İrlanda Osmanlı Devleti’ni Unutmadı

İrlanda Osmanlı Devleti’ni unutmadı. İrlandalılar büyük kıtlık sırasında Osmanlı Devleti’nden gelen yardımı görmezden gelmediler.
İrlandalılar, ülke tarihinde acılı izler bırakan; 1845-1849 yılları arasında yaklaşık bir milyon kişinin ölümüne, bir milyon kişinin de başka ülkelere göç etmesine neden olan “Büyük Kıtlık”ı anıyor.
Kıtlığın izlerini en fazla taşıyan bölgelerden Co Mayo’daki Murrisk köyünde bugün düzenlenecek anma törenine Türkiye’nin Dublin Büyükelçisi Altay Cengizer’in de katılması bekleniyor.
Felaketin kayıpları başkent Dublin’de de, Parnell Meydanı’ndan Liffey Nehri kıyısında yer alan Büyük Kıtlık heykellerine yapılacak yürüyüşle anılacak.
Kentin ortasından geçen nehrin kıyısındaki bronz heykeller dönemin acılarını tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor ve dünyaca ünlü heykeltıraş Rowan Gillespie imzasını taşıyor.
Anma etkinliklerine ülke genelindeki okullar ve spor kulüplerinin de “bir dakika sessizlik” ile katılacağı belirtiliyor.
Büyük Kıtlığın Nedeni Neydi?
Büyük Kıtlığın nedeni, 19’uncu yüzyılın ortalarında nüfusu 8 milyonu aşan İrlanda’da, özellikle yoksulların temel besini patatese bulaşan hastalıktı. 1845 sonbaharında patatesin tüketilemez durumda hasat edilmesi, İrlandalıların “An Gorta Mor” (Büyük Açlık) olarak andığı dönemin başlangıcı oldu.
İrlanda’nın özellikle batı kesimlerindeki yoksul ve kalabalık aileleri kısa sürede açlıkla yüz yüze getiren patates kıtlığı, tüm çabalara rağmen 4 yıl boyunca önlenemedi.
Yetersiz beslenme ve bakımsızlık kısa zamanda hastalıkları beraberinde getirdi. Tifo ve kolera gibi bulaşıcı hastalıklar çok sayıda ölüme yol açtı, çaresiz durumda kalanların sığındığı yardım merkezleri yoğunluktan çalışamaz duruma geldi.
Çoğu İngiliz olan toprak sahiplerine borçlarını ödeyemedikleri için evlerinden çıkmak durumunda kalan İrlandalılar, çareyi göç etmekle buldu. Bir milyona yakın İrlandalı, ceplerindeki son parayı da ABD, İngiltere, Kanada ve Avustralya’ya gitmek için kullandı. Bazıları göç yollarında hayatını kaybetti, pek çoğu gittiği topraklarda umduğunu bulamadı.
Zor zamanların geride kaldığı 1851 yılında ülke nüfusu 6 milyona düşmüştü. Bugün kimi kaynaklarda “İngiltere’nin Büyük Kıtlık sırasında İrlanda’ya yeteri kadar destekte bulunmadığı, bu yüzden dönemin, İrlanda’nın bağımsızlık mücadelesinin de asıl başlangıcı olduğu” savunulur.
Kıtlığın acı sonuçlarının en yoğun hissedildiği ve bazı İrlandalıların “Kara 47” olarak andığı 1847 yılında Osmanlı Padişahı Abdülmecit, İrlanda’ya 1000 poundluk para yardımında bulunmuştu.
Türkiye ile İrlanda arasındaki tarihsel bağların bir nişanesi olarak hatırlanan bu yardıma ilişkin önemli belgeler, Türkiye’nin Dublin Büyükelçiliğinin girişimiyle 1993 yılında yapılan arşiv taramalarıyla gün yüzüne çıkarılmıştı.
Bu belgeler arasında, İrlanda mahalli makam ve ileri gelenlerinin imzasını taşıyan, Osmanlı Devleti’nin yardımına İrlanda halkının duyduğu şükran ve minnet sözlerini içeren bir mektup da bulunuyordu.
İrlandalılar kendilerine denizlerce öteden uzanan yardım elini bugün de Osmanlı gemicilerinin Drogheda kentinde kaldıkları rivayet edilen bir binaya asılı plaketle anıyor.
Günümüzde otel olarak kullanılan binanın dış cephesine 1995 yılında geniş katılımlı bir törenle asılan şükran plaketinde, “Türk halkının İrlanda halkına yaptığı alicenaplığın hatırasına” ifadesi yer alıyor.
Cameron Hükümetinden Türkiye’ye Destek
David Cameron’ın başbakanlık koltuğuna oturmasıyla değişim süreci başladı. Cameron hükümetinden Türkiye’ye destek de geldi. Hükümet, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine yönelik destek politikasını sürdüreceğini söyledi.
İngiltere dış politikasında Türkiye’nin AB üyeliğine destek verilse de hükümeti kuran Muhafazakar Partinin “AB’ye yönelik şüpheci yaklaşımı”, yeni koalisyon hükümetinin Türkiye’nin üyelik sürecine ilişkin tavrının nasıl olacağı sorusunu da beraberinde getirdi.
Başbakan David Cameron’ın lideri olduğu Muhafazakar Partinin seçim kampanyaları döneminde açıkladığı yaklaşık 120 sayfalık parti programının 110. sayfasında Türkiye’den bahsediliyor. Burada AB ve Türkiye ile ilgili şu ifade yer alıyor:
“AB’nin kapılarının Türkiye’nin de aralarında bulunduğu, AB’ye katılmak isteyen, katılım kriterlerini karşılamak zorunda olan ülkelere açık olması için baskı yapmak.” İngiltere’nin eski Ankara Büyükelçisi Sir David Logan A.A’ya yaptığı açıklamada, “Yeni hükümetle birlikte, İngiltere’nin uzun süredir sergilediği Türkiye’nin AB’de olmasına ilişkin olumlu tavrında bir değişiklik olmayacaktır.
Hem Muhafazakarlar hem de Liberal Demokratlar, Türkiye’nin AB’ye üyeliğini desteklemektedir” diye konuştu.
Muhafazakarların koalisyona gittiği, daha AB yanlısı Liberal Demokratlar da Türkiye’nin AB üyeliğine ilişkin benzer görüşleri paylaşıyor.
Liberal Demokratların Türkiye’nin üyeliğinin güçlü savunucusu olduğunu söyleyen David Logan, “Liberal Demokratlar, Türkiye’nin AB’ye girmesiyle nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülkenin birliğe kabul edildiğinin gösterileceğini savunuyorlar” dedi.
Liberal Demokrat Parti milletvekili Edward Davey de 6 Mayıstaki genel seçimden önce A.A’ya yaptığı açıklamada, Türkiye’nin AB üyeliğinin hem Türkiye’ye, hem de tüm AB üyelerine büyük fayda sağlayacağını vurgulamış ve “AB’nin Türkiye’yi üye olarak kabul etmesinin tarihi bir görev olduğunu” söylemişti.
İngiltere’de David Cameron Dönemi Başlıyor
İngiltere’de David Cameron dönemi başlıyor. Başbakan Gordon Brown’ın dün hükümetin istifasını Kraliçe 2. Elizabeth’e sunması üzerine Kraliçe 2. Elizabeth Muhafazakâr Parti lideri Cameron’ı yeni hükümeti kurmakla görevlendirdi.
İngiltere’de 6 Mayıs’ta yapılan genel seçimlerden sonra dün Muhafazakâr Parti’yle Liberal Demokratların yeni hükümeti kurma konusunda anlaşmaya çok yakın olmaları üzerine Başbakan Gordon Brown istifasını Kraliçe 2. Elizabeth’e sundu. Kraliçe, Brown’ın ardından kabul ettiği Muhafazakâr Parti lideri David Cameron’a yeni hükümeti kurma görevi verdi. Cameron, ilk açıklamasında, Liberallerle güçlü ve istikrarlı bir hükümet kuracaklarını söyledi.
Liberal Demokratlarla yeni hükümeti oluşturmak için yürüttükleri müzakerelerin sonuç vermemesi üzerine dün akşam eşi Sarah ile birlikte önce Başbakanlık Konutu’nun önünde basının karşısına çıkan Brown, “Bu ülke için hizmet etmek ve ülkenin geleceği için çalışmak benim için bir ayrıcalık ve onurdu. Yeni başbakana gö-revinde başarılar diliyorum” dedi. Brown, konuşmasının ardından çocukları ve eşiyle birlikte Başbakanlık Konutu’ndan ayrılarak, Buckingham Sarayı’na giderek İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth’e istifasını sundu.
Seçimde en çok oyu alan Cameron liderliğindeki Muhafazakâr Parti’nin Liberal Demokratlarla bir koalisyon hükümeti oluşturma konusunda 5 günlük müzakerelerde uzlaşmaya çok yakın olduğu belirtildi. Genel seçimde ülkede hiçbir siyasi parti, iktidarı oluşturacak çoğunluğa ulaşamamıştı. Sandıktan 306 milletvekili çıkaran Muhafazakâr Parti ile 57 milletvekili çıkaran Liberal Demok-rat Parti’nin, toplam milletvekili sayısı hükümet oluşturmak için gerekli olan 326 sayısına yetiyor.
Rihanna Türkiye’ye Geliyor!
Mayıs 6, 2010 by GaMZeM
Filed under Müzik Haber

R&B Müziğinin ünlü ve başarılı seslerinden Rihanna Türkiye’ye geliyor.
Rihanna 3 Haziran 2010′da İstanbul Kuruçeşme Arena’da hayranlarıyla buluşacak. “Last Girl on Earth” turnesine devam eden Barbadoslu şarkıcı, Almanya ve İngiltere’de vereceği konserlerin ardından Türkiye’ye gelecek.
Türkiye’de ilk kez hayranlarıyla buluşacak olan Rihanna’yı dinlemek isteyenler, konser biletlerini Biletix’ten alabilecek. Biletler, Bonus Card ve Garanti Bankası kart sahiplerine yüzde 20 indirimli satılacak.
Yunanistan’daki Kriz Hangi Ülkeleri Etkileyecek?
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s çok önemli bir soruna değindi: Yunanistan’daki kriz hangi ülkeleri etkileyecek?
Cevabı yine Moody’s verdi. Moody’s, Yunanistan’ı kavuran borç krizinin sıçrayabileceği ülkeleri açıkladı.
Buna göre Portekiz, İtalya, İspanya, İrlanda ve İngiliz bankaları borç krizinden olumsuz etkilenecek.
Finlandiya Başbakanı Matti Vanhanen, Yunanistan’ın rekor kurtarma paketinin yeterli olmayabileceği ve finansal istikrarsızlığın diğer ülkelere yayılabileceği uyarısında bulundu.
Vanhanen, Finlandiya ulusal televizyon kanalı YLE’ye yaptığı açıklamada, “Benim için en büyük kaygı, Yunanistan’a vereceğimiz 180 milyon avroyu nasıl geri alacağız ve hangi faiz oranıyla vereceğimiz değil. Daha büyük kaygı, ’bu paket başarılı olmazsa’ durumudur” dedi.
“Bu paketin başarılı olamayacağı riski mevcut” diyen Vanhanen, istikrarsızlığın diğer ülkelere yayılma olasılığının halen mümkün olduğunu ifade etti.
Vanhanen, krizin yayılma riskinin var olduğunu, dün ve bugün piyasanın gösterdiği tepkinin durumun henüz sakinleşmediğini gösterdiğini kaydetti.
59 Milyon Çöpe Gitti!
Geçtiğimiz günlerde İzlanda’da ki yanardağın patlaması adeta bir felakete dönüştü. Uçak seferlerindeki iptaller havayolu şirketlerini olumsuz etkiledi. THY de bundan nasibini aldı. Cuma günü 100, hafta sonu 150 seferi iptal edildi. Toplam iptal edilen sefer sayısı ise 600′ü geçti. Bu iptallerden oluşan zarar da 59 Milyon Lira.
Yanardağın saçtığı kül bulutu, havayolu şirketlerine ağır darbe vurdu. Tümdünyada havayolu şirketlerinin 5 günlük kaybı 750 milyon Euro dolayında hesaplanırken, Türk şirketlerinin bu dönemdeki kaybı 30milyon Euro sınırına dayandı. İzlanda’da patlayan yanardağ Avrupa hava sahasını cehenneme çevirdi. Patlama sonrasında yayılan kül bulutları nedeniyle tüm dünyada 80 binden fazla uçak seferi iptal edildi.
İngiltere, bazı ülkelerde mahsur kalan vatandaşlarını “kurtarmak” için savaş gemilerini devreye sokarken, uluslararası nitelikli toplantılarda da aksamalar yaşandı. AB tarım ve balıkçılık bakanları toplantısı iptal edilirken, AB-Pakistan Zirvesi de başka bir tarihe ertelendi. Yunanistan’a verilecek mali yardım konusunda yapılacak müzakereler de IMF heyetinin Atina’ya ulaşmasına karşın AB heyetinin gidememesi üzerine ertelendi.
Kül bulutu, NATO’nun kullandığı F-16’ları da etkiledi. Üst düzey bir Amerikalı yetkili, kül bulutunun etkili olduğu alanlarda devriye uçuşu yapan F-16’ların motorlarında cama benzer çökeltiler tespit edildiğini söyledi. Bu arada Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada kül felaketinin sektörü yaklaşık 30 milyon dolar zarara uğrattığı tahmin edildi. Olayın başlangıcından bu yana Avrupa’da 84 bin civarında uçuş iptali yaşandığını belirtirken “bunların 1377 tanesi Türk havayolu işletmelerinindir” denildi.
Kül Bulutları Türkiye’ye Gelebilir

“Eyfyallayöküll” çarşamba günü faaliyete geçti. Avrupa trafiği karıştı. Uzmanlara göre, patlamalar sürerse hava ulaşımındaki aksama 6 ay kadar devam edecek.
İzlanda’da meydana gelen yanardağ patlamasında oluşan kül bulutları yüzünden Avrupa sıkıntılı günler geçiriyor. Rusya’dan Atlas Okyanusu’na, Kuzey Kutup Dairesi’nden Bulgaristan’a kadar hava trafiği felç oldu.
Çoğu ülkenin hava limanları kapıları kapadı. Yaklaşık 17 bin uçuş da iptal edildi. Polonya, İngiltere, Avusturya, Danimarka, Belçika gibi birçok ülkede havaalanlarının tamamı ya da büyük kısmı kapalı kalırken, Fransa, Finlandiya, Almanya, Rusya ve İspanya’da da büyük ölçüde aksama yaşandı. İsveç, Norveç ve İrlanda ise dün bazı uçuşlara izin verdi.
İzlanda’da ise rüzgâr sayesinde havaalanları faaliyetlerini sürdürebiliyor. Kül bulutunun doğu ve güneydoğuya doğru ilerlediği ve dağılmasının günler alabileceği belirtiliyor.
Yanardağ patlamasının sıcaklığından ‘Eyfyallayöküll’ buzulunun da üçte birinin eridiği belirtildi. Buzula yakın nehrin de yatağından taşmak üzere olduğu bildirildi. İzlanda’nın deniz kenarı çevre karayolu da yanardağ püskürmesinde kayboldu. Yanardağın doğusunda binlerce hektar arazi kalın kül tabakasıyla kaplandı.
Meteorolojinin açıklaması da gecikmedi. Uzmanlara göre patlamalar uzun süre daha devam ederse, atmosfere yayılan kül ve duman, güneş ile yeryüzü arasında perde oluşturarak hava sıcaklıklarının 4-5 derece düşmesine yol açabilir. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İzlanda’da faaliyete geçen volkanda patlamaların günlerce sürmesi halinde dünya genelinde mevsimlerin olumsuz etkilenebileceğine dikkati çekti.
Kadıoğlu, Avrupa’yı kaplayan volkan bulutlarının önce cumartesi günü (bugün) Türkiye’ye ulaşacağını tahmin ettiğini ancak, hava akımlarındaki değişiklik göstermesi nedeniyle bulutların, pazartesi veya salı günü Batı Anadolu ve İstanbul’a ulaşabileceğini ifade etti. Kadıoğlu, bulutların etkisinin ve gelme zamanının yine hava akımlarındaki değişikliğe ve yeni patlamaların olmasına göre değişebileceğini sözlerine ekledi.
Türkiye Ekonomisi Almanya’yı Geçecek

ABD’li Bloomberg haber ajansı Türkiye ekonomisi ile ilgili ilginç bir iddiada bulundu. 2008 Yılında Goldman Sachs’ın ortaya attığı Türkiye ekonomisinin Almanya ve birçok dünya devini geride bırakacağı öngörüsünün artık mümkün olabileceğini yazdı.
Haberde, Goldman Sachs raporunda 2050 yılında Rusya ve İngiltere’nin ardından Avrupa’nın en büyük 3. ekonomisinin Türkiye olabileceği fikrinin işlendiği hatırlatılarak küresel krizi kendi başına atlatan Türkiye’nin artık bunu gerçekleştirmesinin mümkün gözüktüğü fikri işlendi.
Haberin devamında şunlar yazıyor:
“Türkiye, HSBC piyasa stratejisti John Lomax’ın deyişiyle bir paradigma değişikliğine gitti. Başbakan Tayyip Erdoğan, hükümet harcamalarını kontrol altına aldı, devletin elindeki şirketleri özelleştirdi ve Türk işadamlarının önünü açmak için bölgesinde mekik dokudu. Bu çabanın karşılığında, Erdoğan’ın iktidara geldiği 2002’den bu yana Türkiye’nin yıllık ortalama büyümesi yüzde 4.4 oldu. 2009’un son çeyreğinde yüzde 6 büyüme kaydedildi. Bu rakam, G20 ülkeleri arasında bir tek Çin’in gerisinde. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bu yıl ilk çeyrekte yüzde 10’un üzerinde bir büyüme yakalanabileceğini söylüyor.
Goldman Sachs ekonomisti Ahmet Akarlı 2008’de hazırladığı bir raporda Türkiye’nin 620 milyar dolarlık ekonomisinin 2050 itibariyle Almanya’yı sollayarak Rusya ve İngiltere’nin ardından Avrupa’nın 3. büyük ekonomisi olacağını öngörmüştü. Bu rapor, Goldman Sachs ekonomisti Jim O’Neill’in 2005’te hazırladığı ve Türkiye’nin dünya lideri olabileceğini belirten çalışmayı bir adım öteye taşıdı. Almanya’yı sollamak için Türkiye’nin daha çok yolu var. 2009’da 3.6 trilyon dolarlık bir büyüklüğü olan Almanya ekonomisi, Türkiye’nin
5 katı büyüklükte.
Almanya’da işsizlik oranı da yüzde 8 ile Türkiye’nin yarısına yakın. Ancak bu durum yatırımcıları telaşa sürüklemiyor. New York’ta 120 milyon dolarlık fon yöneten Multilateral Funding International’ın Başkanı Murat Köprülü, Türk ekonomisinin siyasi gelişmelerden giderek daha az etkilenecek biçimde olgunlaştığını söylüyor. Köprülü, ‘Türkiye ne tarım ekonomisi, ne çöl ekonomisi. Derin bir sanayi tabanına sahip ve geniş bir orta sınıf var’ diyor.
“Başbakan son 20 yılın önemli bir bölümünde Türkiye’ye destek sağlayan IMF ile görüşmeleri bitirdi ve 40 milyar dolarlık bir krediye arkasını döndü. Erdoğan, Türkiye’nin krizi tek bir bankasını kurtarmaya gerek duymadan kendi başına atlattığını ve bu paraya ihtiyacının olmadığını söyledi. Geçmişte Türkiye ile IMF arasındaki görüşmelerde en ufak bir pürüz yatırımcıları satışa yöneltirdi. 2005’te 10 milyar dolarlık IMF kredisi gecikince lira dolar karşısında iki günde yüzde 2.6 değer kaybetmişti. 2001’de IMF ile özelleştirme konusunda yaşanan bir anlaşmazlık sonrası borsa 2 hafta içinde yüzde 20 düşmüştü. Şimdi ise yatırımcılar Erdoğan’ın IMF konusunda haklı olduğunu düşünüyor. İMKB 100 endeksi son 12 ayda yüzde 130 çıktı. 10 Mart’ta IMF ile görüşmeler sona erdiğinden beri ise yüzde 10 yükseldi.
Enflasyonun düşmesi Erdoğan’dan önce yüzde 50’leri bulan bono faizlerini yüzde 9 seviyesine indirdi. Merkez Bankası, faizleri yarıya indirip rekor düşük seviye olan yüzde 6.5’e çekmesine rağmen Ekim 2008’den bu yana TL dolar paritesi 1.50 civarında seyrediyor. Yatırımcılar Türkiye’nin komşuları Yunanistan ve Bulgaristan’ın da aralarında olduğu 6 AB üyesi ülkenin iflasa sürüklenebileceğini düşünüyor. Bu yıl Yunanistan’ın borcunun milli gelirine oranı 96.3’e çıkacak. Türkiye’nin resmi hedefi ise bu rakamı yüzde 49’a getirmek. Ancak ezeli rakibi Yunanistan, Türkiye’nin çıkışından faydalanıyor.
Ülkenin en büyük bankası National Bank of Greece Türkiye’de sahibi olduğu Finansbank’tan yüzde 46 net gelir elde etti. Türk şirketleri artık potansiyel yabancı yatırımcı haline geldi. İş Bankası, Balkan ülkelerindeki şirketlerden hisse alabileceğini açıkladı.”
Artık Türkiye’ye Turist Gelmiyor
Doğru okudunuz.Artık İngiliz Turistler Türkiye yerine İspanya’yı tercih ediyorlar.
2008’den bu yana euro bölgesindeki tatil bölgelerinden çekilerek Türkiye’ye akın eden İngiliz turistlerin, ekonomik krizdeki İspanya’nın büyük fiyat kırması üzerine Türkiye’yi bırakıp İspanya’ya yönelmeye başladığı söylendi.
İngiliz Daily Mirror’a göre, İngiliz sterlinin euro karşısında değer yitirmesinden sonra pahalı gelen euro bölgesinden çekilerek, son iki yılda fiyatların çok daha ucuz olduğu Türkiye’ye yönelen İngiliz tatilciler bu yıl ekonomik krizdeki İspanyol tatil merkezlerinin dörtte bire yakın fiyatta olması üzerine hem daha yakın hem de daha ucuz hale gelen İspanya’ya yöneldi.
Habere göre fiyat kıran İspanya’da yiyecek ve içecek fiyatları Türkiye’nin yaklaşık yarısına inerken, Türkiye’ye gelen turistlerin yaka silktiği yapışkan satıcılar da Türk pazarının terk edilmesinde önemli bir rol oynadı.
THY Yeni Reklam Yüzlerini Seçti
Son zamanlarda Türk Hava Yolları’nın sponsorluk açılımını duymuşsunuzdur.Barcelona ve Manchester United’ın sponsorluğunu üstlendi THY bildiğiniz üzere…
Şimdi de THY yeni reklam yüzü arıyor.Kevin Costner’dan sonra şirket,gözünü iki dünya starına dikmiş.Avrupa’nın dördüncü büyük havayolu şirketi Türk Hava Yolları yükseklerden uçmaya kararlı.
Manchester United ve Barcelona ile artan popülerliğini pekiştirmek isteyen THY,yeni reklam yüzü için Nicole Kidman ve Charlize Theron’u düşünüyor.İki yıldızla görüşmelere başlanmış bile.THY’nin yeni reklam yüzüyle özellikle First Class uçuşlarının tanıtımına ağırlık vermek istediği konuşuluyor.
Umarız bu yeni reklamlar istediği başarıyı yakalar





