “lobicilik” yapmayı sürdürdüğünü yazdı.
Dergi, Türkiye’nin İsrail ile yaşadığı sorunun, Batı’da ılımlı İslam’ı Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında doğuya kaydığı yönündeki endişeli yorumlara neden olduğunu belirttiği analizinde şöyle devam etti:
“İran ile sıcak ilişkiler konusundaki kaygı özellikle büyük. Ancak, Nisan 2007’de Türkiye, İran tarafından yakalanan, İngiliz Kraliyet Donanması 15 denizcisinin serbest bırakılmasında arabuluculuk yaptığında hiç kimse, şikayet etmemişti. Aynı biçimde Fransa, Mayıs ortasında Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bizzat devreye girmesi ile İran tarafından casusluk suçlaması ile tutuklanan Fransız öğretmen Clotilde Reiss’in serbest bırakılmasını temin etmesinden çok mutlu oldu.”
The Economist, Türkiye’nin İran, Irak, Afganistan ve Orta Asya’dan kaçan binlerce siyasi mültecinin ilk durağı olduğunun altını çizerken de bunların arasında İran’da zina yaptığı iddiası ile taşlanarak idam edilme durumuyla karşı karşıya bulunan Şakine Aştiani adlı kadının savunmasını üstlenen İranlı avukatı Mohammed Mostafei’nin bulunduğuna işaret etti.
Mostafei’nin ölüm tehditlerini aldıktan sonra Türkiye’den kaçarak Norveç’e gittiği de belirtilen analizde şöyle denildi:
“Şimdi Türkiye, sessizce müvekkilinin sorunu ile de ilgileniyor. Aynı zamanda bir yıl kadar önce Irak sınırına yakınlarında yürürken ‘casusluk’ şüphesiyle göz altına alınan ve o zamandan beri Tahran’ın adı çıkmış, Evin cezaevinde berbat durumda olan üç Amerikalının serbest bırakılması için İran’a baskı yapıyor.”
Kaynak:Milliyet





