Kaddafi’ye Büyük Darbe!
BM Güvenlik Konseyi, Libya’da Muammer Kaddafi rejimine yönelik yaptırımlar getiren karar tasarısını “oybirliğiyle” kabul etti.
15 üyesi bulunan Güvenlik Konseyi’nin, karar tasarısını tüm üyelerinin oybirliğiyle kabul etmesi büyük önem taşıyor.
BM Güvenlik Konseyi’nin oybirliğiyle kabul ettiği Libya’daki Muammer Kaddafi rejimine yönelik yaptırım kararında, Kaddafi’nin ailesinden ve yakın çevresinden 16 kişiye uluslararası seyahat yasağı getiriliyor, ailesinden de 6 kişinin malvarlıkları donduruluyor.
Konsey’in bugün oybirliğiyle kabul ettiği 1970 sayılı kararda, Libya’daki olaylardan ciddi endişe duyulduğu belirtilerek, sivillere yönelik şiddet ve güç kullanılması “kınanıyor.".
Libya’da “sivil halka karşı kullanılan yaygın ve sistematik saldırıların, insanlığa karşı suç teşkil edebileceği” kaydedilen kararda, bu saldırıları düzenleyenlerin yaptıklarından sorumlu tutulması gereği de vurgulanıyor. Bu kapsamda Konsey kararında, BM Ana Sözleşmesinin (Şartı) 7. Bölümünün 41. maddesi çerçecevesinde, aşağıdaki hususlarda çağrıda bulunuyor.
“-Şiddetin derhal sona ermesi ve nüfusun meşru taleplerinin yerine getirilmesi.
-Libya’dan ayrılmak isteyen tüm yabancıların tahliyesinde BM’ye üye tüm ülkelerin işbirliğinde bulunması.
-15 Şubat’tan beri Libya’da meydana gelen şiddet olaylarının Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) havale edilmesi ve UCM’nin savcısının 2 ay içerisinde Konsey’e bu konuda bilgi vermesi, ardından her 6 ayda bir gelişmelerden Konsey’i haberdar etmesi.
-Tüm üye ülkelerin Libya’ya doğrudan ya da dolaylı silah, mühimmat, askeri araç ya da yedek parçası tedariğini, satışını veya transferini durduracak önlemler alması.
-Libya’nın tüm silah ve ilgili malzemelerin ihracatını durdurması.
-BM’ye üye ülkelerin, vatandaşlarının, Libya yetkililerinin insan hakları ihlallerine katkıda bulunacak faaliyetlere katılmak üzere Libya’ya seyahat etmelerinin önüne geçmeleri.".
Kararın eklerinde uluslararası seyahat yasağı getirilen toplam 16 kişi arasında Muammer Kaddafi başta olmak üzere Kaddafi’nin ailesi ve yakın çevresinden kişiler bulunuyor, malvarlıkları dondurulan 6 kişi de Kaddafi, kızı Ayşe ve 4 oğlundan oluşuyor.
Kararın diğer önemli bir özelliği de Konsey’in, Sudan’ın Darfur bölgesindeki çatışmaları Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) havale etmesinin ardından tarihinde ikinci kez Libya’daki şiddet olaylarını UCM’ye taşıma kararı alması ve bu kararı ilk kez bu defa “oybirliğiyle” alması oldu.
Konsey yaptırım kararını almasının ardından Libya’nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı İbrahim Dabbaşi Konsey’e hitaben bir teşekkür konuşması yaptı. Dabbaşi konuşmasında, yaptırım kararının Kaddafi’ye direnen halka “manevi destek verdiğini” ifade etti.
Kaddafi’ye ilk isyan bayrağını çeken ve onu liderlikten çekilmeye davet eden ilk Libyalı diplomat olan Dabbaşi konuşmasında, Kaddafi rejiminin çoktan güvenirliğini ve meşruiyetini kaybettiğini belirterek “Bu kararın, Trablus’ta hala varlığını sürdüren bu faşist rejimin sona ermesine yardımcı olmasını umuyoruz” dedi. Dabbaşi, Libya ordusu mensuplarına da çağrıda bulunarak onlardan halka destek vermelerini ve Kaddafi rejimini kınamalarını istedi. “En önemli şey bu rejimin sona ermesidir” diye konuşan Libyalı diplomat, halkın rejime direnmeye devam etmesini istediklerini ve yakında rejimin devrileceğine inandığını söyledi. Dabbaşi daha sonra gazetecilerin soruları üzerine ise kendilerinin Libya halkı için çalıştıklarını, bir süredir Trablus’taki rejimle ilgilerini kestiklerini söyledi.
Dabbaşi sorular üzerine kendisinin sadece görevini yaptığını ve asıl cesareti Libya halkının gösterdiğini de söyledi.
Genel Sekreter Ban Ki-mun da Konsey’de yaptığı konuşmada, Konsey’i kabul ettiği karar dolayısıyla tebrik ettiğini belirterek “Bu karar, temel insan haklarının ihlallerinin hoşgörülemeyeceği, ve bu tür ciddi suç işleyenlerin sorumlu tutulacakları yönünde tüm dünyaya güçlü bir mesaj vermektedir. Umarım bu mesaj, Libya’daki liderlik tarafından dinlenir” dedi. Ban önümüzdeki günlerde daha da sert önlemlerin alınabileceğini de belirtti.
İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mark Lyall Grant yaptığı açıklamada, “Yaptırımlar, uluslararası toplumun Libya’daki şiddete karşı duyduğu derin endişe ve aslında kızgınlığın güçlü bir ifadesi oldu” dedi. Grant gazetecilerin soruları üzerine de, UCM Savcısından Libya’daki olaylarla ilgili derhal soruşturma başlatmasını ve kendilerine 2 ay içinde bilgi vermesini istediklerini belirtirken kararın Kaddafi rejimine yönelik son derece “sert ve bağlayıcı yaptırımlar” getirmesinden son derece memnun olduklarını söyledi. Grant, 24 saat önce Konsey’e sundukları karar tasarısının hızla ve oybirliğiyle kabulünden ayrıca memnun olduklarını da dile getirdi.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Susan Rice da konuşmasında, yaptırım kararının son derece hızlı alınmış, güçlü, bağlayıcı ve etkin bir karar olduğunu düşündülerini vurgulayarak “Sivillere kıyım uygulayanlar kişisel olarak yaptıklarından sorumlu tutulacaklardır” dedi. Rice bu kapsamda Konsey’in “tek ses olmasından ve sert ve bağlayıcı yaptırım kararı almasından” dolayı son derece memnun olduklarını ifade etti.
Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gerard Araud da, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da “özgürlük ve değişim rüzgarlarının estiğini” belirterek, BM Güvenlik Konseyi’nin de uluslararası ilişkilerdeki bu yeni döneme yanıt verebilmeyi başardığını söyledi.
Almanya’nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Peter Wittig ise Konsey’in dünyaya bu derece güçlü bir mesaj vermesinden çok memnun olduklarını belirterek, Konsey açısından “tarihi bir gün” yaşandığını söyledi.
Kaynak:Milliyet
Kurtlar Vadisi: Filistin Almanya’yı Karıştırdı!
Ocak 23, 2011 by GaMZeM
Filed under Sinema Haber
Vizyon tarihi nedeniyle Kurtlar Vadisi: Filistin Almanya’yı karıştırdı. Filmin, “Ulusal Nasyonal Sosyalizm Kurbanlarını Anma Günü”nü olan 27 Ocak’ta vizyona girecek olması partilileri birbirine düşürdü.
Hıristiyan Demokratların parlamento Dışişleri Sözcüsü Philipp Missfelder kurbanlara duyarsızlık ve saygısızlık yapıldığını söyledi. Sosyal Demokratların milletvekili Kerstin Griese, “Bu film problemli çünkü şiddeti, İsrail karşıtlığını ve anti-semitik duyguları körüklüyor” dedi. Yeşiller’den Jerzy Montag ise “Filmin 27 Ocak’ta vizyona girmesi tarihdışı ve sorumsuzluk” dedi. Montag filmin yasaklanma ihtimali olup olmadığı sorulduğunda da “Yasalara karşı gelmedikçe Almanya’da mide bulandırıcı şeyler de gösterilebiliyor” dedi.
Die Welt gazetesinde yer alan haberde, filmde Mavi Marmara’nın öcünün alındığı ve İsraillilerin düşman olarak gösterildiği belirtilerek, “Bir çeşit Türk James Bond olan baş karakter İsrailli yetkilileri dize getiriyor. Düşmanı ise Filistinli çocukları öldürmekten çekinmeyen zalim bir İsrailli subay” denildi. Filmin dağıtıcısı Köln merkezli Pera Film ile görüşen Die Welt, yöneticilerin tarihin hassaslığından haberleri olmadıklarını söylediklerini aktardı. Pera filmin sözcüsü gazteye filmin aslında kasım ayında vizyona gireceğini ancak prodüksiyon nedenleri yüzünden aksadığını ve sonraki uygun tarihin 27 Ocak olduğunu söyledi. Nazi Almanyası döneminde yaklaşık altı milyon Yahudi soykırıma uğradı.
27 Ocak’ta ne olmuştu?
27 Ocak tarihi binlerce Yahudi’nin katledildiği Auschwitz toplama kampından geliyor. 27 Ocak 1945 günü kamp, Sovyet birlikleri tarafından kurtarılmıştı ve bu tarih 1996 yılından itibaren milyonlarca Nazi kurbanını anma günü olarak kabul ediliyor.
Kaynak:Milliyet
Alman Hocanın Büyük Ayıbı!
Almanya’nın Aşağı Saksonya eyalatindeki bir lisede, lise öğretmeni Dirk H. derste tuvalete gitmek isteyen bir Türk öğrenciye “Sen Türk’sün, burada hakların yok” dedi ve öğrenciye izin vermedi.
Alman Bild gazetesinin haberine göre 16 yaşındaki Türk öğrenci, insan hakları konusunun işleneceği dersin başında tuvalete gitmek için izin istedi.
Ancak öğretmeni dersin yeni başladığını söyleyerek izin vermedi.
Bunun üzerine Türk öğrenci “insan hakları çerçevesinde tuvalete gitmesine izin verilmesi gerektiğini belirtti.
Öğretmen buna karşılık öğrenciye “Sen Türk’sün ve burada hakların yok” dedi.
Olayın duyulmasının ardından öğretmen hem öğrenciden hem ailesinden yazılı olarak özür diledi.
Eyalet eğitim müdürlüğü de öğretmen hakkında inceleme başlattı.
Türkiye Avrupa’ya Meydan Mı Okuyor?
Financial Times gazetesi kıdemli köşe yazarlarından Philip Stephens, Türkiye-AB ilişkileri konusunu değerlendirdiği “Türkiye’nin Yaşlı Avrupa’ya Meydan Okuması” başlıklı geniş yorumunda Türkiye’ye ilişkin tutumunu eleştirdiği Avrupa için “Türkiye’ye kapıyı kapatarak yükselişini engellemeyecek sadece, onu uzaklaştıracak” uyarısını yaptı.
Philip Stephens, Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerine ilişkin geniş bir yorum yayımladı. “Türkiye’nin Yaşlı Avrupa’ya Meydan Okuması” başlığı kullanıldığı yorumda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Chatham House’nin “Yılın Adamı” Ödülünü almak üzere gittiği Londra’da iken Financial Times’i ziyaret ettiğini anlattı ve Gül’ün bazı değerlendirmelerine yer verdi. Stephens, “Türkiye’ye kapıyı kapatmak, yükselişini engellemeyecek. Sadece, onu uzaklaştıracak. Avrupa’nın önündeki tercih basittir: gücünü paylaşabilir ya da elinden kaydığını seyredebilir” uyarısında bulundu.
Alıntıdır
ABD’nin Türkiye Düşmanı Liderleri Gidiyor
ABD’de önümüzdeki salı yapılacak ara seçimlerde şimdiki Başkan Nancy Pelosi’nin yerine Türkiye dostu olarak tanınan Cumhuriyetçi John Boehner’in geçmesi bekleniyor.
Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğa geçeceği, ancak Senato’da Demokratların, sayıları düşse de çoğunluklarını koruyacağı tahmin ediliyor. Bu durumda Temsilciler Meclisi Başkanı olması beklenen Boehner, geçmişte Ermeni tasarılarına karşı tutumuyla bilinen ve Türkiye-ABD müttefikliğine vurgu yapan isimlerden.
Boehner, 2007 yılında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nden geçen Ermeni tasarısının Genel Kurul’da oylanıp oylanmayacağının tartışıldığı bir sırada katıldığı bir televizyon programında, 1915 olaylarının niteliğinin, Washington’daki politikacılar değil, tarihçiler tarafından belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Boehner, “Türkiye, teröristlerle savaşımızda çok önemli bir müttefik” demişti.
Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu sağlamaları, Türkiye karşıtı diğer bir isim olan Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Howard Berman’ın da görevini bırakmasını gerektirecek. Berman’ın yerine, komitede Cumhuriyetçi Parti’nin en kıdemli üyesi Ileana Ros-Lehtinen’in gelmesi öngörülüyor. Lehtinen, bu yılın mart ayında Temsilciler Meclisi’nden geçen Ermeni tasarısının oylamasında tasarıya karşı oy kullanmıştı.
Kaynak:Milliyet
Angela Merkel’in Tarihi İtirafı
Almanya Başbakanı Angela Merkel tarihi bir itirafta bulundu ve Almanya’da çok kültürlülüğün başarısız kaldığına inandığını belirtti.
Merkel, Potsdam kentinde Hristiyan Birlik partilerinin (CDU/CSU) gençlik kolu olan Junge Union’un (JU) düzenlediği olağan yıllık toplantısında yaptığı konuşmada, Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) Genel Başkanı Horst Seehofer’in “Çok kültürlülük tümüyle başarısız kaldı” şeklindeki görüşlerini destekledi.
Göçmenlerin, yasalara uymanın yanı sıra Almancayı da çok iyi öğrenmesi gerektiğini belirten Merkel, göçmenlerin teşvik edilmesi, kendilerinden aynı zamanda bazı şeylerin talep edilmesi gerektiğini, göçmenlerden bazı şeyleri talep etme politikasının geçmişte yetersiz kaldığını savundu.
Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un, İslamiyet’in Almanya’nın bir parçası olduğu şeklindeki sözlerini ise doğru bulduğunu ifade eden Merkel, “Bunu sadece Mesut Özil’de görmüyoruz” diye konuştu.
Kaynak:Milliyet
“Üzülme Türkiye”
Bild gazetesinin internet sayfasında Türkçe olarak “Üzülme Türkiye” başlığıyla yer alan haberde, Olimpiyat stadında bulunan yaklaşık 40 bin Türk seyircinin ıslıkları nedeni ile Mesut Özil’in maça tutuk başladığı, ancak ikinci yarıda Dünya kupasındaki oyununu sergileyerek durumu 2-0 yapan golü attığı ifade edildi.
Golü attıktan sonra Mesut’un sanki utandığı görüşüne yer verilen haberde, Mesut’un golden sonra kısaca bir gülümsediğini ve kollarını açmakla yetindiği kaydedildi.
Focus dergisinin internet sayfasında, “Almanya Berlin’de deplasman zaferini kutluyor” başlığıyla verilen haberde de, Alman Milli Takımı Teknik Direktörü Joachim Löw’ün, “Çok memnunum, takım inanılmaz bir irade sergiledi. Bu bizim için bir deplasman oyunuydu. Çok zorlu bir maçtı” şeklinde konuştuğu belirtildi.
“Der Spiegel” dergisinin internet sayfasında “Klose’nin çifte golü Türkiye’ye karşı zaferi garantiledi” başlığıyla verilen haberde, Mesut’un da golü attıktan sonra sanki sevinmek istemezmiş gibi davrandığı, bu nedenle kısaca gülümsediği, takım arkadaşlarının da kendisini kucakladığı ifade edildi.
Spor dergilerinden Kicker’in internet sayfasında da, “Üst direk, direk, Klose, gol” başlığıyla verilen haberde, Klose’nin ilk golünden sonra, Türk kökenli olduğuna vurgu yapılan Mesut’un 2. golü atarak Alman Milli Takımının zaferini garantilediği belirtildi.
Başbakan Berlin’den Memnun Kalmadı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün alınan Almanya yenilgisinin üzerine “Bir daha Berlin’e gitmem” dedi.
Türkiye maçını Olimpiyat Stadı’nda izleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sergilenen futbol ve alınan sonuçtan hiç memnun kalmadı. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile Başbakan Angela Merkel ile birlikte karşılaşmayı izleyen Erdoğan’ın alınan farklı yenilginin ardından “Bir daha Berlin’e gelmem” diyerek tepkisini ortaya koyduğu öğrenildi.
BERLİN Olimpiyat Stadını dolduran Alman taraftarlar Mesut Özil’in golüyle 2-0 öne geçtikten sonra 82. dakikadan itibaren ‘Güle Güle’ anlamına gelen ‘auf wiedersehen’ tezahüratlarıyla stadı inlettiler. Almanlar, 3-0’dan sonra ise stadı terk etmeye başlayan gurbetçi vatandaşlarımıza tekrar ‘auf wiedersehen’ tezahüratlarıyla stattan yolcu ettiler.
Beşiktaş Transferde Hız Kesmiyor!
Beşiktaş transferde hız kesmiyor. Siyah beyazlı taraftarlar Robinho’nun gelmesini beklerken yönetimden süpriz bir atak geldi ve Fenerbahçe’nin eski oyuncusu Aurelio ile anlaştı. Bayern Münih’li Klose’nin de sırada olduğu söyleniyor.
Beşiktaş Yönetimi dün sürpriz bir atakla Fenerbahçe’nin eski oyuncusu Mehmet Aurelio ile anlaşmaya vardı. Siyah-beyazlı yöneticilerin dün gece geç saatlere kadar Real Betis Kulübü ile yapılan görüşmelerden olumlu sonuç aldığı ve milli oyuncuyu da ikna etmeyi başardığı öğrenildi.
Birkaç gün içinde İstanbul’a gelecek olan Aurelio’nun iki yıllık sözleşmeye imza atması bekleniyor. Bu arada bir süredir Robinho transferiyle yatıp kalkan Beşiktaş Yönetimi, sponsor krizinin devam etmesi nedeniyle, Brezilyalı oyuncunun dosyasını tamamen kapattı. Yönetimin, Manchester City’in, hatırı sayılır bir miktarda indirim yapmasına rağmen, hem camiadaki zengin iş adamlarından, hem de diğer sponsorlardan yeterli desteği görememesi yüzünden yeni isimlerle temasa geçti.
Siyah-beyazlıların, Bayern Münih’in golcüsü Miroslav Klose ile temasa geçtikleri ifade edildi. 32 yaşındaki Alman oyuncuyu renklerine katmak isteyen Beşiktaş Yönetimi’nin, dün Avrupa Ligi maçı için dün Finlandiya’ya gittiği, Klose’den olumlu bir haber çıkması durumunda Almanya’ya geçeceği belirtildi. Yönetimin, bu oyuncunun yanı sıra Werder Bremen’de oynayan Grafite ve Almeida ile de yakından ilgilenecekleri bildirildi.
Beşiktaş’ın, Avrupa Ligi’nde gruplara kalacağını hesaplayan siyah-beyazlı yönetim, bu nedenle golcü transferini bir an önce bitirmek için, Almanya’da adeta karargah kuracak.
Kaynak:Milliyet
Hitler’in DNA Sonucu Şok Etti!
Nazi lideri ve Yahudi düşmanı Adolh Hitler’in DNA sonucu şok etti!
Adolf Hitler’in, DNA sonuçlarına göre, ‘Yahudi’ ve ‘Afrika’ kökenli olduğunun ortaya çıktığı iddia edildi. Daily Mail gazetesi, Hitler’in akrabalarından alınan DNA örneklerine yapılan testler sonucunda, ‘Yahudi’ ve ‘Afrika’ kökenli olduğunun anlaşıldığı yazdı.
Hitler’in akrabalarından alınan örneklerden elde edilen ‘Haplopgroup E1b1b’ (Y-DNA) adlı kromozomun, Almanya ve Batı Avrupa’da pek nadir bulunduğu, daha çok Afrika’nın Fas, Cezayir, Libya, Tunus gibi ülkelerinin yanı sıra Aşkenaz ve Seferad Yahudileri’nde bulunduğu kaydedildi.
Gazeteci Jean-Paul Mulders ile tarihçi March Vermeeren, DNA örneklerini kullanarak, Hitler’in 39 akrabasının izini sürmüştü. Yapılan araştırma sırasında Avusturyalı çiftçi Norberth H.’nin, Hitlerin öz yeğeni olduğu ortaya çıkmıştı.





