CHP’de İstifa Depremi!
CHP’de istifa depremi yaşanıyor. Partide İstanbul’da tam dokuz üye istifasını verdi.
İstanbul İl Başkanlığı Gürsel Tekin’in, Parti MKYK’ya aday olması nedeniyle boşalmıştı. Ancak Tekin’in MKYK’ya seçilememesinin ardından, İl Başkanlığı’na uzun süredir atama yapılmamıştı. İl Başkanı Gürsel Tekin ile birlikte İstanbul İl Yönetim kurulu üyeleri, Melda Onur ve Didem Engin’in Parti Meclisi’ne seçilmesi nedeniyle yönetim kurulu üyelikleri düşmüştü.
Sekiz üyenin daha dün akşam, bir üyenin de bugün CHP Genel sekreterliğine istifasını verdiği öğrenildi. Böylece İstanbul’da 12 kişi ayrıldığı için yönetimin düşmüş olacağı tartışması alevlendi.
Bu istifalar ne anlama geliyor?
CHP Tüzüğü uyarınca, genel başkan onay verirse il başkanı İstanbul İl yönetimi tarafından seçilebilecek.
il başkanının o ilin parti yönetim kurulu tarafından seçilmesi söz konusu olabiliyor. Ancak bunun için CHP Genel Başkanı’nın İl yönetim kuruluna olur vermesi gerekiyor. Ancak, istifalarla il yönetiminin karar alma yetkisinin düştüğü kanıtlanırsa il yönetiminin başkanını seçme yetkisi kaybolacak. Böylece istanbul İl Başkanını genel merkez atayacak.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP İstanbul İl yönetiminden 11 kişinin istifasını internette yer alan haberlerden öğrendiği ileri sürüldü. Kılıçdaroğlu, İstanbul İl Yönetiminin istifasına, “Haber bana ulaştı, gördüm, ayrıntıları bilmiyorum” dedi.
TBMM’de soruları yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaorğlu, CHP İstanbul İl yönetiminden 11 kişinin istifasına, “Haber bana ulaştı, gördüm, ayrıntıları bilmiyorum” dedi.
CHP PM üyesi Gürsel Tekin ile akşam saatlerinde bir görüşme yapacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Görüşeceğiz, il başkanlarımızla, ilçe başkanlarımızla herkes görüşüyoruz. Gürsel Bey’le de görüşeceğiz. Galiba 17.30’da” şeklinde konuştu.
CHP Genel Başkanı, Tekin ile yapacağı görüşmede, “Tekin’in PM’de kalması ya da İstanbul İl Başkanlığı’na dönmesi konusunda bir karara varılıp varılmayacağı” sorusuna ise, “Ben de Gürsel Bey’le onu konuşacağım zaten” dedi. Kılıçdaroğlu bu konudaki kendi görüşünü ise, “Bir bakalım, Gürsel Bey ne düşünüyor” diye değerlendirdi. “Onun kararına göre mi” sorusuna da “Tabi, tabi” demekle yetindi.
Kaynak: Milliyet
CHP Kurultayında İzdiham Çıktı!
Günlerdir konuşulan CHP kurultayında izdiham çıktı! Binlerce partili Ankara’ya koştu, kurultay salonuna akın etti. İzdiham sebebiyle bazı partililer ezilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.Kalabalık bir ara Kılıçdaroğlu’nu omuzlara aldı.
CHP’nin tarihi kurultayında bir rekor da kırıldı: Kılıçdaroğlu, 1200 delegenin imzasıyla aday oldu.
Salona kadar giden yolu güçlükle kat eden Kılıçdaroğlu, izdiham nedeniyle salona girmekte güçlük çekti.
Kemal Kılıçdaroğlu salona Genel Sekreter Önder Sav ile birlikte girdi.
Kılıçdaroğlu, 10. Yıl Marşı eşliğinde ve “Hoşgeldin sakin güç”, “Hoşgeldin halkın adayı” anonslarıyla karşılandı.
Partililerin, delegelerin ve basının yoğun ilgisi nedeniyle salona girişinde zorluk yaşayan Kılıçdaroğlu, salonda tur atarak, tribündekileri selamladı.
Genel Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu, kendisine ayrılan yere değil, delegeler arasına oturdu.
Başkanlığına adaylığını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu, halkın kendi sorunlarına kilitlenen bir siyasi lidere susadığını belirterek, “Biz de buna tercüman olacağız” dedi.
Delegeler arasında oturan Kılıçdaroğlu, gazetecilerin soruları üzerine, halkın kendi siyasi sorunlarına kilitlenen bir siyasi lidere susadığını, kurultay salonunundaki coşkunun bunun ifadesi olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, “Biz de onlara tercüman alacağız” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu’nun yanında oturan CHP Genel Sekreteri Önder Sav ise uzun süredir böyle coşkulu bir kurultay görmediğini ifade etti.
Aile içinde tartışmalar olabileceğini kaydeden Sav, “Bunları geride bıraktık. Ümit ediyorum ki bunlar birer tatlı anı olarak kalacaktır” diye konuştu.
CHP Genel Başkan Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, kurultaydan hemen sonra “meydanlara koşacağını” söyledi.
Kılıçdaroğlu, CHP 33. Olağan Kurultayı’nda soruları yanıtlarken, CHP’nin iktidar olma yolunda hızla ilerlediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, “Bu işin doğusu batısı, kuzeyi, güneyi yok. Her yere gideceğiz, bütün insanlarımızı kucaklayacağız. Doğudaki sorun ile batıdaki sorun arasında bir fark yok. Yeter ki biz kararlılıkla yolumuza devam edelim” dedi.
Kurultayın coşkulu geçtiğini belirten Kılıçdaroğılu, “İktidara koşuyoruz. Meydanlarda da böyle olacak” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Kurultaydan hemen sonra “meydanlara koşacaklarını” ifade etti.
Kurultaya kravatsız katıldığının anımsatılması üzerine, “Böyle kendimi halka daha yakın hissediyorum. Burada resmi bir görev yok. Halkla kucaklaşacağız” diye konuştu.
2002’den beri kurultaylara katıldığını, halkın teveccühünün kendisini bugünkü noktaya taşıdığını belirten Kılıçdaroğlu, Rahşan Ecevit’in kurultaya katılmasından duyduğu memnuniyeti de dile getirdi. Kılıçdaroğlu, “Halkın beklentilerine uygun bir tablo ortaya çıkaracağız. Ben de mutlu olacağım, halkımız da mutlu olacak” dedi.
CHP’de Çekişme Sürüyor!
Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamasından sonra parti adeta ikiye ayrıldı. CHP’de çekişme sürüyor.
Dün Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığa aday olduğunu açıklamasından sonra 55 CHP Milletvekili destek deklaraysonu yayınladı. Günün ilerleyen saatlerinde ise bu milletvekillerinden 7 – 8′i “Biz Deniz Baykal’ın desteği var diye düşündük ve o yüzden imza vermiştik” diyerek imzalarını çektikler.
97 CHP’liden son dakika katılımlarıyla 58’inin Kılıçdaroğlu’nu desteklemesi, kulislerde “Önder Sav ekibi ağırlığını koydu” yorumlarına yol açtı. Baykal yanlısı milletvekilleri de harıl harıl imza toplamaya başlarken saat 21.00 sıralarında 40’ı aşkın milletvekilinin bu listeye imza attığı öğrenildi.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamasından kısa süre sonra TBMM’de bir araya gelen milletvekilleri, Kılıçdaroğlu’na destek metni hazırladı. 30’u aşkın CHP milletvekili, TBMM’de düzenledikleri basın toplantısıyla deklarasyonunu açıkladı. CHP Genel Sekreteri Önder Sav’a yakınlığı ile bilinen Ankara Milletvekili Tekin Bingöl’ün okuduğu metne 55 milletvekili imza koydu.
Basın toplantısının sonuna doğru Bingöl, destek sayısının 58’e yükseldiğini açıkladı. Akşam saatlerinde CHP Genel Merkezinde Sav’ın makamının bulunduğu 10. kat ile Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş’in odasının bulunduğu 11. katta yoğun bir hareketlilik yaşandı. Milliyet’in edindiği bilgiye göre, Sav ve ekibi il başkanlarından Kılıçdaroğlu’nun lehine imza toplarken, Ateş de Baykal’a destek için milletvekillerinden imza topladı.
CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Suha Okay, 70 civarında il başkanından Kılıçdaroğlu’na destek imzası aldıklarını söyledi. Ateş’in ise Baykal’a destek için milletvekillerinden topladığı imza sayısının 40’ı aştığı, Kılıçdaroğlu için imza veren 7-8 milletvekilinin de “Biz Deniz Baykal’ın desteği var diye düşündük ve o yüzden imza vermiştik” diyerek imzalarını çektikleri ifade edildi. Okay ise bu bilginin doğru olmadığını kaydetti. CHP Afyonkarahisar Milletvekili Halil Ünlütepe, Milliyet’e, “Baykal’ın adaylığı söz konusu olduğu için Kılıçdaroğlu’na verdiğim imzayı geri çektim” dedi.
Kılıçdaroğlu’nu destekleyenler isimler şöyle:
Önder Sav, Güldal Mumcu, Hakkı Suha Okay, Kemal Anadol, Tekin Bingöl, Ali Koçal, Hüseyin Ünsal, Akif Ekici, Gürol Ergin, Ahmet Küçük, Yaşar Tüzün, Kemal Demirel, Bayram Meral, Fatih Atay, Erol Tınastepe, Abdurrezzak Erten, Oğuz Oyan, Haluk Koç, Ensar Öğüt, Gökhan Durgun, Murat Sönmez, Eşref Karaibrahim, Orhan Ziya Diren, Abdullah Özer, Sacit Yıldız, Hulusi Güvel, Birgen Keleş, Şevket Köse, Durdu Özbolat, Mevlüt Aslanoğlu, Vahap Seçer, Osman Coşkunoğlu, Ali Rıza Ertemür, Yaşar Ağyüz, İsa Gök, Ali Arslan, Malik Özdemir, Tansel Barış, Rahmi Güner, Metin Arifağaoğlu, Turgut Dibek, Bilgin Paçarız, Şahin Mengü, Şinasi Öktem, Ali Oksal, Muharrem İnce, Rasim Çakır, Engin Altay Metin Arifağaoğlu, Gaye Erbatur, Mevlüt Coşkuner, Atilla Kart, Akif Hamzaçebi, Çetin Soysal, Abdulaziz Yazar, Derviş Günday, Ali Topuz, Necla Arat.
Türkiye Kazandı!
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz pazartesi Tahran’da imzalanan nükleer takas anlaşması için “Türkiye Kazandı” dedi.
Haaretz, muhtemel bir ambargodan en büyük zararı görecek olan ülkelerden birinin Türkiye olacağını savunarak, “Bu durumda Türk ekonomisi büyük bir darbe alacak ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın partisi önemli siyasi bir yara alacaktı. Türkiye ambargoya katılmayacak olsa, bu kez de ABD ve Avrupa ile kriz yaşayacaktı. İran’ın Türkiye’yi kullanarak zaman kazanmaya çalıştığı uyarılarına rağmen Ankaranın anlaşma için olağanüstü çaba harcaması işte bu yüzden” diye yazdı.
Haaretz’in etkili isimlerinden Zvi Bar’el tarafından kaleme alının yazıda, ayrıca “İran niçin Güvenlik Konseyi üyelerini değil de Türkiye’yi arabulucu seçti” sorusuna yer verildi.
Türkiye ve İran’ın, Ortadoğu’daki nüfuz alanlarını genişletmek isteyen iki ülke olarak birbirine kuşkuyla baktığını ileri süren Haaretz, iki başkentin son dönemlerde rekabete değil işbirliğini dayalı bir nüfuz politikası izlemeye başladığını savunarak şöyle yazdı: “Türkiye ile İran’ın müttefiki Suriye arasındaki yakın ilişkiler; Türkiye ve İran’ın Hamas’a karşı benzer bir tutum takınması; Irak konusundaki ortak çıkarları; ve radikal İslamcı terörizm konusundaki benzer bakış açıları, Türkiye’nin AB adaylığı konusunda uğradığı hayal kırıklığı ile birleşti. Dahası, İran ideolojik olarak Türkiye’yi ABD’ye tercih eder. Ayrıca Washington’la ya da Güvenlik Konseyi ile varılacak bir anlaşma boğun eğmek olarak algılanacaktır.” Uranyum transferiyle Türkiye ve İran’ın, Ankara’nın NATO üyeliğine ve Afganistan’da ABD müttefiki olmasına rağmen, stratejik müttefik haline geleceğini öne süren gazete, “Türkiye, İsrail’i artık zaten hesaba katmıyor. Eğer anlaşma bütün engelleri aşar ve başarılı olursa, Türkiye arabulucu olarak yeni bir statü kazanacak ve bu statüsünü İsrail-Suriye barış sürecinde tekrar kullanacak. Yok eğer, başarılı olamazsa, o zaman da bir anlaşmanın eşiğine kadar gelmiş bir ülke olarak hatırlanacak” diye yazdı.
Kabil’de Uçak Düştü
Kabil’de uçak düştü. Salang Geçidi yakınlarında düşen uçağı 70 kişi arıyor. Yolcu uçağının Pamir Hava Yolları’na ait olduğu belirtildi.
Antonov-24 tipi uçağın Kâbil’in kuzeyindeki Salang Geçidi yakınında düştüğü belirlendi. Ancak enkaza ulaşmanın kötü hava şartları yüzünden çok zor olduğu açıklandı. Uçağın düştüğü belirtilen Salang Geçidi’nde 10 Şubat’ta da çığ meydana gelmişti.
Afganistan’da genellikle iç hat seferleri yapan üç özel havayolu şirketinden biri olan Pamir Havayolları’na ait uçakta kurtulan olup olmadığı bilinmezken İnsani Yardım Vakfı (İHH) Asya Sorumlusu Faruk Aktaş ve İHH gönüllüsü Bahattin Yıldız’ın da uçakta bulunduğu belirtildi. Uçakta bulunan altı yabancıdan birinin Amerikalı, üçünün de İngiliz olduğu kaydedildi.
Kazanın nedeni hakkında henüz bilgi verilmezken, hava koşullarının neden olabileceği ifade ediliyor. Uçağın enkazına ulaşmak için arama çalışmaları da yaya ekiplerce sürdürülebiliyor.
Uçağın düştüğü Salang Geçidi’nin güney kesimi sorumlusu Albay Nabiullah, yaklaşık 70 kişilik bir ekibin uçağı aradığını, ancak bölgede yoğun sis olduğunu belirterek, “Bu nedenle sadece yaya olarak arama yapılabiliyor. Helikopterler bölgede uçamıyor” dedi.
Arama çalışmalarına yardımcı olan NATO birliğinin sözcüsü Yüzbaşı Robert Leese de tahsis edilen bir uçağın, uçağın düştüğü bölgeye 7 kilometre kadar yaklaştığını, ancak kötü hava koşulları nedeniyle geri dönmek zorunda kaldığını söyledi. Leese, “Sis o kadar yoğun ki, dağların nerede başladığını, sisin nerede bittiğini belirlemek mümkün değil” dedi. NATO güçleri, tahsis ettiği helikopterleri de Bagram hava üssünde bekletiyor.
İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı, Afganistan’da düşen uçakta İHH İnsani Yardım Vakfı Asya Sorumlusu Faruk Aktaş ve İHH gönüllüsü Bahattin Yıldız’ın bulunduğunu bildirdi. Dışişleri Bakanlığı ise uçakta Türk yolcu bulunabileceğini, ancak uçuş listelerinde uyruk, pasaport numarası ve soyisim bilgisi bulunmaması nedeniyle Türk yolcu konusunda teyitte bulunulamadığını açıkladı. İHH’nin açıklamasında Aktaş ve Yıldız’ın, İHH’nin Kunduz’da açmayı planladığı yetimhaneye arsa bulmak için bölgeye gittikleri belirtildi. Açıklamada, Yıldız’ın 1956 Sivas doğumlu ve beş çocuk; 1974 Iğdır doğumlu olan, 2002 yılı Pakistan İslam Üniversitesi Şeriat Fakültesi mezunu Aktaş’ın da bir çocuk babası olduğu belirtildi.
Kemal Kılıçdaroğlu Adaylığını Koydu!
CHP’nin genel başkanlık için en güçlü adayı olarak görülen Kemal Kılıçdaroğlu 22 – 23 Mayıs’ta gerçekleşecek kurultayda aday olacağını açıkladı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanvekili Cevdet Selvi ile de görüştüğü bildirildi.
Basın toplantısı düzenleyen Kemal Kılıçdaroğlu, Baykal’ın istifasının üzerinden bir hafta geçtiğini ve kurultaya doğru geri sayımın başladığını ifade etti. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şunları söyledi:
“Ülke gündemimizin olağanüstü yoğun olduğu bilginizdedir. Yaşanan sıkıntıların yurttaşlarımızı böylesine bunalttığı bir dönemde doksan yıllık köklü bir geçmişi olan partimizin adaysız, eli kolu bağlı olması düşünülemez. Bu dönemde partideki yeri ve konumu ne olursa olsun, tüm CHP’lilerin büyük bir sorumluluk duygusu içinde davranmaları, gereğin de ötesinde artık bir zorunluluktur. Partimize yönelik komploları bozmalıyız, kuşatmaları yarmalıyız.
Çalma, çırpma, korku ve baskı dönemini kapatıp, yolsuzluk yapanlardan hesap sormalıyız. İşsizlik ve çaresizliği yeneceğimizi haykırarak halka umut vermeliyiz. Daha önemlisi, önümüzdeki seçimlerde, halkımızın oyları ile iktidara gelebilmek için gerekli olan tüm hazırlıkları hiç zaman kaybetmeksizin başlatmalıyız. Bugün, bu hedefi gerçekleştirme yükümlülüğümüz var.
Seçmeni ve örgütü ile partimizin ve kamuoyumuzun gösterdiği büyük ilgi ve destekten güç alarak 22 Mayıs 2010 tarihinde gerçekleşecek olan 33. Olağan Kurultay’da CHP Genel Başkanlığı’na aday olacağımı kamuoyuna duyurmayı önemli bir görev sayıyorum.
CHP örgütünün, parti yöneticilerimizin, milletvekili arkadaşlarımın bu kararımı bir ‘parti sorumluluğu ve partililik bilinci’ şeklinde değerlendireceklerini düşünüyorum. Tüm CHP ailesini güçlükleri birlikte göğüslemeye ve aşmaya çağırıyorum. Bu anlayış doğrultusu içinde onurla ve gururla sürdürmekte olduğum CHP Grup Başkanvekilliği görevinden de istifa ediyorum.”
Kemal Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin “Umutlu musunuz” sorusuna, “Elbette umutluyum, umut güzel bir şeydir” yanıtını verdi.
Kılıçdaroğlu, kendisinin bir lider olarak eski başbakanlardan Bülent Ecevit’e benzetildiğinin ifade edilmesi üzerine, “Ecevit’e benzetilmenin güzel bir şey olduğunu” söyledi.
Kılıçdaroğlu’nun adaylığını açıklamasını basın toplantısını izleyen CHP’li yetkililerin alkışlarıyla karşılandı. Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Baykal’la yeni bir görüşme yapmadığını belirtti. Önder Sav’dan destek aldınız mı?” sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, “Parti bilinci ve sorumluluğu içinde her partilinin çalışması ve ortak görüş beyan etmesi, destek vermesi gerektiğini ifade ettim. Sadece Sayın Sav değil partimizin örgütünün de belli bir görüş, belli bir anlayış içinde CHP geleneklerine, kültürüne uygun olarak benim adaylığıma destek vereceklerini umuyorum” dedi.
“Çarşaf liste konusunda bir açıklamanız olacak mı?” sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, “Hayır, o konular tümüyle spekülasyon, herhangi bir açıklama söz konusu değil. Ama CHP’nin daha demokratik, daha tutarlı, örgütüne güven veren, örgütün de güven duyduğu bir yapı oluşturmayı tabii düşünüyoruz” dedi.
“Baykal’la yeniden görüşür müsünüz” sorusunu ise Kılıçdaroğlu, şöyle yanıtladı:
“Sayın Baykal’la her zaman görüşürüz, bizim partimizin önemli bir lideridir. Dolayısıyla bir kırgınlık, bir küskünlük diye bir şey söz konusu değil. Kendisinin her zaman bilgisinden, birikiminden yararlanacağız, bu da bizim temel görevlerimizden birisidir.”
“İl Başkanları toplantısından Baykal’a yönelik bir bildiri çıkarsa o zaman tavrınız değişecek mi?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “Ben tavrımı açıkladım, CHP’nin olağan kurultayında Genel Başkan adayı olacağımı açıkladım” dedi.
İrlanda Osmanlı Devleti’ni Unutmadı

İrlanda Osmanlı Devleti’ni unutmadı. İrlandalılar büyük kıtlık sırasında Osmanlı Devleti’nden gelen yardımı görmezden gelmediler.
İrlandalılar, ülke tarihinde acılı izler bırakan; 1845-1849 yılları arasında yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, bir milyon kişinin de başka ülkelere göç etmesine neden olan “Büyük Kıtlık”ı anıyor.
Kıtlığın izlerini en fazla taşıyan bölgelerden Co Mayo’daki Murrisk köyünde bugün düzenlenecek anma törenine Türkiye’nin Dublin Büyükelçisi Altay Cengizer’in de katılması bekleniyor.
Felaketin kayıpları başkent Dublin’de de, Parnell Meydanı’ndan Liffey Nehri kıyısında yer alan Büyük Kıtlık heykellerine yapılacak yürüyüşle anılacak.
Kentin ortasından geçen nehrin kıyısındaki bronz heykeller dönemin acılarını tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor ve dünyaca ünlü heykeltıraş Rowan Gillespie imzasını taşıyor.
Anma etkinliklerine ülke genelindeki okullar ve spor kulüplerinin de “bir dakika sessizlik” ile katılacağı belirtiliyor.
Büyük Kıtlığın Nedeni Neydi?
Büyük Kıtlığın nedeni, 19’uncu yüzyılın ortalarında nüfusu 8 milyonu aşan İrlanda’da, özellikle yoksulların temel besini patatese bulaşan hastalıktı. 1845 sonbaharında patatesin tüketilemez durumda hasat edilmesi, İrlandalıların “An Gorta Mor” (Büyük Açlık) olarak andığı dönemin başlangıcı oldu.
İrlanda’nın özellikle batı kesimlerindeki yoksul ve kalabalık aileleri kısa sürede açlıkla yüz yüze getiren patates kıtlığı, tüm çabalara rağmen 4 yıl boyunca önlenemedi.
Yetersiz beslenme ve bakımsızlık kısa zamanda hastalıkları beraberinde getirdi. Tifo ve kolera gibi bulaşıcı hastalıklar çok sayıda ölüme yol açtı, çaresiz durumda kalanların sığındığı yardım merkezleri yoğunluktan çalışamaz duruma geldi.
Çoğu İngiliz olan toprak sahiplerine borçlarını ödeyemedikleri için evlerinden çıkmak durumunda kalan İrlandalılar, çareyi göç etmekle buldu. Bir milyona yakın İrlandalı, ceplerindeki son parayı da ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’ya gitmek için kullandı. Bazıları göç yollarında hayatını kaybetti, pek çoğu gittiği topraklarda umduğunu bulamadı.
Zor zamanların geride kaldığı 1851 yılında ülke nüfusu 6 milyona düşmüştü. Bugün kimi kaynaklarda “İngiltere’nin Büyük Kıtlık sırasında İrlanda’ya yeteri kadar destekte bulunmadığı, bu yüzden dönemin, İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesinin de asıl başlangıcı olduğu” savunulur.
Kıtlığın acı sonuçlarının en yoğun hissedildiği ve bazı İrlandalıların “Kara 47” olarak andığı 1847 yılında Osmanlı Padişahı Abdülmecit, İrlanda’ya 1000 poundluk para yardımında bulunmuştu.
Türkiye ile İrlanda arasındaki tarihsel bağların bir nişanesi olarak hatırlanan bu yardıma ilişkin önemli belgeler, Türkiye’nin Dublin Büyükelçiliğinin girişimiyle 1993 yılında yapılan arşiv taramalarıyla gün yüzüne çıkarılmıştı.
Bu belgeler arasında, İrlanda mahalli makam ve ileri gelenlerinin imzasını taşıyan, Osmanlı Devleti’nin yardımına İrlanda halkının duyduğu şükran ve minnet sözlerini içeren bir mektup da bulunuyordu.
İrlandalılar kendilerine denizlerce öteden uzanan yardım elini bugün de Osmanlı gemicilerinin Drogheda kentinde kaldıkları rivayet edilen bir binaya asılı plaketle anıyor.
Günümüzde otel olarak kullanılan binanın dış cephesine 1995 yılında geniş katılımlı bir törenle asılan şükran plaketinde, “Türk halkının İrlanda halkına yaptığı alicenaplığın hatırasına” ifadesi yer alıyor.
Genel Başkanlık Düğümü Salı Günü Çözülecek
CHP’de genel başkanlık düğümü salı günü çözülecek. Salı günü Ankara’da bir araya gelecek il başkanları Genel Başkanvekili Cevdet Selvi başkanlığında kararlarını bildirecekler.
CHP kulislerinden sızan bilgiye göre, 81 ilden en az 65 il başkanı Deniz Baykal’ı aday gösterecek. İl başkanlarının kararı bir bildiri ile kamuoyuna duyurulacak. Ardından Baykalcı ekip harekete geçerek geri dönüş planını devreye sokacak. Plana göre, il başkanlarının kararı Baykal’a iletilerek, “Başka aday yok. Adayımız sensin. Partiyi sahipsiz bırakma” denilecek. Ancak Baykal, kurultay gününe kadar “adayım” demeyecek ve kurultaya katılmayacak. 22 Mayıs günü delegelerin büyük çoğunluğunun imzası ile Deniz Baykal aday gösterilecek. Delegelerin oyunu alan Baykal, seçildikten sonra kurultay salonuna gelerek bir konuşma yapacak. Böylece Baykal kendisi aday olmayacak, ama kurmayları tarafından aday gösterilecek. Seçilmesi halinde de kurultaya katılacak.
Baykalcı ekibin planı Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun aday çıkmaması üzerine kurulu. Kılıçdaroğlu da, Baykal ile yaptığı görüşmenin ardından, “Kafam netleşti. Ortaya çıkacağım, aday olacağım diye bir şey yok. Partinin kurulları, gelenekleri, yönetim organları var. Karar verilir, bizler partiliyiz, bizler de bu kararlara uyarız” diyerek kendi adı üzerinde uzlaşma olması halinde aday olabileceği sinyalini vermişti.
Kılıçdaroğlu’nun aday olmayacağı hesabını yapan Baykalcılar, başka bir adayın çıkmasına da ihmal vermiyor. Baykal’a yakın kaynaklar, “Kılıçdaroğlu çıkmazsa kimse aday çıkmaz. Kemal Bey de, Baykal’a rağmen aday olmaz. Baykal tam sinyal vermiyor ama dönecektir. CHP’de hakim olan bir görüş vardır; görev istenmez verilir. Örgütün talepleri sürdüğü sürece dönecektir” değerlendirmesini yapıyor.
Bu arada Deniz Baykal, TBMM’deki genel başkanlık makamındaki odasını henüz toplamadı. Genel başkanlık görevinden bir hafta önce istifa eden Baykal’ın TBMM’deki eşyaları yerinde duruyor. Baykal, istifadan sonra TBMM’deki makamına gelmedi ancak, bir kez TBMM’den transit geçiş yaptı. Baykal, TBMM’nin Güvenlik Caddesi’ndeki kapısından Antalya Milletvekili Osman Kaptan’ın arabasıyla girdi ve Çankaya kapısından çıktı.
Cameron Hükümetinden Türkiye’ye Destek
David Cameron’ın başbakanlık koltuğuna oturmasıyla değişim süreci başladı. Cameron hükümetinden Türkiye’ye destek de geldi. Hükümet, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine yönelik destek politikasını sürdüreceğini söyledi.
İngiltere dış politikasında Türkiye’nin AB üyeliğine destek verilse de hükümeti kuran Muhafazakar Partinin “AB’ye yönelik şüpheci yaklaşımı”, yeni koalisyon hükümetinin Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin tavrının nasıl olacağı sorusunu da beraberinde getirdi.
Başbakan David Cameron’ın lideri olduğu Muhafazakar Partinin seçim kampanyaları döneminde açıkladığı yaklaşık 120 sayfalık parti programının 110. sayfasında Türkiye’den bahsediliyor. Burada AB ve Türkiye ile ilgili şu ifade yer alıyor:
“AB’nin kapılarının Türkiye’nin de aralarında bulunduğu, AB’ye katılmak isteyen, katılım kriterlerini karşılamak zorunda olan ülkelere açık olması için baskı yapmak.” İngiltere’nin eski Ankara Büyükelçisi Sir David Logan A.A’ya yaptığı açıklamada, “Yeni hükümetle birlikte, İngiltere’nin uzun süredir sergilediği Türkiye’nin AB’de olmasına ilişkin olumlu tavrında bir değişiklik olmayacaktır.
Hem Muhafazakarlar hem de Liberal Demokratlar, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini desteklemektedir” diye konuştu.
Muhafazakarların koalisyona gittiği, daha AB yanlısı Liberal Demokratlar da Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin benzer görüşleri paylaşıyor.
Liberal Demokratların Türkiye’nin üyeliğinin güçlü savunucusu olduğunu söyleyen David Logan, “Liberal Demokratlar, Türkiye’nin AB’ye girmesiyle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin birliğe kabul edildiğinin gösterileceğini savunuyorlar” dedi.
Liberal Demokrat Parti milletvekili Edward Davey de 6 Mayıstaki genel seçimden önce A.A’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB üyeliğinin hem Türkiye’ye, hem de tüm AB üyelerine büyük fayda sağlayacağını vurgulamış ve “AB’nin Türkiye’yi üye olarak kabul etmesinin tarihi bir görev olduğunu” söylemişti.
Erdoğan Baykal’ı İhanetle Suçladı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Baykal’ı ihanetle suçladı. Başbakan, Deniz Baykal’ın mağdur rolü yaptığını dile getirdi. “Eşine ihanet edeni mağdur olarak göremeyiz” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan ziyareti öncesinde havaalanında açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Başbakan Erdoğan, kendisine ait olduğu iddia edilen görüntülerin ortaya çıkmasının ardından CHP Genel Başkanlığı görevinden ayrılan Deniz Baykal’ın ardından ana muhalefet partisindeki liderlik yarışıyla ilgili soruyu yanıtladı.
Erdoğan, özetle şöyle konuştu: “Ana muhalefet partisiyle ilgili konu beni ilgilendirmiyor. Bizi de zorla bu işe sokmaya çalışıyorlar.
Özellikle toplumsal ahlak değerleri açısından erozyona uğratma çabası var.
Toplumsal ahlak üzerine spekülasyona giren, mağduru oynayanlar var.
Eşlerine ihanet edenleri biz hiçbir zaman bu toplumun içinde kalkıp da mağdur olarak göremeyiz.”





