“Gümüş” New York Times’a Manşet Oldu!
“Gümüş” New York Times’a manşet oldu. Amerika’nın önde gelen gazetesi New York Times Gümüş dizisi ve daha birçok Türk dizisi için Arap ülkelerini her açıdan etkilediğini söyledi.
Başrollerinde Songül Öden ve Kıvanç Tatlıtuğ’un rol aldığı Gümüş dizisinin Arap toplumunda bir Türk melodramı dalgası yarattığını yazan gazete, Gümüş’ün Yaprak Dökümü, Kurtlar Vadisi, gibi dizilerin Arap televizyonlarında yayınlanmasının yolunu açtığını yazdı. Bu furyaya son olarak Aşk-ı Memnu’nun da katıldığını söyleyen New York Times, diziyi “Madam Bovary’i Boğaz’da hayal edin” şeklinde tanımladı.
Analize göre, Türkiye dizileri aracılığıyla yarattığı etki sayesinde, Fas’tan Irak’a, Arap toplum yaşamının merkezine oturdu. Bu durumun Türkiye’nin uluslararası politikasını etkilediğine değinen makalede; “Bu Amerika’nın ancak rüyasında görebileceği bir şey. Türkiye’nin -tesadüfi olmayan- bu kültürel ihracı, Türkiye’nin politik hırslarını da yükseltti. Gazze’ye yardım filosu yollamak, ABD’nin İran yaptırımlarına meydan okumak, bir zamanlar müttefiki olan İsrail hakkında sert söylemlerde bulunmak ve Atatürk’ün anayasal laik devletine İslami bir renge boyamak gibi” ifadeleri yer aldı.
Dizilerin Arap ülkelerinde yarattığı kültürel etkiye de değinen New York Times’a göre, Kıvanç Tatlıtuğ tarafından canlandırılan Gümüş dizisinin baş kahramanı Mehmet, erkeklerde büyük kıskançlığa yol açıyor. Gümüş ve Mehmet’in aşklarını açık açık yaşaması ve birbirlerini takdir etmesi, kadınları cezbediyor. Erkekler de eşlerinin “Neden sen de biraz daha Mehmet gibi olamıyorsun?” sorusunu yöneltmesinden hiç hoşlanmıyor. TV üzerine çalışmalar yapan Prof. Şengül Özerkan’ın “Bazı Araplar öpüşmeyi bile Gümüş’ü izleyerek öğreniyor” sözlerine yer veren gazete, Aşk-ı Memnu’yu daha ateşli olarak nitelendirdi.
New York Times’a göre, erkekler bu tip dizileri izlemediklerini iddia etseler de aslında doğruyu söylemiyor. Buna en yakın zamanlı örnek, yakın zamanda bir Hamas liderinin televizyon röportajı esnasında patlak veren mini skandal. Batı müziğinden ve Türk dizilerinden yakınan liderin oğlunun telefonunun, aniden Gümüş dizisinin jenerik melodisi ile çalmaya başlaması yabancı basında geniş yer bulmuştu.
Kaynak: Mllliyet
Dünya İsrail’e Tepkili!
Dünya İsrail’e tepkili! İsrail’in yardım gemisine düzenlediği kanlı baskına tepkiler çığ gibi büyüyor. Kanlı baskın dünya medyasında geniş yer buldu.
Washington Post, “Açık denizler İsrail’in yalnızlığını derinleştiriyor” başlığını atarken, BBC son olayla asıl darbeyi Türk-İsrail ilişkilerinin yediğini yazdı.
New York Times: “Türkiye tüm diplomatik ilişkileri kesebilir” “Görevinden dolayı adının açıklanmasını istemeyen bir Türk yetkili, Ankara’nın İsrail’le tüm diplomatik ilişkileri kesebleceğini bildirdi. Yetkili bundan sonraki gelişmelerin İsrail’in atacağı adımlara bağlı olduğunu söyledi. Türkiye acil olarak gözaltına alınanların serbest bırakılmasını ve İsrail’in özür dilemesini istedi. Ancak ikisi de olacak gibi görünmüyor. Ortaya çıkan durum karşısında, her iki ülkenin de yakın müttefiki olan ve her iki tarafı da kırmamaya çalışan Amerika’da zor durumda kaldı.”
Wall Street Journal: “Dünya şokta” “İsrail komandolarının yardım gemilerine yaptığı baskın bütün dünyada şok yarattı. Ancak en büyük darbeyi bir zamanlar yakın müttefik olan Türkiye ile İsrail ilişkileri gördü. Türk yetkililer ilk anda bütün ilişkileri yerle bir etmemeye özen gösterdiler. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, İsrail’e karşı alınacak önlenmeleri saydıktan sonra, gazetecilerin sorusu üzerine, bu ülke ile ilişkileri kesmeyi düşünmediklerini açıkladı.”
The Times: “İsrail, Gazze kuşatmasını kaldırmaya zorlanıyor” “İsrail, Gazze konvoyuna ve sivillere uluslararası sularda düzenlediği ölümcül saldırıdan sonra Gazze kuşatmasını kaldırmaya zorlanacak. Bu olaydan sonra dikkatler, ambargonun kaldırılmasına çevrilecek. Nitekim, Ortadoğu Dörtlüsü’nün temsilcisi Tony Blair, şimdiden, Gazze halkına yardım etmenin bir yolunun bulunması gerektiğini söyledi.”
Washington Post: “Açık denizler İsrail’in yalnızlığını derinleştiriyor” “Kanlı İsrail baskını ABD liderliğindeki Ortadoğu barış çabalarını zora sokarken, İsrail’in yalnızlığını da derinleştirdi. Aynı zamanda İsrail’in bölgedeki en önemli müttefiki Türkiye ile ilişkilerini de yerle bir etme noktasına getirdi. Geceyarısı düzenlenen operasyonun, Gazze’deki İslamcı Hamas yönetimini güçlendireceği de açık.” BBC “En büyük darbeyi Türkiye-İsrail ilişkileri yiyecek” “İsrail’in Gazze filosuna yaptığı müdahaledeki ölü sayısının yüksekliği İsrail’i diplomatik olarak zora soktu. Dünyanın her köşesinde bunun neden ve nasıl olduğu soruluyor. Birçok ülke olanları protesto ediyor. Ama belki de en önemli darbeyi Türkiye-İsrail ilişkileri yiyecek. Oaha kısa bir süre öncesine kadar iki ülke aşırı İslamcılığa karşı bölgede aynı stratejik vizyonu paylaşmaktaydı.”
İsrail’de yayınlanan liberal eğilimli Haaretz gazetesi, Gazze’ye yardım konvoyuna düzenlenen kanlı saldırıya ateş püskürdü. İsrail’in artık kendini savunmadığını öne süren gazete, “Biz artık İsrail’in Vietnam’ı haline gelen Gazze’deki kuşatmayı savunuyoruz. İnsani yardım taşıyan uluslararası gönüllülere, hem de uluslararası sularda ateş açarak bu savaşı kaybettik. Bu ikinci Gazze savaşı bize birincisinden daha pahalıya mal olacak” yazdı.
Haarezz, İsrail’in 2008’de Gazze’ye saldırıp Hamas’a bir ders vermeyi amaçladığını belirterek şöyle yazdı:
Ama şimdi de bizim çıkarmamız gereken bir ders var. Biz artık İsrail’i savunmuyoruz. Biz kuşatmayı savunuyoruz. Ve bizzat kuşatmanın kendisi İsrail’in Vietnam’ı oldu. Ama en büyük kaybımız, neredeyse savaşın eşiğine geldiğimiz ve çok önemli bir bölgesel güç olan Türkiye ile ilişkiler oldu. Nitekim, bakan Benjamin Eliezer, bu iş Türkiye konusunda bize pahalıya mal olacak, diyerek durumun vehametini dile getirdi.”
Yapılanlar Utanç Verici!
Nükleer takasa yönelik tepkiler gün geçtikçe artıyor. Brezilya ve Türkiye’nin İran ile nükleer takası için ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’da köşe yazarı olan Thomas Friedman “Yapılanlar utanç verici” diyor.
New York Times’in tanınmış köşe yazarı Thomas Friedman, “Olabildiğince Çirkin” başlıklı yorumunda Tahran mutabakatını, İran’da demokrasi için verilen mücadeleye karşı dikta rejimi güçlendirmeye yönelik bir gelişme olarak değerlendirerek, Türkiye ve Brezilya’yı sert dille eleştirdi.
Frierdman, “İtiraf etmeliyim ki, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Amendinejad’ı, kolları kaldırarak Brezilya muhatabı Luiz İnacio Lula da Silva ile Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte gösteren 17 Mayıs tarihli, fotoğrafı ilk gördüğümde tek düşünebildim şu oldu: Demokratların, sadece ABD’yi çimdiklemek ve kendilerinin de büyük güç masasında oynayabileceklerini göstermek için başka demokratları, Holokost’u reddeden, oy çalan İranlı bir eşkıyaya satmaktan daha çirkin bir şey olabilir mi” diye yazdı.
Yorumda, ABD’li düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’dan Kerim Sadjadpour’un, “yıllarca bağlantısız ve gelişmekte olan ülkelerin, ABD’yi insan haklarını göz ardı ederek kendi çıkarlarının peşinde koşmakla suçladıkları, Lula ve Erdoğan’ın Tahran ziyaretinin ise, İran’ın, işkence ile itirafa zorlanan beş siyasi tutukluyu idam etmesinin hemen ardından gerçekleştiği, ancak her iki liderin Ahmedinejad’a sıcak bir biçimde sarılırken insan haklarından hiç söz etmedikleri” yönündeki değerlendirmelerine yer verildi.
Sadjadpour’un, “Ortadoğu’da adaleti arayan tek halkın, Filistinliler olduğu yönündeki yanlış bir varsayımın bulunduğu” görüşünü de aktaran Friedman şöyle devam etti: “Hem Türkiye hem de Brezilya, askeri yönetim dönemlerinin üstesinden gelen iki yeni oluşmuş demokrasilerdir. Liderlerinin, ordu ve polisi, Türkler ve Brezilyalıların bugün yararlandığı ifade ve siyasi tercih özgürlüğünü arayan İranlı demokratları ezmek için kullanan bir İranlı cumhurbaşkanı kucaklamaları ve güçlendirmeleri, utanç verici.”
Thomas Friedman, Lula için sarf edilen “Lula siyasi bir dev ancak ahlak açısından büyük bir hayal kırıklığını yarattı”, “Lula Brezilya için çok iyi bir şey, demokrat komşuları için ise bir felaket oldu” sözlerini de yansıttığı yorumunda İran’daki “Yeşil Devrim”i de “On yıllarca Ortadoğu’da ortaya çıkan en önemli, demokratik hareket olarak” niteledi. Friedman, yazısını noktalarken de şu sözleri kullandı: “İran’ın hiçbir zaman bir bomba olmamasını tercih ederdim. Dünya, özellikle Ortadoğu’da, daha çok nükleer silahları olmadan çok daha güvenli bir yer olur. Ancak İran nükleer silahları elde ederse eğer, tetikte parmağı olanı, mevcut kanlı dikta yerine demokratik bir İran’ın olması büyük bir fark oluşturur. Bunu geciktirmek ve İran’da reel demokrasiyi teşvik etmek için çalışan herkes, meleklerin tarafındadır. Ancak, despot rejimi güçlendiren ve nükleer muzipliğini örtenler, bir gün İran halkına hesap vermek zorunda kalacak.”





