Kaddafi’ye Büyük Darbe!
BM Güvenlik Konseyi, Libya’da Muammer Kaddafi rejimine yönelik yaptırımlar getiren karar tasarısını “oybirliğiyle” kabul etti.
15 üyesi bulunan Güvenlik Konseyi’nin, karar tasarısını tüm üyelerinin oybirliğiyle kabul etmesi büyük önem taşıyor.
BM Güvenlik Konseyi’nin oybirliğiyle kabul ettiği Libya’daki Muammer Kaddafi rejimine yönelik yaptırım kararında, Kaddafi’nin ailesinden ve yakın çevresinden 16 kişiye uluslararası seyahat yasağı getiriliyor, ailesinden de 6 kişinin malvarlıkları donduruluyor.
Konsey’in bugün oybirliğiyle kabul ettiği 1970 sayılı kararda, Libya’daki olaylardan ciddi endişe duyulduğu belirtilerek, sivillere yönelik şiddet ve güç kullanılması “kınanıyor.".
Libya’da “sivil halka karşı kullanılan yaygın ve sistematik saldırıların, insanlığa karşı suç teşkil edebileceği” kaydedilen kararda, bu saldırıları düzenleyenlerin yaptıklarından sorumlu tutulması gereği de vurgulanıyor. Bu kapsamda Konsey kararında, BM Ana Sözleşmesinin (Şartı) 7. Bölümünün 41. maddesi çerçecevesinde, aşağıdaki hususlarda çağrıda bulunuyor.
“-Şiddetin derhal sona ermesi ve nüfusun meşru taleplerinin yerine getirilmesi.
-Libya’dan ayrılmak isteyen tüm yabancıların tahliyesinde BM’ye üye tüm ülkelerin işbirliğinde bulunması.
-15 Şubat’tan beri Libya’da meydana gelen şiddet olaylarının Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) havale edilmesi ve UCM’nin savcısının 2 ay içerisinde Konsey’e bu konuda bilgi vermesi, ardından her 6 ayda bir gelişmelerden Konsey’i haberdar etmesi.
-Tüm üye ülkelerin Libya’ya doğrudan ya da dolaylı silah, mühimmat, askeri araç ya da yedek parçası tedariğini, satışını veya transferini durduracak önlemler alması.
-Libya’nın tüm silah ve ilgili malzemelerin ihracatını durdurması.
-BM’ye üye ülkelerin, vatandaşlarının, Libya yetkililerinin insan hakları ihlallerine katkıda bulunacak faaliyetlere katılmak üzere Libya’ya seyahat etmelerinin önüne geçmeleri.".
Kararın eklerinde uluslararası seyahat yasağı getirilen toplam 16 kişi arasında Muammer Kaddafi başta olmak üzere Kaddafi’nin ailesi ve yakın çevresinden kişiler bulunuyor, malvarlıkları dondurulan 6 kişi de Kaddafi, kızı Ayşe ve 4 oğlundan oluşuyor.
Kararın diğer önemli bir özelliği de Konsey’in, Sudan’ın Darfur bölgesindeki çatışmaları Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) havale etmesinin ardından tarihinde ikinci kez Libya’daki şiddet olaylarını UCM’ye taşıma kararı alması ve bu kararı ilk kez bu defa “oybirliğiyle” alması oldu.
Konsey yaptırım kararını almasının ardından Libya’nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı İbrahim Dabbaşi Konsey’e hitaben bir teşekkür konuşması yaptı. Dabbaşi konuşmasında, yaptırım kararının Kaddafi’ye direnen halka “manevi destek verdiğini” ifade etti.
Kaddafi’ye ilk isyan bayrağını çeken ve onu liderlikten çekilmeye davet eden ilk Libyalı diplomat olan Dabbaşi konuşmasında, Kaddafi rejiminin çoktan güvenirliğini ve meşruiyetini kaybettiğini belirterek “Bu kararın, Trablus’ta hala varlığını sürdüren bu faşist rejimin sona ermesine yardımcı olmasını umuyoruz” dedi. Dabbaşi, Libya ordusu mensuplarına da çağrıda bulunarak onlardan halka destek vermelerini ve Kaddafi rejimini kınamalarını istedi. “En önemli şey bu rejimin sona ermesidir” diye konuşan Libyalı diplomat, halkın rejime direnmeye devam etmesini istediklerini ve yakında rejimin devrileceğine inandığını söyledi. Dabbaşi daha sonra gazetecilerin soruları üzerine ise kendilerinin Libya halkı için çalıştıklarını, bir süredir Trablus’taki rejimle ilgilerini kestiklerini söyledi.
Dabbaşi sorular üzerine kendisinin sadece görevini yaptığını ve asıl cesareti Libya halkının gösterdiğini de söyledi.
Genel Sekreter Ban Ki-mun da Konsey’de yaptığı konuşmada, Konsey’i kabul ettiği karar dolayısıyla tebrik ettiğini belirterek “Bu karar, temel insan haklarının ihlallerinin hoşgörülemeyeceği, ve bu tür ciddi suç işleyenlerin sorumlu tutulacakları yönünde tüm dünyaya güçlü bir mesaj vermektedir. Umarım bu mesaj, Libya’daki liderlik tarafından dinlenir” dedi. Ban önümüzdeki günlerde daha da sert önlemlerin alınabileceğini de belirtti.
İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mark Lyall Grant yaptığı açıklamada, “Yaptırımlar, uluslararası toplumun Libya’daki şiddete karşı duyduğu derin endişe ve aslında kızgınlığın güçlü bir ifadesi oldu” dedi. Grant gazetecilerin soruları üzerine de, UCM Savcısından Libya’daki olaylarla ilgili derhal soruşturma başlatmasını ve kendilerine 2 ay içinde bilgi vermesini istediklerini belirtirken kararın Kaddafi rejimine yönelik son derece “sert ve bağlayıcı yaptırımlar” getirmesinden son derece memnun olduklarını söyledi. Grant, 24 saat önce Konsey’e sundukları karar tasarısının hızla ve oybirliğiyle kabulünden ayrıca memnun olduklarını da dile getirdi.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Susan Rice da konuşmasında, yaptırım kararının son derece hızlı alınmış, güçlü, bağlayıcı ve etkin bir karar olduğunu düşündülerini vurgulayarak “Sivillere kıyım uygulayanlar kişisel olarak yaptıklarından sorumlu tutulacaklardır” dedi. Rice bu kapsamda Konsey’in “tek ses olmasından ve sert ve bağlayıcı yaptırım kararı almasından” dolayı son derece memnun olduklarını ifade etti.
Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gerard Araud da, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da “özgürlük ve değişim rüzgarlarının estiğini” belirterek, BM Güvenlik Konseyi’nin de uluslararası ilişkilerdeki bu yeni döneme yanıt verebilmeyi başardığını söyledi.
Almanya’nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Peter Wittig ise Konsey’in dünyaya bu derece güçlü bir mesaj vermesinden çok memnun olduklarını belirterek, Konsey açısından “tarihi bir gün” yaşandığını söyledi.
Kaynak:Milliyet
LPG’li Otomobillere Sıkı Denetim
İnsan hayatını tehlikeye atan ve son günlerde ölümlü patlamalarla gündeme gelen LPG’li otomobillere sıkı denetim geliyor.
Bu sıkı denetim ile öncelikle 10 yıllık LPG tankına sahip otomobillerin plakaları tek tek belirleniyor. Habertürk’ün haberine göre patlama riski taşıyan otomobiller; Emniyet, Jandarma ve Karayolları ekiplerinin üç koldan yapacağı yoğun denetimle trafikten çekilecek. Bu otomobiller, LPG tanklarını yenileyecek. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Emniyet, Sanayi Bakanlığı, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ve sertifikasyon hizmeti veren TÜV ve Türkiye Sigorta Birliği’nin katıldığı toplantıda, LPG’li araçlara yönelik alınacak önlemler masaya yatırıldı.
DENETİM ZAAFI: Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın, otomobillerde LPG tankları için öngördüğü emniyetli kullanıma ilişkin sürenin, 10 yıl olduğu belirtilen toplantıda, 10 yılını dolduran otomobillere yönelik yaptırım odaklı denetimlerde ciddi zaaf olduğu vurgulandı.
PLAKA LİSTESİ ÇIKARILACAK: Emniyet Genel Müdürlüğü, 10 yıllık ekonomik ömrünü dolduran LPG tankına sahip otomobillerin, il il plakalarını belirleyecek. Bunların sayısı net olarak ortaya konulacak.
ÜÇLÜ DENETİM: Bu kategoriye giren otomobillere yönelik Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma ve Karayolları ekipleri üçlü denetim başlatacak. Bu otomobillerin hızla trafikten çekilmesi sağlanacak. Bu otomobiller, LPG tanklarını yenileyecek. EPDK kaynakları, uygulamanın önemine dikkat çekerek, “Bu çalışma sonrasında trafikte, 10 yılını aşmış tanka sahip LPG’li araç kalmayacak” mesajını verdi.
ÖNCE SIZDIRMAZLIK, SONRA SİGORTA: LPG’li otomobillerin, kaza sonrası sigorta işlemlerinde de yeni uygulamalar gündeme gelecek. Hasarlı kaza yapan LPG otomobilin sahibi, öncelikle TMMOB’dan, tank için ‘sızdırmazlık’ raporu alacak. Sigorta ya da kasko şirketi, bu rapor sonrasında zararı tazmin edecek.
LPG’li araç sayısı 3 milyona dayandı
Motorin ve benzine gelen zamlar, LPG’li araç sayısını artırmaya devam etti. Toplantıda, son dönemdeki hızlı artışla birlikte LPG’li araç sayısının 3 milyon sınırına dayandığı kayıtlara geçirildi. Kaynaklar, özellikle benzinde zammın bu hızla devam etmesi halinde LPG’ye geçişin daha da hızlanacağına dikkat çekti. HABERTÜRK’ün görüştüğü bir otomobil bayii, aynı zamanda benzin istasyonu da işlettiğini belirterek, “Benzin fiyatları uçuyor. İnsanlar, sıfır 4×4 sıfır jeeplere, garantisini kırdırıp, ertesi gün LPG tankı takıyor” dedi.
800 BİN HESAPLANIYOR
EPDK kaynakları, ‘güvenlik’ ve ‘sızdırmazlık’ yönünden sorunlu, standartları karşılamayan otomobil sayısına ilişkin bilgi vermezken, “Emniyet’in çalışmasının ardından rakam net olarak ortaya konulacak” demekle yetindi. HABERTÜRK’ün sektöre yakın kaynaklardan edindiği bilgiye göre Türkiye’de, standartları karşılamayan 800 bin dolayında LPG’li otomobil bulunuyor. Bu araçlar, hem trafikte hem park ettikleri noktalarda, can ve mal güvenliği için ciddi bir tehdit olarak öne çıkıyor.
Kaynak:Milliyet
Mısır’da Kaos Büyümeye Devam Ediyor

Mısır’da kaos büyümeye devam ediyor. Dünya, Mısır’daki gelişmeleri tedirginlikle takip ediyor.
Mısır’da halk ayaklanmasının beşinci gününde polisin kentlerden çekilmesi ve otorite boşluğu oluşmasıyla tam bir kaos ortamı oluştu. Gösteriler tüm akşam devam ederken polisin meydanlara benzin döktüğü, protestocular buraya yaklaştığında ateşe vererek toplanmalarını engellediği iddia edildi. Yağmacılar ise önce Merkez Bankası’na sonra da müzelere ve evlere saldırmaya başladı. Mısırlılar bu kişilerin Mübarek’e bağlı sivil polisler olduğunu iddia etti.
Ülkede yağmanın ciddi boyuta çıktığının ilk işareti dünyanın en büyük firavun koleksiyonuna sahip Kahire Müzesi’nin basılması oldu. Mısırlılar müzenin önünde 24 saattir etten duvar örmüş ve burayı korumaya çalışmıştı ancak başarısız oldular. Ülkenin önde gelen arkeologlarından Zahi Hawass, güvenlik önlemlerine takılan yağmacıların kapıdan giremeyince çatıyı zorladıklarını söyledi. Müzede iki firavun mumyası parçanladı. Kral Tutankhamun koleksiyonu da dahil on binlerce tarihi eserin bulunduğu müze talan edildi. Porselen parçalar, vitrinler ve yüzlerce heykel tuzla buz oldu.
Devlet televizyonuna göre ülkede en az 60 tecavüz vakası yaşandı. Ayrıca bir çocuk kanser hastanesinin de yağmalandığı iddia edildi. Yağmacılar buradan malzeme çalarken görüntülendi. Görgü tanıklarına göre insanlar kalabalık gruplar halinde süpermarketler, finans merkezleri, bankalar ve hükümet binalarına saldırmaya başladı. Onlarca dükkan vitrini yağmacılara karşı içeride ne olduğunu gizlemek için beyaza boyandı. Ordu ülkenin dört bir yanına takviye güç gönderdi. Kahire’nin merkezinden Salih Salem isimli bir esnaf “İş yerlerimizi yağmalıyorlar. Hükümet hiçbir şey yapmadığı için biz çocuklarımızı hırsızlara kalkan yaptık” dedi. Yağmalama olaylarına şahit olan birçok kişi bunların sivil giyimli polis memurları olduğunu söyledi.
Hüsnü Mübarek’in gösterileri baltalamak için cezaevlerini boşalttığı ve mahkumları silahlandırdığı iddia edildi. El Feyyum Hapishanesi’nin başındaki general Muhammed El Batran’ın öldürüldüğü, buradan yüzlerce mahkumun firar ettiği açıklandı.
Kaynak:Milliyet
İngilizler’den Muhteşem Buluş
Oxford ve London College Üniversiteleri ortak bir çalışmaya imza attı ve hidrojen bazlı yapay petrol üretti.
İngilizler’den muhteşem buluş: Yapay petrol
Yaklaşık 3 ila 5 yıl arasında piyasaya sürüleceği açıklanan ürünün içinde çevreye zarar veren karbon gazının bulunmadığı, bu sayede sera gazı emisyonunun engellenmesine yardımcı olacağı kaydedildi. Bilim adamları yapay petrolü üretmek için hidrojeni küçük hava kabarcıklarının içine hapsederek sıvı gibi akmasını ve pompalanabilmesini sağladı.
Araştırmayı yürüten uzmanlardan Stephen Volker, “Yarattığımız mikro kabarcıklar sayesinde normal petrol ile çalışan otomobillerin depolarında hiçbir değişiklik yapılmadan bu yapay petrolü kullanabilmesini sağlıyoruz” dedi. Testlerine devam edilen yapay petrolü üreten ekipte yer alan Prof. Stephen Bennington, “Hidrojen petrolden 3 kat daha fazla enerji üretiyor. Yakıldığında ise zararlı gazlar yerine suya dönüşüyor” dedi. Araçların bir depo yapay petrolle 500 ila 650 kilometre gidebildiği ifade edildi. Yapay petrolün litresi ise 50 kuruş.
Tunus’ta Kaos Devam Ediyor
Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali’nin devrildiği Tunus’ta kaos devam ediyor. Bir cezaevinde yangın çıktı, onlarca kişi yaşamını yitirdi. Yağmalama olayları da giderek artıyor.
Tunus’ta yaklaşık 1 ay önce hayat pahalılığı ve işsizlik protestolarıyla patlak veren, onlarca kişinin ölümüne yol açan ve kanlı şekilde bastırılan olaylar yüzünden 23 yıldır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Zeynelabidin Bin Ali’nin kaçışıyla sonuçlanan gelişmeler, sokaktaki Tunuslu tarafından ‘Yasemin Devrimi’ olarak adlandırıldı.
Siyasi çevrelerce ‘namuslu bir siyaset adamı’ olarak ün salmış Başbakan Muhammed Gannuşi, Bin Ali’nin kaçışından sonraki açıklamasında, ülkedeki siyasi partilerin temsilcileriyle bugünden itibaren istişarelere başlayacağını belirtirken, Demokratik Emek ve Özgürlükler Forumu (FDTL) partisi lideri Mustafa Bin Cafer, sokağın baskısıyla ülkesinden kaçan Bin Ali’nin geri dönmeyeceğine inandığını bildirdi.
‘Bin Ali geri dönmeyecek, nihai olarak gittiğine eminim’ diyen ve bunun da ülkenin kan gölüne dönmemesi ve halkın isteklerinin yerine gelmesi için bir gereklilik olduğunu söyleyen Bin Cafer, Gannuşi’den ilan edilen değişiklikleri geciktirmemesini beklediğini de belirtti ve ulusal birlik hükümetinin kurulmasıyla sonuçlanacak biçimde krizden çıkış yolu olarak bir ulusal komite kurulmasını önerdiklerini anlattı.
İlerici Demokratik Parti (PDP) lideri Necip Şebbi de benzer görüşleri savunduğu açıklamasında, Gannuşi’nin içinde bütün siyasi bileşenlerin temsil edildiği bir hükümet kurmak için gayret göstermesi gerektiğini belirterek, bu hükümetin de demokratik ve özgür cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri hazırlaması gerektiğini, seçim döneminin de uluslararası gözlemciler tarafından izlenmesini istediğini söyledi.
Radikal dinci hareket Ennahda’nın sürgündeki lideri Raşid Gannuşi ise ‘Bizim rolümüz, hukuk devletinin inşası için sivil toplum ve siyasi hareketlerle birlikte çalışmak olacaktır’ açıklamasında bulundu.
Bir diğer muhalif lider Hamma Hammami ise, ortada anayasal bir ihlal bulunduğunu belirttiği açıklamasında, Bin Ali’nin vekil tayin etme yetkisinin bulunmadığını kaydetti.
İnternetteki sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta da birçok Tunuslu, Hammami gibi düşünüyor ve Gannuşi’nin vekil tayin edilmesinde ‘yeni bir diktatörlük projesi’ sezinlediklerini belirtiyor.
Öte yandan, Manastır’daki cezaevinde çıkan yangında 42 kişi hayatını kaybetti.
Başkent Tunus’un kuzey çıkışında bir hipermarketin yağmalandığı haberleri alınıyor. AFP foto muhabiri, dün ateşe verilen hipermarketin güvenlik güçlerinin yokluğunda yağmalandığını, kimi mağazaların camlarının kırıldığını, bir çevre yolunda boş market arabalarının sağa sola savrulmuş olduğunu aktardı.
Görgü tanıklarının Reuters haber ajansına aktardığı bilgiye göre ise Manastır şehrinde bulunan cezaevinde ayaklanma çıktı. Görgü tanıkları hapishanenin alev alev yanmakta olduğunu, onlarca kişinin öldüğünü, mahkumların ise kaçtığını söyledi.
Tunus’un resmi haber ajansı TAP’nin hastane yetkililerine dayanarak bildirdiğine göre olaylar sırasında en az 42 tutuklu hayatını kaybetti.
Hastane yetkilisi Ali Çedli, “Bazı tutuklular kaçmaya çalıştı, bu da tam bir kaosa neden oldu. Bazıları kaçmayı başardı. Diğerleri ise hapishanenin 90′dan fazla kişiyi barındıran kısımlarından birinda yatakları ateşe verdi. Bu kısımdakiler yanarak ve dumandan zehirlenerek öldü” dedi.
Tunus’un kıyı şehri Mehdiye’deki cezaevinde ayaklanma çıkması üzerine cezaevinin müdürünün bin mahkumu serbest bıraktığı belirtildi.
Kentteki üst düzey bir yetkili, yatakları ve diğer eşyaları ateşe vererek ayaklanan mahkumlara askerlerin ateş açtığını, isyanda 5 kişinin öldüğünü, bunun üzerine cezaevi müdürünün daha fazla kan akmasını önlemek için cezaevi
kapılarının açılmasına karar verdiğini ifade etti.
Tunus’un sayfiye bölgesi Manastır’daki cezaevinde de çıkan isyanda 42 kişi ölmüştü.
Bu arada, El Cezire televizyonu, Devlet Başkanlığı Güvenlik Müdürü Ali El Şeriati’nin tutuklandığını bildirdi, ancak başka bir ayrıntı vermedi.
Tunus’ta işsizliği ve yoksulluğu protesto eden halkın geçen ay başlattığı isyan sonucu Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali dün ülkesinden kaçmak zorunda kalmıştı.
Kaynak:Milliyet
Kredi Kartı Sahiplerine Uyarı!
Türkiye Bankalar Birliği’nden kredi kartı sahiplerine uyarı geldi. TBB, kullanıcıların kredi kartı borçu öğrenebileceklerini belirten sahte internet sitelerine dikkat edilmesi ve kişisel bilgilerin verilmemesini söyledi.
TBB’den kredi kartı müşterilerine yönelik olarak açılan sahte internet sitelerine ilişkin yapılan duyuruda, son günlerde Türkiye Bankalar Birliği’nin ve üyesi bankaların adı kullanılarak müşterilerinin kredi kartı borçlarını öğrenebileceklerini belirten sahte internet siteleri açıldığı, kredi kartı sahiplerini dolandırmayı amaçlayan bu tür internet siteleri ile Türkiye Bankalar Birliği’nin ve bankaların bir ilgisinin bulunmadığı bildirildi.
Sahte internet sitelerine yönelik gerekli hukuki girişimlerin yapıldığı belirtilen açıklamada, şöyle denildi: “İyi niyetli olmayan girişimlerin devam etmesi nedeniyle, 29 Eylül 2010 ve 3 Kasım 2010 tarihlerinde yapılan duyurulara ek olarak kamuoyuna bir kez daha bilgi verilmesi gerekli görülmüştür.
Kredi kartı sahiplerinin, borçları da dahil olmak üzere güvenli olarak bilgi alabilecekleri tek yer kredi kartını aldıkları kuruluşlardır. Bunun haricinde başka bir kanaldan veya başka bir internet sitesinden doğru ve sağlıklı bilgi almak mümkün değildir. Kart borcunu öğrenmek için internetten arama motoru aracılığıyla bulunan sitelere itibar edilmemesi, söz konusu sitelere kredi kartına ait kişisel bilgilerin (kart numarası, şifre, güvenlik bilgileri) girilmemesi, olası dolandırıcılık eylemlerinden korunmak açısından büyük önem arz etmektedir.”
Kaynak:Milliyet
Kılıçdaroğlu’nun MYK Açılımı
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal’a yakın Bihlun Tamaylıgil ve iş kadını Sena Kaneli’yi yeni MYK’ya aldı.
Kılıçdaroğlu, 15. Olağanüstü Kurultay sonrası oluşan Parti Meclisi’nin (PM) ilk toplantısı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, kurultayı gerçekleştirdiklerini ve PM’nin seçildiğini anımsatarak, PM’yi eskiye oranla çok daha işlevli bir hale getireceklerini söyledi. PM’nin doğrudan partinin projelerine katkı vereceğini belirten Kılıçdaroğlu, projelerin oluşmasında PM’nin önemli bir görevi olacağını bildirdi.
Başbakan Erdoğan’ın konuyla ilgili suskunluğunu da kaygı verici bulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bizim şehitlerimizin kanıyla sulanmış bir bayrağımız var. Bu bayrak ulusun bayrağıdır. Bu ulusun her parçası da bu bayrağın sahibi. Farklı bir bayrak tartışması yapmak bile onurumuzu kırıyor. Dil konusunda ise, ana dil yasağının kaldırılmasıyla ilgili ilk teklifi veren CHP’dir ama resmi dilimiz Türkçe’dir. Resmi dilin yanına başka bir dil koymak da ülkeyi ayrıştırır. Belçika örneği önümüzde duruyor. Bu tablo önümüzdeyken farklı bir dili Türkçe’nin seçeneği olarak önümüze koymanın doğru olmadığına inanıyoruz ve sayın Başbakan’ın sessizliğini de anlayamıyoruz. Gerçi kendisi ülkeyi pazarlamakla görevli olduğunu daha önce açıklamıştı. Sessiz kalması acaba perde arkasında yapılan görüşmelerin bir sonucu mudur diye kaygıyı da gündeme getiriyor” diye konuştu.
İlk toplantılarını yapacağı Parti Meclisi’ni eskisine göre daha işlevli bir hale getirmek istediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Parti Meclisi artık doğrudan partinin projelerine katkı verecek . Bugün tüm boyutlarıyla maddi açıdan en büyük rakamı oluşturan projemiz aile sigortasını tartışacağız. Parti Meclisi’nin de düşüncelerini alacağız. Üç genel başkan yardımcılığı da isteyeceğim. Bunlar, bilgi teknolojileri, insan hakları ile sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve meslek kuruluşlarının sorumlu olduğu genel başkan yardımcılıkları” dedi.
CHP lideri, Celal Bayar Üniversitesi’nde Bülent Arınç’ın ziyaretini protesto etmek isteyen öğrencileri okuldan atmakla tehdit eden Rektör Mehmet Pakdemirli’nin kendisine hatırlatılması üzerine şöyle konuştu:“Bir yöneticinin gençlere töleranslı davranmaması, onların anma etkinliğine oldukça sert sözlerle engel olması üniversiteye yakışmaz. Üniversiteler özgürlük mekanlarıdır. Özgürlüğün olmadığı yerde bilim de olmaz. Bilime, insanlığa katkı da bulunabilmesi için üniversitenin özgür olması gerekir. Bir rektör gençlere kızıp ‘Siz susun, ben sizin yerinize düşünürüm’ anlayışı ile hareket ediyorsa o rektör bilim adamı değildir”
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin üç komutanın terfi ettirilmemesi ile ilgili kararı hakkında Kılıçdaroğlu, “Biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde yargı kararkarı uygulanır, anayasanın emri bu. ‘Benim arzu ettiğim şekilde karar verdi ya da vermedi’ şeklinde bir mantık olmaz, Hukukun üstünlüğü kabul edilmişse, kurallara uymak zorunludur. Uymayanlar görevlerini kötüye kullanmış olurlar” dedi.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için yaptırıldığı ileri sürülen ve 35 milyon dolara mal olacağı belirtilen yatla ilgili ise, “Ülkede işsizlik bu boyuttaysa, binlerce çocuk gece yatağına aç yatıyorsa, bir ülkenin cumhurbaşkanı o yatla gezemez” dedi.
Kaynak:Milliyet
Alman Hocanın Büyük Ayıbı!
Almanya’nın Aşağı Saksonya eyalatindeki bir lisede, lise öğretmeni Dirk H. derste tuvalete gitmek isteyen bir Türk öğrenciye “Sen Türk’sün, burada hakların yok” dedi ve öğrenciye izin vermedi.
Alman Bild gazetesinin haberine göre 16 yaşındaki Türk öğrenci, insan hakları konusunun işleneceği dersin başında tuvalete gitmek için izin istedi.
Ancak öğretmeni dersin yeni başladığını söyleyerek izin vermedi.
Bunun üzerine Türk öğrenci “insan hakları çerçevesinde tuvalete gitmesine izin verilmesi gerektiğini belirtti.
Öğretmen buna karşılık öğrenciye “Sen Türk’sün ve burada hakların yok” dedi.
Olayın duyulmasının ardından öğretmen hem öğrenciden hem ailesinden yazılı olarak özür diledi.
Eyalet eğitim müdürlüğü de öğretmen hakkında inceleme başlattı.
“70 Milyon Müslümanı Avrupa’ya Sokmam”
Fransız Le Monde gazetesi Wikileaks’in diplomatik sızıntılarında yer alan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile ilgili yazışmaları yayınladı. Belgelerde Sarkozy ile ilgili ilginç anekdotlar anlatılıyor:
Sarkozy cumhurbaşkanı seçildiğinde Washington’a gönderilen mesajda ABD’ye yakın olması övülüyor, bir çok konuda ABD ile aynı düşündüğü belirtiliyor ve “Fransa’yı değiştiren lider olabilir” yorumu yapılıyor. Burada Türkiye istisna olarak sayılıyor. Amerikan büyükelçisi kriptoda “Sarkozy, Türkiye’nin AB üyeliğine itirazını politik imajının bir parçası haline getirdi, bu nedenle bir değişim beklemek doğru olmaz ancak onu Türkiye konusunda retoriğini yumuşatmaya ikna etmeliyiz ve kapıyı tamamen kapatmadan müzakerelerin devam etmesine izin vermesini sağlamaya çalışmalıyız” diyor. 18 Mayıs 2007’deki kriptoda ise Sarkozy’nin ABD’li diplomatlara, “Sonucu ne olursa olsun 70 milyon Müslümanın Avrupa’ya giri?ine izin vermeyeceği”ni net bir şekilde söylediği belirtiliyor. Kriptoda Başkan Barack Obama’dan Sarkozy’ye “en azından müzakerelerin devamına izin vermeleri gerektiğini” önermesi isteniyor.
Sarkozy, cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamadan 16 ay önce Washington’ta ABD Başkanı George Bush’u ziyaret etti. Diplomatların raporlarına göre Sarkozy görüşmede, “Bana programınızda kısa da olsa yer ayırdığınız için teşekkür ederim. Sizinle tanışmak benim için şeref. Irak’a asker göndermemiş olsak ta ölen her Amerikan askeri için üzüntü duyuyorum. Bana ‘Amerikalı Sarkozy’ diyorlar. Ben bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum” dedi.
Belgelerde, yönetim tarzı monarşiye benzetilen Sarkozy’e kimsenin hayır diyemediğinden bahsediliyor. Fransız liderin her şeye çevresideki birkaç danışmanla karar verdiği, çoğu zaman bakanlarını bile devre dışı bıraktığı aktarılıyor. Sarkozy’nin çevresindekilere saldığı korkuya örnek olarak ise Fransa’daki Türk Mevsimi etkinlikleri sırasında yardımcılarının, Sarkozy’nin Eyfel Kulesi’ndeki Türk Bayrağı ışıklandırmasını görmemesi için uçağın rotasını değiştirmeleri örnek gösteriliyor.
ABD Büyükelçisi Craig Stapleton, 2006’da o zaman İçişleri Bakanı olan Sarkozy’nin makamına gittiğinde, bakan bahçede oynayan 9 yaşındaki oğlunu yanına çağırdı. Louis’in elinde bir tavşan, yanında da köpek vardı. Stapleton’la selamlaşmak için tavşanı bırakınca tavşan kaçmaya, köpek tavşanı, Sarkozy’de köpeği kovalamaya başladı.
Kaynak:Milliyet
“Türban Konusundan Bıktım”
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül türban tartışmalarına sert tepki gösterdi ve “Türban konusundan bıktım” dedi.
Gül, “Bu türban konusundan bıktım açık söyleyeyim… Bırakın herkesi serbest bırakın, herkes ne istiyorsa giysin. Yani bunu tekrar tekrar gündeme getirmenin bir anlamı yok” dedi. “Üniversitelerin dışında herhangi başka bir tartışma yok” diyen Gül, başörtüsünün ilk ve ortaöğretimde kullanılması konusunda bir tartışmaya yer olmadığı mesajını da üstü kapalı olarak verdi.
Gül, dün Türkmenistan dönüşünde Esenboğa Havalimanı’nda yaptığı açıklamada, gezisini değerlendirdikten sonra sonra bir muhabirin türbanla ilgili sorusunu yarıda kesti. Gül, muhabir, “Başbakan’la türban konusuyla ilgili olarak…” dediği sırada, sözünü keserek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu türban konusundan bıktım açık söyleyeyim. Yani lütfen sen alınma da gazeteci olarak tabi senin sorma hakkın var her şeyi ama bu konulardan bıktık doğrusu. Yani bu kadar nedir bu; konuş, konuş, konuş. Yani bu kadar Türkiye’nin işleri varken, Türkiye temel hak ve özgürlüklerde AB gibi bir ülke olacaktır. En gelişmiş demokratik standartlar Türkiye’de gerçekleşecektir. Bu anlamda özgürlüklere tabii ki önem veriliyor. Sanki Türkiye’nin başka bir meselesi yokmuş gibi, sadece her oturumda bu, her şeyde bu. Televizyonlara bakıyorum, konuşulan mevzular bunlar, bunlar, bunlar. Yani bırakın herkesi serbest bırakın, herkes ne düşünüyorsa konuşsun. Ne istiyorsa yazsın ne istiyorsa giysin. Zaten bu konu üniversitelerle ilgili bir konu. Üniversitelerin dışında herhangi başka bir tartışma yok. Yani bunu tekrar tekrar gündeme getirmenin bir anlamı yok. Yine sen üstüne alınma gazeteci olarak, tabii ki her türlü soruyu soracaksınız, ben bunu genel olarak söyledim, sizinle ilgili değil.”
Gül’ün, yanıtındaki, “Zaten bu konu üniversitelerle ilgili bir konu. Üniversitelerin dışında herhangi başka bir tartışma yok” ifadesi de dikkati çekti. Gül’ün bu vurgusu, başörtüsünün ilk ve ortaöğretimde kullanılması konusunda bir tartışmaya yer olmadığı mesajını üstü kapalı olarak verdiği şeklinde yorumlandı.
Kaynak:Milliyet





