İsrailli Bakandan Türkiye Açıklamaları
İsrail Devlet Bakanı Benny Begin, “Türkiye ile İsrail arasındaki krizden İsrail hükümetinin derin endişe ve rahatsızlık duyduğunu” belirtti.
Atina’da yayımlanan Ta Nea gazetesine demeç veren Begin, “Türkiye-İsrail ilişkilerindeki krizin geçici olup olmadığına ilişkin” bir soru üzerine, “Bilmiyorum. Ancak durum endişe verici ve rahatsız edici. Hükümetim bundan büyük rahatsızlık duyuyor” ifadesini kullandı.
Begin, “Türkiye’nin, İran, Suriye ve Lübnan ile yeni bir ittifak arayışı içinde bulunduğu” görüşünü dile getirerek, “bunun İsrail ve Avrupa için tehlikeler içerdiğini” iddia etti.
Begin şu görüşleri öne sürdü: “(Başbakan Recep Tayyip) Erdoğan’ın AK Partisi tezlerinde çok açık. İran ile yeni bir ittifak arayışı içerisinde olması, her şeyi kendiliğinden ortaya koyuyor. Türkiye, İran, Suriye ve Lübnan’ın bu yeni ittifakı, hem bizim için, hem de Avrupa için endişe verici. Türkiye, BM Güvenlik Konseyi’nde, İran’ın nükleer programıyla ilgili yaptırımların aleyhine oy kullandı. Bu ittifakta tüm bölge için yeni tehlikeler gizlenmektedir. İran da Suriye de terörist örgütleri eğitip silahlandırıyor. Türkiye NATO üyesi bir ülkedir ve böyle bir tavır içerisinde olmamalı. Acı gerçek budur ve bununla karşı karşıyayız.”
Kaynak:Milliyet
Arabulucuk Teklifi Davutoğlu’nu Şaşırttı
Türkiye’nin dış politikası yurt dışında ilgiyle izleniyor. İngiltere’nin önde gelen dergisi The Economist de konuyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. The Economist Afrika’dan gelen arabuluculuk teklifinin Davutoğlu’nu şaşırttığını yazdı.
Arabulucuk Teklifi Davutoğlu’nu Şaşırttı
İngiliz dergisi, “Türkiye’nin arabuluculuk yetenekleri Afrika’da bile heyecan yaratmış bulunuyor” da dediği analizinde Davutoğlu’nun bir süre önce Botswana’nın Namibya ile olan toprak sorununun çözümü için kendisinden yardım istediğini açıkladığını da anımsatarak “Gururu okşanmış olsa da, Sayın Davutloğu, bir kerecik afallandığını itiraf etti” diye yazdı.
The Economist dergisi, Türkiye’nin, Hamas elindeki İsrailli asker Gilad Shalit sorunu gibi insani konularda yaptığı arabuluculuk girişimlerine dikkat çektiği analizinde “Bazen Türkiye gerçekten Batı ile Doğu arasında bir köprüdür” derken Batı’ya da sitem etti. Dergi, Türkiye’nin İran politikasından rahatsız olan Batı’nın, Türkiye, İran’ın “casusluk” iddiasıyla yakaladığı Batılıların serbest bırakılmasını sağlayınca, “hiç şikayet etmediği”ni vurguladı.
İngiliz The Economist dergisi, “Büyük Arabulucu” başlıklı analizinde Türkiye’nin son dönemde Batı ile İran gibi ülkeler arasındaki bazı sorunların çözümü için yaptığı girişimlere dikkat çekerek”Bazen Türkiye gerçekten Batı ile Doğu arasında bir köprüdür” yorumunu yaptı.
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin İsrailli komandoların Mavi Marmara gemisindeki dokuz Türkü öldürmesinin ardından iyice kötüleşmesine rağmen Türkiye’nin İsrailli asker Gilad Shalit’in serbest bırakılması için Hamas nezdinde “lobicilik” yapmayı sürdürdüğünü yazdı.
Dergi, Türkiye’nin İsrail ile yaşadığı sorunun, Batı’da ılımlı İslam’ı Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında doğuya kaydığı yönündeki endişeli yorumlara neden olduğunu belirttiği analizinde şöyle devam etti:
“İran ile sıcak ilişkiler konusundaki kaygı özellikle büyük. Ancak, Nisan 2007’de Türkiye, İran tarafından yakalanan, İngiliz Kraliyet Donanması 15 denizcisinin serbest bırakılmasında arabuluculuk yaptığında hiç kimse, şikayet etmemişti. Aynı biçimde Fransa, Mayıs ortasında Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bizzat devreye girmesi ile İran tarafından casusluk suçlaması ile tutuklanan Fransız öğretmen Clotilde Reiss’in serbest bırakılmasını temin etmesinden çok mutlu oldu.”
The Economist, Türkiye’nin İran, Irak, Afganistan ve Orta Asya’dan kaçan binlerce siyasi mültecinin ilk durağı olduğunun altını çizerken de bunların arasında İran’da zina yaptığı iddiası ile taşlanarak idam edilme durumuyla karşı karşıya bulunan Şakine Aştiani adlı kadının savunmasını üstlenen İranlı avukatı Mohammed Mostafei’nin bulunduğuna işaret etti.
Mostafei’nin ölüm tehditlerini aldıktan sonra Türkiye’den kaçarak Norveç’e gittiği de belirtilen analizde şöyle denildi:
“Şimdi Türkiye, sessizce müvekkilinin sorunu ile de ilgileniyor. Aynı zamanda bir yıl kadar önce Irak sınırına yakınlarında yürürken ‘casusluk’ şüphesiyle göz altına alınan ve o zamandan beri Tahran’ın adı çıkmış, Evin cezaevinde berbat durumda olan üç Amerikalının serbest bırakılması için İran’a baskı yapıyor.”
Kaynak:Milliyet
Kulaklık Radrasyon Riskini Azaltıyor
BTK Laboratuvarları Daire Başkanı Ejder Oruç kulaklık kullanmanın radyasyon riskini 10′da 1′e kadar düşürdüğünü söyledi. Oruç, tüm modellerin detaylı incelendiğini, sağlığa ve çevreye tehdit durumlarında işin bertarafa kadar gittiğini söyledi.
Oruç, şu anda 10 farklı modelde 70 bin telefonun ‘bertaraf’ için sırada beklediğini belirtti. 10 modelin biri DECT telefon, 1’i sabit hatlı telefon, 8’i ise cep telefonu.
Çoğu Çinli olan bu 10 firmanın işi mahkemeye taşıdığını belirten Ejder Oruç, bu yüzden ilgili marka isimlerini kamuoyuna duyuramadıklarını, mahkeme aşamasının uzun sürmesinden dolayı da piyasadaki bu kapsamdaki telefonları toplatıp, imha edemediklerini ifade etti.
Oruç, Türkiye’de bugüne kadar teknik düzenlemelere aykırı 40 bin cihazın bertaraf edildiğinin altını çizdi.
Türkiye’ye 2008 yılında 15 milyon adet cep telefonu, 2009 yılında 12 milyon telefon, 2010 yılının ilk 6 ayında da toplam 5.5 milyon cep telefonu girdiğini belirten Oruç, yüzlerce farklı markanın bulunduğunu, bu markaların tüm modellerinin de Türkiye’ye girişin ardından teste tabi tutulduğunu ifade etti.
AB kuralları gereği ‘serbest dolaşım’ anlaşmasıyla, Türkiye’ye giriş öncesi bu testlerin yapılmadığını, ürünlerin satışı sısarısnda testlerin yapıldığını belirten Oruç, her bir model için ilgili testin 40 günü bulduğunu anlattı.
Ejder Oruç, Çin menşeili, Türk firmaların bu ülkede kendi markalarıyla ürettirdikleri telefonların ağırlıkla cep telefonu ürünleri içinde risk grubunda olduğunu belirtti. 2008’de Türkiye’de bu kapsamdaki ürünlerin pazarın yüzde 16’sını oluşturduğunu anlatan Ejder Oruç, 2009 yılında bu rakamın yüzde 30’lara kadar çıktığını, 2010 yılının ilk yarısında da yüzde 28’lerde seyrettiğini anlatıyor.
Elle tutulduğunda telefonun tamamen yüze temas etmemesini, 15 derecelik açıyla konuşulmasını öneren Ejder Oruç, manyetik dalgaların kulaklık kullanıldığında elle kullanıma göre 10’da 1 seviyelerine indiğini belirtti. Oruç, Bluetooth kulaklık kullanımında 6’da 1’lere düşüldüğünü iletti. Mikrofonlu kulaklık 5-15 TL, Bluetooth kulaklıklar 15 -75 T’den satılıyor.
BTK Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanı Ejder Oruç, merkezin AB normlarına ve uluslararası kalite standartlarına uygun olduğunu açıkladı. 2007’de 4.8 milyon euro’luk yatırımla kurulan ve yatırımın yüzde 75’i AB fonundan karşılanan bu merkez Hacattepe Üniversitesi’ndeki teknoparkta kurulu. Çoğunluğu mühendis 33 kişi çalışıyor. Laboratuvarlarda elektromanyetik dalga, SAR, çevreye verilen zarar testleri yapılıyor.
Ejder Oruç, İran, Azerbaycan gibi ülkelerden de talep geldiğini önümüzdeki dönemde bu ülkelerin de içinde bulunduğu yabancı ülkeler adına testler yapabileceklerini açıkladı. Oruç’un verdiği bilgilere göre burada başta otomobil olmak üzere birçok farklı ürün grubunun da testlerinin yapılması mümkün.
Kaynak:Millyet
Barack Obama’dan AB’ye Uyarı
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama Avrupa Birliğini uyardı: “Türkiye, AB’ye tam üye olsun. AB’nin gönülsüz olması Türkiye’nin gözünün başka yerlere çevrilmesine neden oluyor” dedi.
İtalyan Corriera della Sera gazetesine konuşan Barack Obama röportajda, Avrupa’nın Türkiye’yi AB üyeliğine kabulü konusunda “gönülsüz” olduğunu söyledi ve bu durumun Ankara’nın gözünü “başka yerlere” çevirmesine sebep olduğunu belirtti.
Ankara ile aralarındaki güçlü iletişime vurgu yapan Obama, Türkiye’ye AB’ye üyelik konusunda destek verdiklerini söyledi.
İsrail gazetesi Jerusalem Post’un haberinde Obama, AB’nin Türkiye’nin üyeliği konusunu “ağırdan aldığını” iddia ederek, bu durumda Ankara’nın ittifak konusunda “gözünü başka yere çevirmesinin” doğal olduğunu dile getirdi.
Obama ayrıca, Türkiye’nin kendisini Avrupa dışında görmesi halinde, ittifak konusunda başka çözümler aramasını normal karşıladığını belirtti.
Türkiye’nin İran nükleer programındaki rolünü de değerlendiren Obama, bunu olumsuz karşıladığını vurguladı.
Alıntıdır
İran da Robot İşine Girdi
İran da robot işine girdi. İnsan gibi yürüyen ve insan görünümlü robot dün İranlı yetkililer tarafından tanıtıldı.
İran’da devlet televizyonunda yer alan haberde, Surena 2 adındaki robotun 45 kilogram ağırlığında, 1 metre 45 santimetre uzunluğunda olduğu belirtildi.
Robotun, Tahran Üniversitesi’nde 20’den fazla uzman tarafından geliştirildiği kaydedildi.
Mühendislerin hala robotun görme ve ses özelliklerini geliştirmeye çalıştığı belirtildi, ancak Surena 2’nin ne için geliştirildiği ve yerine getireceği görevlerin ne olduğu açıklanmadı.
İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad da robotun tanıtım törenine katıldı.
Alıntıdır
Bir Ülkenin Ekseni Daha Kayıyor
Ülkemizdeki eksen kayması tartışmalarının üzerinden henüz çok geçmezken Rusya İran’ın nükleer programı ile ilgili bir toplantı talebinde bulundu. Bu olay ise “Rusya’nın ekseni de mi kayıyor? ” sorularını akıllara getirdi.
“Türkiye ve Brezilya’nın Tahran yönetimiyle vardığı uranyum takası mutabakatı doğrultusunda” ifadesini kullanan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ile birlikte, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na “Rusya, ABD, İran ve UAEK arasında bir toplantı yapılmasını önerdiklerini” açıkladı.
İsrail’de temaslarını sürdüren Lavrov, İran’ın bu öneriye olumlu yanıt vereceği ümidinde olduklarını belirterek, “İran’ın olumlu yanıt vermesi sayesinde durumun daha da kötüleşmesi önlenecektir” diye konuştu.
“Brezilya ve Türkiye’nin girişimleri doğrultusunda, Rusya, ABD ile birlikte UAEK Başkanı nezdinde girişimde bulunarak, üç ülkenin (ABD, Rusya, İran) teknik uzmanlarının İran’daki deneysel reaktöre nükleer yakıt sağlanması olasılığını görüşmek üzere bir toplantı düzenlenmesini önerdi. Böylece, İran’ın da yüzde 20 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretmesine gerek kalmayacak.” Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yeni yaptırım uygulanması kararını desteklemiş, ancak ABD ve AB’nin kendi yaptırım paketlerini uygulama yönünde harekete geçmesinden rahatsız olmuştu.
Alıntıdır
Rompuy’dan Türkiye’ye Övgü Yağdı
AB Konsey başkanı olan Herman Van Rompuy’dan Türkiye’ye övgü yağdı.
Hollanda Lahey’de konuşan Herman Van Rompuy Türkiye ve Brezilya’nın İran’la olan nükleer müzakerelerinden bahsetti.
Van Rompuy, “Son dönemde gördük ki Brezilya ve Türkiye, yaşlı Batılı güçlere rücu etmeden İran’la üst düzeyde nükleer müzakereler yürüttü. Her ne kadar istenilen sonucu vermese de bu girişimin emsali yoktur” diye konuştu.
AB’nin krizlerle boğuşurken Çin, Hindistan ve Brezilya gibi gelişen ekonomilerin hızlı büyümeyi sürdürdüğünü belirten Van Rompuy, engelleme imkanına sahip olmadıkları bu gelişmenin, dünyada yoksulluğun azaltılması kapsamında olumlu tarafları da bulunduğunu kaydetti.
Gelişen ekonomilerin güçlendikçe Batılı şirketleri satın almasından duyduğu endişeyi dile getiren Van Rompuy, Çin Başbakan Yardımcısı Zhang Dejiang’ın geçen hafta ziyaret ettiği Yunanistan’da Pire Limanının 35 yıllığına kiralanması başta olmak üzere, milyarlarca avroluk satın alma ve yatırım kararlarına imza attığını hatırlatarak, “’Orası Akdeniz, mali açıdan kötü durumdalar, bizi etkilemez’ diyebilir miyiz” sorusunu sordu.
İsim vermeden Hollanda-İngiliz ortaklığındaki demir-çelik devi Corus’un 2007 yılında Hintli Tata tarafından satın alınmasını da gündeme getiren Van Rompuy, “gelişmekte olan ülkelerin artan ekonomik güçlerinin siyasi güçlerine nasıl yansıyacağını anlamaya çalıştıklarını” belirtti.
Van Rompuy, BM Kopenhag iklim zirvesinde Amerikalı, Çinli, Brezilyalı ve diğer liderlerin bağlayıcı anlaşma yaptıkları odaya AB temsilcilerini almamalarını “Kendi evimizde küçük düşürüldük” diye değerlendirdi.
Tüm bu tecrübelerin “AB’nin hiçbir üyesinin tek başına küresel düzeyde belirleyici rol sahibi olmadığını” öğrettiğini kaydeden Van Rompuy, ABD’nin de yeni Güvenlik Stratejisinde “tek başına dünyada hiçbir sorunu artık çözemediğini” kabul etmek zorunda kaldığını hatırlattı.
AB Konseyi Başkanı Van Rompuy, AB ve ABD’nin “küresel ekonomik, demografik ve siyasi gücünün gelecek 20-30 yılda istikrarlı şekilde gerilemeye devam edeceği” tespitinde bulundu.
Van Rompuy, AB’nin gelecek zirvelerinde dış politikaya daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Milliyet
Bu Yasak Dünyayı Şok Etti!
İran Uluslararası Atom Enerjişi Kurumunun müfettişlerinin ülkeye girişini yasakladı. Bu yasak dünyayı şok etti!
İran, UAEK’in iki müfettişinin ülkenin nükleer faaliyetleri hakkında basına yanlış bilgi aktardıkları gerekçesiyle ülkeye girmelerini yasakladı.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, devlet radyosuna yaptığı açıklamada, “Ülkenin nükleer programı hakkında yanlış ve gerçekdışı bilgi veren ve zamanından önce bilgileri basına sızdıran UAEK müfettişlerinin ülkeye girişlerine müsaade etmeyeceklerini” bildirdi.
Salihi,” Böyle bir olay Viyana’daki kurumun son oturumunda yaşandı. İki kurum müfettişi yanlış ve gerçekdışı olan bir rapor sundu. Biz de itiraz ederek bu iki kurum çalışanının İran’a girmesini yasakladık ve kurumdan bu iki kişi yerine başka denetçilerin görevlendirmesini istedik ”diye konuştu.
İran Meclisi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde alınan yaptırım kararına tepki olarak 17 Haziran’da toplanarak, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) çerçevesinde UAEK ile işbirliğini sınırlayan kanun tasarısının görüşülmesini kabul etmiş. 290 sandalyeli meclisteki hazır bulunan 197 milletvekilinin 180’ninin lehte oy kullandığı tasarı onaylanırsa, NPT hükümleri dışında UAEK tarafından istenilen teftiş istekleri reddedilecektir. Önümüzdeki günlerde yasalaşması beklenen tasarı da,‘uranyum zenginleştirme tabanının yüzde 20 oranına yükseltilmesi’ ve ‘İran gemi ve uçaklarının aranması halinde misilleme yapılması’ maddeleri de yer almaktadır.
Kaynak: Milliyet
Erdoğan’dan Köşe Yazarlarına Sert Tepki
İsrail ile meydana gelen krizden dolayı AKP’yi eleştiren köşe yazarlarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok sert bir dille yanıt verdi. AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi?” diye sordu.
Başbakan Erdoğan, partisinin Genel Merkezi’nde, gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken yine medyayı hedef aldı. Erdoğan terör, dış politika, yargıyla ilişkiler gibi konularda şunları söyledi:
MAŞALLAH CESURLAR: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Farkımız bu.
ANAYASA ÇİĞNENDİ: Bir şeyi çok açık, net söylemem gerekir. Kısa bir süre önce, birkaç gün önce malum 9 tane yargı mensubuna, hakime, malum yine bir dava açılması neticesinde üst mahkemenin kalkıp da ceza vermesini bu ülkede hukuk adına ciddi sıkıntı süreci olarak görüyorum. Bugüne kadar olmamış ve yeni kapıların açılmasına mesnet teşkil edecek bir adımdır. Bakınız henüz hakkında karar kesinleşmemiş ve yargı sürece devam ederken, Anayasayı çiğneyerek böyle bir kararı verme yetkisini üst mahkeme kendisinde nereden buluyor? Bu bir.
GÜVEN AZALIYOR: İkinci bir konu, bundan sonra mahkum olanına, tutuklusuna kadar hepsi için bir kapı açılacak mı? Açılacak. Şimdi, herkes müracaat edip aynı şekilde bu tür davaları açmak suretiyle kendilerine yeni çıkış yolları arayacak mı? Arayacak. Ne olacak? Bunun altından neyle kalkacaksınız? Hangi hukuka ve hangi maddeye dayalı olarak böyle bir adım atıyorsunuz? Bunun ideolojiden ayrı bir yanı olamaz. Bunun kendi özel dünyalarındaki verilmiş karardan başka bir özelliği yoktur. Buna ne kendileri inanıyorlar ne de milleti inandırabiliyorlar. Ben inanmıyorum, kimsenin de inandığına ihtimal vermiyorum. Çünkü yargı o kararla güvenirliğini adeta bitirmiştir. 9 hakime böyle cezayı verdiğiniz andan itibaren bu ülkede yargının güvenirliği kalmaz. Yasama, yürütme, yargı, üçünün de ortak paydası bu milletin evlatları olmalı. Onlar adil karar neticesinde kendi adalet mekanizmasına güvenmelidir. Halk eğer adalet mekanizmasına güvenmiyorsa, burada sıkıntı vardır.
TUZAKLAR KURULDU: Bize 7.5 yıl boyunca çok büyük tuzaklar kuruldu. Önümüze çok büyük engeller çıkarıldı. Vazgeçmeden boyun eğmeden geri adım atmadan tüm bu engelleri aştık, tüm bu tuzakları geçtik, tüm badireleri atlattık, içeride, dışarıda. Çetelere göz yummadık. Çetelerle mücadelede asla yılgınlık göstermedik. Şu anda da aynısını yapıyoruz, aynısını yapacağız.
ROTAYI MEDYA BELİRLEMEZ: Yurt içinden, yurt dışından Türkiye’ye yönelik her türlü saldırıya, kampanyaya, kara propagandaya boyun eğmeden direneceğiz. Benim ülkemde artık, iç politikaya, dış politikaya karanlık odaklar yön veremeyecek. Benim ülkemin rotasını, içeride ya da dışarıda atılan milletimin hissiyatını yansıtmayan gazete manşetleri veya televizyon ekranları belirleyemeyecek. Bunu böyle bilin. Benim milletimin istikametini terör örgütleri çizemeyecek.
UYSAL DEĞİLİZ: Değerli kardeşlerim, birçok şeyler söyleyebilirler, yanınıza gelebilirler. Diyebilirler ki ’Çok da sert gidiyoruz, biraz yumuşatalım’ Arkadaşlar biz sert gitmiyoruz, yumuşak da gitmiyoruz. Biz tam orta yolda gidiyoruz. Hak neyse, hukuk neyse gereğini yapıyoruz. Her zaman söylüyorum, eğer biz Akif’in nesliysek, İstiklal şairimizin ifade ettiği gibi, ’Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum’ Biz uysal değiliz. Biz mazlumun yanında, zalimin karşısında olacağız. Bu genlerimize işlemeli. AK Parti’li bunun idrakinde olmalı. Şu ana kadar böyle yürüdük. Böyle yürüyeceğiz.
SÜNEPE MİYİZ?: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Bizim farkımız bu.
MAHCUP OLACAKLAR: Bu kampanyada uluslararası basın öncü rol oynuyor. Maalesef bizdeki malum basın kuruluşları ve malum yazarlar da bu kampanyaya su taşımaya devam ediyor. Biz içerde ve dışarda yürütülen bu çirkin kampanya karşısında elbette geri adım atmayacak, basit menfaatlerin hesabını yapmayacak, ülkemizin, vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz. Bizim sorunumuz İsrail’deki hükümetin hukuk tanımazlığıyla ilgili, İsrail halkıyla değil. Bu sorunu bir Türkiye, ABD sorunu gibi göstermeye çalışanlar, bu sorunu bir eksen kayması gibi göstermeye çalışanlar yanılgı içindeler ve mahcup olacaklardır.
İRAN MESELESİ: Biz Tahran anlaşmasını, ABD Başkanı’nın, bana ve sayın Lula’ya yazmış olduğu mektuplar çerçevesinde yürüttük. Ve bu mektup çerçevesinde yürüttüğümüz gibi kendileriyle anlaşma sonrası yaptığım telefon görüşmesinde de atılan bu adımın gerçekten takdir edilecek bir adım olduğunu söylerken ’İran’a güvenmediklerini’söylediler. Artık bunu söylemek zorundayım. Güvenmediklerini söylediler, biz de dedik ki ’mektupta verilen sözler, anlaşmada olanlar, eğer yerine gelmezse, o zaman İran, Türkiye’den de, Brezilya’dan da desteğini kaybeder’dedik. Ama İran, Viyana’ya yazdığı mektupta sözünü yerine getirdi. Viyana grubu ne yazık ki oylanacağı sabahı cevabını yazdı. Çok enteresan, niye bu ana kadar bekletildi? Bunlar hep tarihin kaydına giren görüşmelerdir. Daha sonra açıklanacaktır.
Kaynak: Milliyet
Barack Obama’nın Baskından Haberi Vardı!
İsrail basını bugün şok bir iddia ortaya attı: Barack Obama’nın baskından haberi vardı!
İsrail’in Mavi Marmara yardım gemisine düzenlediği kanlı baskının yankıları hala sürüyor. İsrail’in Arutz Sheva gazetesi de ortaya öyle bir iddia attı ki!
Arutz Sheva gazetesinin haberine göre Obama operasyonu biliyordu ve operasyonun detayları için İsrail ile pazarlık bile yaptı, göz yaşartıcı bomba ve aşırı şiddet kullanılmaması konusunda uyarıda bulundu.
İsrail komandoları tarafından 30 Mayıs’ta Gazze’ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda gerçekleşen ve 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan baskının ABD ile istişareler sonucu yapıldığı iddia edildi. İsrail’de yayınlanan Arutz Sheva gazetesinin Amerikan diplomatik kaynaklara dayanarak verdiği habere göre İsrail, gemiye baskın düzenleyeceği bilgisini günler öncesinden ABD Başkanı Barack Obama’ya bildirdi. Obama, baskına izin verdi ancak operasyon sırasında çok temkinli olunmasını istedi. Obama’nın silah kullanımı konusundaki uyarıları ve gemilere indirme yapıldığı sırada göz yaşartıcı bomba atılmaması yönündeki kesin isteği diplomatik bir dille İsrail yönetimine iletildi.
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Obama’nın taleplerini kabul etti ve operasyon için düğmeye basıldı. Ancak İsrail istihbaratı MOSSAD, Mavi Marmara gemisinde silahlar bulunduğu ve yakın dövüş konusunda eğitimli kişiler olduğu istihbaratını verince İsrail, bir kez daha Amerika ile temasa geçerek “askerlerin zarar görmesi durumunda bu uyarıların gözardı edileceği” bilgisini iletti. İddiaya göre askerler Obama’ya verilen söz kapsamında “paintbal” silahlarla gemiye indi. Ancak birkaç askerin yaralanmasının ardından komandolar üzerlerindeki tabancalarla karşılık verdi.
Beyaz Saray, operasyonun hemen ardından yaptığı açıklamada İsrail’in kendilerine baskın öncesinde bilgi vermediğini, baskından herkesle aynı anda haberleri olduğunu açıklamıştı.
İsrail’in Haaretz gazetesine konuşan Beyaz Saray kaynakları, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yaptırımlar konusunda kullandığı “hayır” oyunun Washington’da, “Suratlarına indirilmiş bir tokat gibi” algılandığını söyledi. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs ise, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yeni yaptırımlar getiren kararın oylanmasında Türkiye ve Brezilya’nın “hayır” oyu kullanmasının “hayal kırıklığı” yarattığını açıkladı. Türkiye ve Brezilya ile aralarında yaklaşımda bir farklılık olduğunu belirten Gibbs, “Dost ve müttefiklerimizle sahip olduğumuz koalisyonu sürdürmek ve dünyaya İran’ın nükleer programını ne kadar ciddiye aldığımızı göstermek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Kaynak: Milliyet





