Bir Ülkenin Ekseni Daha Kayıyor
Ülkemizdeki eksen kayması tartışmalarının üzerinden henüz çok geçmezken Rusya İran’ın nükleer programı ile ilgili bir toplantı talebinde bulundu. Bu olay ise “Rusya’nın ekseni de mi kayıyor? ” sorularını akıllara getirdi.
“Türkiye ve Brezilya’nın Tahran yönetimiyle vardığı uranyum takası mutabakatı doğrultusunda” ifadesini kullanan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ile birlikte, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na “Rusya, ABD, İran ve UAEK arasında bir toplantı yapılmasını önerdiklerini” açıkladı.
İsrail’de temaslarını sürdüren Lavrov, İran’ın bu öneriye olumlu yanıt vereceği ümidinde olduklarını belirterek, “İran’ın olumlu yanıt vermesi sayesinde durumun daha da kötüleşmesi önlenecektir” diye konuştu.
“Brezilya ve Türkiye’nin girişimleri doğrultusunda, Rusya, ABD ile birlikte UAEK Başkanı nezdinde girişimde bulunarak, üç ülkenin (ABD, Rusya, İran) teknik uzmanlarının İran’daki deneysel reaktöre nükleer yakıt sağlanması olasılığını görüşmek üzere bir toplantı düzenlenmesini önerdi. Böylece, İran’ın da yüzde 20 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretmesine gerek kalmayacak.” Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yeni yaptırım uygulanması kararını desteklemiş, ancak ABD ve AB’nin kendi yaptırım paketlerini uygulama yönünde harekete geçmesinden rahatsız olmuştu.
Alıntıdır
Bu Yasak Dünyayı Şok Etti!
İran Uluslararası Atom Enerjişi Kurumunun müfettişlerinin ülkeye girişini yasakladı. Bu yasak dünyayı şok etti!
İran, UAEK’in iki müfettişinin ülkenin nükleer faaliyetleri hakkında basına yanlış bilgi aktardıkları gerekçesiyle ülkeye girmelerini yasakladı.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, devlet radyosuna yaptığı açıklamada, “Ülkenin nükleer programı hakkında yanlış ve gerçekdışı bilgi veren ve zamanından önce bilgileri basına sızdıran UAEK müfettişlerinin ülkeye girişlerine müsaade etmeyeceklerini” bildirdi.
Salihi,” Böyle bir olay Viyana’daki kurumun son oturumunda yaşandı. İki kurum müfettişi yanlış ve gerçekdışı olan bir rapor sundu. Biz de itiraz ederek bu iki kurum çalışanının İran’a girmesini yasakladık ve kurumdan bu iki kişi yerine başka denetçilerin görevlendirmesini istedik ”diye konuştu.
İran Meclisi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde alınan yaptırım kararına tepki olarak 17 Haziran’da toplanarak, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) çerçevesinde UAEK ile işbirliğini sınırlayan kanun tasarısının görüşülmesini kabul etmiş. 290 sandalyeli meclisteki hazır bulunan 197 milletvekilinin 180’ninin lehte oy kullandığı tasarı onaylanırsa, NPT hükümleri dışında UAEK tarafından istenilen teftiş istekleri reddedilecektir. Önümüzdeki günlerde yasalaşması beklenen tasarı da,‘uranyum zenginleştirme tabanının yüzde 20 oranına yükseltilmesi’ ve ‘İran gemi ve uçaklarının aranması halinde misilleme yapılması’ maddeleri de yer almaktadır.
Kaynak: Milliyet
Yapılanlar Utanç Verici!
Nükleer takasa yönelik tepkiler gün geçtikçe artıyor. Brezilya ve Türkiye’nin İran ile nükleer takası için ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’da köşe yazarı olan Thomas Friedman “Yapılanlar utanç verici” diyor.
New York Times’in tanınmış köşe yazarı Thomas Friedman, “Olabildiğince Çirkin” başlıklı yorumunda Tahran mutabakatını, İran’da demokrasi için verilen mücadeleye karşı dikta rejimi güçlendirmeye yönelik bir gelişme olarak değerlendirerek, Türkiye ve Brezilya’yı sert dille eleştirdi.
Frierdman, “İtiraf etmeliyim ki, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Amendinejad’ı, kolları kaldırarak Brezilya muhatabı Luiz İnacio Lula da Silva ile Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte gösteren 17 Mayıs tarihli, fotoğrafı ilk gördüğümde tek düşünebildim şu oldu: Demokratların, sadece ABD’yi çimdiklemek ve kendilerinin de büyük güç masasında oynayabileceklerini göstermek için başka demokratları, Holokost’u reddeden, oy çalan İranlı bir eşkıyaya satmaktan daha çirkin bir şey olabilir mi” diye yazdı.
Yorumda, ABD’li düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’dan Kerim Sadjadpour’un, “yıllarca bağlantısız ve gelişmekte olan ülkelerin, ABD’yi insan haklarını göz ardı ederek kendi çıkarlarının peşinde koşmakla suçladıkları, Lula ve Erdoğan’ın Tahran ziyaretinin ise, İran’ın, işkence ile itirafa zorlanan beş siyasi tutukluyu idam etmesinin hemen ardından gerçekleştiği, ancak her iki liderin Ahmedinejad’a sıcak bir biçimde sarılırken insan haklarından hiç söz etmedikleri” yönündeki değerlendirmelerine yer verildi.
Sadjadpour’un, “Ortadoğu’da adaleti arayan tek halkın, Filistinliler olduğu yönündeki yanlış bir varsayımın bulunduğu” görüşünü de aktaran Friedman şöyle devam etti: “Hem Türkiye hem de Brezilya, askeri yönetim dönemlerinin üstesinden gelen iki yeni oluşmuş demokrasilerdir. Liderlerinin, ordu ve polisi, Türkler ve Brezilyalıların bugün yararlandığı ifade ve siyasi tercih özgürlüğünü arayan İranlı demokratları ezmek için kullanan bir İranlı cumhurbaşkanı kucaklamaları ve güçlendirmeleri, utanç verici.”
Thomas Friedman, Lula için sarf edilen “Lula siyasi bir dev ancak ahlak açısından büyük bir hayal kırıklığını yarattı”, “Lula Brezilya için çok iyi bir şey, demokrat komşuları için ise bir felaket oldu” sözlerini de yansıttığı yorumunda İran’daki “Yeşil Devrim”i de “On yıllarca Ortadoğu’da ortaya çıkan en önemli, demokratik hareket olarak” niteledi. Friedman, yazısını noktalarken de şu sözleri kullandı: “İran’ın hiçbir zaman bir bomba olmamasını tercih ederdim. Dünya, özellikle Ortadoğu’da, daha çok nükleer silahları olmadan çok daha güvenli bir yer olur. Ancak İran nükleer silahları elde ederse eğer, tetikte parmağı olanı, mevcut kanlı dikta yerine demokratik bir İran’ın olması büyük bir fark oluşturur. Bunu geciktirmek ve İran’da reel demokrasiyi teşvik etmek için çalışan herkes, meleklerin tarafındadır. Ancak, despot rejimi güçlendiren ve nükleer muzipliğini örtenler, bir gün İran halkına hesap vermek zorunda kalacak.”
Türkiye Kazandı!
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz pazartesi Tahran’da imzalanan nükleer takas anlaşması için “Türkiye Kazandı” dedi.
Haaretz, muhtemel bir ambargodan en büyük zararı görecek olan ülkelerden birinin Türkiye olacağını savunarak, “Bu durumda Türk ekonomisi büyük bir darbe alacak ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın partisi önemli siyasi bir yara alacaktı. Türkiye ambargoya katılmayacak olsa, bu kez de ABD ve Avrupa ile kriz yaşayacaktı. İran’ın Türkiye’yi kullanarak zaman kazanmaya çalıştığı uyarılarına rağmen Ankaranın anlaşma için olağanüstü çaba harcaması işte bu yüzden” diye yazdı.
Haaretz’in etkili isimlerinden Zvi Bar’el tarafından kaleme alının yazıda, ayrıca “İran niçin Güvenlik Konseyi üyelerini değil de Türkiye’yi arabulucu seçti” sorusuna yer verildi.
Türkiye ve İran’ın, Ortadoğu’daki nüfuz alanlarını genişletmek isteyen iki ülke olarak birbirine kuşkuyla baktığını ileri süren Haaretz, iki başkentin son dönemlerde rekabete değil işbirliğini dayalı bir nüfuz politikası izlemeye başladığını savunarak şöyle yazdı: “Türkiye ile İran’ın müttefiki Suriye arasındaki yakın ilişkiler; Türkiye ve İran’ın Hamas’a karşı benzer bir tutum takınması; Irak konusundaki ortak çıkarları; ve radikal İslamcı terörizm konusundaki benzer bakış açıları, Türkiye’nin AB adaylığı konusunda uğradığı hayal kırıklığı ile birleşti. Dahası, İran ideolojik olarak Türkiye’yi ABD’ye tercih eder. Ayrıca Washington’la ya da Güvenlik Konseyi ile varılacak bir anlaşma boğun eğmek olarak algılanacaktır.” Uranyum transferiyle Türkiye ve İran’ın, Ankara’nın NATO üyeliğine ve Afganistan’da ABD müttefiki olmasına rağmen, stratejik müttefik haline geleceğini öne süren gazete, “Türkiye, İsrail’i artık zaten hesaba katmıyor. Eğer anlaşma bütün engelleri aşar ve başarılı olursa, Türkiye arabulucu olarak yeni bir statü kazanacak ve bu statüsünü İsrail-Suriye barış sürecinde tekrar kullanacak. Yok eğer, başarılı olamazsa, o zaman da bir anlaşmanın eşiğine kadar gelmiş bir ülke olarak hatırlanacak” diye yazdı.





