Beşiktaş Oyuncularla Pazarlığa Başladı

Son transferleri ile gündeme bomba gibi düşen Beşiktaş, kontenjanda yer açmak için oyuncularla pazarlığa başladı.
Lig TV’nin internet sitesinin haberine göre; Beşiktaş teknik direktörü Bernd Schuster’in bu sezon kadroda düşünmediği Fink, Tabata ve Zapotocny için Bucaspor’la anlaşan Siyah beyazlılar bu futbolcuların İzmir ekibine sıcak bakmaması yüzünden transfer zora girdi.
Tabata’nın, İstanbul’da kalmak istediği, Fink’in ülkesine dönmeye sıcak baktığı belirtilirken, Zapatocny’nin de başka teklifleri değerlendireceği belirtiliyor.
Beşiktaş Futbol Şube Komitesi Başkanı Serdal Adalı’nın bu üç futbolcunun durumuyla yakından ilgilendiği ve Bucaspor’a gitmeleri için ikna çalışmaları yaptığı belirtiliyor.
Kadrodaki yabancıları gönderip, yabancı kontenjanında yer açmaya çalışan Beşiktaş yönetiminin bir diğer sorunu ise Bobo.
Beşiktaş’ın son 5 yılına attığı gollerle damgasını vuran Bobo, siyah beyazlı takımdaki değişime ayak uydurmak zorunda kalacak.
Sezon sonunda bitecek sözleşmesini uzatmak için 1 milyon 200 bin euroluk yıllık ücretinin 2.5 milyon euroya çıkarılmasını isteyen Brezilyalı futbolcuya en fazla 1.5 milyon önerileceği belirtiliyor.
Brezilyada tedavi gören Bobo’nun durumunun ocak ayında belli olacağı bildirildi.
Alıntıdır
Jenson Button’a Silahlı Saldırı
İngiliz F1 pilotu Jenson Button’a silahlı saldırı düzenlendi. Button, otomatik silahlı 6 soyguncunun saldırısından kıl payı kurtuldu.
Jenson’un silahlı soygun girişiminden polis memuru şoförünün uyanıklığı sayesinde kurtulduğu belirtildi Sao Paulo kentinde düzenlenen ‘Brazilya Grand Prix’si sıralama turları öncesindeki son antrenman turlarının ardından babası John Button, menejeri Richard Goddard ve fizyo Mike Collier ile birlikte pistten ayrılan Jenson Button’un kurşun geçirmez Mercedes marka otomobili, otomatik silahlı 6 kişi tarafından durduruldu.
Otomatik silahlı saldırganların soygun girişimde bulunacaklarının farkına varan polis memuru şöför, gaza basarak olay yerinden hızla uzaklaşmaya çalıştı.Bu sırada park halinde bulunan 5 araca çarptı.
Lüks oteline gitmek için yola çıkan ve normalde aracını kendi kullanan Jenson,“Şoförüm 5 arabaya çarptı. Oldukça korkunç bir durumdu” dedi.
Trafiğin oldukça yoğun olduğu saatlerde bir gecekondu mahallesinin yanından ağır ağır ilerlediklerini ifade eden Jenson, “Gecekondu mahallesinden geçerken bir köpeğin bize doğru geldiğini gördüm.Oldukça sevimli bir köpekti.Ancak hemen sonra elinde otomatik silah olan bir adam gördüm. Aracın etrafını sardılar. Silahlarını bize doğrulttular. Bu sırada şoförüm durumun farkına vardı. O bir kahraman. Silahlı adamların kimi tuzağa düşürmek istediklerini anlayamadım” diye anlattı.
Jenson, olay sırasında iç çamaşırı mankeni Japon kız arkadaşı Jessica Michibata’nın araçta bulunmamasının büyük bir şans olduğunu vurgulayarak,“Jessica otomobilde olsaydı eminim dehşete düşerdi”dedi.
Alıntıdır
Bir Ülkenin Ekseni Daha Kayıyor
Ülkemizdeki eksen kayması tartışmalarının üzerinden henüz çok geçmezken Rusya İran’ın nükleer programı ile ilgili bir toplantı talebinde bulundu. Bu olay ise “Rusya’nın ekseni de mi kayıyor? ” sorularını akıllara getirdi.
“Türkiye ve Brezilya’nın Tahran yönetimiyle vardığı uranyum takası mutabakatı doğrultusunda” ifadesini kullanan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ile birlikte, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na “Rusya, ABD, İran ve UAEK arasında bir toplantı yapılmasını önerdiklerini” açıkladı.
İsrail’de temaslarını sürdüren Lavrov, İran’ın bu öneriye olumlu yanıt vereceği ümidinde olduklarını belirterek, “İran’ın olumlu yanıt vermesi sayesinde durumun daha da kötüleşmesi önlenecektir” diye konuştu.
“Brezilya ve Türkiye’nin girişimleri doğrultusunda, Rusya, ABD ile birlikte UAEK Başkanı nezdinde girişimde bulunarak, üç ülkenin (ABD, Rusya, İran) teknik uzmanlarının İran’daki deneysel reaktöre nükleer yakıt sağlanması olasılığını görüşmek üzere bir toplantı düzenlenmesini önerdi. Böylece, İran’ın da yüzde 20 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretmesine gerek kalmayacak.” Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yeni yaptırım uygulanması kararını desteklemiş, ancak ABD ve AB’nin kendi yaptırım paketlerini uygulama yönünde harekete geçmesinden rahatsız olmuştu.
Alıntıdır
Rompuy’dan Türkiye’ye Övgü Yağdı
AB Konsey başkanı olan Herman Van Rompuy’dan Türkiye’ye övgü yağdı.
Hollanda Lahey’de konuşan Herman Van Rompuy Türkiye ve Brezilya’nın İran’la olan nükleer müzakerelerinden bahsetti.
Van Rompuy, “Son dönemde gördük ki Brezilya ve Türkiye, yaşlı Batılı güçlere rücu etmeden İran’la üst düzeyde nükleer müzakereler yürüttü. Her ne kadar istenilen sonucu vermese de bu girişimin emsali yoktur” diye konuştu.
AB’nin krizlerle boğuşurken Çin, Hindistan ve Brezilya gibi gelişen ekonomilerin hızlı büyümeyi sürdürdüğünü belirten Van Rompuy, engelleme imkanına sahip olmadıkları bu gelişmenin, dünyada yoksulluğun azaltılması kapsamında olumlu tarafları da bulunduğunu kaydetti.
Gelişen ekonomilerin güçlendikçe Batılı şirketleri satın almasından duyduğu endişeyi dile getiren Van Rompuy, Çin Başbakan Yardımcısı Zhang Dejiang’ın geçen hafta ziyaret ettiği Yunanistan’da Pire Limanının 35 yıllığına kiralanması başta olmak üzere, milyarlarca avroluk satın alma ve yatırım kararlarına imza attığını hatırlatarak, “’Orası Akdeniz, mali açıdan kötü durumdalar, bizi etkilemez’ diyebilir miyiz” sorusunu sordu.
İsim vermeden Hollanda-İngiliz ortaklığındaki demir-çelik devi Corus’un 2007 yılında Hintli Tata tarafından satın alınmasını da gündeme getiren Van Rompuy, “gelişmekte olan ülkelerin artan ekonomik güçlerinin siyasi güçlerine nasıl yansıyacağını anlamaya çalıştıklarını” belirtti.
Van Rompuy, BM Kopenhag iklim zirvesinde Amerikalı, Çinli, Brezilyalı ve diğer liderlerin bağlayıcı anlaşma yaptıkları odaya AB temsilcilerini almamalarını “Kendi evimizde küçük düşürüldük” diye değerlendirdi.
Tüm bu tecrübelerin “AB’nin hiçbir üyesinin tek başına küresel düzeyde belirleyici rol sahibi olmadığını” öğrettiğini kaydeden Van Rompuy, ABD’nin de yeni Güvenlik Stratejisinde “tek başına dünyada hiçbir sorunu artık çözemediğini” kabul etmek zorunda kaldığını hatırlattı.
AB Konseyi Başkanı Van Rompuy, AB ve ABD’nin “küresel ekonomik, demografik ve siyasi gücünün gelecek 20-30 yılda istikrarlı şekilde gerilemeye devam edeceği” tespitinde bulundu.
Van Rompuy, AB’nin gelecek zirvelerinde dış politikaya daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Milliyet
Erdoğan’dan Köşe Yazarlarına Sert Tepki
İsrail ile meydana gelen krizden dolayı AKP’yi eleştiren köşe yazarlarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok sert bir dille yanıt verdi. AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi?” diye sordu.
Başbakan Erdoğan, partisinin Genel Merkezi’nde, gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken yine medyayı hedef aldı. Erdoğan terör, dış politika, yargıyla ilişkiler gibi konularda şunları söyledi:
MAŞALLAH CESURLAR: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Farkımız bu.
ANAYASA ÇİĞNENDİ: Bir şeyi çok açık, net söylemem gerekir. Kısa bir süre önce, birkaç gün önce malum 9 tane yargı mensubuna, hakime, malum yine bir dava açılması neticesinde üst mahkemenin kalkıp da ceza vermesini bu ülkede hukuk adına ciddi sıkıntı süreci olarak görüyorum. Bugüne kadar olmamış ve yeni kapıların açılmasına mesnet teşkil edecek bir adımdır. Bakınız henüz hakkında karar kesinleşmemiş ve yargı sürece devam ederken, Anayasayı çiğneyerek böyle bir kararı verme yetkisini üst mahkeme kendisinde nereden buluyor? Bu bir.
GÜVEN AZALIYOR: İkinci bir konu, bundan sonra mahkum olanına, tutuklusuna kadar hepsi için bir kapı açılacak mı? Açılacak. Şimdi, herkes müracaat edip aynı şekilde bu tür davaları açmak suretiyle kendilerine yeni çıkış yolları arayacak mı? Arayacak. Ne olacak? Bunun altından neyle kalkacaksınız? Hangi hukuka ve hangi maddeye dayalı olarak böyle bir adım atıyorsunuz? Bunun ideolojiden ayrı bir yanı olamaz. Bunun kendi özel dünyalarındaki verilmiş karardan başka bir özelliği yoktur. Buna ne kendileri inanıyorlar ne de milleti inandırabiliyorlar. Ben inanmıyorum, kimsenin de inandığına ihtimal vermiyorum. Çünkü yargı o kararla güvenirliğini adeta bitirmiştir. 9 hakime böyle cezayı verdiğiniz andan itibaren bu ülkede yargının güvenirliği kalmaz. Yasama, yürütme, yargı, üçünün de ortak paydası bu milletin evlatları olmalı. Onlar adil karar neticesinde kendi adalet mekanizmasına güvenmelidir. Halk eğer adalet mekanizmasına güvenmiyorsa, burada sıkıntı vardır.
TUZAKLAR KURULDU: Bize 7.5 yıl boyunca çok büyük tuzaklar kuruldu. Önümüze çok büyük engeller çıkarıldı. Vazgeçmeden boyun eğmeden geri adım atmadan tüm bu engelleri aştık, tüm bu tuzakları geçtik, tüm badireleri atlattık, içeride, dışarıda. Çetelere göz yummadık. Çetelerle mücadelede asla yılgınlık göstermedik. Şu anda da aynısını yapıyoruz, aynısını yapacağız.
ROTAYI MEDYA BELİRLEMEZ: Yurt içinden, yurt dışından Türkiye’ye yönelik her türlü saldırıya, kampanyaya, kara propagandaya boyun eğmeden direneceğiz. Benim ülkemde artık, iç politikaya, dış politikaya karanlık odaklar yön veremeyecek. Benim ülkemin rotasını, içeride ya da dışarıda atılan milletimin hissiyatını yansıtmayan gazete manşetleri veya televizyon ekranları belirleyemeyecek. Bunu böyle bilin. Benim milletimin istikametini terör örgütleri çizemeyecek.
UYSAL DEĞİLİZ: Değerli kardeşlerim, birçok şeyler söyleyebilirler, yanınıza gelebilirler. Diyebilirler ki ’Çok da sert gidiyoruz, biraz yumuşatalım’ Arkadaşlar biz sert gitmiyoruz, yumuşak da gitmiyoruz. Biz tam orta yolda gidiyoruz. Hak neyse, hukuk neyse gereğini yapıyoruz. Her zaman söylüyorum, eğer biz Akif’in nesliysek, İstiklal şairimizin ifade ettiği gibi, ’Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum’ Biz uysal değiliz. Biz mazlumun yanında, zalimin karşısında olacağız. Bu genlerimize işlemeli. AK Parti’li bunun idrakinde olmalı. Şu ana kadar böyle yürüdük. Böyle yürüyeceğiz.
SÜNEPE MİYİZ?: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Bizim farkımız bu.
MAHCUP OLACAKLAR: Bu kampanyada uluslararası basın öncü rol oynuyor. Maalesef bizdeki malum basın kuruluşları ve malum yazarlar da bu kampanyaya su taşımaya devam ediyor. Biz içerde ve dışarda yürütülen bu çirkin kampanya karşısında elbette geri adım atmayacak, basit menfaatlerin hesabını yapmayacak, ülkemizin, vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz. Bizim sorunumuz İsrail’deki hükümetin hukuk tanımazlığıyla ilgili, İsrail halkıyla değil. Bu sorunu bir Türkiye, ABD sorunu gibi göstermeye çalışanlar, bu sorunu bir eksen kayması gibi göstermeye çalışanlar yanılgı içindeler ve mahcup olacaklardır.
İRAN MESELESİ: Biz Tahran anlaşmasını, ABD Başkanı’nın, bana ve sayın Lula’ya yazmış olduğu mektuplar çerçevesinde yürüttük. Ve bu mektup çerçevesinde yürüttüğümüz gibi kendileriyle anlaşma sonrası yaptığım telefon görüşmesinde de atılan bu adımın gerçekten takdir edilecek bir adım olduğunu söylerken ’İran’a güvenmediklerini’söylediler. Artık bunu söylemek zorundayım. Güvenmediklerini söylediler, biz de dedik ki ’mektupta verilen sözler, anlaşmada olanlar, eğer yerine gelmezse, o zaman İran, Türkiye’den de, Brezilya’dan da desteğini kaybeder’dedik. Ama İran, Viyana’ya yazdığı mektupta sözünü yerine getirdi. Viyana grubu ne yazık ki oylanacağı sabahı cevabını yazdı. Çok enteresan, niye bu ana kadar bekletildi? Bunlar hep tarihin kaydına giren görüşmelerdir. Daha sonra açıklanacaktır.
Kaynak: Milliyet
Barack Obama’nın Baskından Haberi Vardı!
İsrail basını bugün şok bir iddia ortaya attı: Barack Obama’nın baskından haberi vardı!
İsrail’in Mavi Marmara yardım gemisine düzenlediği kanlı baskının yankıları hala sürüyor. İsrail’in Arutz Sheva gazetesi de ortaya öyle bir iddia attı ki!
Arutz Sheva gazetesinin haberine göre Obama operasyonu biliyordu ve operasyonun detayları için İsrail ile pazarlık bile yaptı, göz yaşartıcı bomba ve aşırı şiddet kullanılmaması konusunda uyarıda bulundu.
İsrail komandoları tarafından 30 Mayıs’ta Gazze’ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda gerçekleşen ve 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan baskının ABD ile istişareler sonucu yapıldığı iddia edildi. İsrail’de yayınlanan Arutz Sheva gazetesinin Amerikan diplomatik kaynaklara dayanarak verdiği habere göre İsrail, gemiye baskın düzenleyeceği bilgisini günler öncesinden ABD Başkanı Barack Obama’ya bildirdi. Obama, baskına izin verdi ancak operasyon sırasında çok temkinli olunmasını istedi. Obama’nın silah kullanımı konusundaki uyarıları ve gemilere indirme yapıldığı sırada göz yaşartıcı bomba atılmaması yönündeki kesin isteği diplomatik bir dille İsrail yönetimine iletildi.
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Obama’nın taleplerini kabul etti ve operasyon için düğmeye basıldı. Ancak İsrail istihbaratı MOSSAD, Mavi Marmara gemisinde silahlar bulunduğu ve yakın dövüş konusunda eğitimli kişiler olduğu istihbaratını verince İsrail, bir kez daha Amerika ile temasa geçerek “askerlerin zarar görmesi durumunda bu uyarıların gözardı edileceği” bilgisini iletti. İddiaya göre askerler Obama’ya verilen söz kapsamında “paintbal” silahlarla gemiye indi. Ancak birkaç askerin yaralanmasının ardından komandolar üzerlerindeki tabancalarla karşılık verdi.
Beyaz Saray, operasyonun hemen ardından yaptığı açıklamada İsrail’in kendilerine baskın öncesinde bilgi vermediğini, baskından herkesle aynı anda haberleri olduğunu açıklamıştı.
İsrail’in Haaretz gazetesine konuşan Beyaz Saray kaynakları, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yaptırımlar konusunda kullandığı “hayır” oyunun Washington’da, “Suratlarına indirilmiş bir tokat gibi” algılandığını söyledi. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs ise, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yeni yaptırımlar getiren kararın oylanmasında Türkiye ve Brezilya’nın “hayır” oyu kullanmasının “hayal kırıklığı” yarattığını açıkladı. Türkiye ve Brezilya ile aralarında yaklaşımda bir farklılık olduğunu belirten Gibbs, “Dost ve müttefiklerimizle sahip olduğumuz koalisyonu sürdürmek ve dünyaya İran’ın nükleer programını ne kadar ciddiye aldığımızı göstermek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Kaynak: Milliyet
Yapılanlar Utanç Verici!
Nükleer takasa yönelik tepkiler gün geçtikçe artıyor. Brezilya ve Türkiye’nin İran ile nükleer takası için ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’da köşe yazarı olan Thomas Friedman “Yapılanlar utanç verici” diyor.
New York Times’in tanınmış köşe yazarı Thomas Friedman, “Olabildiğince Çirkin” başlıklı yorumunda Tahran mutabakatını, İran’da demokrasi için verilen mücadeleye karşı dikta rejimi güçlendirmeye yönelik bir gelişme olarak değerlendirerek, Türkiye ve Brezilya’yı sert dille eleştirdi.
Frierdman, “İtiraf etmeliyim ki, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Amendinejad’ı, kolları kaldırarak Brezilya muhatabı Luiz İnacio Lula da Silva ile Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte gösteren 17 Mayıs tarihli, fotoğrafı ilk gördüğümde tek düşünebildim şu oldu: Demokratların, sadece ABD’yi çimdiklemek ve kendilerinin de büyük güç masasında oynayabileceklerini göstermek için başka demokratları, Holokost’u reddeden, oy çalan İranlı bir eşkıyaya satmaktan daha çirkin bir şey olabilir mi” diye yazdı.
Yorumda, ABD’li düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’dan Kerim Sadjadpour’un, “yıllarca bağlantısız ve gelişmekte olan ülkelerin, ABD’yi insan haklarını göz ardı ederek kendi çıkarlarının peşinde koşmakla suçladıkları, Lula ve Erdoğan’ın Tahran ziyaretinin ise, İran’ın, işkence ile itirafa zorlanan beş siyasi tutukluyu idam etmesinin hemen ardından gerçekleştiği, ancak her iki liderin Ahmedinejad’a sıcak bir biçimde sarılırken insan haklarından hiç söz etmedikleri” yönündeki değerlendirmelerine yer verildi.
Sadjadpour’un, “Ortadoğu’da adaleti arayan tek halkın, Filistinliler olduğu yönündeki yanlış bir varsayımın bulunduğu” görüşünü de aktaran Friedman şöyle devam etti: “Hem Türkiye hem de Brezilya, askeri yönetim dönemlerinin üstesinden gelen iki yeni oluşmuş demokrasilerdir. Liderlerinin, ordu ve polisi, Türkler ve Brezilyalıların bugün yararlandığı ifade ve siyasi tercih özgürlüğünü arayan İranlı demokratları ezmek için kullanan bir İranlı cumhurbaşkanı kucaklamaları ve güçlendirmeleri, utanç verici.”
Thomas Friedman, Lula için sarf edilen “Lula siyasi bir dev ancak ahlak açısından büyük bir hayal kırıklığını yarattı”, “Lula Brezilya için çok iyi bir şey, demokrat komşuları için ise bir felaket oldu” sözlerini de yansıttığı yorumunda İran’daki “Yeşil Devrim”i de “On yıllarca Ortadoğu’da ortaya çıkan en önemli, demokratik hareket olarak” niteledi. Friedman, yazısını noktalarken de şu sözleri kullandı: “İran’ın hiçbir zaman bir bomba olmamasını tercih ederdim. Dünya, özellikle Ortadoğu’da, daha çok nükleer silahları olmadan çok daha güvenli bir yer olur. Ancak İran nükleer silahları elde ederse eğer, tetikte parmağı olanı, mevcut kanlı dikta yerine demokratik bir İran’ın olması büyük bir fark oluşturur. Bunu geciktirmek ve İran’da reel demokrasiyi teşvik etmek için çalışan herkes, meleklerin tarafındadır. Ancak, despot rejimi güçlendiren ve nükleer muzipliğini örtenler, bir gün İran halkına hesap vermek zorunda kalacak.”
“Recep Bey” İçin Yanıtı Sert Oldu
CHP Kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan’a hitap şekli günlerdir konuşuluyor. Erdoğan’ın konuyla ilgili yanıtı merak konusuydu. Erdoğan’ın “Recep Bey” için yanıtı sert oldu. Brezilya yolunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yine cümlelerinde argo kelimeler kullandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brezilya yolunda, Türk Hava Yolları’na ait “Anadolu” isimli uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?”, şeklindeki bir soruya, “Sen Başbakan’ın söylemlerine bak, sen bırak başkalarını Başbakan ne diyor ona bak. Başbakan’ın birilerine cevap yetiştirmeye gayreti yok.
Savunmada değilim ben şu anda işime bakıyorum, Brezilya’ya gidiyorum, Arjantin’e gidiyorum, buralara ne kadar daha fazla mal satarız ben onun peşindeyim. Biz hakara makara yapmıyoruz iş yapıyoruz” yanıtını verdi.
Başbakan Erdoğan, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun Recep Bey, sözünü kullanması sizi rahatsız etti mi?” sorusuna da “Bu soruyu geçiniz, bu tür spekülasyonların içerisine Tayyip Erdoğan’ı çekemezsiniz” dedi.
Başbakan Erdoğan, “Dinlemelerle ilgili yasal düzenleme yapılacak mı?” sorusu üzerine ise Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı’nın bu konuyla ilgili çalışma yaptıklarını bildirdi.
“MİT Müsteşar Yardımcısı olan Hakan Fidan’ın müsteşarlığa atanmasıyla ilgili” bir soru üzerine de Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: “Göreve atadığımız arkadaşımız şu anda Cumhurbaşkanımız da onamasını yaptıysa, yarından sonra Resmi Gazete yayımlanır. O da işbaşı yaptıktan sonra biliyorsunuz, MİT’in birinci derecede ağırlıklı görevi yurt dışı istihbarattır ve yurt dışı istihbarat için de yeni müsteşarımız atılması gereken adımları atmak için yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürecektir. Nerede aksama var, nerede eksiklik var bu konuda bu süreç içerisinde de belli çalışmasını sanıyorum yapmıştır. Bunu tabi bizlerle de paylaşacaktır. Oturacağız dertleşeceğiz, çünkü benimde Cumhurbaşkanı’mında Genelkurmay’ın da en önemli kaynaklarından ki, birinci derecede şahsımın. Dış istihbaratta orasıdır müracaat ettiğimiz yer, dolayısıyla bunu çok daha aktif çok daha netice alır hale getirmemiz lazım.” Başbakan Erdoğan, “MİT’in mali açıdan sıkıntıda olduğu ifade edilmişti” değerlendirmesi üzerine de “Mali noktada hiç bir sıkıntı yok” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan istihdam ile ilgili bir soru üzerine de bu konuda rakam veremeyeceğini ancak TOBB ve Türkiye İhracatçılar Meclisi gibi örgütlenmelerin özel sektör olarak bu konuda önemli adımlar atabileceklerini söyledi.
Rtük’ten Korktu Farklı Klip Çekti
Nisan 6, 2010 by GaMZeM
Filed under Müzik Haber

Rock müziğinin başarılı yorumcusu Teoman “Ruhun Sarışın, Tenin Esmer” adlı şarkısına 2 ay önce Brezilya’nın Ilha Grande adasında klip çekti.
Ama klip pek de normal bir klip olmadı. Böyle olunca da Teoman oldukça erotik olan klibi sadece internet sitesinden yayınlama kararı aldı.
RTÜK’ün tepkisinden çekinen Teoman klibi sadece www.teoman.com.tr sitesinde yayınlıyor.
+18’lik klip şimdi tıklanma rekoru kırıyor. Teoman, TV kanallarında yayınlanması için de ‘Ruhun Sarışın, Tenin Esmer’e bir klip daha çekti ve Tuğba Ekinci’yi oynattı.





