Kül Bulutları Türkiye’ye Gelebilir

“Eyfyallayöküll” çarşamba günü faaliyete geçti. Avrupa trafiği karıştı. Uzmanlara göre, patlamalar sürerse hava ulaşımındaki aksama 6 ay kadar devam edecek.
İzlanda’da meydana gelen yanardağ patlamasında oluşan kül bulutları yüzünden Avrupa sıkıntılı günler geçiriyor. Rusya’dan Atlas Okyanusu’na, Kuzey Kutup Dairesi’nden Bulgaristan’a kadar hava trafiği felç oldu.
Çoğu ülkenin hava limanları kapıları kapadı. Yaklaşık 17 bin uçuş da iptal edildi. Polonya, İngiltere, Avusturya, Danimarka, Belçika gibi birçok ülkede havaalanlarının tamamı ya da büyük kısmı kapalı kalırken, Fransa, Finlandiya, Almanya, Rusya ve İspanya’da da büyük ölçüde aksama yaşandı. İsveç, Norveç ve İrlanda ise dün bazı uçuşlara izin verdi.
İzlanda’da ise rüzgâr sayesinde havaalanları faaliyetlerini sürdürebiliyor. Kül bulutunun doğu ve güneydoğuya doğru ilerlediği ve dağılmasının günler alabileceği belirtiliyor.
Yanardağ patlamasının sıcaklığından ‘Eyfyallayöküll’ buzulunun da üçte birinin eridiği belirtildi. Buzula yakın nehrin de yatağından taşmak üzere olduğu bildirildi. İzlanda’nın deniz kenarı çevre karayolu da yanardağ püskürmesinde kayboldu. Yanardağın doğusunda binlerce hektar arazi kalın kül tabakasıyla kaplandı.
Meteorolojinin açıklaması da gecikmedi. Uzmanlara göre patlamalar uzun süre daha devam ederse, atmosfere yayılan kül ve duman, güneş ile yeryüzü arasında perde oluşturarak hava sıcaklıklarının 4-5 derece düşmesine yol açabilir. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İzlanda’da faaliyete geçen volkanda patlamaların günlerce sürmesi halinde dünya genelinde mevsimlerin olumsuz etkilenebileceğine dikkati çekti.
Kadıoğlu, Avrupa’yı kaplayan volkan bulutlarının önce cumartesi günü (bugün) Türkiye’ye ulaşacağını tahmin ettiğini ancak, hava akımlarındaki değişiklik göstermesi nedeniyle bulutların, pazartesi veya salı günü Batı Anadolu ve İstanbul’a ulaşabileceğini ifade etti. Kadıoğlu, bulutların etkisinin ve gelme zamanının yine hava akımlarındaki değişikliğe ve yeni patlamaların olmasına göre değişebileceğini sözlerine ekledi.
Türkiye Ekonomisi Almanya’yı Geçecek

ABD’li Bloomberg haber ajansı Türkiye ekonomisi ile ilgili ilginç bir iddiada bulundu. 2008 Yılında Goldman Sachs’ın ortaya attığı Türkiye ekonomisinin Almanya ve birçok dünya devini geride bırakacağı öngörüsünün artık mümkün olabileceğini yazdı.
Haberde, Goldman Sachs raporunda 2050 yılında Rusya ve İngiltere’nin ardından Avrupa’nın en büyük 3. ekonomisinin Türkiye olabileceği fikrinin işlendiği hatırlatılarak küresel krizi kendi başına atlatan Türkiye’nin artık bunu gerçekleştirmesinin mümkün gözüktüğü fikri işlendi.
Haberin devamında şunlar yazıyor:
“Türkiye, HSBC piyasa stratejisti John Lomax’ın deyişiyle bir paradigma değişikliğine gitti. Başbakan Tayyip Erdoğan, hükümet harcamalarını kontrol altına aldı, devletin elindeki şirketleri özelleştirdi ve Türk işadamlarının önünü açmak için bölgesinde mekik dokudu. Bu çabanın karşılığında, Erdoğan’ın iktidara geldiği 2002’den bu yana Türkiye’nin yıllık ortalama büyümesi yüzde 4.4 oldu. 2009’un son çeyreğinde yüzde 6 büyüme kaydedildi. Bu rakam, G20 ülkeleri arasında bir tek Çin’in gerisinde. Başbakan Yardımcısı Ali Babacan bu yıl ilk çeyrekte yüzde 10’un üzerinde bir büyüme yakalanabileceğini söylüyor.
Goldman Sachs ekonomisti Ahmet Akarlı 2008’de hazırladığı bir raporda Türkiye’nin 620 milyar dolarlık ekonomisinin 2050 itibariyle Almanya’yı sollayarak Rusya ve İngiltere’nin ardından Avrupa’nın 3. büyük ekonomisi olacağını öngörmüştü. Bu rapor, Goldman Sachs ekonomisti Jim O’Neill’in 2005’te hazırladığı ve Türkiye’nin dünya lideri olabileceğini belirten çalışmayı bir adım öteye taşıdı. Almanya’yı sollamak için Türkiye’nin daha çok yolu var. 2009’da 3.6 trilyon dolarlık bir büyüklüğü olan Almanya ekonomisi, Türkiye’nin
5 katı büyüklükte.
Almanya’da işsizlik oranı da yüzde 8 ile Türkiye’nin yarısına yakın. Ancak bu durum yatırımcıları telaşa sürüklemiyor. New York’ta 120 milyon dolarlık fon yöneten Multilateral Funding International’ın Başkanı Murat Köprülü, Türk ekonomisinin siyasi gelişmelerden giderek daha az etkilenecek biçimde olgunlaştığını söylüyor. Köprülü, ‘Türkiye ne tarım ekonomisi, ne çöl ekonomisi. Derin bir sanayi tabanına sahip ve geniş bir orta sınıf var’ diyor.
“Başbakan son 20 yılın önemli bir bölümünde Türkiye’ye destek sağlayan IMF ile görüşmeleri bitirdi ve 40 milyar dolarlık bir krediye arkasını döndü. Erdoğan, Türkiye’nin krizi tek bir bankasını kurtarmaya gerek duymadan kendi başına atlattığını ve bu paraya ihtiyacının olmadığını söyledi. Geçmişte Türkiye ile IMF arasındaki görüşmelerde en ufak bir pürüz yatırımcıları satışa yöneltirdi. 2005’te 10 milyar dolarlık IMF kredisi gecikince lira dolar karşısında iki günde yüzde 2.6 değer kaybetmişti. 2001’de IMF ile özelleştirme konusunda yaşanan bir anlaşmazlık sonrası borsa 2 hafta içinde yüzde 20 düşmüştü. Şimdi ise yatırımcılar Erdoğan’ın IMF konusunda haklı olduğunu düşünüyor. İMKB 100 endeksi son 12 ayda yüzde 130 çıktı. 10 Mart’ta IMF ile görüşmeler sona erdiğinden beri ise yüzde 10 yükseldi.
Enflasyonun düşmesi Erdoğan’dan önce yüzde 50’leri bulan bono faizlerini yüzde 9 seviyesine indirdi. Merkez Bankası, faizleri yarıya indirip rekor düşük seviye olan yüzde 6.5’e çekmesine rağmen Ekim 2008’den bu yana TL dolar paritesi 1.50 civarında seyrediyor. Yatırımcılar Türkiye’nin komşuları Yunanistan ve Bulgaristan’ın da aralarında olduğu 6 AB üyesi ülkenin iflasa sürüklenebileceğini düşünüyor. Bu yıl Yunanistan’ın borcunun milli gelirine oranı 96.3’e çıkacak. Türkiye’nin resmi hedefi ise bu rakamı yüzde 49’a getirmek. Ancak ezeli rakibi Yunanistan, Türkiye’nin çıkışından faydalanıyor.
Ülkenin en büyük bankası National Bank of Greece Türkiye’de sahibi olduğu Finansbank’tan yüzde 46 net gelir elde etti. Türk şirketleri artık potansiyel yabancı yatırımcı haline geldi. İş Bankası, Balkan ülkelerindeki şirketlerden hisse alabileceğini açıkladı.”
Artık Türkiye’ye Turist Gelmiyor
Doğru okudunuz.Artık İngiliz Turistler Türkiye yerine İspanya’yı tercih ediyorlar.
2008’den bu yana euro bölgesindeki tatil bölgelerinden çekilerek Türkiye’ye akın eden İngiliz turistlerin, ekonomik krizdeki İspanya’nın büyük fiyat kırması üzerine Türkiye’yi bırakıp İspanya’ya yönelmeye başladığı söylendi.
İngiliz Daily Mirror’a göre, İngiliz sterlinin euro karşısında değer yitirmesinden sonra pahalı gelen euro bölgesinden çekilerek, son iki yılda fiyatların çok daha ucuz olduğu Türkiye’ye yönelen İngiliz tatilciler bu yıl ekonomik krizdeki İspanyol tatil merkezlerinin dörtte bire yakın fiyatta olması üzerine hem daha yakın hem de daha ucuz hale gelen İspanya’ya yöneldi.
Habere göre fiyat kıran İspanya’da yiyecek ve içecek fiyatları Türkiye’nin yaklaşık yarısına inerken, Türkiye’ye gelen turistlerin yaka silktiği yapışkan satıcılar da Türk pazarının terk edilmesinde önemli bir rol oynadı.
THY Yeni Reklam Yüzlerini Seçti
Son zamanlarda Türk Hava Yolları’nın sponsorluk açılımını duymuşsunuzdur.Barcelona ve Manchester United’ın sponsorluğunu üstlendi THY bildiğiniz üzere…
Şimdi de THY yeni reklam yüzü arıyor.Kevin Costner’dan sonra şirket,gözünü iki dünya starına dikmiş.Avrupa’nın dördüncü büyük havayolu şirketi Türk Hava Yolları yükseklerden uçmaya kararlı.
Manchester United ve Barcelona ile artan popülerliğini pekiştirmek isteyen THY,yeni reklam yüzü için Nicole Kidman ve Charlize Theron’u düşünüyor.İki yıldızla görüşmelere başlanmış bile.THY’nin yeni reklam yüzüyle özellikle First Class uçuşlarının tanıtımına ağırlık vermek istediği konuşuluyor.
Umarız bu yeni reklamlar istediği başarıyı yakalar
Lady Gaga Yine Soyundu
Lady Gaga dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor.ABD’li şarkıcı Gaga,geçen haftalarda İngiltere’nin en prestijli müzik etkinliği olan 2010 Brit Ödülleri’ne de damgasını vurmuştu.Üç dalga ödül kazanan çılgın sanatçı ünlü magazin dergisi Q’ya cüretkar pozlar verdi.İşte o resimler…




Libya Artık AB Vatandaşlarına Yasak!
Libya artık İngiltere dışındaki Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin vatandaşlarına vize vermeyi durdurdu.
Trablus’taki bir havaalanı yetkilisi, “İngiltere hariç, Avrupalılara vize yok” dedi. Libya’nın Oya Cemahiriye gazetesi bu kararın, İsviçre’nin Libyalı hükümet yetkilileri ve diplomatların ülkesine girişlerinin yasaklaması üzerine alındığını bildirdi.
Libya lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Hannibal Kaddafi ve eşi, Temmuz 2008’de Cenevre’deki lüks bir otelde iki çalışanı dövmek suçundan gözaltına alınmış, birkaç gün içinde kefaletle serbest bırakılmıştı. Ancak 2 ülkenin ilişkileri bu olaydan sonra bozulmuştu.
İngiltere’de De Burka Tartışması Başladı

Fransa’da meclis komisyonunun peçe takan kadınların kamu hizmetlerinden faydalanmasının kısmen yasaklanması yönünde karar vermesiyle İngiltere de aynı uygulamayı getirmeyi tartışıyor.
Fransa meclis komisyonu yüzü kapatan örtülerin “cumhuriyetin değerlerine aykırı olduğu” kararını verdi ve parlamentoya “bütün Fransa’nın bu örtülere hayır demesini” isteyen bir yasa çıkarılması çağrısında bulundu.
Bugün 5 milyon Müslüman’ın yaşadığı Fransa’da peçe tartışmaları uzun zamandır devam ediyordu;hatta 2004 yılında çıkarılan bir yasayla İslami başörtüsü ve diğer “dikkat çekici” dini sembollerin devlet okullarında kullanılması yasaklanmıştı.
BBC’de yayımlanan bir haber analizde İngiltere’de sürmekte olan benzer tartışmalara değinildi.
İngiltere’deki bazı grupların peçeye yasak getirilmesi yönündeki taleplerine karşın, Londra henüz İslami giyim tarzında bir yasak söz konusu değil. Ancak analizde Fransa’da yaşananların İngiltere’deki karar mercilerini de etkilemesinin söz konusu olduğunun altı çizildi.Geçtiğimiz haftalarda İngiltere’nin Eğitim Bakanı Ed Balls insanlara ne giyeceklerini söylemenin İngilizler’e yakışır bir şey olmadığını dile getirmişti.Diğer yandan British Muslims for Secular Democracy (İngiltere’nin Laik Demokrasi İsteyen Müslümanları) grubunun başkanı, gazeteci Yasmin Alibhai-Brown ise kendi köşesinde kamu alanlarında peçe sınırlaması önerisini desteklemişti.Ve daha birçok fikir ortaya atıldı.
Muslim Women’s Network UK (Müslüman Kadınlar Ağı İngiltere Şubesi) yöneticisi Shaista Gohir de peçenin İngiltere’de yasaklanmasına karşı olduğunu ancak ülkedeki Müslüman cemaati içinde bu konunun tartışılması gerektiğini savundu.
Peçeye “ırkçı olmayan bir gözle” bakılması çağrısını yapan Gohir, politikacıların böyle konuları yaklaşmakta olan seçimler için bir malzeme olarak kullanmasından endişeli olduğunu belirtti.
Avrupa’da Havalimanlanlarında Güvenlik Üst Düzeyde
27 üyeli Avrupa Birliği, ABD’deki gelişmelerin de etkisiyle havalimanlarındaki güvenlik önlemlerini üst düzeye çıkardı. Ancak uçuş güvenliğine ilişkin bazı düzenlemeler, ülkelerin ulusal düzenlemelerine bırakıldı.
9 yıl önce ABD’yi hedef alan 11 Eylül saldırılarından beri Avrupa Birliği, havalimanlarında güvenlik kontrollerini sıkılaştırmayı tartışmakta. Keskin cisimlerin, sıvı maddelerin ve çeşitli jellerin yolcu beraberinde uçaklara alınması tamamen yasaklandı. AB içerisindeki 400 havalimanında bu asgari kurallara uyulması zorunlu.
Avrupa ülkelerinde son zamanlarda uçuş güvenliğine ilişkin tartışmaların odağında ‘çıplak tarayıcı’ da denilen vücut tarayıcıları yer alıyor. Hollanda’nın başkenti Amsterdam’daki Schipol Havalimanı’nda şu anda 15 adet vücut tarayıcısı kullanılıyor. Bu tarayıcılarla, vücut üzerinde silah ya da patlayıcı madde bulunup bulunmadığının tespit edilmesi amaçlanıyor. Amsterdam Havalimanı’nın güvenlik kontrolleri sorumlusu Günter von Adrich bu yeni uygulamayı şöyle anlatıyor: “Yolculardan tarayıcının önüne geçip, ellerini yukarıya kaldırmalarını rica ediyoruz. Görüntü alınıyor ve birkaç saniye içinde sonucu görüyoruz.”
Tarayıcılar Amsterdam Havalimanı’nda şu anda deneme aşamasında. Hollanda Hükümeti, olabildiğince kısa süre içinde tarayıcıların tüm havalimanlarında uygulamaya konulmasını istiyor. Ayrıca vücut tarayıcılarının, italya’da Roma ve Milano’daki havalimanlarında uygulamaya konulması gündemde. Ancak italya’daki havalimanlarında sadece ABD ya da israil’e uçacak yolcular bu sıkı kontrollerden geçirilecek. ingiltere’de Heathrow ve Manchester havalimanlarında tarayıcılar bu hafta başında uygulamaya kondu. Fransa ve Almanya ise tarayıcıları uygulamaya koymadan önce sağlık testleri ve hukuki incelemelerin sonuçlarını görmek istiyor.
Avrupa Birliği’ne üye ülkelerin iç işleri bakanları geçtiğimiz haftalarda, bu konuda ortak bir tutum belirlemek üzere bir araya gelmiş, ancak uzlaşmaya varamamıştı. Avrupa Birliği Komisyonu, kontrol sırasında yolcuların mahrem bölgelerini rötuşlayan cihazların uygulama sokulması önerisinde bulunmuştu. Avrupa Parlamentosu üyelerinin çoğu da ‘mahremiyetin zedelenmesini’ gerekçe göstererek bu konuda çekimser bir tutum benimsemişti.
“Tarayıcıya indirgenmesin”
Avrupa Birliği Terörle Mücadele Kooridinatörü Gilles de Kerchove, büyüyen tartışmalar üzerine güvenlik konusunu ‘çıplak tarayıcı’ boyutuna indirgememek gerektiğini vurguladı. Kerchove, “Bu, havalimanlarında kullanılan teknikten daha derin bir mesele. Çok boyutlu bir bakış açısı belirlememiz gerekiyor. istihbarat birimleri ile polisten alınan bilgilerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Hangi pasaportların çalındığını ve kimin ne tür bir vizeye sahip olduğunu bilmek zorundayız” dedi.
Sözgelimi Almanya’da Polis Sendikası, Almanya’da ve pek çok AB ülkesinde, havalimanlarında güvenliğin özel şirketler tarafından yürütülmesini eleştiriyor. Sendika, sadece tekniğe değil, iyi eğitimli kişilerin havalimanlarında görev yapmasına da özen gösterilmesi gerektiği görüşünde.
EASA kuruldu
Avrupa Birliği, güvenliği artırmak için Avrupa’daki uçuş güvenliğinin sağlanmasından sorumlu bir birim kurdu. Kısa adı EASA olan ve merkezi Almanya’nın Köln kentinde bulunan bu birim, uçaklara iniş kalkış izni verilmesinden, pistlerin uzunluğundan ve pilotların eğitiminden sorumlu. Ancak birim, “havalimanlarında güvenliğin sağlanmasından” sorumlu değil, zira bu söz konusu ülkelerin ve havalimanı işletmelerinin yetkisi alanında.
Avrupa Parlamentosu’nun Alman milletvekillerinden Hür Demokrat Partili Alexander Alvaro, Avrupa Birliği’nin yavaş tempoda hareket etmesini şu sözlerle eleştiriyor: “11 Eylül saldırılarından bu yana sürekli olarak şunu duyduk: Güvenlik açısından sorun, parçaların birleştirilmemesinde. Bu bağlantıları kuracak belli bir yapı geliştirmek için 10 yıla ihtiyaç duyuluyorsa, bu on yıl içinde bir takım hatalar yapılmış demektir. Cevap hep şu oldu: Daha fazla veriye ve veri alışverişine ihtiyacımız var. Ancak anlaşılan o ki, bu yürümüyor.”
Sarhoş Olmak Tarihe Karışacak
Bilim Adamları Çakırkeyif Eden Ama Sarhoşluğa Yol Açmayan İçki Geliştiriyor.
Yeni içkinin bir başka avantajı da etkisinin bir hapla anında ortadan kaldırılabilmesi, böylece içenlerin evlerine ya da işlerine araçlarını kullanarak gitmeleri sağlanmış olacak.
Valium ile alakalı kimyasal maddelerden üretilecek olan sentetik alkol de normal alkol gibi beyin sinirlerini etkileyip kendini iyi hissetme ve gevşeme duygusu veriyor. Ama alkol gibi beynin alışkanlığa yol açan ya da haleti ruhiye değişkliklerine neden olan diğer bölümlerini etkilemiyor.
Yeni içkiyi vücuttan atmak da çok daha kolay.
Bir de bu içkininin etkilerini antidot bir hapla anında ortadan kaldırıp içeni tamamen ayık hale getirmek mümkün olacak.Yeni alkol Londra’daki Imperial College’de başkanlığını İngiltere’nin en üst düzey uyuşturucu madde uzmanlarından olan Profesör David Nutt’ın yaptığı bir grup bilim adamı tarafından geliştiriliyor.
Nuttt kısa bir süre önce esrar ve ekstazi hakkında yaptığı liberal yorumlar nedeniyle İngiltere hükümeti için yaptığı danışmanlık görevinden azledilmişti. Nutt kafasında insanların sarhoş olmadan içebildikleri bir dünya canlandırdığını söyledi.
80 Bin Lirayla 260 Kilo Verdi!


İngiltere’de bir ara 360 kiloya kadar çıkan Colin Corfield, geçirdiği bir dizi operasyonun ardından tam 260 kilo verdi. Ülkesinde bar işletmeciliği yapan Corfield’in uzun bir süre neredeyse hiç kıpırdamadan, yatağında adeta bir hapis hayatı geçirdiği belirtilirken, bir çok kez bıçak altına yattığı ve yemeği de keserek 100 kiloya inmeyi başardığı ifade ediliyor. Yemek yemenin, bir zamanlar kendisi için bir tutku olduğunu söyleyen Corfield, geçirdiği ameliyatların başına gelen en güzel şey olduğunu ve tekrar normal hayatına dönmenin mutluluğunu yaşadığını söylüyor.
Corfield’in yaklaşık 33 bin pound tutarındaki ameliyatlar için annesinin evini sattığı kaydediliyor.





