“Recep Bey’i Göndereceğiz”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün Bursa’ya gitti. Kılıçdaroğlu Cumhuriyet meydanında bin 500 kişiye hitap ederek “Size hakkınızı vermeyen, hakkınızı fazla gören AKP hükümetinden hesap sormaya var mısınız? Hesap sormak için az zaman kaldı. 12 Eylül geliyor. Oylarınız ‘hayır ’lı olsun diyeceğiz anlaşıldı mı? Bunu yaparsak ilk dersi vermiş olacağız. Bir arkadaşımız, ‘Anamı aldım geldim ’ dedi. Recep Bey’in çiftçilerle arası pek iyi değil, sevmez. Çiftçi de sandık geliyor her halde dersini verecektir. Sandığa ananızı babanızı kardeşinizi akrabanızı alıp gidin. AKP ’ye ders verin” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu’nun içinde bulunduğu parti otobüsü Karacabey’den Mustafakemalpaşa ilçesine bağlı Çeltikçi beldesine giderken, traktörleriyle bekleyen çiftçiler tarafından durduruldu. Çiftçiler, Kılıçdaroğlu’na aşırı yağışlardan dolayı ürünlerinin zarar gördüğünü ve banka borçları dolayısıyla zor günler yaşadıklarını söyledi. Kılıçdaroğlu, Mustafa Doğu adlı çiftçinin domates ekili tarlasına girerek incelemelerde bulundu, üreticileri dinledi. Kılıçdaroğlu, tarlada çalışan kadınlarla da sohbet etti.
Koşuboğazı köyüne de giden Kılıçdaroğlu, yeni muhtara “Öncekinin ayağını kaydırdın yani” diye espri yaptı. Bunun üzerine köylüler, “Sende Recep’in ayağını kaydır” deyince Kılıçdaroğlu, “Recebin ayağını kaydıracağız, ama size bağlı” karşılığını verdi.
Kılıçdaroğlu, Çeltikçi Meydanı’nda düzenlenen mitingde ise, “Recep Bey’e hesabı çiftçi soracak. Mağduruz diye iktidar oldular, sonra mağrur oldular. Şimdi de size hükmediyorlar. Söz veriyoruz. Biz mağrur olmayacağız size hizmet edeceğiz. Recep Bey’in ezberi bozulacak. diğer Receplerin başımızın üstünde yeri var. Recep Beyleri karıştırmayalım. Bizi Ankara’daki Recep Bey duysun” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, Fomara Meydanı’nda yaklaşık 3 bin 500 kişiye seslendi. Önce halkın zenginleşmesi için yola çıktıklarını belirten Kılıçdaroğlu şöyle konuştu: “Bu kardeşiniz sizden biridir. Mücadelesi de sizin içindir. Önce halk, yani siz zenginleşeceksiniz. Siyasete yırtık ayakkabı ile girip, sonra Üsküdar’da havuzlu villada oturanları hepiniz biliyorsunuz. Recep Bey, Bursa’da bir konuşma (25 Mayıs 2002) yapmıştı. ‘Tüyü bitmemiş yetimin hakkını yedirmeyeceğiz’ demişti. Şimdi siz bu sözüne inanıyor musunuz? Siz artık onları kara kara düşündüreceksiniz. Sevgili Recep Bey ne demişti? ‘Kriz bizi teğet geçti’ dedi. Sevgili Recep Bey’e inanıyorum. Kriz Recep Bey’i teğet geçti. Sağ olsunlar, hepsi köşeyi döndü. Kriz onları teğet, vatandaşın böğrünü delip geçti.
Sizin inançlarınızla oynuyorlar. Siyasetin konusu, inanç ve etnik kimlikle oynamak değildir. Recep bey ve yandaşları bunu böyle bilsin. 8 yıl önce telefonla konuşurken korkuyor muydunuz? Hayır. Ama şimdi korkuyorsunuz. Bu hükümet telekulak hükümetidir. Bunlar değil tüyü bitmemiş yetimin hakkını, anne karnındaki çocuğun bile hakkını yiyorlar. Halkın iktidarını kurmak için CHP’ye destek vermenizi istiyorum. Bana güç verin. Oyunuza ihtiyacım var.”
Kaynak:Milliyet
Yapılanlar Utanç Verici!
Nükleer takasa yönelik tepkiler gün geçtikçe artıyor. Brezilya ve Türkiye’nin İran ile nükleer takası için ABD’nin önde gelen gazetelerinden New York Times’da köşe yazarı olan Thomas Friedman “Yapılanlar utanç verici” diyor.
New York Times’in tanınmış köşe yazarı Thomas Friedman, “Olabildiğince Çirkin” başlıklı yorumunda Tahran mutabakatını, İran’da demokrasi için verilen mücadeleye karşı dikta rejimi güçlendirmeye yönelik bir gelişme olarak değerlendirerek, Türkiye ve Brezilya’yı sert dille eleştirdi.
Frierdman, “İtiraf etmeliyim ki, İran Cumhurbaşkanı Mahmut Amendinejad’ı, kolları kaldırarak Brezilya muhatabı Luiz İnacio Lula da Silva ile Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la birlikte gösteren 17 Mayıs tarihli, fotoğrafı ilk gördüğümde tek düşünebildim şu oldu: Demokratların, sadece ABD’yi çimdiklemek ve kendilerinin de büyük güç masasında oynayabileceklerini göstermek için başka demokratları, Holokost’u reddeden, oy çalan İranlı bir eşkıyaya satmaktan daha çirkin bir şey olabilir mi” diye yazdı.
Yorumda, ABD’li düşünce kuruluşu Carnegie Endowment’dan Kerim Sadjadpour’un, “yıllarca bağlantısız ve gelişmekte olan ülkelerin, ABD’yi insan haklarını göz ardı ederek kendi çıkarlarının peşinde koşmakla suçladıkları, Lula ve Erdoğan’ın Tahran ziyaretinin ise, İran’ın, işkence ile itirafa zorlanan beş siyasi tutukluyu idam etmesinin hemen ardından gerçekleştiği, ancak her iki liderin Ahmedinejad’a sıcak bir biçimde sarılırken insan haklarından hiç söz etmedikleri” yönündeki değerlendirmelerine yer verildi.
Sadjadpour’un, “Ortadoğu’da adaleti arayan tek halkın, Filistinliler olduğu yönündeki yanlış bir varsayımın bulunduğu” görüşünü de aktaran Friedman şöyle devam etti: “Hem Türkiye hem de Brezilya, askeri yönetim dönemlerinin üstesinden gelen iki yeni oluşmuş demokrasilerdir. Liderlerinin, ordu ve polisi, Türkler ve Brezilyalıların bugün yararlandığı ifade ve siyasi tercih özgürlüğünü arayan İranlı demokratları ezmek için kullanan bir İranlı cumhurbaşkanı kucaklamaları ve güçlendirmeleri, utanç verici.”
Thomas Friedman, Lula için sarf edilen “Lula siyasi bir dev ancak ahlak açısından büyük bir hayal kırıklığını yarattı”, “Lula Brezilya için çok iyi bir şey, demokrat komşuları için ise bir felaket oldu” sözlerini de yansıttığı yorumunda İran’daki “Yeşil Devrim”i de “On yıllarca Ortadoğu’da ortaya çıkan en önemli, demokratik hareket olarak” niteledi. Friedman, yazısını noktalarken de şu sözleri kullandı: “İran’ın hiçbir zaman bir bomba olmamasını tercih ederdim. Dünya, özellikle Ortadoğu’da, daha çok nükleer silahları olmadan çok daha güvenli bir yer olur. Ancak İran nükleer silahları elde ederse eğer, tetikte parmağı olanı, mevcut kanlı dikta yerine demokratik bir İran’ın olması büyük bir fark oluşturur. Bunu geciktirmek ve İran’da reel demokrasiyi teşvik etmek için çalışan herkes, meleklerin tarafındadır. Ancak, despot rejimi güçlendiren ve nükleer muzipliğini örtenler, bir gün İran halkına hesap vermek zorunda kalacak.”
“Recep Bey” İçin Yanıtı Sert Oldu
CHP Kurultayında Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başbakan’a hitap şekli günlerdir konuşuluyor. Erdoğan’ın konuyla ilgili yanıtı merak konusuydu. Erdoğan’ın “Recep Bey” için yanıtı sert oldu. Brezilya yolunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yine cümlelerinde argo kelimeler kullandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Brezilya yolunda, Türk Hava Yolları’na ait “Anadolu” isimli uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylemini nasıl değerlendiriyorsunuz?”, şeklindeki bir soruya, “Sen Başbakan’ın söylemlerine bak, sen bırak başkalarını Başbakan ne diyor ona bak. Başbakan’ın birilerine cevap yetiştirmeye gayreti yok.
Savunmada değilim ben şu anda işime bakıyorum, Brezilya’ya gidiyorum, Arjantin’e gidiyorum, buralara ne kadar daha fazla mal satarız ben onun peşindeyim. Biz hakara makara yapmıyoruz iş yapıyoruz” yanıtını verdi.
Başbakan Erdoğan, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun Recep Bey, sözünü kullanması sizi rahatsız etti mi?” sorusuna da “Bu soruyu geçiniz, bu tür spekülasyonların içerisine Tayyip Erdoğan’ı çekemezsiniz” dedi.
Başbakan Erdoğan, “Dinlemelerle ilgili yasal düzenleme yapılacak mı?” sorusu üzerine ise Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı’nın bu konuyla ilgili çalışma yaptıklarını bildirdi.
“MİT Müsteşar Yardımcısı olan Hakan Fidan’ın müsteşarlığa atanmasıyla ilgili” bir soru üzerine de Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti: “Göreve atadığımız arkadaşımız şu anda Cumhurbaşkanımız da onamasını yaptıysa, yarından sonra Resmi Gazete yayımlanır. O da işbaşı yaptıktan sonra biliyorsunuz, MİT’in birinci derecede ağırlıklı görevi yurt dışı istihbarattır ve yurt dışı istihbarat için de yeni müsteşarımız atılması gereken adımları atmak için yoğun bir şekilde çalışmalarını sürdürecektir. Nerede aksama var, nerede eksiklik var bu konuda bu süreç içerisinde de belli çalışmasını sanıyorum yapmıştır. Bunu tabi bizlerle de paylaşacaktır. Oturacağız dertleşeceğiz, çünkü benimde Cumhurbaşkanı’mında Genelkurmay’ın da en önemli kaynaklarından ki, birinci derecede şahsımın. Dış istihbaratta orasıdır müracaat ettiğimiz yer, dolayısıyla bunu çok daha aktif çok daha netice alır hale getirmemiz lazım.” Başbakan Erdoğan, “MİT’in mali açıdan sıkıntıda olduğu ifade edilmişti” değerlendirmesi üzerine de “Mali noktada hiç bir sıkıntı yok” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan istihdam ile ilgili bir soru üzerine de bu konuda rakam veremeyeceğini ancak TOBB ve Türkiye İhracatçılar Meclisi gibi örgütlenmelerin özel sektör olarak bu konuda önemli adımlar atabileceklerini söyledi.
Erdoğan Baykal’ı İhanetle Suçladı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Baykal’ı ihanetle suçladı. Başbakan, Deniz Baykal’ın mağdur rolü yaptığını dile getirdi. “Eşine ihanet edeni mağdur olarak göremeyiz” dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Yunanistan ziyareti öncesinde havaalanında açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Başbakan Erdoğan, kendisine ait olduğu iddia edilen görüntülerin ortaya çıkmasının ardından CHP Genel Başkanlığı görevinden ayrılan Deniz Baykal’ın ardından ana muhalefet partisindeki liderlik yarışıyla ilgili soruyu yanıtladı.
Erdoğan, özetle şöyle konuştu: “Ana muhalefet partisiyle ilgili konu beni ilgilendirmiyor. Bizi de zorla bu işe sokmaya çalışıyorlar.
Özellikle toplumsal ahlak değerleri açısından erozyona uğratma çabası var.
Toplumsal ahlak üzerine spekülasyona giren, mağduru oynayanlar var.
Eşlerine ihanet edenleri biz hiçbir zaman bu toplumun içinde kalkıp da mağdur olarak göremeyiz.”
“2038′De Durum Kötü”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çocuk yapanların ödüllendirilebileceğini söylüyor. Erdoğan, “Eğer böyle giderse 2038’de durum kötü. Düzeltmemiz lazım” diyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “üç çocuk” önerisi bir adım daha ilerledi. Erdoğan, şimdi de çocuk yapanların ödüllendirilebileceğini söylüyor.
Erdoğan, “Türkiye’nin şu anda nüfus artış hızına baktığımız zaman bir rivayete göre 1.5, bir rivayete göre 1.8. Bu demektir ki bu milletin nüfusu yaşlanıyor. Biz ise şu anda genç nüfusla övünüyoruz. Onun için bunun 2.5’un üzerinde olması lazım. En azından 2.5 olmalı ki mevcut durum korunsun. Dünyada geçmişte ‘doğum kontrolü’ diyenler, ‘nüfus planlaması’ diyenler, şu anda ‘yandık’ diyorlar ve üste para veriyorlar. Ama nüfus artmıyor. Artık kötü alışkanlıklar başladı. Biz de şimdiden diyoruz ki bir yanlışlık başladı. Eğer böyle giderse 2038’de durumumuz kötü. Bu durumu düzeltmemiz lazım. Bir Başbakan olarak bunu söylüyorum. Belki ödül de koyarız bu işe belli olmaz. Çünkü bu işi başarmamız lazım”. diyor.
Erdoğan’ın bu açıklamaları, 2010 Ocak ayında kendisine sunulan bir rapordaki bilgileri akla getirdi. Bu raporda dünyadaki örneklere göre, nufus artış hızı yüzde 2’nin altına düşerse trend tersine çevrilemez hale geliyor. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’nin nüfus artış hızı 2020’de yüzde 0,8’e, Cumhuriyet’in 100’üncü yılı olan 2023’te yüzde 0,7’ye, 2030’da yüzde 0,5’e 2035’te yüzde 0,3’e gerileyecek.
2040 yılına gelindiğinde Türkiye nüfusu yüzde 0,2’lik artış hızıyla 88 milyon 629 bin kişi olacak. 2046’da nüfus artış hızı hemen hemen sıfır seviyesine düşecek ve 89 milyon 165 kişi olacak. Türkiye nüfusu 2047’den itibaren ise gerileyecek. 2047 yılında nüfus artış hızı eksi yüzde 0,00052’ye düşecek ve ülke nüfusu 89 milyon 161 kişiye inecek.
Avrupa’da:
* Almanya’da devlet ilk 2 çocuk için ayda 184 euro’luk ödenek veriyor, 3’üncü çocuk için ayda 194 euro, 3 çocuktan sonra ise her çocuk için 215 euro veriliyor. Kindergeld (çocuk parası); 18 yaş altı, eğitim gören 25 yaş altı, işi olmayan 21 yaş altı ya da işi olmayan ve mesleki eğitimini tamamlamamış 25 yaş altı çocuklara veriliyor.
* Fransa’da 2 çocuklu ailelere ayda 123.92 euro, 3 çocuklu ailelere 282.70 euro, sonraki her çocuk için 158.78 euro veriliyor. Buna ek olarak, birden fazla çocuklu ailelere, 11-16 arası yaştaki her çocuk için 34.86 euro, 16 yaşından büyük her çocuk içinse 61.96 euro ek yardım veriliyor.
* Belçika’da ilk çocuk için 83.40 euro, ikinci çocuk için 154.33 euro, üçüncü ve onu izleyen her çocuk için 230.42 euro aylık ödeme yapılıyor.
* Danimarka’da ise 1 çocuğu olan ailelere 3 ayda bir 1239 kron (333 TL), 2 veya daha fazla çocuğu olanlara ise 1597 kron (429 TL) veriliyor. Buna ek olarak 0-2 yaşları arasındaki çocuklar için 3 ayda bir 4 bin 247 kron (1143 TL), 3-6 yaşları arasındakiler için 3362 kron (904 TL) ve 7-17 yaşları arasındakiler için 2645 kron (711 TL) ödeniyor.
Rusya’ya Vize Kalkıyor!
Rusya’ya vize kalkıyor. İki ülke yetkililerinin konu hakkında görüşmeleri devam ediyor. Anlaşma 11 – 12 Mayıs’ta Dimitriy Medvedev’in ziyareti sırasında imzalanarak yürürlüğe girecek.
Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Halil Akıncı, AA’ya yaptığı açıklamada, vizenin kaldırılmasına yönelik anlaşmanın iki ülkenin konsolosluk daireleri arasında parafe edildiğini ve karşılıklı iç onay sürecinin başladığını söyledi.
Her iki ülke yetkili makamlarının anlaşmaya varılan metin üzerinde kendi değerlendirmelerini ve görüşlerini netleştirdikten sonra anlaşmanın imzalanabileceğini kaydeden Akıncı, “Karşı taraftan bazı ufak tefek yazım değişikliği isteği geldi” dedi.
Büyükelçi Akıncı, tarafların metin üzerinde anlaşmaya vardığını ve Türkiye ziyareti sırasında Medvedev ile Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün iç onay sürecinin sona ermesini beklemeden anlaşmayı imzalayabileceklerini belirtti.
Bu yıl uygulamaya konulması beklenen vizesiz geçişler ilk olarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ocak ayında Moskova’ya yaptığı ziyaret sırasında gündeme getirilmiş, Rus tarafının da olumlu yaklaşması üzerine çalışmalar başlatılmıştı.
Parafe edilen belgede Türk ve Rus vatandaşlarının bir aya kadar olan turistik ziyaretlerinin vize zorunluluğu dışında tutulması öngörülüyor. Statüleri farklı olduğu için geçimini Rusya’da kazanan Türk vatandaşlarıyla Rusya’da okuyan Türk öğrencilerin ise uygulama dışında kalması bekleniyor. Vizenin kaldırılacak olmasının Sovyet döneminden bu yana yürürlükte olan ve Rusya tarafından hala titizlikle uygulanan bazı kuralları nasıl etkileyeceği henüz bilinmiyor. Halen Rusya’ya giriş yapan bütün yabancı ülke vatandaşlarının 3 gün içinde Federal Göçmen Dairesine kayıt yaptırması gerekiyor.
Türkiye ile vizenin kaldırılmasıyla ilgili haberler, Rus vatandaşlarının sınır kapılarında 20 dolar karşılığında kolayca vize alabilmesine karşın Rusya’da da yakından izleniyor. Geçen yıl Türk tarafına göre 2 milyon 600 bin, Rusya istatistiklerine göre ise 1 milyon 900 bin Rus vatandaşı Türkiye’yi ziyaret etti.
Türkiye Kupası Trabzonspor’un Oldu
48. Türkiye Kupası finalinde Trabzonspor ve Fenerbahçe karşı karşıya geldi. Trabzonspor Fenerbahçe’yi Umut, Engin ve Colman’ın golleri ile devirdi ve Türkiye Kupası Trabzonspor’un oldu.
Trabzon Teknik Direktörü Şenol Güneş, maçın ardından dostluk mesajlarıyla dolu bir açıklama yaptı:
“Bu bir intikam maçı değildi. Artık Türkiye bunları aştı. Biz o zaman da haketmiştik ama olmamıştı. Geçmişte kalacak halimiz yok. Buraya kadar iki takım da başarılı bir grafikle geldi. Biz istedik, biz kazandık. Oyun olarak da skor olarak da hakettik. İki takımdan birisi kazanacaktı. Önemli olan Türkiye’nin her yerinde bu dostluğun olması. Yönetimi tebrik ediyorum. Çok gayretleri vardı. Kupaya olan açlığımızı ve isteğimizi gösterdik. Bu 8. kupa. 2’sinde ben vardım. Biz futbol kentiyiz. Trabzon taraftarı her türlü başarıyı hakediyor. Kupayı alamayabilirdik de. Biz doğru işleri yapalım, gerisi önemli değil. Sadece başarılı olduğumda değil her zaman destek vermeliler.”
Trabzonspor’un 5 sene sonra F.Bahçe’yi yenerek müzesine götürdüğü Ziraat Türkiye Kupası’na Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan da tebrik geldi. Gül de Erdoğan da başkan Sadri Şener’e telgraf göndererek, bu büyük başarıda emeği olan futbolcuları, teknik kadroyu, yöneticileri ve taraftarları tebrik etti.
Ayrıca Süper Lig’de oynadığı Fenerbahçe derbisinde Bilica’nın yaptığı hareket sonrası sarı-lacivertli kulübe karşı net bir tavır alan Beşiktaş, Trabzon’un kupayı kazanmasının hemen ardından, bir kutlama mesajı yayınlayarak ezeli rakibine ’gönderme’ yaptı: “ Trabzonspor, F.Bahçe’yi 3-1 yenerek kupanın sahibi olmuştur. Kupayı müzesine taşıyan Trabzonspor’u kutluyoruz.”
Fenerbahçe Teknik Direktörü Christoph Daum ise, Trabzonspor’un kupayı hakkıyla kazandığını belirterek, “Rakibimizi ve arkadaşım Şenol Güneş’i kutluyorum” diye konuştu.
Bedelli Askerlik Neden Çıkmıyor?
“Bedelli askerlik neden çıkmıyor?” sorusunun cevabını başbakan Recep Tayyip Erdoğan verdi. Erdoğan, “Çünkü burada bir ikilem doğabilir. Terörle mücadelenin olduğu bir dönemde parası olanın askerlik yapmadığı, parası olmayanın askerlik yaptığı gibi şehit aileleri üzerinde olumsuz bir izlenim bırakabilir düşüncesi, bizim bu noktadaki görüşmemizin olumsuz cevaplandırılmasını gerektirdi” dedi.
Başbakan dün katıldığı bir canlı yayında gazetecilerin sorularını cevapladı. Erdoğan, bedelli askerliğin neden gerçekleşmediğinin sorulması üzerine, “Genelkurmay Başkanımla konuyu görüştüm ve kendilerinin burada haklı bir gerekçe ortaya koymaları sebebiyle, biz bu konuyu orada kapattık. Ve başbakanlık olarak açıklamamızı yaptık. Olay bu kadar basit” dedi. Erdoğan, şöyle devam etti: “Çünkü burada bir ikilem doğabilir. Terörle mücadelenin olduğu bir dönemde parası olanın askerlik yapmadığı, parası olmayanın askerlik yaptığı gibi şehit aileleri üzerinde olumsuz bir izlenim bırakabilir düşüncesi, bizim bu noktadaki görüşmemizin olumsuz cevaplandırılmasını gerektirdi. Biz de olumsuz cevabımızı verdik.”
Erdoğan, mevcut askeri düzen içerisinde yapılması planlanan yeni düzenlemelere ilişkin bir soru üzerine ise, “Er, erbaş bununla ilgili tek tipe gitme, sürelerle ilgili olsun böyle bir çalışma olduğu söyleniyor ama şu anda gelinmiş bir nokta yok. Bu konuda zaten kesin karara varıldığı anda bir konsensüsle oturacağız, konuşacağız. Ondan sonra bu adım atılacak. Yığılmaların önünü almak ve her yıl alınması gereken er, erbaş bunlar tabi gitmiyor, burada bir sıkıntı var. Kısa dönem vesaire burada yaşanan olumsuzluklar var. Tüm bunları giderecek bir süreci nasıl başlatabiliriz. Silahlı kuvvetlerimizin gündeminde uzun zamandır bir profesyonelleşme çalışması var. Yeni yeni modeller var. Bu konuda silahlı kuvvetlerimiz çalışmalarını tamamladıktan sonra değerlendirmesini yapacağız. En hayırlı olan neyse onun adımını ondan sonra atarız.” dedi.
AKP’nin Vekil Denetleme Sistemi
Günlerdir büyük tartışmalarla devam eden anayasa değişikliği oylamaları yeni bir tartışma daha getirdi. Bu yeni tartışma ise “zimmetli oy” tartışması. Bu iddianın sahibi ise CHP.
AKP’nin oylamalarda verilen fireleri belirlemek için kritik maddelere sıcak bakmayan milletvekillerini güvenilir milletvekillerince kuşatma altında tutmaya çalıştığı iddia edildi.
Anayasa değişikliği teklifinin birinci tur görüşmeleri öncesindeki Ak Parti grup toplantısında milletvekillerine iki bilgi notu dağıtılmıştı. İlk notta oylamanın kuralları ve hangi pulların ne anlam taşıdığı anlatıldı. Milletvekillerine, katıldıkları oylamaları işaretlemeleri için 30 maddenin tek tek yazıldığı birer kağıt da dağıtıldı.
Bu aşamada, grup yönetiminin, yöneticilere oylamalara katılmayabilecek milletvekillerine yönelik bir çizelge dağıttığı iddia edildi. Buna göre, parti yönetimindeki isimler, milletvekillerini gruplar halinde paylaştı.
CHP Grup Başkan Vekili Hakkı Süha Okay, Ak Parti’nin milletvekillerinin “hangi oyu kullandığını belirlemek için kontrol” sistemi oluşturduğunu iddia ederek şunları söyledi:
“Bizzat benim ve arkadaşlarımızın gözlemleri var. Bazı milletvekillerinin özelikle yanında 2-3 kişi gidiyor. Kabine girmeden, oyunu zarfın içine koyuyor diğerleri görüyor. Sonra kabine giriyor. Zimmetlenmiş gibi refakat ediyorlar.” Okay, önceki akşam, CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın böyle bir tabloyu tespit edip itiraz etmesinin ardından TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin’in, Ak Partili milletvekillerini, “Arkadaşlar yapılan gizli oylamadır. Kabinlere girin” diye uyardığını da söyledi.
Okay, Ak Parti’nin milletvekillerine emanetçi vekil görevlendirmeyi halkın gözünden kaçırmak için Meclis TV yayınlarında kabinde oy kullanma görüntülerinin kaldırıldığını söyledi.
Ak Parti’nin 1. tur oylama öncesinde milletvekillerine hem bilgilendirme hem de oy kullanıp kullanmadıklarına ilişkin çizelge kartları dağıtılmasına da değinen Okay, “Anayasa diye halka AKP tüzüğünü dayatmak istiyorlar” dedi.
AK Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş iddialar için, “Her zaman yaptığımız bir uygulamamız var. Her grup yönetim kurulu üyesinin ilgili olduğu arkadaşlar var. Grup yönetimindeki isimlerin her birine yaklaşık 19 vekil düşüyor. Sürekli iletişim halindeler. CHP yanlış biliyor” dedi.
Herkes 12 Ay Askerlik Yapacak
Bedelli askerlik başka bahara kalırken, askerlik sistemine yönelik yeni düzenlemeler geliyor. Artık herkes 12 ay askerlik yapacak. Bu yeni düzenlemedeki amaç farklı sürelerdeki askerlik hizmetlerinin kısaltılması ve belli bir standarda kavuşturulması.
Polis ve öğretmen gibi, belirli meslek gruplarının, sivil olarak askerlik hizmetini yapmasının da gündemde olduğu belirtiliyor. Yapısal düzenlemeler tamamlandıktan sonra bedelli askerlik uygulamasının yeniden gündeme geleceği kaydediliyor. Genelkurmay’ın masasındaki yapısal düzenlemeler iki temel üzerine oturuyor. Bunlardan birincisini, bir süre önce yaşama geçen profesyonel ordu yapılanması oluşturuyor. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı 5, Jandarma Genel Komutanlığı’na bağlı 1 komando tugayı, önümüzdeki temmuz ayında tamamen profesyonelleşerek, bu tarihten itibaren er ve erbaş temin etmeyecek. Düzenlemelerin ikinci ayağında ise, yükümlülerin farklı sürelerde askerlik hizmeti yapması bulunuyor. Genelkurmay’ın gündeminde “artıları ve eksileriyle” uzun süredir yer alan çalışma çerçevesinde askerlik hizmet sürelerinin bir standarta kavuşturulması hedefleniyor.
Erdoğan ile Başbuğ arasında gerçekleşen görüşmeden sonra, hizmet sürelerinin standarda kavuşması ve kamuoyunda “tek tip” askerlik olarak bilinen sistemin hayata geçirilmesi için çalışmaların hızlanacağı belirtiliyor. Mevcut sistemde yükümlüler üç farklı koşulda askerlik hizmetini yapıyor. Üniversite mezunu olmayan yükümlüler 15 ay uzun dönem er olarak askerlik yaparken, üniversite mezunu yükümlüler 12 ay yedek subay ya da 6 ay kısa dönem er olarak Türk Silahlı Kuvvetleri’ne hizmet ediyor. Çalışmalarda, askerlik hizmetinin “12 ay ve er” olarak yapılması üzerinde ağırlıklı olarak durulduğu, bu sürenin değişebileceği ancak çok kısaltılmasının beklenmediği kaydedildi. Bu formülün, uzun dönem er ve erbaşların görev süresini kısaltacağına dikkat çekilerek, terör sorununda ciddi bir mesafe alınması durumunda birkaç yıl içinde uygulanabileceği, ancak kısa vadede bir adım beklenmemesi gerektiği belirtildi. Bu kapsamda, standart süre uygulaması sağlanana kadar uzun dönem askerlik yapan yükümlülere daha fazla maddi destek sağlanabileceği de kaydediliyor.
Yapısal düzenlemeler çerçevesinde polis ve öğretmen gibi, özellikli bazı meslek kollarındaki yükümlülerin askerlik hizmetini sivil olarak gerçekleştirmesinin de gündeme gelebileceğini de belirtiliyor. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın önceki gün gazetelere yansıyan, polislerin görev yerlerinde eğitim yapmasına olanak sağlayan düzenleme üzerindeki çalışmalarının da, bu düzenlemelerin ilk işareti olduğu kaydedildi. Ancak, Genelkurmay’ın bu formüle mesafeli olduğu belirtiliyor.
İçişleri Bakanlığı, halen emniyet kadrolarında görev yapan ancak askerliğini yapmamış polislerin sorununu çözmek için çalışma başlattı. İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın açıkladığı çalışmaya göre; polislerin, 1 veya 2 ay temel askerlik eğitiminden sonra polislikle birlikte askerlik yapması sağlanacak. Atalay, bu konudaki çalışmanın tamamlandığını söyledi. Polisin askerlik sorununu çözmesi amacıyla alternatifli çalışma yaptığını anlatan Atalay, “Çalışma önümüzdeki günlerde hükümetin görüşüne sunulacak. Halen 40 bin polisimiz bu durumdadır. Bunların çoğu da uzun dönem askerlik yapacak. Bizimse polis eksikliğimiz var. Zaten bu nedenle 20 bin yeni polis alacağız. Bana göre polisler askerlik yapmamalı, aynı eğitimi alıyorlar. Alternatifli çalışma yaptırdım, bu durumdaki polisler 1-2 aylık temel eğitimin ardından askerlik görevini yapabilirler. Bu konunun üzerinde ciddi olarak duyuyoruz. Bu konunun zamanlaması konusunda şimdiden bir şey söyleyemem. Önce hükümette kendi aramızda konuşacağız. Sonra da Savunma Bakanlığımızla paylaşacağız. Bizim şu ana kadar Genelkurmay ile bu konuda bir görüşmemiz olmadı” diye konuştu.





