Erdoğan ve Kılıçdaroğlu Bir Araya Geldi
Erdoğan ve Kılıçdaroğlu bir araya geldi, liderler turu görüşmesinde birçok şey konuşuldu. Yaklaşık bir buçuk süren konuşmada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine terörle mücadele konusunda bilgi verdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, CHP olarak seçim barajının düşürülmesini istediklerini, bölgede istihdamın artırılmasına yönelik tedbirlerin alınmasını istediklerini söyledi.
Kılıçdaroğlu, özel ordu konusunun da gündeme geldiğini ve bu düzenmenin ordu içinde mi yoksa ordu dışında mı olacağını sorduklarını, Erdoğan’ın ise bu konuda henüz verilmiş bir karar olmadığını söylediğini kaydetti.
Kılıçdaroğlu, terör dışında ikinci bir konunun gündeme gelmediğini söyledi. Başbakan’dan bazı özel bilgiler de alındığını ifade eden Kılıçdaroğlu, Başbakan’ın seçim barajının indirilmesine sıcak bakmadığını ve koalisyon dönemlerinde Türkiye’nin iyi yönetilmediğine işaret ettiğini ifade etti.
Teröre karşı ortak tavır belirlemek amacıyla liderler turuna çıkan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son durağı CHP oldu. Başbakan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu TBMM’deki makamında ziyaret etti.
Başbakan ile CHP Genel Başkanı’nın buluşması için basın mensupları saatler öncesinde TBMM’de Kılıçdaroğlu’nun makamının önünde düzen kurdu. Kameralar ve foto muhabirleri Başbakan’ı merdivenlerden gelecek şekilde hazırlık yaptı. Ancak Başbakan ve kurmayları merdivenlerden değil, asansörden gelince kısa bir şaşkınlık yaşandı. Başbakan kameraların arkasında kaldı ve içeri girmek için kısa süre bekledi ve gülümsedi.
Başbakan’ı karşılamak için kapı önüne çıkan Kılıçdaroğlu da, Erdoğan’ı merdivenlerden bekliyordu. Kısa bir şaşkınlığın ardından Başbakan ile Kılıçdaroğlu, kameraların önünde tokalaştı. İki lider basın mensuplarının ricası üzerine içeride de ikinci kez tokalaştı.
CHP Genel Başkanı, TBMM’deki makamına görüşmeden 45 dakika önce geldi. Kılıçdaroğlu’na, görüşmede CHP Genel Sekreteri Önder Sav, CHP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay ile CHP Grup Başkanvekili Kemal Anadol eşlik etti.
CHP Genel Başkanı, dün akşam kurmaylarıyla bir araya gelerek Başbakan ile yapacağı görüşme için özel bir çalışma yaptı. Toplantıda, Başbakan Erdoğan’a anlatılacak konular masaya yatırıldı.
Alıntıdır
Bir Ülkeye Daha Vize Kalkıyor
Bir ülkeye daha vize kalkıyor. Başbakan Erdoğan Sırbistan’a gidiyor. Bu ziyaret öncesinde de Sırbistan Meclisi Türkiye ve Sırbistan arasındaki vize uygulamasını kaldırma kararı aldı.
Çalışma ve Sosyal Bakanı Boşnak asıllı olan Rasim Lyayiç’in girişimi doğrultusunda Sırbistan hükümetinin Türkiye’ye var olan vize uygulamasının kaldırılmasının kabul edilmesi, Başbakan Erdoğan’ın Sırbistan ziyareti öncesi iki ülke arasındaki ilişkiler açısında olumlu etki etmesi bekleniyor.
Türkiye ile Sırbistan arasında imzalanacak olan vize uygulamasının kaldırılması protokolüyle Türkiye’ye vize uygulamayan ülke sayısı 62’ye yükselmiş olacak.
Endonezya Fatih Terim Diyor!
Endonezya “İlle de Fatih Terim” diyor! Kafayı Fatih Terim’e takan Endonezya Cumhurbaşkanı Susilo Bambang Yudhoyono G-20 Zirvesi’nde konuyu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a açtı ve Fatih Terim’i ikna etmesini istedi.
Habertürk gazetesinden Ulaş Gürşat’ın haberine göre bu gelişmenin hemen ardından 30 Haziran’da Türkiye’ye gelen Endonezya Spor Bakanı Andi Mallarangeng, dün “Fatih Terim’le gayriresmi olarak görüştük ve Endonezya futbolunun gelişimi hakkında konuştuk” açıklamasını yaptı. Bakan açıklamasında Terim’i Endonezya’ya davet ettiklerini kaydederek, “Planımız sadece konuşup görüşmek. Eğer oyuncularımız onun gibi dünya çapında bir antrenör tarafından çalıştırılırsa motivasyonları artacaktır. Fatih Terim, takımları nasıl dünya seviyesine taşıdığını gösterdi. Gelsin bizi de dünya takımı yapsın” dedi.
Terim için futbol federasyonu başkanları Nurdin Halid’den de onay aldıklarını dile getiren Mallarangeng, deneyimli hocanın ismini netleştirmek için başta Galatasaray Başkanı Adnan Polat’la olmak üzere birçok isimle görüştüğünü de sözlerine ekledi.
Alıntıdır
Başbakan’ın 3 Önemli Kararı
Bu hafta AKP için çok kritik bi hafta. Bu hafta hem Anayasa Değişikliği ile ilgili Anayasa Mahkemesi’nin kararı hem de Başbakan Erdoğan’ın terörün çözümü noktasında muhalefet liderlerine yapacağı “görüşme” talebi ve Rize Belediye Başkanı’nın “ikinci eş” sözlerine ilişkin kararın ne şekilde çıkacağı bekleniyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın aldığı kararlar parti için merak konusu oldu.
AKP içinde bu hafta gerilimli bir bekleyiş gözleniyor. Parti içinde, Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa değişikliği ile ilgili bu hafta bir karar verme beklentisi oluşurken, çıkacak kararın sonuçları tartışılıyor. AKP’li kurmaylar, Başbakan Erdoğan’ın tatilde bu konuları enine boyuna düşündüğü ve çıkacak karara göre de nasıl bir yol haritası izleneceğini netleştirdiği belirtiliyor.
Anayasa Mahkemesi Beklentisi: AKP’deki hukukçu kurmaylar, Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa değişikliği konusunda CHP’nin başvurusunu “reddedeceği” beklentisi ağırlık kazandı. Bu çerçevede 12 Eylül’de Anayasa değişikliği paketinin tamamı referanduma gidebilir görüşleri yapılıyor.
AKP içinde bu beklenti ağırlık kazanırken, diğer bir görüş ise “Nasıl olsa Anayasa Mahkemesi hep siyasi karar veriyor, bu seferde değişen bir şey olmaz” düşünenler de ağırlıkta.
Parti Yönetimi: AKP içinde diğer bir konu ise Başbakan Erdoğan’ın, liderlere yapacağı “görüşme talebi” de bu haftanın önemli konuları arasından yer alıyor. Parti içinde, terörün çözümü noktasında ve “Demokratik Açılım” konusunda Hükümetin kararlılığını göstermesi için parti yönetiminin Erdoğan’dan, “Kılıçdaroğlu gelmese de siz gidin, Bahçeli’yi ise görüşmeye zorlayın” teklifi götürecekleri belirtiliyor. Bahçeli’nin bu kez Erdoğan’ın, “Kahvenizi içmeye geliyoruz” teklifini geri çeviremeyeceği görüşleri yapılıyor.
AKP’de bu hafta liderlerle yapılacak görüşmenin de bir karara bağlanması bekleniyor.
Rize Belediye Başkanı: Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın terörün çözümü noktasında Doğu’dan “ikinci eş alınması” talebi, parti ve tabanın tepkisine neden oldu. Erdoğan’ın tatili sırasında, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı’nın sözlerine parti yönetimi başta olmak üzere AKP’nin Güneydoğu milletvekillerinden de sert tepkiler gelmişti.
Bunun üzerine Erdoğan’ın talimatı ile Rize Belediye Başkanı hakkında inceleme başlatıldı. Bakırcı’nın disipline sevkedilmesi bekleniyor. Ancak, parti yönetimi disiplin kararının MYK’da tartışılması gerektiğinin de altını çiziyorlar.
Alınan Kararlar: Öte yandan, sürpriz bir şekilde tatilini uzatan Erdoğan’ın, hangi kararlarla döneceği parti içinde merak konusu oldu. AKP içinde Erdoğan’ın tatili sırasında önemli konularda kararlarını netleştirdiği ifade ediliyor. Erdoğan’ın tatilde boş durmadığı ve üç önemli konuda kararlar aldığı dile getiriliyor.
Kulislere yayılan bilgilere göre Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa değişikliği konusunda vereceği karar doğrultusunda partinin nasıl hareket edeceğinin yol haritasını çizdiği söyleniyor. Öte yandan Erdoğan’ın tatilde iken sık sık bazı kurmaylarını aradığı ve birkaç kurmayını da yanına çağırdığı kulislere yansıyan iddialar arasında yern aldı.
Alıntıdır
Twitter’da Başbakan’a Yönelik Eylem Var
Dünyaca ünlü ve milyonlarca kullanıcıya sahip sosyal paylaşım sitesi Twitter’da Başbakan’a yönelik eylem var.
Eylemin amacı Twitter’da kullanıcıların en çok girdiği sözcüklerin yer aldığı “Trending: Worldwide” listesine #notayyip sözcüğünü sokmak. Kullanıcılar bunun için yazdıkları her tweet’e #notayyip ekliyorlar.
Girilen tweetlerden bazıları şunlar:
sez_genie: “Makul ve mantıklı bir insan olduğuna dair tek bir emare bulamadığım için #notayyip”
sirilsiklanmaz: “Çömelen değil, Atatürk gibi siperde atının üzerinde dimdik durabilecek, cesur bir başbakan istiyorum. #NOtayyip”
SafakOnen: Hiçbiri senin çocukların gibi yan gelip yatmadılar Recep bey..#NOtayyip”
SonHece: Padişahlığı adalet saydığı için ..#NOtayyip”
Grubun amacını ise şöyle açıklıyorlar:
Twitter bildiğimiz gibi, son dönemin en popüler sosyal imleme aygıtı. Bu aygıt içerisinde 140 karakter ile her isteyen fikirlerini, düşüncelerini ..vb. paylaşmaktadır.
Twitter’ın Trending topics isimli bir bölümü var. Bir dönem bu konuları yerelleştirmeye çalıştılarsa da, en azından şu an için, yerel “trend”ler arasında Türkiye bulunmuyor. Buna karşın dünya çapındaki konu trendlerinde (Worldwide Trending Topics) içerisinde, Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması sırasında Kemal Kılıçdaroğlu ve Recep Bey kelimeleri 3. ve 4. sıralarda yer almıştı. Dizinin final bölümü olmasından dolayı Aşk-ı Memnu, yine dünya çapındaki konu trendlerinde (Worldwide Trending Topics) 1. sırada yer almıştı…
Buradan yola çıkarak, Türkiye’de konuşulan ortak bir konunun Twitter’ın bu listesinde yer alabildiğini görmüş olduk. Böylece, #notayyip kelimesini twitlerimize ekleyerek (kelimenin ne olduğunun pek de önemi yok aslında bu noktada, önemli olan aynı kelime yazılarak bu sıralama içerisine sokabilmemiz) tepkimizi tek bir ağızdan hem de küresel bir şekilde duyurabileceğimiz inancındayız.
Bu noktada girişilen bu eylem için, boşa kürek çekmek, internetten tepki vermek, klavye delikanlılığı…vb. pek çok tepki gelecektir. Ancak, kimseden de zaten kalkıp “Twitter’da beni istemiyorlar, gideyim bari” demesini beklemiyoruz. Yalnızca, “Bu ülkede tepkisi olan, istemeyen birileri var ve bunun da bilinmesini istiyoruz” düşüncesini göstermektir amacımız.
İsteyen yazsın, istemeyen yazmasın. Kişisel bir tercihtir. Ancak, bakalım her haberde tepki gösterdiğimiz şeylere karşı, yarı-gerçek bir tepki için ne kadar kişi toplanabileceğiz? “
Erdoğan’dan Köşe Yazarlarına Sert Tepki
İsrail ile meydana gelen krizden dolayı AKP’yi eleştiren köşe yazarlarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok sert bir dille yanıt verdi. AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi?” diye sordu.
Başbakan Erdoğan, partisinin Genel Merkezi’nde, gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken yine medyayı hedef aldı. Erdoğan terör, dış politika, yargıyla ilişkiler gibi konularda şunları söyledi:
MAŞALLAH CESURLAR: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Farkımız bu.
ANAYASA ÇİĞNENDİ: Bir şeyi çok açık, net söylemem gerekir. Kısa bir süre önce, birkaç gün önce malum 9 tane yargı mensubuna, hakime, malum yine bir dava açılması neticesinde üst mahkemenin kalkıp da ceza vermesini bu ülkede hukuk adına ciddi sıkıntı süreci olarak görüyorum. Bugüne kadar olmamış ve yeni kapıların açılmasına mesnet teşkil edecek bir adımdır. Bakınız henüz hakkında karar kesinleşmemiş ve yargı sürece devam ederken, Anayasayı çiğneyerek böyle bir kararı verme yetkisini üst mahkeme kendisinde nereden buluyor? Bu bir.
GÜVEN AZALIYOR: İkinci bir konu, bundan sonra mahkum olanına, tutuklusuna kadar hepsi için bir kapı açılacak mı? Açılacak. Şimdi, herkes müracaat edip aynı şekilde bu tür davaları açmak suretiyle kendilerine yeni çıkış yolları arayacak mı? Arayacak. Ne olacak? Bunun altından neyle kalkacaksınız? Hangi hukuka ve hangi maddeye dayalı olarak böyle bir adım atıyorsunuz? Bunun ideolojiden ayrı bir yanı olamaz. Bunun kendi özel dünyalarındaki verilmiş karardan başka bir özelliği yoktur. Buna ne kendileri inanıyorlar ne de milleti inandırabiliyorlar. Ben inanmıyorum, kimsenin de inandığına ihtimal vermiyorum. Çünkü yargı o kararla güvenirliğini adeta bitirmiştir. 9 hakime böyle cezayı verdiğiniz andan itibaren bu ülkede yargının güvenirliği kalmaz. Yasama, yürütme, yargı, üçünün de ortak paydası bu milletin evlatları olmalı. Onlar adil karar neticesinde kendi adalet mekanizmasına güvenmelidir. Halk eğer adalet mekanizmasına güvenmiyorsa, burada sıkıntı vardır.
TUZAKLAR KURULDU: Bize 7.5 yıl boyunca çok büyük tuzaklar kuruldu. Önümüze çok büyük engeller çıkarıldı. Vazgeçmeden boyun eğmeden geri adım atmadan tüm bu engelleri aştık, tüm bu tuzakları geçtik, tüm badireleri atlattık, içeride, dışarıda. Çetelere göz yummadık. Çetelerle mücadelede asla yılgınlık göstermedik. Şu anda da aynısını yapıyoruz, aynısını yapacağız.
ROTAYI MEDYA BELİRLEMEZ: Yurt içinden, yurt dışından Türkiye’ye yönelik her türlü saldırıya, kampanyaya, kara propagandaya boyun eğmeden direneceğiz. Benim ülkemde artık, iç politikaya, dış politikaya karanlık odaklar yön veremeyecek. Benim ülkemin rotasını, içeride ya da dışarıda atılan milletimin hissiyatını yansıtmayan gazete manşetleri veya televizyon ekranları belirleyemeyecek. Bunu böyle bilin. Benim milletimin istikametini terör örgütleri çizemeyecek.
UYSAL DEĞİLİZ: Değerli kardeşlerim, birçok şeyler söyleyebilirler, yanınıza gelebilirler. Diyebilirler ki ’Çok da sert gidiyoruz, biraz yumuşatalım’ Arkadaşlar biz sert gitmiyoruz, yumuşak da gitmiyoruz. Biz tam orta yolda gidiyoruz. Hak neyse, hukuk neyse gereğini yapıyoruz. Her zaman söylüyorum, eğer biz Akif’in nesliysek, İstiklal şairimizin ifade ettiği gibi, ’Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum’ Biz uysal değiliz. Biz mazlumun yanında, zalimin karşısında olacağız. Bu genlerimize işlemeli. AK Parti’li bunun idrakinde olmalı. Şu ana kadar böyle yürüdük. Böyle yürüyeceğiz.
SÜNEPE MİYİZ?: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Bizim farkımız bu.
MAHCUP OLACAKLAR: Bu kampanyada uluslararası basın öncü rol oynuyor. Maalesef bizdeki malum basın kuruluşları ve malum yazarlar da bu kampanyaya su taşımaya devam ediyor. Biz içerde ve dışarda yürütülen bu çirkin kampanya karşısında elbette geri adım atmayacak, basit menfaatlerin hesabını yapmayacak, ülkemizin, vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz. Bizim sorunumuz İsrail’deki hükümetin hukuk tanımazlığıyla ilgili, İsrail halkıyla değil. Bu sorunu bir Türkiye, ABD sorunu gibi göstermeye çalışanlar, bu sorunu bir eksen kayması gibi göstermeye çalışanlar yanılgı içindeler ve mahcup olacaklardır.
İRAN MESELESİ: Biz Tahran anlaşmasını, ABD Başkanı’nın, bana ve sayın Lula’ya yazmış olduğu mektuplar çerçevesinde yürüttük. Ve bu mektup çerçevesinde yürüttüğümüz gibi kendileriyle anlaşma sonrası yaptığım telefon görüşmesinde de atılan bu adımın gerçekten takdir edilecek bir adım olduğunu söylerken ’İran’a güvenmediklerini’söylediler. Artık bunu söylemek zorundayım. Güvenmediklerini söylediler, biz de dedik ki ’mektupta verilen sözler, anlaşmada olanlar, eğer yerine gelmezse, o zaman İran, Türkiye’den de, Brezilya’dan da desteğini kaybeder’dedik. Ama İran, Viyana’ya yazdığı mektupta sözünü yerine getirdi. Viyana grubu ne yazık ki oylanacağı sabahı cevabını yazdı. Çok enteresan, niye bu ana kadar bekletildi? Bunlar hep tarihin kaydına giren görüşmelerdir. Daha sonra açıklanacaktır.
Kaynak: Milliyet
Erdoğan’a İsrail’den Yanıt Gecikmedi
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarda İsrail’e “Öldürmeyeceksin!” demişti. Erdoğan’a İsrail’den yanıt gecikmedi. İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman “İran’ın devrimden önce İsrail’in dostu olduğunu söyleyerek Türkiye’de aynı yola girdi” yorumunda bulundu.
Türk gemisine İsrail donanmasının baskınının sorulması üzerine, Lieberman, “Hedefe ulaşılmıştır. Filo Gazze’ye gitmeyi başaramamıştır ve askerlerimizin tamamı, bazıları yaralı, sağ olarak geri dönmüştür” yanıtını verdi. Filo yolcuları arasında, “ceplerinde tomarla para olanlar ve El Kaide terör örgütüyle bağlantılı olanlar vardı” iddiasında bulunan Lieberman, Türkiye ile İsrail ilişkilerinin bozulmasının sorulması üzerine, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ülkesinin, Müslüman dünyasında ağır basan bir yere sahip olmasını istiyor ve İsrail, yığınları körüklemek için iyi bir bahane. Humeyni devrimine kadar İran da İsrail’in büyük dostuydu. Türkiye ile benzer bir süreç ortaya çıkıyor” yanıtını verdi.
İrlanda Dışişleri Bakanı Michael Martin ise insani yardım taşıyan “Rachel Corrie” gemisinin Gazze’ye ulaşmasına izin verilmesi gerektiğini söyledi.
Martin, yaptığı yazılı açıklamada, “Gemidekiler, barışçı niyetlerini açıkça ortaya koydular ve İsrail güçlerine herhangi bir şekilde direnmeyeceklerini bildirdiler. Bunun üzerine Rachel Corrie’deki herhangi bir kişiye karşı güç kullanılmasının gerekçesi olamaz” dedi.
Martin, açıklamasında, İsrailli yetkililerle bu sabah, “geminin Aşdod’a yanaşması, BM ve İrlanda Dışişleri Bakanlığı yetkililerinin gözetiminde yapılacak incelemelerin ardından insani yardımın gemideki 2 gönüllü eşliğinde Gazze’ye ulaştırılması” konusunda anlaştıklarını ancak gemidekilerin bunu kabul etmediğini bildirdi.
Bu tür bir anlaşmanın bölgeye gelecekte de insani yardım ulaştırılması açısından faydalı olacağına inandığını belirten Martin, ”Gönüllüler kendilerine bugün öğleden sonra ilettiğimiz bu öneriyi, dikkatli bir değerlendirmenin ardından, hükümete çabaları için teşekkür ederek, reddetti” dedi.
“Gemidekilerin Gazze’ye ilerleyerek protestolarını sürdürmeyi isteme haklarına tamamen saygı duyduğunu” ifade eden Martin, İsrail hükümetinden de, çimento dahil, gemideki tüm yardım malzemelerinin Gazze’ye ulaştırılmasını sağlamasını istedi.
Dışişleri Bakanı Martin, “İrlanda hükümeti, Gazze’deki ablukayı kaldırması için İsrail’e çağrıda bulunmaya devam ediyor. İsrail bir an önce, silah haricindeki her türlü malzemenin Gazze’ye ulaştırılması konusunda kolaylık sağlamalı” dedi.
Kaynak: Milliyet
Dünya Erdoğan’ı Bekliyor!
Dünya kanlı baskının ardından gözlerini Türkiye’ye ve hükümete çevirdi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın yapacağı konuşmayı dünya bekliyor.
Başbakan Erdoğan, Şili’den Türkiye’ye dönüşünde Ankara Esenboğa Havalimanı’na inmeden hemen önce, uçakta teşekkür konuşması yaptı.Latin Amerika gezisini yarıda kesen ve Türkiye’ye dönen Başbakan Erdoğan, evinden Başbakanlık Merkez Binaya geçerek, Başbakan Yardımcıları Cemil Çiçek ve Bülent Arınç, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Beşir Atalay ile bir araya gelecek. Erdoğan, daha sonra Meclis’e geçerek haftalık grup toplantısında konuşacak.
İsrail’in Gazze’ye giden yardım gemilerine yaptığı saldırının ardından, Latin Amerika’ya yaptığı geziyi yarıda keserek Türkiye’ye dönen Erdoğan, bazı bakanlarla durum değerlendirmesi yapacak.
Başbakan Erdoğan’ın uçak’ta, “Alınan karar Türkiye için hayırlı olsun” sözlerinin ne anlama geldiğini de Meclis’te AKP Grup toplantısında açıklayacağı öğrenildi.
Konuşma için ilk kez iki ayrı tercüme kabini kuruldu. Erdoğan’ın grup’ta İsrail saldırısına yönelik açıklamalarının aynı anda Arapça ve İngilizce tercümesi yapılacak. Yabancı basının da izleyeceği grup toplantısını bazı yabancı ajansların ve televizyonların canlı vereceği kaydedildi.
“Recep Bey” Polemiği
CHP Kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’a “Recep Bey” şeklinde seslenmesine AKP’den tepki yağdı. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Kemal Kılıçdaroğlu’nu çok sert bir dille eleştirdi.
KKTC’de bulunan Arınç, gazetecilerin CHP kurultayına ilişkin sorusu üzerine, Kılıçdaroğlu’nu önemli bir siyasi partinin genel başkanlığını kazanmış olmasından dolayı kutlayarak, başarılar diledi.
Arınç, “İnanıyoruz ki CHP, Sayın Baykal’ın CHP’si olmaktan süratle olmaktan çıkar ve özgürlükçü bir parti, gerçekten sosyal bir demokrat bir parti olarak yoluna devam eder” dedi.
“Recep Bey ifadesi” Bülent Arınç, Kılıçdaroğlu’nun Kurultaydaki konuşmasının eleştirilecek çok yönleri olduğunu, ama buna gerek duymadıklarını dile getirerek, konuşmasında geçen “Recep Bey” ifadesinin “Biraz küçültücü bir ifade olduğunu” söyledi.
Arınç, “(Recep Bey) konuşması, kendi ifadesi ile ‘ismini söyledim’ diyor ama genelde anlaşıldığı kadarıyla biraz küçültücü bir ifade şeklinde konuşulmuş. Eğer böyle bir amaç taşıyorsa bu çok yanlıştır. Kimse hakkında küçültücü olmak doğru değil. Biz siyasetçiler birbirimize hitap ederken ya sayın genel başkan ya sayın soyadını söyleyerek hitap ediyoruz. Meclis konuşmalarında da İçtüzüğümüz bunu emrediyor. Sayın diye başlayarak temiz bir dille konuşmak mecburiyetindeyiz. Ama bir Kurultay heyecanı içerisinde belki delegeleri etkilemek adına, eleştirilerini yapmak için böyle bir üslubu seçmiş olabilir” diye konuştu.
Hüseyin Çelik de tepkili
Hüseyin Çelik: “Sokak jargonuyla konuşmaz” AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik de, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kurultayda kullandığı söylemle ilgili olarak, “bu üslup gerçekten çok yakışıksız bir üsluptur, çok yadırgayıcı bir üsluptur. Anamuhalefet partisinin başına geçecek olan bir insan ilk adımında bu şekilde sokak jargonuyla konuşmaz” dedi.
Değişme şansları yok!
Akdağ: “Balon fenomeni” Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “CHP’nin misyonu, ceberrut bir devlet anlayışıdır. Milletin iradesinin üstünde militarist, bürokratik ya da hakim vesayeti gören bir devlet anlayışıdır. CHP’ye göre bu kuruluşlar ve kurumlar halkın üzerindedir. Onun için değişemezler. Değişme şansları yok” dedi.
Akdağ, AK Parti Afyonkarahisar İl Başkanlığınca Erkmen beldesinde düzenlenen “Türkiye Buluşmaları” toplantısına katılarak bir konuşma yaptı.
Bakan Akdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, “başörtüsü yasası” olarak bilinen Anayasa değişikliği ile ilgili görüşmelere ilişkin “411 el kaosa kalktı” dediğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “MHP ve AK Parti milletvekillerinden oluşan 411 kişinin bu ülkede kadınımıza karşı yapılan zulümlerden dolayı yapılan bir anayasa değişikliği ile ilgili ‘411 el kaosa kalktı’ diyen, bugün kendisini balon gibi şişiren o basına ‘ben milletin ve halkın iradesine o günkü parti yönetiminin büyük haksızlık yaptığına inanıyor ve halkımdan özür diliyorum’ desin ki biz onun bugünkü vitrin duruşuna belki inanmaya başlarız.” CHP’nin misyonunun, “Millet iradesinin üzerinde vesayet gören bir devlet anlayışı” olduğunu iddia eden Bakan Akdağ, şöyle dedi:
“CHP’nin misyonu ceberrut bir devlet anlayışıdır. Milletin iradesinin üstünde militarist, bürokratik ya da hakim vesayeti gören bir devlet anlayışıdır. CHP’ye göre bu kuruluşlar ve kurumlar, halkın üzerindedir. Onun için değişemezler. Değişme şansları yok. Zihniyet değişmeden de kişilerin değişmesi hiç önemli değildir.” CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na, medyanın verdiği desteğe işaret ederek “Ortada bir balon fenomeni var” diyen Recep Akdağ, basının bir kişiyi “şişirdiğini’ ileri sürdü.
Akdağ, “Onun da ayakları kesildi hemen. Bir balonun bir iğnelik, bir dikenlik canı vardır. Kılıçdaroğlu dikkat etsin, hiçbir gül bahçesinin yanından geçmesin. Çünkü o gül bahçelerinin dikenleri var” diye konuştu.
Türkiye Kazandı!
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz pazartesi Tahran’da imzalanan nükleer takas anlaşması için “Türkiye Kazandı” dedi.
Haaretz, muhtemel bir ambargodan en büyük zararı görecek olan ülkelerden birinin Türkiye olacağını savunarak, “Bu durumda Türk ekonomisi büyük bir darbe alacak ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın partisi önemli siyasi bir yara alacaktı. Türkiye ambargoya katılmayacak olsa, bu kez de ABD ve Avrupa ile kriz yaşayacaktı. İran’ın Türkiye’yi kullanarak zaman kazanmaya çalıştığı uyarılarına rağmen Ankaranın anlaşma için olağanüstü çaba harcaması işte bu yüzden” diye yazdı.
Haaretz’in etkili isimlerinden Zvi Bar’el tarafından kaleme alının yazıda, ayrıca “İran niçin Güvenlik Konseyi üyelerini değil de Türkiye’yi arabulucu seçti” sorusuna yer verildi.
Türkiye ve İran’ın, Ortadoğu’daki nüfuz alanlarını genişletmek isteyen iki ülke olarak birbirine kuşkuyla baktığını ileri süren Haaretz, iki başkentin son dönemlerde rekabete değil işbirliğini dayalı bir nüfuz politikası izlemeye başladığını savunarak şöyle yazdı: “Türkiye ile İran’ın müttefiki Suriye arasındaki yakın ilişkiler; Türkiye ve İran’ın Hamas’a karşı benzer bir tutum takınması; Irak konusundaki ortak çıkarları; ve radikal İslamcı terörizm konusundaki benzer bakış açıları, Türkiye’nin AB adaylığı konusunda uğradığı hayal kırıklığı ile birleşti. Dahası, İran ideolojik olarak Türkiye’yi ABD’ye tercih eder. Ayrıca Washington’la ya da Güvenlik Konseyi ile varılacak bir anlaşma boğun eğmek olarak algılanacaktır.” Uranyum transferiyle Türkiye ve İran’ın, Ankara’nın NATO üyeliğine ve Afganistan’da ABD müttefiki olmasına rağmen, stratejik müttefik haline geleceğini öne süren gazete, “Türkiye, İsrail’i artık zaten hesaba katmıyor. Eğer anlaşma bütün engelleri aşar ve başarılı olursa, Türkiye arabulucu olarak yeni bir statü kazanacak ve bu statüsünü İsrail-Suriye barış sürecinde tekrar kullanacak. Yok eğer, başarılı olamazsa, o zaman da bir anlaşmanın eşiğine kadar gelmiş bir ülke olarak hatırlanacak” diye yazdı.





