Ender Saraç’tan Yağ Eriten Çay Tarifi
Sadece sabah akşam içeceğiniz bu çayla vücut yağlarınızdan kolayca kurtulabilirsiniz.
Ender Saraç’tan yağ eriten çay tarifi:
Malzemeler: 2 avokado yaprağı, bir tutam mısır püskülü, kiraz sapı, yarım tatlı kaşığı rezene tohumu, 2-3 yaprak sinameki, 4-5 adet saplarıyla birlikte maydanoz
Hazırlanışı: Malzemeler bir bardak suya konularak 2-3 Dakika kaynatılır. Çay demlendikten sonra süzülerek içine ince bir dilim Limon konur.Şekersiz olarak sabah ve akşam Günde iki kez uygulanır. Ancak bitkisel çay ne çok aç, ne de çok tok içilmelidir.
Neden Kilo Veremiyorsunuz?
Diyet, spor ve birçok şeyi denemenize rağmen kilo veremiyorsanız ortada bir yanlış var demektir. Kilo vermenizi etkileyen birçok faktör olabilir. Bu faktörlerden bazılarını değiştirebilirsiniz; ama bazılarını değiştirmek mümkün değildir.
Eğer diyete başlayacaksanız veya bir noktada takıldıysanız, durumunuzu değerlendirmelisiniz. Yaptığınız diyeti olumsuz etkileyebilecek faktörler şunlardır:
* Daha önce çok sayıda diyet yapmış olmak
* Aç kalarak zayıflama girişimlerinizin olması
* Diyet listesinde yazanlardan daha az yiyor olmanız
* Uyku düzeninin çok değişken olması. (Bazen az, bazen çok uyumanız gibi)
* Yeteri kadar su içmemek
* Diyet listenizde verilen besinlerin haricinde atıştırmalıklar yemeniz
* Anti-depresan kullanmak
* Gün boyu hareketsiz olmak
* Dönem dönem spora ara vermek
* Doktor tarafından verilen ilaçları düzenli kullanmamak
* Besin desteklerini düzenli almamak
* Hep mutsuz olmak ve zayıflayacağına inanamamak
* Alkol tüketmeye devam etmek
Bu listede siz uyan maddeler ne kadar fazlaysa, tartıdaki kiloların da karşınıza çıkma sayısı o derece fazla olacaktır.
Alıntıdır
Makarna Sevdalılarına!

Yazımız makarna sevdalılarına!
Makarna çok seviyorsunuz, çok tüketiyorsunuz ve kilo almaktan korkuyorsunuz. Bunun için makarnadan vazgeçmenize gerek yok.
Öncelikle kepekli ve düşük kalorili olanları tercih ederek işe başlayabilirsiniz. Kepekli makarnanın kalori değeri, diğerlerine oranla çok düşüktür.
Kepek suda çözülmediği içim karbonhidrat, şeker ve yağ gibi besin öğelerinin emilimini azaltır. Kan şekeri ve kan yağlarının yükselmesini önler.
Makarna seçiminiz kadar, hazırladığınız sos da önem kazanır. Yağlı, yüksek kalorili soslar yerine, domatesli veya sebzeli bir karışım sayesinde alacağınız kalori miktarı, üçte bir oranında azalır.
Besleyici oluşu, doyuruculuğu, kolay pişirilebilir olması dolayısıyla, makarna en pratik yemekler arasında ön planda yerini alır. Ayrıca sayısız çeşidi olması da, sık yenilen bir yemek olmasına sebep olur.
Makarna denildiğinde akla hemen İtalya gelir. Eğer makarna düşkünüyseniz, İtalya sizin için cennettir. Gittiğiniz her restoranda çeşit çeşit makarnaları, ev yapımı ve sağlıklı olarak bulmak mümkündür.
Faydaları:
Düşük kalorili tüketildiğinde, kilo vermeyi kolaylaştırmasının yanı sıra kabızlığı giderir.
Kolesterol seviyesini düzenler.
Ev yapımı makarnalar, bol süt içerdikleri için çocukların kemik gelişimine yardımcı olurlar. Aynı zamanda kadınların da kemik sağlığını koruması açısından önemlidir.
Makarnanın sosunu taze domatesle hazırlarsanız, domateste bulunan likopen maddesi ve A, B, C vitaminlerini de bu şekilde almış olursunuz.
Taze sebzelerle makarna hazırlarsanız, vitamin deposu bir yemek yemiş olursunuz.
Alıntıdır
Metabolizmayı Hızlandırmanın Yolları
Zayıflamak isteyenler herşeyden önce hızlı bir metabolizmaya sahip olmalılar. Hızlı metabolizma, yenilen yemeklerin daha hızlı enerjiye dönüşmesidir ve metabolizma hızlı olduğu için yenilenler direkt yağa değil enerjiye dönüşür. Böylelikle kilo alımı olmaz. Metabolizmamı nasıl hızlandıracağım diyenler için metabolizmayı hızlandırmanın yolları:
* Aşırı yemekten kaçının.
* Kas kitlenizi artırmak için spor yapın.
* İyi uyuyun.
* Dengeli yiyin.
* Yüksek glisemik indeksli gıdalardan yani kan şekerinizi yükselten gıdalardan uzak durun.
* Kafeinden (çay, kahve, kola, enerji içecekleri) uzak durun.
* Yeterli kalsiyum alın (brokoli, badem, kabak, koyu renk yapraklı sebzeler, süt, yoğurt, peynir).
* Alkolü azaltın.
* Öğün atlamayın, az ve sık yiyin.
* Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, pirinç pilavı yerine sebze veya bakliyat tüketin.
* Bol su için; günde 2-2,5 litre…
* Akşamları çok yemek yemeyin. Çünkü akşamları metabolizma yavaştır. Sabahtan öğleye kadar ise metabolizma daha hızlıdır.
Hangi gıdalar metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur?
* Baharatlar metabolizmayı artırır. Kırmızı acı biber, hardal ve diğer baharatlar metabolizmayı artırır.
* Proteinli gıdalar daha tok tutar ve metabolizmayı artırır.
* Kafein metabolizmayı artırır.
* Yeşil çay içenlerde metabolizma biraz artar.
Zayıflarken Yüzünüz De Zayıflamasın
Çoğu insan zayıflarken yüzünün de zayıflamasından şikayet eder. Peki zayıflarken yüzümüzün de zayıflamaması için neler yapılabilir?
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Plastik Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı ve Este 7 Estetik Birimi yöneticisi Prof. Dr. Ahmet
Karacalar, merak edilen soruları cevaplıyor:
Zayıflarken yüzümüz neden çöker?
Yüz iç ve dış faktörlerin etkileri ile yaşlanır. Yüz yaşlanmasında halk arasında “çökme” olarak adlandırılan türü, deri altında bulunan hacmin hızlı kaybı ile olur. Deri altı hacmini yağ, kas ve iskelet oluşturur. Yanlış yapılan diyetlerle yüzün yağ tabakasının kaybı ve iskelet sistemindeki erimeler ile yüzde yaşlanma hızlanır.
Bu durum zayıflama çökmesi olarak bilinir. Özellikle yanakların düşmesi ile buldog yüz adı verilen yüz görüntüsü yanında, gözlerde içeri çökmeler, kaş düşmeleri, ağız kenarı düşmeleri olur. Kişi daha ince ve sağlıklı bedene sahip olmasına rağmen yüz yorgun ve mutsuz görünür. Özellikle 35 yaşını geçmiş kişilerde hızlı ve fazla kilo kaybı, önlem alınmaz ise yüzü yaşlandırır.
Hızlı ve aşırı kilo kayıplarında yüz dışında bedenin diğer bölgeleri ve özellikle kol, göğüs, bacak içi ve kalça sarkmaları da olmaktadır. Ancak yüz görünür olduğu ve yaşlanmanın doğrudan kanıtlarını verdiği için daha önem taşır.
Yüz çökmesinde daha riskli gruplar mıdır?
Evet, özellikle güneş hasarının fazla olduğunun işareti sayılan deri lekeleri gibi sorunları olan ince derili kişiler, hızlı ve fazla kilo kaybından daha kolay etkilenir. Erkekler kalın deri yapısı ve daha güçlü kemik yapısı nedeniyle bu durumdan daha az etkilenir.
Zayıflarken yüzün çökmemesi için neler yapılabilir?
Dengesiz ve hızlı kilo kaybının bedeli yüzün kaybı olmamalıdır. Spor eşliğinde, yavaş kilo kaybı yüzün korunmasında yardımcı olur. Bu sırada özellikle güneş hasarından kaçınmak gerekir. Hacim kaybeden yüzde güneş hasarı sarkmayı hızlandırır.
Güneş hasarlı ciltte kollajenler yeterince sağlıklı değildir, içi boşalmış deriyi yerinde tutamazlar. Fazla kilo verme hedefleniyor ise, yüz derisindeki kollajen miktarını ve yapımını uyaran başta lazer tedavileri olmak üzere bazı estetik girişimler eklenebilir.
Bir başka önlem, bedenin yağ açısından fazla olan bölgelerinden yağların alınıp -80 derecede saklamasıdır. Zayıflama tamamlanınca ya da zayıflama programı devam ederken kişiye bu hücreler enjekte edilebilir.
Zayıflama tamamlanınca, bazı bölgelerde dirençli yağlar kalmış olabilir. Bunlar da yüz için kullanılabilir. Kişi, önceki tecrübelerinden zayıflarken yüzde zayıflama olduğunu biliyor ve sadece bölgesel yağlar için kilo vermeye çalışıyor ise, lazer lipo ile bölgesel yağlardan kurtulmak daha akılcı bir seçim olacaktır. Aşırı sarkmanın olduğu durumlarda yüz germe işlemlerine gerek olacaktır. Bu durumda sadece hacim vermek kişiyi gençleştirmede yeterli değildir.
Alıntıdır
Bitki Çayları ve Faydaları

Hangi çay nelere iyi geliyor, neye faydalı? Her derde deva bitki çayları ve faydaları burada!
Adaçayı: Mide va bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser. Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Boğaz, bademcik ve dişeti iltihaplarını giderir. Göğsü yumuşatır. Astımdaki sıkıntıları geçirir. İdrar ve ter söktürür. Banyo suyuna katılıp yıkanılırsa; zindelik verir. Günde, 3 kahve fincanından fazla içilmemelidir.
Böğürtlen: Dikenli ve çalı görünümünde bir bitki. Ekilmemis yerlerde, çit, yol ve hendek kenarlarında çok bulunur.Meyva birçok meyvanın oluşturduğu bileşik küre biçimindedir. Kullanılan kısımları yaprakları ve çiçek tomurcuklarıdır. Yapraklar çiçek açmadan toplanır, gölgede kurutulur. Yapraklarda tanen ve organik asitler ihtiva eder. Hafif kabız edici özelliği olmakla beraber; diş etleri, bademcik ve boğaz iltihaplarinda, ishal ve basurda kullanılmaktadır.
Dağçayı: Sideritis Uyarıcı, gaz söktürücü, iştah açıcı ve mide ağrılarını kesici özelliklere sahiptirler
Ihlamur: Ihlamur çiçeği yatıştırıcı, idrar verici, göğüs yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak çay halinde kullanılır.Ihlamur çiçeği banyosunun da yatıştırıcı bir özelliği vardır. Balla karıştırılıp içilirse mide ülserine faydalıdır. Kan dolaşımını düzenler.
Kuşburnu: Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur. Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.
Melissa: Yapraklar yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü, terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığına faydalıdır. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende de faydalıdır. Daha çok çay halinde kullanılır.
Nane: Yapraklari çay halinde yatıştırıcı, midevi, gaz söktürücü, bulantıyı giderici olarak kullanılır. Bunun yanında çeşitli ilaçların terkibinde kullanıldığı gibi, yaprakları çiğ veya kurutulmuş olarak yemeklere konur. Nane esansı, çok miktarda zehir etkili olmasına karşılık az miktarı mide ağrılarına ve bulantılara karşı kullanılabilir. Nane uçucu yağı da oldukça fazla kullanılan bir yağdır.
Papatya: Çiçek durumu başları, çiçek açmadan önce toplanarak gölgede kurutulur.Çay halinde sabahları aç karnına bir bardak içilebilir. İdrar çoğaltıcı, iştah açıcı, yatıştırıcı ve gaz söktürücü etkilere sahiptir. Basur memelerinde ağrı kesici, tedavi edici etkiye sahiptir. Boyar madde olarak da kullanılır.
Rezene: Gaz söktürücü ve süt artırıcıdır.
Salep: Öksürük ve bronşite faydalıdır. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Zihni çalıştırma gücünü arttırır.
Sinameki: Memleketimizde çok kullanılan müshil ilacıdır. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz.
Alıntıdır
Düşünce Yapını Değiştir, Kilo Ver!
Düşünce yapını değiştir, kilo ver! Kulağa ne kadar basit geliyor değil mi? Öyle de zaten
Eğer bedeninizde değişim yaratmak istiyorsanız, öncelikle düşünce yapınızı değiştirmeniz gerekiyor. Bu kanıtlanan bir şey. Mizacınız kilo almanıza neden olabilir.
Olması gereken kilonun %20 üzerinde olan kişi, şişman tanımlamasına girer. Bazı şişman kişilerin duygusal sorunları vardır. Kişinin kendi vücudundan nefret etmesi bu sorunlardan biridir.
Atıştırmak, karbonhidratların yarattığı duygusal değişikliklerle ilgilidir. Sürekli karbonhidrat ağırlıklı beslendiğinde kişi daha az depresif, daha az yorgun ve daha canlı olmaktadır. Bu durum, karbonhidratın vücuda getirdiği kalori ile ilgilidir.
Şişman kişiler, oral-ağız döneminde kalmışlardır. Duygularını emme, çiğneme ve ısırma davranışları üzerinden tatmin ederler. Aşırı iyimser ya da kötümser olabilirler. İddialıdırlar. Her an bir iş peşindedirler. Tahammülsüz ve tez canlıdırlar. Bağımlı kişilik özelliklerine yatkın göstergeleri vardır.
Kilo azaltma sürecinde, eğer kişinin motivasyonu yoksa, sonuç başarılı olmaz. Bu yüzden, önce kişinin motive edilmesi ve sonra diyete sokulması gerekir.
Çoğu şişman kişi geceleri yemek yer. Buna eşlik eden ise, uykusuzluk ve sabah yemek yememektir. Bunlar bazı stres dönemlerinde daha atan durumlardır.
Şişmanlıktan kurtulmak için, önce kişinin kendisi aşırı yeme davranışı içinde bulunduğunu fark etmelidir. Ayrıca, kilo vermek konusunda sahip oldukları negatif düşüncelerden kurtulmaları gerekir. Olumsuz düşünceler yerine daha olumlu, iyimser düşüncelere sahip olmaları gerekir.
Psikolojik olarak, kişilerin karşılaştıkları olaylara duydukları üzüntü, gerginlik gibi hisler sonucu, aşırı yemeye bağlılık ortaya çıkar. Bir aile üyesinin kaybı, ayrılık, yalnızlık korkusu gibi duygular, kilo artışına neden olur.
Bu kişiler, genellikle kolay kolay ortaya çıkarmazlar. İçlerinde yaşadıkları hisleri dışarıya vurmamak, onları depresif biri yaparken, aşırı yemeğe de zorlar. Bu kişiler, ağır diyetlerle kilo verseler bile, içlerindeki duyguları dışarı vurmayı öğrenmedikleri sürece kısa sürede yeniden kilo alırlar.
Kaynak: MSN Kadın
Doğru Beslenme Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Çoğumuz herhangi bir diyetisyene gitmeden, rast gele diyetlerle kilo veriyoruz ve çoğu zaman bu diyetlerin aslında en önemli organımız olan beynimize nasıl etki ettiğini bilmiyoruz. Dr. Alan C. Logan “Beyin Diyeti” kitabında, beynimiz için en önemli gıdalardan nasıl mahrum bırakıldığımızı ve beyin sağılığımız için nasıl beslenmemiz gerektiğini anlatıyor.
Doğru Beslenme Hakkında Bilmeniz Gerekenler
Tıbbın son keşif alanı olarak tanımlanan beyin, 100 milyar sinir hücresi (nöron) ve çok daha fazla sayıda destekleyici hücreyle (glia hücresi) şüphesiz en karmaşık organımız. Beyin, vücut orkestrasının şefidir. Düşüncelerimizi, eylemlerimizi, duy gularımızı ve temel arzularımızı yönetir. Birkaçını saymak gere kirse kalp atışımız, soluk alıp verişimiz, uyanıklığımız ve uyku muz ve sindirim işlevimiz gibi üzerinde nadiren düşündüğümüz aktiviteleri düzenlemekle sorumludur. Beynin üstlendiği bu yo ğun işleri düşünürsek vücudun sahip olduğu tüm enerji kaynağı nın yüzde 20’sini kullanması çok şaşırtıcı gelmemeli. Bu enerji nin kaynağı nedir? Yanıt basit: Aldığınız besinler. Besinler sade ce beynin gerektiği gibi işlemesini sağlayacak yakıtı sağlamakla kalmaz, beynin yapısını ya da yapı iskeletini de destekler. Aldığı nız her lokmanın beynin işleyişi ve yapısı üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli sonuçları vardır. Sizin de göreceğiniz gibi çok sayıda önemli besin (vitaminler, mineraller, karbonhidratlar, proteinler, yağlar ve bitkisel besinler) beynin performansını ve işleyişini uzun vadeli olarak sürdürmesi açısından ciddi derecede etkilidir.
“Fast food ile beslenmek kavrayış yeteneğimizi kesinlikle köreltir!”
Bilim insanları beynin karışık anatomisini ve fizyolojisini çözmeye başladıkça, akıl sağlığı ve nörolojik sağlık üzerinde be sinlerin etkisini tarih boyunca hafife aldığımız ortaya çıkıyor. ‘Beslenme nörobilimi’ adı verilen bu araştırma alanı emekleme döneminde olsa da şimdiden çok büyük çalışmalar yapılmış du rumda. Çağdaş beslenme tarzının üzücü gıdasal gerçekleri bey nin olması gerektiği şekilde İslemesi ve işlevini sürdürmesi için yetersiz. Evet, kalitesi düşük besinler ve fast food ile idare edebi liriz ama bu şekilde beslenmek kavrayış yeteneğimizi kesinlikle köreltir ve zamanla beyni tıkar. Bilimsel araştırmalar beynin en iyi besinlere gereksinimi olduğunu gösterse de çoğu Kuzey Amerika lı beyinlerini ortalama bir yakıtla çalıştırıyor. Beyin gıdasının ye tersizliği düşük beyin performansına ve hayatın günlük sıkıntı, bezginlik ve zorlanmalarına zemin yaratır.
Yağsız beslenme fiyaskosu!
Karbonhidratlar, proteinler ve yağlar olarak sayabileceğimiz makro besinler beslenmenin başrol oyuncularıdır. Son 30 yıldır hangi makro besinin en iyisi olduğu ve hangi grubun tüketilme mesi gerektiğiyle ilgili birbiri ardına çıkan modalar gördük, 1970′lerin sonunda ve 1980′lerde yağsız beslenme fiyaskosu ve yeni yüzyılın başlarında karbon hidratsız beslenme çılgınlığı yaşa dık. Bu beslenme saçmalıkları, bu efsaneleri yayan gıda şirketle ri ve restoranlara büyük kâr kaynağı oluştururken tüketiciler için özellikle de beyin sağlığı konusunda nispeten çok az kazanç sağ ladı. Düşünün ki beynin kendisinin de yüzde 6O’ı yağdan oluşu yor ve uygun yapı ve fonksiyonunu koruması yağa dayanıyor. Düşünün ki kompleks karbonhidratlar beynin yakıtının sürekli akışını sağlar ve onlar olmadan beyinde önemli kimyasal taşıyıcı ları oluşturan belirli proteinler (amino asitler) daha az olur.
Karbonhidratları diyetinizden kaldırırsanız ne olur?
Protein ve karbonhidratın ciddi şekilde kısıtlandığı diyetle ri yapanlardan, kilo vermelerine rağmen sinirli olduklarını ve enerjilerinin düşük olduğunu çok duydum. Güney Illionis Üniversitesi’nden Dr Brian Butki ve ekibinin 2003 yılında yaptıkla rı bir araştırma, Atkins benzeri diyetler yapanlarda yüksek sevi yede yorgunluk ve keyifsizlik görüldüğünü ve fiziksel aktivite so nucu normalde ortaya çıkan ‘iyi hissetme’ durumunu yaşayama dıklarını ortaya koydu. Kompleks karbonhidratları diyetinizden kaldırırsanız, vücudunuzun temel enerji kaynağını da ortadan kaldırmış olursunuz.
Bunun yanında esmer pirinç, tam buğday ve yulaf kepeği gi bi tam tahılları içeren kompleks karbonhidratlar, beynin işlevleri ni sürdürebilmesi için hayati önemdeki temel besinleri sağlar. Yenmediği için eksikliği ortaca çıkacak temel besinlerin yerine mullivitamin ve mineral takviyesi öneren (düşük karbonhidrat di yeti gibi) diyetler karşısında her zaman temkinli olmuşumdur.
“Basit şekerler nöronları telefon başında bekletir durur!”
Beslenme modalarının küllerinden iki çok önemli düşünce doğdu: Yağların da karbonhidratların da iyi ve kötüsü var. Elbette her iki kategoride de iyi olan, işleyen ve uzun vadeli beyin sağ lığını destekleyeni var. Aldığımız bu derslere rağmen hâlâ bazı üzü cü gerçekler bulunuyor. Düşünün ki karbonhidratların en önemli kaynağı olan tahıl taneleri, alınan toplam enerjinin yüzde 24′üne denk geliyor. Buna rağmen tahıllardan aldığımız enerji nin sadece yüzde 3,5′inin tam tahıllardan geliyor olması gerçek ten üzücü bir durum. Son iki yüzyılda Batılı ülkelerde rafine şe ker tüketimi sekiz kat arttı ve daha yakın tarihe bakarsak, alkol süz içeceklerde bulunan yüksek früktozlu mısır şurubu 1970′lerde kişi başına 225 gram düşerken 1997′de bu rakam 27 kilogra mı aşmış! Bu basit şekerler geçici bir destek sağlasa da beyin için bir kandırmacadan başka bir şey değildir. Çok kısa bir süre içinde kan şekerinde ciddi bir düşüş olur ve beyin daha fazlasını tüketmek ister. Kompleks karbonhidratlar enerji ve yaşamsal besinlerin yavaş ve sürekli akışını sağlar. Basit şekerler boş kaloriler olarak bilinir ve beyin söz konusu olduğunda boş vaatler gibidirler. Tıpkı ikinci bir buluşma için aramayan bir erkek arkadaş adayı gibi, basit şekerler nöronları (sinir hücreleri) telefon başında bekletir durur.
Kan şekerini aniden yükselten ve ensülin salgısını arttıran hızlı şeker takviyesi, diyabet riskinde artışla ilişkilendirilir. Ensü lin, şekeri kullanılması ve depolanması için kan hücrelerimize yönlendirmekle görevlidir. Zamanla hücreler, sürekli yüksek se viyede ensülin bombardımanına karşı dirençli hale gelebilirler. Sonunda şekeri yönlendirmek için daha fazla ensülin gerekir ve bu gereksinim oldukça yüklü bir miktara ulaşır. Kalp ve damar hastalıkları ve diyabetin yüksel ensülin derecesiyle ilişkisinin iyi bilinmesinin yanında, yeni araştırmalara göre yüksek seviyede ensülin aynı zamanda Alzheimer gibi nörolojik bozukluklar ve depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar için risk faktörü oluştu ruyor. Aslında birçok ülkede kişi başına düşen rafine şeker tüketiminin depresyon ve ciddi akıl hastalıklarında artışla ilişkisi vardır.
Vücudumuz dönüştürülmüş yağları ne yapacağını bilmiyor!
Yağlar yıllardır kötü bir üne sahip. Yağsız diyet çılgınlığı ve yağlara atılan iftiralar, sırf birkaç suçlu yakalanacak diye koca bir topluluğu tutuklamaya benziyordu. Yağlar söz konusu olduğun da gerçek ’suçlular’, doymuş yağlar ve dönüştürülmüş yağ asitle ri denilen insan tarafından değiştirilen yağlardır. Bu iki kötü adamın artık çok sayıda tıbbi rahatsızlık ve bunlara bağlı olarak beyin sağlığıyla ilgisi olduğu biliniyor. Doymuş ve dönüştürülmüş yağ lar katıdır, oda sıcaklığında serttirler. Dönüştürülmüş yağlar margarinlerde ve bazı hazır yiyeceklerde kullanılmak üzere sert yağlara dönüştürülmeden ön ce sıvı haldedirler. Dönüştürülmüş yağlar ‘hidrojene sıvı yağ’ ya da hamur işi yağı’ olarak sıralayabileceğimiz ‘yalancı yağlardır’. ABD hükümeti tarafından yapılan yeni düzenlemeler, tüketicile rin dönüştürülmüş yağları gıdaların üzerindeki etiketlerde tespit edebilmesini sağlıyor.
Genel yağ alımını azaltmamıza rağmen hâlâ toplam enerjimizin yüzde l5′ini doymuş yağ olarak ve günlük yağ asidi tüketimimizin yüzde 7’sinden fazlasını dönüştürülmüş yağlardan karşılıyoruz. Tıp Enstitüsü’nün tavsiyesi göz önünde bulundurulduğunda durum üzücü: “Doymuş yağlar, dönüştürülmüş yağ asitleri ve kolesterolün kronik hastalıkları önlemekte bilinen hiçbir faydası yoktur ve diyetin hiçbir aşamasında gerekli değildir. . . bu yağların alımının olabilecek en düşük seviyede tutulması tav siye olunur” (Tıp Knstitüsü 2(H)2. Enerji, Knibonhidr.it, Uf, Yağ Asitleri. Kolesterol. Protein. Amino Asitler için Referans Diyet Tüketimleri) Bu yağların ikisinin de kalp ve damar hastalıkları riskini arttırdığı biliniyor. Araştırmalar gösteriyor ki vücudumuz dönüştürülmüş yağları ne yapacağını gerçeklen bilmiyor ve ateş lenerek, kolesterolü yükselterek, diyabet riskini arttırarak kendi ne zarar veriyor. Ateşlenmeye yol açan, kan şekeri seviyesini ve kan dolaşımını bozan doymuş ve dönüştürülmüş yağlar gibi be sinlerle karşılaştığınızda, beyin sağlığına olumsuz etkileri olacağından emin olabilirsiniz.
Kesinlikle ihtivacımız olan iki çeşit yağ vardır: Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri. Bu gruplar temel gruplar olarak bilinir çün kü bunları kendimiz üretemeyiz. Bu yüzden besinlerle tüketme ye mecburuz. Temel yağ asitleri beyni sıvı ya da iyi yağlanmış tu tar. Bu temel yağ asitleri bütün sinir hücrelerinin çevresinde bu lunan ve nöron zarı denilen özel bir tabakanın parçasıdır. Nöron zarı bazı önemli mesaj taşıyıcıların küçük gözeneklerden geçtiği yolu sağlamak zorunda oldukları için esnek ya da ‘akışkan’ ol mak üzere tasarlanmıştır, Eğer nöron zarı doymuş yağlar, koles terol ve dönüştürülmüş yağlarla beslenirse sertleşir ve esnekliği ni kaybeder. Nöron zarı gıdasal yağ seçimlerimizin iyi bir göster gesidir. Omega 3 ve omega 6 yağ asitlerinin eksikliğinde ve doy muş yağların aşın tüketiminde, bir sinir hücresiyle diğeri arasın daki iletişim esnek olmayan bir zar yüzünden tehlikeye girer. Birçok kişi için gıdasal yağ seçimleri nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların gelişimini ve tedavi sonuçlarını etkileyebilir.
“Yediğin ne yerse sen de o’sun!”
Gıdasal proteinler, nörotransmiter olarak bilinen, davranış ve duygu durumunu düzenleyen beyin kimyasallarının yapımın da kullanılan çok önemli amino asitleri sağlar. Örneğin, tryptophan’ amino asidi süt ve hindide bulunur ve “iyi hissetme” nörotransmiteri olan serotonine dönüştürülür. Tryptophan’ın serotonine dönüştürülmesi için bazı vitaminler gerekir ve karbonhid ratlar sayesinde etkili hale gelir. Bu yüzden çoğu kişi Şükran dü nü yemeğinden sonra gevşemiş ve uykulu hisseder. Hindiden alınan tryptophan beyne giden yolu, tatlı patates, garnitür ve kı zılcık sosuyla bulur. Tryptophan ve hindi arasındaki ilişki olduk ça iyi bilinir. Hatta Seinfcld dizisinin hayranları, Jcrry’nin uyutma sı için kız arkadaşını hindi ve şarapla ‘uyuşturduğu’ bölümü hatır layacaklardır. Diğer amino asitler duygu durumu ve enerjiyi dü zenleyen dopamin ve GABA (gamma amino butyric asit) nörotransmiterlerinin üretimi için önemlidir. Araştırmalara göre yiye cekler ve bazı besin takviyeleri, nörotransmiterleri etkileyebilme kabiliyetleri sayesinde birçok psikiyatrik ve nörolojik bozukluğa karşı yararlı olabiliyor.
Kesilmiş süt suyu, doymuş yağ olmaksızın yeterli miktarda yüksek kaliteli protein almanın en iyi yollarından biridir. Kuzey Amerikalılar protein bakımından genellikle eksik kalmaz, prob leme yol açan gıdasal proteinin ‘koşulları’dır. Genellikle protein işlenmiş et, yağlı süt, peynir ve yağlı biftek parçalarından alınır. Çok gerekli amino asitler bu protein kaynaklarında bulunur ama uzun vadede kimyasallar ve doymuş yağlar beyne hücum eder. Hayvan dokusunun gıdasal donanımının, hayvanın yağ asidi tü ketimini yansıttığını ve günümüzün hayvan yetiştirme yöntemle rinin (tohumla besleme) yediğiniz ette çok daha fazla omega 6′ya yol açtığını da göz önünde bulundurun. Ncw Yok Times Mugazincdeki hayvan yetiştiriciliği üzerine yazdığı zekice yazısında (This Stecr’s Life. 31 Mart 2002) Michael Pollan taralından söylendiği gibi eski “Ne yersen o’sun” sözü “Yediğin ne yerse sen de o’sun” olarak değiştirilmeli.
Kaynak: Dr. Alan C. Logan/ Beyin Diyeti
Protein Bakımından Zengin Besinler
Etin protein bakımından ne kadar zengin olduğunu hepimiz biliyoruz. Uzmanlar da bunu her seferinde doğruluyorlar. Özellikle çocukların ve hamilelerin daha fazla et tüketmesi gerektiğinin altını özellikle çiziyorlar.
Ama şu günlerde et fiyatları oldukça yüksek. Peki etin yerini tutan besinler, protein bakımından zengin besinler neler? Uzman Dr. Elif Güveloğlu protein bakımından zengin tarifler verdi.
Günlük protein gereksinimi, kişinin yaşına, içinde bulunduğu döneme göre değişiyor. 1-3 yaş arasında günlük protein ihtiyacı yaklaşık 15 – 18 gram iken, 10 yaşında bu miktar günlük 35 – 40 grama kadar çıkıyor. Erişkinlerde ise metabolik ihtiyaçlara göre değişmekle birlikte, günlük protein oranı 40 – 75 gram olarak öneriliyor.
“İdeal bir beslenme düzeninde günlük alınan toplam kalorinin en az yüzde 15’ini proteinler oluşturmalıdır” diyen Dr. Elif Güveloğlu, sporcularda, gebelerde, bebeklerde ve ergenlik çağında bu oranın yüzde 30 – 40’lara kadar çıkabildiğini söylüyor. Dr. Güveloğlu, büyüme ve gelişme geriliği olan çocukların protein ihtiyacının ise biraz daha fazla olduğunu belirtiyor.
Dr. Elif Güveloğlu, “Et tüketilemediğinde, etin yerine geçebilecek protein kaynaklarının da yine onun gibi hayvansal olması gerekir, bitkisel proteinler etin yerini tutamazlar” diyor ve en ucuz ‘kaliteli protein’ kaynağının yumurta olduğunu söylüyor. “Yumurta tüketmenin kolesterolü yükselttiği inanışı doğru değildir, tam tersine yumurtada vücudumuz için gerekli yağlar ve yararlı kolesterol vardır” diyen Dr. Güveloğlu, her gün 1-2 adet yumurta öneriyor.
Sebzelerden mantar, karnabahar ve ıspanak protein yapıtaşları içeriyor. Bu sebzelerin toplam protein değeri çok fazla olmamakla birlikte içerdikleri amino asitler vücutta diğer amino asitlerle birleştirilerek eksik olan proteinlerin oluşturulmasına yardımcı oluyor. Dr. Elif Güveloğlu, fazla et tüketemeyen kişilere ülkemizde bol ve ucuz bulunan bir sebze olan karnabahara yönelmelerini öneriyor.
Dr. Elif Güveloğlu, “Balığın fiyat ve lezzetinin protein içeriğiyle hiçbir ilgisi yoktur, lezzetli bulunan pahalı balıkların çoğu protein değil yağ oranı açısından zengindir” diyor ve başta hamsi olmak üzere, birçok ucuz balığın etin yerine geçip vücudun “kaliteli protein” ihtiyacını karşıladığını söylüyor.
Bakliyatlar, etin az tüketildiği dönemlerde ağırlık verilmesi gereken protein kaynakları olarak biliniyor. Proteinden zengin olanlar sıralamasında özellikle yeşil mercimek, nohut ve kuru fasulye yer alıyor. Soya fasulyesi de zengin bir protein kaynağı olarak görülüyor.
Dr. Elif Güveloğlu, besin takviyeleri arasında önemli yeri olan arı poleninin az miktarda tüketilmesinin bile son derece yararlı olduğunu belirterek, “1-3 yaş arası günde yarım çay kaşığı, 3-10 yaş arası 1 çay kaşığı, 10 yaşından sonra ise 1 tatlı kaşığı arı poleninin sabah aç karna alınması gerekli besin takviyesi yapmaya yeter” diyor.
KAHVALTI
Yumurtalı, lorlu ekmek (3 kişilik)
Malzemeler: 250 gram lor peyniri, 5 yumurta, ince kıyılmış dereotu ve maydanoz, kırmızı pul biber, istenirse bir miktar tereyağı veya zeytinyağı
Hazırlanışı: Malzemeleri harmanlayıp, ince dilimlenmiş tam buğday unundan yapılmış ekmeklerin üzerine sürün. Sonra fırında üzeri kızarıncaya kadar pişirin. Dereotundaki kalsiyum ve maydanozdaki C vitamini protein emilimini ve bio-yararlanımı artırır. Kırmızı pul biber protein sindirimine yardımcı olur. Tam buğday unundaki buğday kabuğu ise proteinin zararlı yan ürünlerine karşı vücudu korur.
ÖĞLE VEYA AKŞAM YEMEĞİ
Yoğurtlu nohut salatası
Malzemeler: 250 gram nohut, 250 gram süzme yoğurt, 1 demet maydanoz, 1 demet taze nane, 1 demet taze soğan, 2 adet mevsiminde taze veya kurutulmuş domates, 1 yemek kaşığı üzüm, 1 yemek kaşığı elma sirkesi, 4 yemek kaşığı zeytinyağı, karabiber, tuz.
Hazırlanışı: Nohutları birkaç saat ıslatıp, suyunu döküp yeniden su ekleyip pişirin ve soğutun. Sebzeleri çiğ olarak ve ince şekilde doğrayın. Doğradıklarınızı sirke, baharat, tuz ve zeytinyağı ile birlikte nohutlara ekleyin. Son olarak süzme yoğurdu bir miktar su ile çırpıp, üzerine koyun
Lor peynirli mantarlı omlet
Malzemeler: 2 adet yumurta, 200 gr lor peyniri, 200 gram mantar, 2 tatlı kaşığı zeytinyağı, tuz
Hazırlanışı: Mantarları dilimleyin, lor peyniri ve yumurtayla tuzu da ekleyip karıştırın. Zeytinyağını teflon tavada kızdırdıktan sonra tavaya kattığınız karışımı krep çevirir gibi döndürerek her iki yüzünü de pişirin.
Ender Saraç’tan Zayıflatıcı Gaspaccio Çorbası
Ender Saraç geçtiğimiz günlerde Kanal D’de yayınlanan “Doktorum” programına konuk oldu ve yine müthiş tarifler verdi. Özellikle yaz mevsiminde kilo vermek isteyenler için besin değeri yüksek ve kalorisi düşük soğuk çorba tarifleri benim çok ilgimi çekti. Onlardan bir tanesi Gaspaccio Çorbası. İşte tarifi:
Malzemeler:
300 g közlenmiş kapya biberi
2 adet orta boy domates
15 gr acı sos
2 adet limonun suyu
10 gr zeytinyağı
Himalaya tuzu
¼ demet taze nane
1 orta boy salatalık
3 su bardağı soğuk su
Hazırlanışı:
Domates, acı sos, limon suyunu blenderize edip, 3 bardak suyu ekleyin. Servis kasesine veya bardağa ince doğranmış salatalıkları koyup yapmış olduğumuz çorbadan ekleyin, üzerine nane yaprakları serperek soğuk servis edin.





