Hediye Kasketi Takmadı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ziyaret ettiği Fethiye’de kendisine kasket hediye edildi, Başbakan hediye kasketi takmadı ve “Ben Kılıçdaroğlu muyum?” dedi.
Başbakan Erdoğan, aralarında huzurevi, hastane ek hizmet binaları, sulama barajları, yangın kuleleri, yeni derslikler ve okulların bulunduğu 33 tesisin toplu açılışını gerçekleştirmek için Muğla’nın Fethiye İlçesi’ne geldi. Başbakan Erdoğan’ın gezisine ’ucube’ tartışması nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifa çağrısında bulunduğu Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Çevre ve Orman Bakanı eşlik etti.
Fethiye Cumhuriyet Meydanı’nda yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı toplu açılış törenindeki konuşmasına Başbakan Erdoğan, açılış yapılan tesisleri tek tek sayarak başladı ve “Bir çeşme açılış töreni yapmıyoruz ha. Gördüğünüz gibi toplu bir açılış töreni yapıyoruz. Yetişemiyoruz onun için toplu açılış törenleri yapıyoruz. Çünkü zamanla yarışmak durumundayız” dedi.
AK Parti olarak bir ülkü ile yola çıktıklarını belirten Başbakan Erdoğan, “Yola çıktığımız andan itibaren, 73 milyonun tamanının hükümetiyiz. Biz 780 bin kilometrekare doğusuyla batısıyla kuzeyiyle güneyiyle tüm Türkiye’nin efendisi değil, hizmetkarıyız. Bizim için 73 milyon birdir. Bizim için Türkiye’nin her bir köşesi birdir” diye konuştu.
Türkiye’de istismar siyaseti yapan ve siyasetini istismar üzerine inşa eden partiler olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, isim vermeden tüm siyasi partileri eleştirdi ama en ağır sözleri CHP içi sarf etti. Erdoğan, “Bir parti çıkıyor benim Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşımın hissiyatını istismar gayreti içine giriyor. Bir başkanı çıkıyor, benim Batı’daki, Ege’deki kardeşimin hissiyatını istismar etmenin gayreti içine giriyor. Bir başkası çıkıyor sahil şeridini, Trakya’yı istismar ederek ayakta kalmanın mücadelesi içine giriyor” diye konuştu.
Kendilerini istismar siyaseti üzerinden var eden siyasi partilerin Türkiye’nin geleceği için ne söylediklerini Fethiyelilere soran Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve bu sorulara öyle cevap veren muhalefet Türkiye’nin geleceği için ne söylüyor? Ne istikrar veya ne istiyor? İstikrar mı vaadediyor, güven mi taahhüt ediyor, daha fazla özgürlük mü istiyor, daha yüksek standartlarda demokrasi sözü mü veriyor? Milli geliri hangi rakama çıkarmayı hedefliyor. Enflasyonu hangi rakama düşürmeyi planlıyor? Üretimi daha fazla arttırmak, istihdamı arttırmak için hangi gerçekçi projeyi öneriyor? Ne diyor? ’Ev hanımlarının hepsine asgari ücret vereceğim’ diyor. İnandınız mı? İnanmak mümkün mü? Ne olacak, her zaman söylüyorum, kusura bakmayın, bekara karı boşamak kolaydır.”
Bugün muhalefette bulunan partilerin ne zaman iktidarın köşesinden, kenarından tutsalar hazineyi boşaltıklarını ileri sürerek konuşmasına devam aden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bunlara benim sevgili milletim hiçbir zaman tek başına iktidar vermedi. Kenarından, köşesinden tuttular, ondan sonra da iflas” dedi.
Başbakan Erdoğan bugün Türkiye’nin ihracatta ve turizmde çok önemli adımlar attığını söyledi. Gönlün her zaman herşeyi en güzeliyle tamamlamak istediğini belirten Başbakan Erdoğan, “Ekonomik olarak, demokrasi olarak dünyanın bir numaralı ülkesi şu anda Amerika. Gerçekçi olacağız. Sevgili kardeşlerim, şu anda Amerika’da işsizlik katladı mı, katladı. Ama dikkat edin bizde gerileme başladı. Daha iyiye gidiyoruz. Ama ben size pembe dünya vadedemem ki. Sizi yalanlarla aldatam ki. Benim kitabımda, partimin kitabında adatma yok. Gerçekçi olacağız, ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız” diyerek konuşmasına devam etti.
AK Parti hükümetinin görevde bulunduğu süre içinde ekonomi alanında yaşanan iyileşmeleri rakamlarla anlatan Erdoğan, “Şimdi hedef 2023’te inşallah kişi başına milli gelir 25 bin dolar olacak. Hedefimiz bu. Bunu gerçekleştireceğiz. Türkiye dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yerini alacak” dedi. 8 yıl içinde Türkiye’ye gelen turist sayının 13 milyondan 29 milyona yükseldiğinin altını çizerek konuşmasına devam eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
“Şehirlerimiz, köylerimiz, yollarımız, enerji, altyapı, suları, şebekesi için bu muhalefet neler düşünüyor? Var mı bir düşüncesi? Dış politikada bunların vizyonu var mı? Ekonomide hedefi ne? İstikrar ortamı ve güven ortamının muhafazası adına planı programı, projesi, siyaseti? İşte bunlar siyasetin zor soruları. Ama bunlara cevapları var mı? Yok. Bu sorulara cevap üretemeyenler işin kolayına kaçıyor. ’At ne olacak, tutmasa da olur’ diyor. At. ’Olur ya belki tutar’. Hedef bu. İşin kolayına kaçıyorlar. İstismar üretmenin, hassasiyetleri kaşımanın, toplumu birbirine karşı kışkırtmanın, iftira siyasetinin peşine düşüyorlar. Türkiye’yi renklere ayırıyorlar. Türkiye’yi renklere ayırarak bu ülkeye en büyük kötülüğü, en büyük haksızlığı yapıyorlar. Açık açık söylüyorum, televizyonlarda, bu yandaş ve candaş medyada 8 yıl boyunca hiç kimsenin yaşam tarzına karışmayan iktidarımıza karşı acayip bir kampanya var. İstedikleri kadar kampanya yapsınlar, işte millet burada. Ak Parti’nin rotasını candaş ve yandaş medya çizmedi, milleti çizdi. Milletle yürüyoruz, onlarda candaş ve yandaş medyaya yürüyorlar. Hayır ola yürüsünler. Herkesin yaşam tarzı, giyimi kuşamı, yeme içmesi, inancı, ibadet özgürlüğü, ifade özgürlüğü bizim teminatımız altındadır. Biz ne bunlara müdahale ettik ne müdahale edilmesine müsaade ettik.”
Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir siyasi parti, Doğu’da, Güneydoğu’da nasıl oradaki acılı annelerin, ailelerin, oradaki yoksulluğun, sorunları istismar ederek politika yapmaya çalışıyorsa, öbür muhalefet de ülkenin başka bölgelerinde şehitlerimizi istismar ederek milli duyguları istismar ederek, korku yayarak, sanal tehditlerle korkutarak politika yapmaya çalışıyor. Bunların derdi Türkiye’nin sorunları çözülmesin. Çözülmesin ki biz ayakta kalalım. İşte onun için kışkırtıyor ve tahrik ediyorlar. Onun için çirkin bir dil, yalan ve iftira ile üzerimize geliyorlar.”
Son günlerde tartışılan ve onayda bekleyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (TAPDK) alkol satışını düzenleyen yönetmeliğiyle Avrupa Birliği ve Amerika’da var olan düzenlemelerin Türkiye’de de uygulanmak istendiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, herhangi bir yasaklamanın söz konusu olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, yönetmeliği, “Gazeteyi açtığınız zaman şunu göreceksiniz bir trafik kazası 2 ölü 1 yaralı. Çünkü alkollü şoför kırmızıda geçiyor ve diğer araca vuruyor. Bunun bedelini alkol kullanmayan bir vatandaşım, hayatıyla ödemeye mahkum mu ya? Niye buna karşı biz tedbir almayalım. Yapılan bu” sözleriyle savundu.
Sigara kullanımına karşı başlatılan ’dumansız hava sahası’ projesiyle de benzer eleştirilerin hedefi haline getirildiklerini savunan Erdoğan, şöyle devam etti: “Anayasa’nın da amir hükmü. Anayasa diyor ki; devlet bütün gençliğe zararlı olan bu tür şeylerden, alkollü içkilerden, kumardan, bütün kötü alışkanlıklardan halkını korur, diyor. Gençliğini korur, diyor. Biz anayasal görevimizi yapıyoruz, beyler bundan rahatsız oluyor. Ve hemen işi getiriyorlar, ’işte bunlar bak şeriata geçiyor.’ İnsaf ya. Biraz kendine çeki düzen ver. Ağzı olan konuşuyor.”
Ak Parti’in rotasını milletin çizdiğini belirterek konuşmasını sürdüren Başbakan Erdoğan, muhalefete yönelik eleştirilerine, “Bu partinin rotasını millet çiziyor. Bunlar ne derse desin, televizyonlarda gazetelerde yazsınlar çizsinler. Biz partimizi kurarken muhafazakar demokrat parti olarak kurduk, halkımızla yola çıktık. Bizi en son yüzde 47 ile iktidar yaptınız. İnanıyorum ki, Haziran’da inşallah yeni bir Anayasa’yı kurmak, yeni bir Anayasa’yı inşa etmek üzere, daha ileri demokrasi ve özgürlükler için bunu siz yapacaksınız. Onun için tahrik siyasetine, korkutma siyasetine, kışkırtma siyasetine gereken dersi vereceksiniz” sözleriyle devam etti.
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun RTÜK yasası nedeniyle dile getirdiği eleştirilerin ölçüsüz ve nezaketsiz biçimde gerçekleştiğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun “Padişah mısın kardeşim sen, bu yetkiyi nereden alıyorsun?” sözleriyle eleştirdiği RÜTK yasasında sözü edilen maddenin 1994 yılında SHP’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde yasaya girdiğini savunan Başbakan Erdoğan, “Asıl mimarının kendi partisi olduğundan haberi yok. Secaat arz edecek ama aslında sirkatin söylüyor. Çamur at. Tutmazsa da izi kalır. Kağıthane’nin adını unutup Kağıttepe derseniz böyle olur. İstanbul’da böyle bir ilçe yok, bir de buradan başkan adayı oldunuz” diye konuştu.
AK Parti iktidarının Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıldönümü 2023’e ilişkin projelerin satır başlarını Fethiyelerle paylaşarak konuşmayı sürdüren Başbakan Erdoğan, “Projelerimizi seçim dönemleriyle sınırlandırmıyoruz. Biz bu ülke için, bu millet için daha derin hedeflerin, projeksiyonların peşindeyiz. Şimdi projelerimizin menzilinde Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı, 2023 yatıyor. Diğer siyasi partilerden böyle bir şey duydunuz mu? Onların böyle bir projeksiyonu yok. Biz 2023 dedik ya 2050 derlerse şaşmayın, diyebilirler?” diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın konuşması bu arada dinleyicilerin il olma talepleriyle kesildi.
Plaka şeklinde yazılmış “82 RTE 01″ yazısını görünce gülümseyen Başbakan Erdoğan, “Haa, dur şimdi” dedi ve Fethiye’yi il yapmayı düşünmediklerini açıkladı. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Değerli kardeşlerim, ne dedim ben size, ne aldatan olacağız, ne aldanan. Bizden önce bir çok iktidarlar geldi. Bir ilçe bakıyorsunuz ki şehir olabilmesi için hiçbir altyapısı yok, tutmuşlar il yapmışlar. Birbirinden kopuk. Ben diyorum ki mesele bir ilçenin il olması değil. Kaymakam yerine valinin gelmesi değil. Emniyet müdürü şimd ide var, devlet adına kaymakam da var. Şimdi mesele nedir? Mesele buraya hizmetin dört dörtlük gelmesidir. Mesele burasının en modern şehir anlayışıyla donanımıdır. Bu yapılıyorsa mesele bitmiştir. Alanya, Finike, Fethiye ’Bizi şehir yapın’ diyor. Manisa’da Turgutlu ’Bizi şehir yapın’ diyor. O zaman Türkiye’de şehir bolluğunu getireceği bedelin ne olacağının hesabını iyi yapın, ona göre konuşun. Biz iyi yapıyoruz merak etmeyin. Biz sizi hizmetten mahrum etmedik, etmeyeceğiz.”
Başbakan Erdoğan konuşmasının ardından beraberinde Fethiye’ye gelen 4 bakanla birlikte 33 tesinin açılışını gerçekleştirdi. Başbakan Erdoğan, açılışın ardından Fethiye Kaymakamlığı’na yürüyerek geçti. Yolda çocuklara oyuncak, diş macunu ve diş fırçası takımı hediye eden Başbakan Erdoğan’a kaymakamlık önünde Muğla’nın içinde çarık, yün çorap, eldiven, kaşkol ve kasketten oluşan yöresel kıyafet hediye edildi. Erdoğan, bir vatandaşın başına taktığı yöresel kasketi ise, “Ben Kılıçdaroğlu muyum?” dedikten sonra çıkardı. Kasketi elinde tutan Başbakan Erdoğan, kaymakamlık ziyaretinin ardından ilçeden ayrıldı.
Kaynak:Milliyet
Başbakan Protestosuna Dayak!
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle buluşmasını protesto etmek için Ankara’dan gelen bir grup öğrenciye polis müdahale etti.
Ankara’dan 3 otobüs ile İstanbul’a gelen yaklaşık 150 öğrenci, Çamlıca gişelerde durduruldu.
Otobüslerin etrafı çevik kuvvet polisleri tarafından sarıldı.
Gişelerde kimlik kontrolü yapılan öğrencilen 3 saat sonra geri gönderildi. Ancak Kurtköy’de bir dinlenme istasyonunda öğrenciler mola verdi. Polis öğrencilerin burada durmasına izin vermedi. K urtköy’de otobüslerden inmek isteyen öğrencilere polis izin vermedi. Polisle öğrenciler arasında arbede yaşandı.
Polis, uyarıları dikkate almayan öğrencilere biber gazı sıkarak müdahale etti. Bazı öğrenciler fenalık geçirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle yaptığı toplantıyı protesto etmek amacıyla Kabataş’ta toplanan gruba polis müdahale etti. Olayda, bazı kişiler gözaltına alındı. Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’ndeki rektörlerle yapacağı toplantıyı protesto etmek isteyen Gençlik Sendikası (Genç-Sen) üyesi bir grup öğrenci, Kabataş’ta toplanmaya başladı. Polis, Erdoğan’ın rektörlerle bir araya geldiği Dolmabahçe’deki Çalışma Ofisi’ne doğru yürümek konusunda ısrar eden öğrencilere, müdahale etti. Bazı kişiler gözaltına alınırken, Kabataş’daki gerginlik devam ediyor. Polis, sabah saatlerinde de Ankara ve Eskişehir plakalı 3 otobüsü Çamlıca gişelerinde durdurmuş ve kimlik kontrolünün ardından kente girişlerine izin vermediği öğrencileri aynı araçlarla geri döndürülmüştü.
Kaynak:Vatan
“Türban Konusundan Bıktım”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül türban tartışmalarına sert tepki gösterdi ve “Türban konusundan bıktım” dedi.
Gül, “Bu türban konusundan bıktım açık söyleyeyim… Bırakın herkesi serbest bırakın, herkes ne istiyorsa giysin. Yani bunu tekrar tekrar gündeme getirmenin bir anlamı yok” dedi. “Üniversitelerin dışında herhangi başka bir tartışma yok” diyen Gül, başörtüsünün ilk ve ortaöğretimde kullanılması konusunda bir tartışmaya yer olmadığı mesajını da üstü kapalı olarak verdi.
Gül, dün Türkmenistan dönüşünde Esenboğa Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, gezisini değerlendirdikten sonra sonra bir muhabirin türbanla ilgili sorusunu yarıda kesti. Gül, muhabir, “Başbakan’la türban konusuyla ilgili olarak…” dediği sırada, sözünü keserek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu türban konusundan bıktım açık söyleyeyim. Yani lütfen sen alınma da gazeteci olarak tabi senin sorma hakkın var her şeyi ama bu konulardan bıktık doğrusu. Yani bu kadar nedir bu; konuş, konuş, konuş. Yani bu kadar Türkiye’nin işleri varken, Türkiye temel hak ve özgürlüklerde AB gibi bir ülke olacaktır. En gelişmiş demokratik standartlar Türkiye’de gerçekleşecektir. Bu anlamda özgürlüklere tabii ki önem veriliyor. Sanki Türkiye’nin başka bir meselesi yokmuş gibi, sadece her oturumda bu, her şeyde bu. Televizyonlara bakıyorum, konuşulan mevzular bunlar, bunlar, bunlar. Yani bırakın herkesi serbest bırakın, herkes ne düşünüyorsa konuşsun. Ne istiyorsa yazsın ne istiyorsa giysin. Zaten bu konu üniversitelerle ilgili bir konu. Üniversitelerin dışında herhangi başka bir tartışma yok. Yani bunu tekrar tekrar gündeme getirmenin bir anlamı yok. Yine sen üstüne alınma gazeteci olarak, tabii ki her türlü soruyu soracaksınız, ben bunu genel olarak söyledim, sizinle ilgili değil.”
Gül’ün, yanıtındaki, “Zaten bu konu üniversitelerle ilgili bir konu. Üniversitelerin dışında herhangi başka bir tartışma yok” ifadesi de dikkati çekti. Gül’ün bu vurgusu, başörtüsünün ilk ve ortaöğretimde kullanılması konusunda bir tartışmaya yer olmadığı mesajını üstü kapalı olarak verdiği şeklinde yorumlandı.
Kaynak:Milliyet
Başbakan Berlin’den Memnun Kalmadı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün alınan Almanya yenilgisinin üzerine “Bir daha Berlin’e gitmem” dedi.
Türkiye maçını Olimpiyat Stadı’nda izleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sergilenen futbol ve alınan sonuçtan hiç memnun kalmadı. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile Başbakan Angela Merkel ile birlikte karşılaşmayı izleyen Erdoğan’ın alınan farklı yenilginin ardından “Bir daha Berlin’e gelmem” diyerek tepkisini ortaya koyduğu öğrenildi.
BERLİN Olimpiyat Stadını dolduran Alman taraftarlar Mesut Özil’in golüyle 2-0 öne geçtikten sonra 82. dakikadan itibaren ‘Güle Güle’ anlamına gelen ‘auf wiedersehen’ tezahüratlarıyla stadı inlettiler. Almanlar, 3-0’dan sonra ise stadı terk etmeye başlayan gurbetçi vatandaşlarımıza tekrar ‘auf wiedersehen’ tezahüratlarıyla stattan yolcu ettiler.
Başbakan’ın Gizli Projesi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul için sır gibi sakladığı projeleri merakla beklenirken, TOKİ Ataşehir’de çok büyük bir proje için hazırlıklara başladı. Erdoğan, önceki gün projenin inşaat alanına gitti ve “Temeli bir an önce atın” dedi.
Recep Tayyip Erdoğan, binlerce lüks konutun bulunduğu Anadolu yakasının gözde merkezi Ataşehir’de “sürpriz” bir projeye imza attı. Projenin, yazar Hıncal Uluç’un gündeme getirdiği “çılgın proje”lerden biri arasında olup olmadığı bilinmiyor ama Mimar Sinan’ın Selimiye Camii, Erdoğan’ın talimatıyla Ataşehir’de TOKİ tarafından inşa edilecek. Başbakan Erdoğan, önceki gün partisinin İstanbul’da yapılan Genişletilmiş İl Divan Toplantısı’nın ardından, Ataşehir’deki projenin inşaat alanına geldi.
Burada, hafriyat çalışması yapılan alanda danışmanlarıyla birlikte incelemelerde bulunan Erdoğan, inşaata ilişkin bilgi aldı. Başbakan Tayyip Erdoğan, temelin bir hafta içinde atılması talimatını verdi. Muharrem Hilmi Şenalp tarafından hazırlanan proje için, Selimiye Camii’nden esinlenildi. Selimiye’nin bire bir kopyası olarak düşünülse de proje, Selimiye’ye göre yüzde 5 gibi küçük bir oranda farklılık gösterecek. Proje, “altıgen baldaken” merkezi planlı, altı ayak ve altı yarım kubbeli olarak tasarlandı. Genel hatları ile Osmanlı mimari özelliklerini yansıtan projede, ana kubbe 27 metre çapında ve yerden yüksekliği 41 metre olacak. Caminin 3’er şerefeli 70’er metre yüksekliğinde 4 adet minaresi olacak. Bölgedeki otopark sorunu ise caminin altına yapılacak olan üç katlı otoparkla çözülecek. 36 adet kubbeli 12 bin 650 cemaat kapasiteli caminin etrafındaki yeşil alanda Türkİslam bahçesinin karakteristik özelliklerini taşıyan şehir parkı yapılacak.
Kaynak:Milliyet
“Başbakanlıkta Yeni Bir Sistem İstiyoruz”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Başkanlık sistemini yeniden gündeme getirerek referans olarak Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu’yu gösterdi. Referandumda “Evet” çıkması halinde Türkiye ekonomisinin ilerleme kaydedeceğini belirterek “Hayır çıkarsa da saygı duyarız, ama ülkem için hakkeden zorlukların olduğunu ifade etmeliyiz” dedi. Dün sabah CNN Türk’ün canlı yayınında soruları yanıtlayan Erdoğan’ın altını çizdiği konular şöyle:
BAŞKANLIK SİSTEMİ: Cumhurbaşkanı Abdullah Gül göreve geldikten sonra cumhurbaşkanlığının mevcut yetkilerinin fazla olduğu noktasında açıklamaları oldu. AK Parti’nin düşüncesi de bu yöndedir. Başkanlık sistemi, cumhurbaşkanlığı sisteminden çok farklı. Dünyada başta ABD olmak üzere başkanlık sisteminin işlediği ülkeler var. Fransa’da yarı başkanlık sistemi, Almanya’da başkanlığın olduğu farklı bir sistem, Güney Amerika ülkelerinde de farklı uygulamalar yürütülüyor. En ideal olan neyse bunun üzerinde tartışma yapılabilir, bir önyargımız yok. Bu konuda şu anda Anayasa Komisyonu Başkanımız Burhan (Kuzu) Bey’in geniş çalışması var, akademisyenlik döneminde tezi var. O da bu konuda çok çok iddialı, parlamentoya girmeden önce devamlı anlatırdı. Bunun üzeride geniş çalışma yapabiliriz. Burada bütün mesele, ülkemiz hangisiyle daha büyük verim, kazanım elde edecek. Sistem ne kadar rahat çalışabilirse… Burada parlamenter sistemi yok etmiyorsunuz ki muhalefet ’bunlar hilafet getirecekler’ diyor. Başkanlık sisteminin hilafetle ne alakası var? Parlamenter demokrasi yine işliyor. ABD Kongresi’nin ne kadar güçlü olduğunu biliyorsunuz, bir silah alımı yapmak için bile ABD Başkanı, Kongre müsaadesi olmadan bir silah alımı yapamaz.
DOKUNULMAZLIK: Dokunulmazlığın tanımının yapılması gerekir. Yargı mensupları ya da silahlı kuvvetler mensuplarının yargılanmaları farklı esaslara tabi. Biz burada Parlamentonun çalışmamasını mı, yoksa adi suçları dokunulmazlık zırhından çıkarıp, bunların yargıya açılmasını mı kastediyoruz. Sadece Parlamento mensupları mı dokunulmazlık zırhından çıkarılacak? Yargı mensupları, silahlı kuvvetler de çıkarılacak mı? Bunu belirlemeliyiz. Biz diyoruz ki hepsini bu zırhtan çıkaralım, aynı çerçevede bunları değerlendirelim. Milletvekili dokunulmazlığını tümüyle kaldırdığınız zaman bu ülkede siyaset yozlaşır, milletvekilinin özgüven içinde çalışma imkanı olamaz. Bir başbakan bile her an bir savcının, bir yargıcın yargılamasına açık, Demokles’in kılıcı her an boynunda sallanacak gibi hisseder. Şu anda sıkıntı çekiyoruz, o zaman nasıl bu görevi yapacağız. Dokunulmazlığın kaldırılmasını isteyenler, sadece kendi iktidarları olmadığı için bunu istiyorlar. Kendi iktidarlarında niçin böyle bir talepte bulunmadılar.
‘EVET’ ÇIKARSA: Küresel sermaye, gideceği ülkede istikrar, güven arar. Küresel sermaye Türkiye’ye öyle kilitlendi ki, bu 26 maddelik paket, geleceğe yönelik sıçrama olarak görülüyor. AK Parti hakkındaki kapatma davasından dolayı, ’yüzde 65 oy almış siyasi partinin iktidar olduğu bir ülkede böyle şeyler oluyorsa her an her şey olabilir’ dediler. Siz, bir sermayedar olsanız, böyle bir tablo içerisinde ciddi yatırımlara girebilir misiniz. Ben giremem, yarını mı görmem lazım. Para, cıva gibidir, kendisine uygun zemini bulunca oraya kaçar. Türkiye en uygun zemin, ama biz bu uygun zemini karartıyoruz, yazık oluyor. Halk oylamasının sonrasına ilişkin bütün hazırlıkları yaptık. Evet çıkması halinde süratle bu hazırlıklarımızı Bakanlar Kuruluna sevk ederek, bir an önce bunu neticelendirip, vaat ettiğimiz uygulamaya geçme gayreti içindeyiz. 3 ay, 6 ay, 1 sene beklemeyi asla düşünmüyoruz. Çünkü o zaman biz vaadimizde halkımıza karşı yalancı duruma düşeriz, güvenilirliğimizi kaybederiz.
HAYIR ÇIKARSA: ’Hayır’ çıkarsa da saygı duyarız, ama ülkem için hakkeden zorlukların olduğunu ifade etmeliyiz. ’Hayırcılar vatan haini’ demem mümkün değil.
KEŞKE SÖYLEMESEYDİM: Benzer bir tablo Sezen Aksu’nun adının İzmir’de bir sokağa verilmesi olayında yaşandı. CHP Parti Meclisi’ne giren bir anayasa hukukçusu önce çirkin bir yaklaşımda bulundu, sonra da özür diledi. Söz öyledir ki ağzınızdan çıktı mı ona mahkum olursunuz. En azından bir büyük ayıptır. “’şu sözü söylemeseydim’ dediğiniz oldu mu?” sorusuna) Olmaz olur mu, oluyor. Bazen çok gerilim anına giriyorsun. Öyle şeyler oluyor ki inanın hizmeti verdiğiniz yerde size çok ters bir hareket yapıyorlar. Ona bile belki sabretmemiz lazım.
YENİ ANAYASA: Daha sonra yapılması muhtemel yeni anayasa çalışmasında CHP, MHP ve BDP ile görüşmeler yapacağız. Önceki anayasa çalışmasında muhalefet ile uzlaşma sağlanamadı. Biz istiyoruz ki netice alalım. Azami gayret gösteriyoruz ama karşımızda asgari gayret var. Yeni dönemde inanıyorum ki bu tablo çok daha farklı olabilir. Şu anda mevcut hazırlıklarımız, birikimlerimiz var. Biz şimdi hemen bu seçimden sonra parti olarak kendi çalışmamızı yapacağız. Hazırlıklı gitmemiz lazım. Seçimlerden sonra davetimizi yapıp kimler gelecekse hepsiyle bunu yapacağız. İstiyoruz ki 73 milyonun ’benim anayasam’ dediği bir anayasa çıkaralım. Buna akademisyenleri, medyayı, sivil toplum örgütlerini, Parlamento dışı kalan siyasi partileri davet edelim ve hep birlikte bir konsensüs oluşsun. Bu, 2011 sonrasında atılacak adım.
PROFESYONEL ASKERLİK: Genelkurmay Başkanlığı ile profesyonel askerlik değerlendirmesi yaptık. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin profesyonel askeriliğe yaklaşımı olumlu değil. Tek tip askerlikle ilişkin çalışmalar devam ediyor. Eski Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’un olduğu gibi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner’in de özel sınır birlikleri konusundaki yaklaşımı olumlu. Bölgenin arazi koşullarını bilen özel sınır birlikleriyle terörle mücadeleyi yürütmek istiyoruz. Bu sayede asker ailelerinin de kaygılarının azaltılmasını hedefliyoruz. Ayrıca modern savaş teknolojilerinin açtığı çığır ve askerlik alanında uzmanlık düzeylerinin yükselmesi nedeniyle çok sayıda askerden oluşan ordu bulundurma anlayışının gözden geçirilmesi gerekiyor.
YÖK’ün sistemi değiştirilmeli
YÖK’ün mevcut sisteminin değiştirilmesinden yanayım. Niçin üniversiteler kendi öğrenci alımlarını yapmasın? Niçin böyle merkeziyetçi bir sistem? Kaldıralım bu sistemi. Oturalım, bunun üzerinde konuşalım. Erdoğan, önceki gün ATV’de katıldığı programda Pazartesi günü YÖK ile görüşeceklerini açıklamıştı.
Başbuğ’a madalya
Başbakan Erdoğan, son 4 Genelkurmay Başkanı’na verilen ‘Devlet Şeref Madalyası’nın, görevini Orgeneral Işık Koşaner’e devreden Orgeneral İlker Başbuğ’a neden takılmadığı sorusunu yanıtladı. Erdoğan, “Değerliendirme yapamadık. Seçime denk geldi, olumsuz tavrımız yok” dedi.
Kaynak:Vatan
Erdoğan Dünya Liderliğinde 5. Sırada
İngiltere’nin önde gelen dergisi Monocle Eylül ayı sayısında dünya liderlerinin başarısı, geleceği ve icraatlarından oluşan bir karne hazırladı. Dünya liderlerinin değerlendirildiği listede Recep Tayyip Erdoğan 5. sırada yer buldu.
Karneye göre Brezilya Cumhurbaşkanı Lula da Silva A notunu alarak sıralamanın başına yerleşti. 2. sırada ise B+ ile ABD Başkanı Barack Obama yer aldı.
Erdoğan Dünya Liderliğinde 5. Sırada
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise B notu ile beşinci sırada bulunuyor. Dergi Türk ekonomisinin gidişatının çok iyi olduğuna dikkat çekerek, 2010 yılında GSYH’nın %6,8 oranında artmasının öngörüldüğüne işaret etti, ancak işsizliğin hala çok yüksek olduğuna da vurgu yaptı.
Erdoğan’ın karşı karşıya kaldığı sorunlar bölümünde Türkiye’yi bir bölgesel güç haline getirmeye niyetliği olduğunu yazan dergi, Erdoğan’ın bunu yaparken, eski dost ve müttefik ülkelerin ayaklarına basmadan bu hedefine ulaşmasının zor olduğuna işaret etti.
Erdoğan’ın liderlik göstergesine de değinen dergi, Başbakan’ın Batı’nın iki yüzlü politikalarına tahammülsüzlüğü ve buna bağlı olarak kızgınlığını dile getirmesinin ülke içeriisnde kendisine puan kazandırdığına dikkat çekiyor.
Erdoğan’ın en kötü yanının da otoriter bir yönetim tarzına sahip olup, çok çabuk sinirlenebilen bir lider olduğuna işaret ediyor.
Erdoğan’ın Türkiye’de hala çok popüler bir lider olduğuna işaret eden dergi, “Muhafazakar seçmen onu bir kahraman olarak görüyor, liberaller de AB yolunda gerçekleştirdiği reformlardan dolayı kendisine saygı duyuyor” diye yazdı. Ancak laik kesimin, Erdoğan’ın Türkiye’yi siyasal İslam’a doğru yönlendirdiği düşüncesi ile kaygı duyduğu da dile getirildi.
“Türkiye’nin uluslararası arenadaki konumu açısından Erdoğan iyi bir lider mi?” sorusuna ise dergi “Ha-vet” cevabını veriyor. Türkiye’yi bir bölgesel güç haline getirmeye çalışan Erdoğan’ın bu çalışmaları kalıcı kılıp kılmayacağının önem taşıdığına işaret ediyor.
Sıralamada Erdoğan’ın önünde bulunan Lula da Silva’nın en kötü yanının, Küba ve İran konularında insan haklarını hiç gündeme getirmemesi olduğu söyleniyor.
2. sırada yer alan ABD Başkanı Barack Obama’nın seçmenler nezninde saygınığının hala yüksek olmasına karşın, uluslararası ilişkilerde Bush’un söyleminden uzaklamış olmasına rağmen Afganistan ve Guantanamo konusunda hala Bush’un eylemleri ile örtüşen bir tutum sergilediğine dikkat çekiliyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gerisinde yer alan liderler arasında 8. sırada Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, 9. sırada Jose Luis Zapatero, 13. sırada Almanya Başbakan’ı Angela Merkel, 14. sırada Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve 15. sırada İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi yer alıyor.
Kaynak:Milliyet
Ali Kırca Başbakan’dan Fırça Yedi
Canlı yayında Ali Kırca Başbakan’dan fırça yedi. Başbakan’ın Ali Kırca’ya sert çıkışı programa damgasını vurdu.
Show TV’de Siyaset Meydanı’na konuk olan Başbakan Erdoğan Ali Kırca’yı fena bozdu.Başbakan Erdoğan dün akşam Ali Kırca’nın sunduğu Siyaset Meydanı Referandum Özel programına katıldı. Ali Kırca ve partneri Tuba Atav belliki önceden sorularını hazırlamışlardı. Ancak Başbakan Erdoğan o soruların sorulmasına sürekli mani oldu. Bazen Kırca ve Avat’a sert bile çıkıştı. En sonunda konu Genelkurmay Başkanları’na geldi. Ali Kırca tam bir soru sormak istedi. Ancak daha soruyu soramadan Başbakan Erdoğan tarafından fena halde bozuldu. Kırca’nın ’’3 Genelkurmay Başkanı ile görev yaptınız. Hangisini daha çok yakın hissediyorsunuz?’’ sorusunu duyan Başbakan Kırca’ya sert bir üslupla ’’Ali Bey böyle soru mu olur Allah aşkına. Siz yılların gazetecisisiniz. Yapma Allah’ın seversen’’ sözleri ile tepki gösterdi. Bunun üzerine Başbakan’a başka bir soru yöneltmeye çalışan Ali Kırca zor anlar yaşadı.
Kaynak:Vatan
Devlet Bahçeli’den Şok İddialar
MHP Lideri Devlet Bahçeli gündemi sarsacak açıklamalar yaptı. Katıldığı iftar yemeğinde konuşan Bahçeli, “Kandil’le 4 kez görüşüldü 4 günde anlaşma yapıldı” dedi.
Anayasa hakkında da konuşan Devlet Bahçeli “Bu anayasa Türkiye’nin anayasası değildir, Recep Tayyip Erdoğan’ın anayasasıdır. Bu anayasada Recep Beyin gizli gündemi ve niyetleri vardır. Demokratik açılım adı altında PKK açılımı bize göre projenin anayasa zemini bu değişikliklerle yapılmaya çalışılıyor. Çok tehlikelidir. Demokratik açılım denilen zırvanın anayasada zemin bulmaması için bu anayasaya ‘hayır’ demek herkesin görevidir.”
Bahçeli, Başbakan Erdoğan’a yönelik konuşmasını şöyle sürdürdü: “PKK ile anlaştığınızı niye saklıyorsunuz? Kandil’den ses geliyor, 4 defa görüşüldü, 4 günde de anlaşma yapıldı. Kiminle? İmralı ile anlaşma yapıldı. Bunu niye açıklamıyorsun Sayın Başbakan? Kim görüştü Imralı ile ne adına görüşüldü? Hangi konuda uzlaşma yapıldı? Bunlara dikkate etmek lazım. Şimdi çok daha tehlikeli durumdayız. Çok olağan bir gelişme dikkatimizi çekiyor. ‘Gemiler arızalı’ dediler, bir taka kiraladılar, İmralı’ya avukatları gönderdiler. Oradan gelen bir cevapla 13 Ağustos-20 Eylül arasında silahsızlanma yolunda bir adım atıldığı ifade edildi. Yani tek taraflı bir çatışmasızlık kavramı ortaya atıldı. Terörün tırmandırıldığı bir dönemde birden ateşkes kavramıyla İmralı’ya giderek, oradaki caniyle temasta bulunmak suretiyle bir ateşkesin uygulamaya konulacağı kamuoyuna duyuruldu.”
Kaynak:Milliyet
İstanbul’da Ramazan Çadırlarına Yasak
İstanbul’da ramazan çadırlarına yasak geliyor. AKP İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu İstanbul’da birkaç yer dışında iftar çadırlarının kurulmaması için ilçe başkanlarıyla mutabakata vardıklarını söyledi.
Babuşçu, ihtiyaç sahibi vatandaşların evlerine sıcak yemek götürüleceğini belirterek, “Ben artık çadırların anlamsız olduğunu düşünüyorum. Belediyelerin ihtiyaç sahibi insanların evlerine gitmesine önem veriyorum” dedi. Çadırların belli bir zaman dilimi için doğru çözümler olarak düşünüldüğünü ve ihtiyacı karşılamak adına uygun mekânlar olduğunu kaydeden Babuşçu, “Ancak güncel modeller üretebilmemiz lazım. Yani insanları çadırlara davet etmek yerine, yoksul insanların evlerine sıcak yemek götürmeli. Çadır eğer iskelelerde, eve ulaşma sıkıntısı çekilen yerlerde bir ihtiyaçsa o noktalarda cevap vermeli” dedi.
Babuşçu şöyle devam etti: “Ağustos ayındayız. İklim sıcak. İnsanların bir tas yemek için o çadırlarda olmasını çok doğru bulmuyorum. Konforlu da bulmuyorum. O çadır koşullarında mecburen iftar etmek zorunda kalıyorlar ve yer yer çok insani olmayan koşullarda. Bazıları klimalı ama hepsi değil. İnsanları her akşam, o çadırın kuyruklarında tutmamak lazım.”
Çadır konusundaki görüşünü ilçe belediye başkanlarıyla da paylaştığını ve çadır sayısını mümkün olduğu kadar azaltılmasının talep edildiğini belirten Babuşçu, “Bu bizim belediye başkanlarımızla yaptığımız rutin toplantıda konuştuğumuz bir konudur. Bu anlamda bir mutabakatımız var. ‘Başkanım kaldırmayalım, olmaz’ diyen olmadı. Başkanlara ‘Mahallelere gidin, sokaklarda iftar yapın, mahalle iftarları yapın’ dedik. İsteyen mutfağından tenceresini de alıp insin. Eminönü ya da Üsküdar İskelesi‘nde çadır olması normal, ancak çadırlarda değil” diye konuştu. Babuşçu, konuyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la paylaşmadıklarını söyledi.
Kaynak:Milliyet





