Türkiye Ekonomisi Almanya’yı Geçecek

ABD’li Bloomberg haber ajansı Türkiye ekonomisi ile ilgili ilginç bir iddiada bulundu. 2008 Yılında Goldman Sachs’ın ortaya attığı Türkiye ekonomisinin Almanya ve birçok dünya devini geride bırakacağı öngörüsünün artık mümkün olabileceğini yazdı.
Haberde, Goldman Sachs raporunda 2050 yılında Rusya ve İngiltere’nin ardından Avrupa’nın en büyük 3. ekonomisinin Türkiye olabileceği fikrinin işlendiği hatırlatılarak küresel krizi kendi başına atlatan Türkiye’nin artık bunu gerçekleştirmesinin mümkün gözüktüğü fikri işlendi.
Haberin devamında şunlar yazıyor:
“Türkiye, HSBC piyasa stratejisti John Lomax’ın deyişiyle bir paradigma değişikliğine gitti. Başbakan Tayyip Erdoğan, hükümet harcamalarını kontrol altına aldı, devletin elindeki şirketleri özelleştirdi ve Türk işadamlarının önünü açmak için bölgesinde mekik dokudu. Bu çabanın karşılığında, Erdoğan’ın iktidara geldiği 2002’den bu yana Türkiye’nin yıllık ortalama büyümesi yüzde 4.4 oldu. 2009’un son çeyreğinde yüzde 6 büyüme kaydedildi. Bu rakam, G20 ülkeleri arasında bir tek Çin’in gerisinde. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bu yıl ilk çeyrekte yüzde 10’un üzerinde bir büyüme yakalanabileceğini söylüyor.
Goldman Sachs ekonomisti Ahmet Akarlı 2008’de hazırladığı bir raporda Türkiye’nin 620 milyar dolarlık ekonomisinin 2050 itibariyle Almanya’yı sollayarak Rusya ve İngiltere’nin ardından Avrupa’nın 3. büyük ekonomisi olacağını öngörmüştü. Bu rapor, Goldman Sachs ekonomisti Jim O’Neill’in 2005’te hazırladığı ve Türkiye’nin dünya lideri olabileceğini belirten çalışmayı bir adım öteye taşıdı. Almanya’yı sollamak için Türkiye’nin daha çok yolu var. 2009’da 3.6 trilyon dolarlık bir büyüklüğü olan Almanya ekonomisi, Türkiye’nin
5 katı büyüklükte.
Almanya’da işsizlik oranı da yüzde 8 ile Türkiye’nin yarısına yakın. Ancak bu durum yatırımcıları telaşa sürüklemiyor. New York’ta 120 milyon dolarlık fon yöneten Multilateral Funding International’ın Başkanı Murat Köprülü, Türk ekonomisinin siyasi gelişmelerden giderek daha az etkilenecek biçimde olgunlaştığını söylüyor. Köprülü, ‘Türkiye ne tarım ekonomisi, ne çöl ekonomisi. Derin bir sanayi tabanına sahip ve geniş bir orta sınıf var’ diyor.
“Başbakan son 20 yılın önemli bir bölümünde Türkiye’ye destek sağlayan IMF ile görüşmeleri bitirdi ve 40 milyar dolarlık bir krediye arkasını döndü. Erdoğan, Türkiye’nin krizi tek bir bankasını kurtarmaya gerek duymadan kendi başına atlattığını ve bu paraya ihtiyacının olmadığını söyledi. Geçmişte Türkiye ile IMF arasındaki görüşmelerde en ufak bir pürüz yatırımcıları satışa yöneltirdi. 2005’te 10 milyar dolarlık IMF kredisi gecikince lira dolar karşısında iki günde yüzde 2.6 değer kaybetmişti. 2001’de IMF ile özelleştirme konusunda yaşanan bir anlaşmazlık sonrası borsa 2 hafta içinde yüzde 20 düşmüştü. Şimdi ise yatırımcılar Erdoğan’ın IMF konusunda haklı olduğunu düşünüyor. İMKB 100 endeksi son 12 ayda yüzde 130 çıktı. 10 Mart’ta IMF ile görüşmeler sona erdiğinden beri ise yüzde 10 yükseldi.
Enflasyonun düşmesi Erdoğan’dan önce yüzde 50’leri bulan bono faizlerini yüzde 9 seviyesine indirdi. Merkez Bankası, faizleri yarıya indirip rekor düşük seviye olan yüzde 6.5’e çekmesine rağmen Ekim 2008’den bu yana TL dolar paritesi 1.50 civarında seyrediyor. Yatırımcılar Türkiye’nin komşuları Yunanistan ve Bulgaristan’ın da aralarında olduğu 6 AB üyesi ülkenin iflasa sürüklenebileceğini düşünüyor. Bu yıl Yunanistan’ın borcunun milli gelirine oranı 96.3’e çıkacak. Türkiye’nin resmi hedefi ise bu rakamı yüzde 49’a getirmek. Ancak ezeli rakibi Yunanistan, Türkiye’nin çıkışından faydalanıyor.
Ülkenin en büyük bankası National Bank of Greece Türkiye’de sahibi olduğu Finansbank’tan yüzde 46 net gelir elde etti. Türk şirketleri artık potansiyel yabancı yatırımcı haline geldi. İş Bankası, Balkan ülkelerindeki şirketlerden hisse alabileceğini açıkladı.”





