Kaddafi’ye Büyük Darbe!

Şubat 27, 2011 by GaMZeM  
Filed under Haber

BM Güvenlik Konseyi, Libya’da Muammer Kaddafi rejimine yönelik yaptırımlar getiren karar tasarısını “oybirliğiyle” kabul etti.

15 üyesi bulunan Güvenlik Konseyi’nin, karar tasarısını tüm üyelerinin oybirliğiyle kabul etmesi büyük önem taşıyor.

BM Güvenlik Konseyi’nin oybirliğiyle kabul ettiği Libya’daki Muammer Kaddafi rejimine yönelik yaptırım kararında, Kaddafi’nin ailesinden ve yakın çevresinden 16 kişiye uluslararası seyahat yasağı getiriliyor, ailesinden de 6 kişinin malvarlıkları donduruluyor.

Konsey’in bugün oybirliğiyle kabul ettiği 1970 sayılı kararda, Libya’daki olaylardan ciddi endişe duyulduğu belirtilerek, sivillere yönelik şiddet ve güç kullanılması “kınanıyor.&quot.

Libya’da “sivil halka karşı kullanılan yaygın ve sistematik saldırıların, insanlığa karşı suç teşkil edebileceği” kaydedilen kararda, bu saldırıları düzenleyenlerin yaptıklarından sorumlu tutulması gereği de vurgulanıyor. Bu kapsamda Konsey kararında, BM Ana Sözleşmesinin (Şartı) 7. Bölümünün 41. maddesi çerçecevesinde, aşağıdaki hususlarda çağrıda bulunuyor.

“-Şiddetin derhal sona ermesi ve nüfusun meşru taleplerinin yerine getirilmesi.

-Libya’dan ayrılmak isteyen tüm yabancıların tahliyesinde BM’ye üye tüm ülkelerin işbirliğinde bulunması.

-15 Şubat’tan beri Libya’da meydana gelen şiddet olaylarının Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) havale edilmesi ve UCM’nin savcısının 2 ay içerisinde Konsey’e bu konuda bilgi vermesi, ardından her 6 ayda bir gelişmelerden Konsey’i haberdar etmesi.

-Tüm üye ülkelerin Libya’ya doğrudan ya da dolaylı silah, mühimmat, askeri araç ya da yedek parçası tedariğini, satışını veya transferini durduracak önlemler alması.

-Libya’nın tüm silah ve ilgili malzemelerin ihracatını durdurması.

-BM’ye üye ülkelerin, vatandaşlarının, Libya yetkililerinin insan hakları ihlallerine katkıda bulunacak faaliyetlere katılmak üzere Libya’ya seyahat etmelerinin önüne geçmeleri.&quot.

Kararın eklerinde uluslararası seyahat yasağı getirilen toplam 16 kişi arasında Muammer Kaddafi başta olmak üzere Kaddafi’nin ailesi ve yakın çevresinden kişiler bulunuyor, malvarlıkları dondurulan 6 kişi de Kaddafi, kızı Ayşe ve 4 oğlundan oluşuyor.

Kararın diğer önemli bir özelliği de Konsey’in, Sudan’ın Darfur bölgesindeki çatışmaları Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) havale etmesinin ardından tarihinde ikinci kez Libya’daki şiddet olaylarını UCM’ye taşıma kararı alması ve bu kararı ilk kez bu defa “oybirliğiyle” alması oldu.

Konsey yaptırım kararını almasının ardından Libya’nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı İbrahim Dabbaşi Konsey’e hitaben bir teşekkür konuşması yaptı. Dabbaşi konuşmasında, yaptırım kararının Kaddafi’ye direnen halka “manevi destek verdiğini” ifade etti.

Kaddafi’ye ilk isyan bayrağını çeken ve onu liderlikten çekilmeye davet eden ilk Libyalı diplomat olan Dabbaşi konuşmasında, Kaddafi rejiminin çoktan güvenirliğini ve meşruiyetini kaybettiğini belirterek “Bu kararın, Trablus’ta hala varlığını sürdüren bu faşist rejimin sona ermesine yardımcı olmasını umuyoruz” dedi. Dabbaşi, Libya ordusu mensuplarına da çağrıda bulunarak onlardan halka destek vermelerini ve Kaddafi rejimini kınamalarını istedi. “En önemli şey bu rejimin sona ermesidir” diye konuşan Libyalı diplomat, halkın rejime direnmeye devam etmesini istediklerini ve yakında rejimin devrileceğine inandığını söyledi. Dabbaşi daha sonra gazetecilerin soruları üzerine ise kendilerinin Libya halkı için çalıştıklarını, bir süredir Trablus’taki rejimle ilgilerini kestiklerini söyledi.

Dabbaşi sorular üzerine kendisinin sadece görevini yaptığını ve asıl cesareti Libya halkının gösterdiğini de söyledi.

Genel Sekreter Ban Ki-mun da Konsey’de yaptığı konuşmada, Konsey’i kabul ettiği karar dolayısıyla tebrik ettiğini belirterek “Bu karar, temel insan haklarının ihlallerinin hoşgörülemeyeceği, ve bu tür ciddi suç işleyenlerin sorumlu tutulacakları yönünde tüm dünyaya güçlü bir mesaj vermektedir. Umarım bu mesaj, Libya’daki liderlik tarafından dinlenir” dedi. Ban önümüzdeki günlerde daha da sert önlemlerin alınabileceğini de belirtti.

İngiltere’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mark Lyall Grant yaptığı açıklamada, “Yaptırımlar, uluslararası toplumun Libya’daki şiddete karşı duyduğu derin endişe ve aslında kızgınlığın güçlü bir ifadesi oldu” dedi. Grant gazetecilerin soruları üzerine de, UCM Savcısından Libya’daki olaylarla ilgili derhal soruşturma başlatmasını ve kendilerine 2 ay içinde bilgi vermesini istediklerini belirtirken kararın Kaddafi rejimine yönelik son derece “sert ve bağlayıcı yaptırımlar” getirmesinden son derece memnun olduklarını söyledi. Grant, 24 saat önce Konsey’e sundukları karar tasarısının hızla ve oybirliğiyle kabulünden ayrıca memnun olduklarını da dile getirdi.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Susan Rice da konuşmasında, yaptırım kararının son derece hızlı alınmış, güçlü, bağlayıcı ve etkin bir karar olduğunu düşündülerini vurgulayarak “Sivillere kıyım uygulayanlar kişisel olarak yaptıklarından sorumlu tutulacaklardır” dedi. Rice bu kapsamda Konsey’in “tek ses olmasından ve sert ve bağlayıcı yaptırım kararı almasından” dolayı son derece memnun olduklarını ifade etti.

Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Gerard Araud da, Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da “özgürlük ve değişim rüzgarlarının estiğini” belirterek, BM Güvenlik Konseyi’nin de uluslararası ilişkilerdeki bu yeni döneme yanıt verebilmeyi başardığını söyledi.

Almanya’nın BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Peter Wittig ise Konsey’in dünyaya bu derece güçlü bir mesaj vermesinden çok memnun olduklarını belirterek, Konsey açısından “tarihi bir gün” yaşandığını söyledi.

Kaynak:Milliyet

Obama ve Erdoğan Telefonda Görüştü

Ocak 30, 2011 by GaMZeM  
Filed under Haber

Mısır’daki olaylar hakkında Obama ve Erdoğan telefonda görüştü.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, dün gece ABD Başkanı Barack Obama ile telefon görüşmesi yaptığı bildirildi.
Başbakanlık Basın Merkezinden yapılan açıklamada, Başkan Obama’nın Başbakan Erdoğan’ı arayarak, “bölgede demokratik gelenekleri güçlü Türkiye’nin birçok kez başarılı seçim sonuçları elde ederek iş basına gelmiş lideri olarak Başbakan Erdoğan ile bölgedeki yeni gelişmeleri değerlendirmeye önem verdiğini belirttiği” kaydedildi.

Görüşmede, bölge halklarının meşru ve doğal demokratik haklarının karşılanması gerektiği hususunda görüş birliğine varıldığı ifade edilen açıklamada, “Bu bağlamda halklara karşı şiddet kullanılmaması yönündeki hassasiyetin altı çizilerek, bölge ülkelerinde gelişen olayların derin ve köklü istikrarsızlıklara yol açmaması arzusu dile getirilmiştir. İstikrarsızlıkların bölge ülkelerine zarar verici sonuçları olacağı hususundaki endişeler paylaşılmıştır. Görüşme, tarafların bundan sonraki gelişmelerde daha sık temas halinde olmaya karar vermeleriyle sona ermiştir” denildi.

Alıntıdır

Kılıçdaroğlu Protesto Hakkında Konuştu

Ocak 23, 2011 by GaMZeM  
Filed under Haber

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu son günlerde çok konuşulan, taraftarlar tarafından Başbakan Erdoğan’a yapılan protestolar hakkında konuştu: Başbakan bu konuda bir adım attı, tepkiyi gördü.

Kılıçdaroğlu, Denizli Colossae Otel’de sivil toplum örgütü temsilcileriyle basına kapalı yaptığı toplantıdan sonra gazetecilere
açıklamalarda bulundu.

Denizli’de iki gündür yararlı çalışmalar yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:”Gezilerimiz sürecek, sorunların çok fazla olduğu bir kent Denizli.

Sanayinin, tarımın, esnaf sanatkarın sorunları var ve bu sorunlar iki gündür yaptığımız ziyaretlerde dile getirildi. Sivil toplum kuruluşlarıyla toplantı yaptık. Sivil toplum kuruluşlarıyla da benzer sorunlar gündeme geldi. CHP’nin bu sorunlar üzerindeki düşüncelerini dile getirdik. Düşüncelerimizi açık yüreklilikle aktardık. İyi bir toplantı oldu, memnunum.”

Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin, dün İstanbul’da taraftar gruplarının eylem yaptığını hatırlatması üzerine “Futbola siyaseti katmak doğru değil ama Sayın Başbakan bu konuda bir adım attı, tepkiyi gördü. Bütün taraftarlar birleştiler, ortak tepki gösterdiler. Bana göre demokrasinin güzel örneklerinden biri. Bu tepkiden her siyasetçinin örnek alması gerekir” diye konuştu.

Kaynak:Milliyet

Tunus’ta Kaos Devam Ediyor

Ocak 15, 2011 by GaMZeM  
Filed under Haber

Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali’nin devrildiği Tunus’ta kaos devam ediyor. Bir cezaevinde yangın çıktı, onlarca kişi yaşamını yitirdi. Yağmalama olayları da giderek artıyor.

Tunus’ta yaklaşık 1 ay önce hayat pahalılığı ve işsizlik protestolarıyla patlak veren, onlarca kişinin ölümüne yol açan ve kanlı şekilde bastırılan olaylar yüzünden 23 yıldır iktidarda olan Cumhurbaşkanı Zeynelabidin Bin Ali’nin kaçışıyla sonuçlanan gelişmeler, sokaktaki Tunuslu tarafından ‘Yasemin Devrimi’ olarak adlandırıldı.

Siyasi çevrelerce ‘namuslu bir siyaset adamı’ olarak ün salmış Başbakan Muhammed Gannuşi, Bin Ali’nin kaçışından sonraki açıklamasında, ülkedeki siyasi partilerin temsilcileriyle bugünden itibaren istişarelere başlayacağını belirtirken, Demokratik Emek ve Özgürlükler Forumu (FDTL) partisi lideri Mustafa Bin Cafer, sokağın baskısıyla ülkesinden kaçan Bin Ali’nin geri dönmeyeceğine inandığını bildirdi.

‘Bin Ali geri dönmeyecek, nihai olarak gittiğine eminim’ diyen ve bunun da ülkenin kan gölüne dönmemesi ve halkın isteklerinin yerine gelmesi için bir gereklilik olduğunu söyleyen Bin Cafer, Gannuşi’den ilan edilen değişiklikleri geciktirmemesini beklediğini de belirtti ve ulusal birlik hükümetinin kurulmasıyla sonuçlanacak biçimde krizden çıkış yolu olarak bir ulusal komite kurulmasını önerdiklerini anlattı.

İlerici Demokratik Parti (PDP) lideri Necip Şebbi de benzer görüşleri savunduğu açıklamasında, Gannuşi’nin içinde bütün siyasi bileşenlerin temsil edildiği bir hükümet kurmak için gayret göstermesi gerektiğini belirterek, bu hükümetin de demokratik ve özgür cumhurbaşkanlığı ve genel seçimleri hazırlaması gerektiğini, seçim döneminin de uluslararası gözlemciler tarafından izlenmesini istediğini söyledi.

Radikal dinci hareket Ennahda’nın sürgündeki lideri Raşid Gannuşi ise ‘Bizim rolümüz, hukuk devletinin inşası için sivil toplum ve siyasi hareketlerle birlikte çalışmak olacaktır’ açıklamasında bulundu.

Bir diğer muhalif lider Hamma Hammami ise, ortada anayasal bir ihlal bulunduğunu belirttiği açıklamasında, Bin Ali’nin vekil tayin etme yetkisinin bulunmadığını kaydetti.

İnternetteki sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta da birçok Tunuslu, Hammami gibi düşünüyor ve Gannuşi’nin vekil tayin edilmesinde ‘yeni bir diktatörlük projesi’ sezinlediklerini belirtiyor.

Öte yandan, Manastır’daki cezaevinde çıkan yangında 42 kişi hayatını kaybetti.

Başkent Tunus’un kuzey çıkışında bir hipermarketin yağmalandığı haberleri alınıyor. AFP foto muhabiri, dün ateşe verilen hipermarketin güvenlik güçlerinin yokluğunda yağmalandığını, kimi mağazaların camlarının kırıldığını, bir çevre yolunda boş market arabalarının sağa sola savrulmuş olduğunu aktardı.

Görgü tanıklarının Reuters haber ajansına aktardığı bilgiye göre ise Manastır şehrinde bulunan cezaevinde ayaklanma çıktı. Görgü tanıkları hapishanenin alev alev yanmakta olduğunu, onlarca kişinin öldüğünü, mahkumların ise kaçtığını söyledi.

Tunus’un resmi haber ajansı TAP’nin hastane yetkililerine dayanarak bildirdiğine göre olaylar sırasında en az 42 tutuklu hayatını kaybetti.

Hastane yetkilisi Ali Çedli, “Bazı tutuklular kaçmaya çalıştı, bu da tam bir kaosa neden oldu. Bazıları kaçmayı başardı. Diğerleri ise hapishanenin 90′dan fazla kişiyi barındıran kısımlarından birinda yatakları ateşe verdi. Bu kısımdakiler yanarak ve dumandan zehirlenerek öldü” dedi.

Tunus’un kıyı şehri Mehdiye’deki cezaevinde ayaklanma çıkması üzerine cezaevinin müdürünün bin mahkumu serbest bıraktığı belirtildi.

Kentteki üst düzey bir yetkili, yatakları ve diğer eşyaları ateşe vererek ayaklanan mahkumlara askerlerin ateş açtığını, isyanda 5 kişinin öldüğünü, bunun üzerine cezaevi müdürünün daha fazla kan akmasını önlemek için cezaevi
kapılarının açılmasına karar verdiğini ifade etti.

Tunus’un sayfiye bölgesi Manastır’daki cezaevinde de çıkan isyanda 42 kişi ölmüştü.

Bu arada, El Cezire televizyonu, Devlet Başkanlığı Güvenlik Müdürü Ali El Şeriati’nin tutuklandığını bildirdi, ancak başka bir ayrıntı vermedi.

Tunus’ta işsizliği ve yoksulluğu protesto eden halkın geçen ay başlattığı isyan sonucu Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali dün ülkesinden kaçmak zorunda kalmıştı.

Kaynak:Milliyet

Hediye Kasketi Takmadı

Ocak 15, 2011 by GaMZeM  
Filed under Haber

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ziyaret ettiği Fethiye’de kendisine kasket hediye edildi, Başbakan hediye kasketi takmadı ve “Ben Kılıçdaroğlu muyum?” dedi.

Başbakan Erdoğan, aralarında huzurevi, hastane ek hizmet binaları, sulama barajları, yangın kuleleri, yeni derslikler ve okulların bulunduğu 33 tesisin toplu açılışını gerçekleştirmek için Muğla’nın Fethiye İlçesi’ne geldi. Başbakan Erdoğan’ın gezisine ’ucube’ tartışması nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun istifa çağrısında bulunduğu Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Çevre ve Orman Bakanı eşlik etti.

Fethiye Cumhuriyet Meydanı’nda yaklaşık 10 bin kişinin katıldığı toplu açılış törenindeki konuşmasına Başbakan Erdoğan, açılış yapılan tesisleri tek tek sayarak başladı ve “Bir çeşme açılış töreni yapmıyoruz ha. Gördüğünüz gibi toplu bir açılış töreni yapıyoruz. Yetişemiyoruz onun için toplu açılış törenleri yapıyoruz. Çünkü zamanla yarışmak durumundayız” dedi.

AK Parti olarak bir ülkü ile yola çıktıklarını belirten Başbakan Erdoğan, “Yola çıktığımız andan itibaren, 73 milyonun tamanının hükümetiyiz. Biz 780 bin kilometrekare doğusuyla batısıyla kuzeyiyle güneyiyle tüm Türkiye’nin efendisi değil, hizmetkarıyız. Bizim için 73 milyon birdir. Bizim için Türkiye’nin her bir köşesi birdir” diye konuştu.
Türkiye’de istismar siyaseti yapan ve siyasetini istismar üzerine inşa eden partiler olduğunu dile getiren Başbakan Erdoğan, isim vermeden tüm siyasi partileri eleştirdi ama en ağır sözleri CHP içi sarf etti. Erdoğan, “Bir parti çıkıyor benim Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşımın hissiyatını istismar gayreti içine giriyor. Bir başkanı çıkıyor, benim Batı’daki, Ege’deki kardeşimin hissiyatını istismar etmenin gayreti içine giriyor. Bir başkası çıkıyor sahil şeridini, Trakya’yı istismar ederek ayakta kalmanın mücadelesi içine giriyor” diye konuştu.

Kendilerini istismar siyaseti üzerinden var eden siyasi partilerin Türkiye’nin geleceği için ne söylediklerini Fethiyelilere soran Başbakan Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Lütfen elinizi vicdanınıza koyun ve bu sorulara öyle cevap veren muhalefet Türkiye’nin geleceği için ne söylüyor? Ne istikrar veya ne istiyor? İstikrar mı vaadediyor, güven mi taahhüt ediyor, daha fazla özgürlük mü istiyor, daha yüksek standartlarda demokrasi sözü mü veriyor? Milli geliri hangi rakama çıkarmayı hedefliyor. Enflasyonu hangi rakama düşürmeyi planlıyor? Üretimi daha fazla arttırmak, istihdamı arttırmak için hangi gerçekçi projeyi öneriyor? Ne diyor? ’Ev hanımlarının hepsine asgari ücret vereceğim’ diyor. İnandınız mı? İnanmak mümkün mü? Ne olacak, her zaman söylüyorum, kusura bakmayın, bekara karı boşamak kolaydır.”

Bugün muhalefette bulunan partilerin ne zaman iktidarın köşesinden, kenarından tutsalar hazineyi boşaltıklarını ileri sürerek konuşmasına devam aden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Bunlara benim sevgili milletim hiçbir zaman tek başına iktidar vermedi. Kenarından, köşesinden tuttular, ondan sonra da iflas” dedi.

Başbakan Erdoğan bugün Türkiye’nin ihracatta ve turizmde çok önemli adımlar attığını söyledi. Gönlün her zaman herşeyi en güzeliyle tamamlamak istediğini belirten Başbakan Erdoğan, “Ekonomik olarak, demokrasi olarak dünyanın bir numaralı ülkesi şu anda Amerika. Gerçekçi olacağız. Sevgili kardeşlerim, şu anda Amerika’da işsizlik katladı mı, katladı. Ama dikkat edin bizde gerileme başladı. Daha iyiye gidiyoruz. Ama ben size pembe dünya vadedemem ki. Sizi yalanlarla aldatam ki. Benim kitabımda, partimin kitabında adatma yok. Gerçekçi olacağız, ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız” diyerek konuşmasına devam etti.

AK Parti hükümetinin görevde bulunduğu süre içinde ekonomi alanında yaşanan iyileşmeleri rakamlarla anlatan Erdoğan, “Şimdi hedef 2023’te inşallah kişi başına milli gelir 25 bin dolar olacak. Hedefimiz bu. Bunu gerçekleştireceğiz. Türkiye dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yerini alacak” dedi. 8 yıl içinde Türkiye’ye gelen turist sayının 13 milyondan 29 milyona yükseldiğinin altını çizerek konuşmasına devam eden Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Şehirlerimiz, köylerimiz, yollarımız, enerji, altyapı, suları, şebekesi için bu muhalefet neler düşünüyor? Var mı bir düşüncesi? Dış politikada bunların vizyonu var mı? Ekonomide hedefi ne? İstikrar ortamı ve güven ortamının muhafazası adına planı programı, projesi, siyaseti? İşte bunlar siyasetin zor soruları. Ama bunlara cevapları var mı? Yok. Bu sorulara cevap üretemeyenler işin kolayına kaçıyor. ’At ne olacak, tutmasa da olur’ diyor. At. ’Olur ya belki tutar’. Hedef bu. İşin kolayına kaçıyorlar. İstismar üretmenin, hassasiyetleri kaşımanın, toplumu birbirine karşı kışkırtmanın, iftira siyasetinin peşine düşüyorlar. Türkiye’yi renklere ayırıyorlar. Türkiye’yi renklere ayırarak bu ülkeye en büyük kötülüğü, en büyük haksızlığı yapıyorlar. Açık açık söylüyorum, televizyonlarda, bu yandaş ve candaş medyada 8 yıl boyunca hiç kimsenin yaşam tarzına karışmayan iktidarımıza karşı acayip bir kampanya var. İstedikleri kadar kampanya yapsınlar, işte millet burada. Ak Parti’nin rotasını candaş ve yandaş medya çizmedi, milleti çizdi. Milletle yürüyoruz, onlarda candaş ve yandaş medyaya yürüyorlar. Hayır ola yürüsünler. Herkesin yaşam tarzı, giyimi kuşamı, yeme içmesi, inancı, ibadet özgürlüğü, ifade özgürlüğü bizim teminatımız altındadır. Biz ne bunlara müdahale ettik ne müdahale edilmesine müsaade ettik.”

Konuşması sık sık alkışlarla kesilen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bir siyasi parti, Doğu’da, Güneydoğu’da nasıl oradaki acılı annelerin, ailelerin, oradaki yoksulluğun, sorunları istismar ederek politika yapmaya çalışıyorsa, öbür muhalefet de ülkenin başka bölgelerinde şehitlerimizi istismar ederek milli duyguları istismar ederek, korku yayarak, sanal tehditlerle korkutarak politika yapmaya çalışıyor. Bunların derdi Türkiye’nin sorunları çözülmesin. Çözülmesin ki biz ayakta kalalım. İşte onun için kışkırtıyor ve tahrik ediyorlar. Onun için çirkin bir dil, yalan ve iftira ile üzerimize geliyorlar.”

Son günlerde tartışılan ve onayda bekleyen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (TAPDK) alkol satışını düzenleyen yönetmeliğiyle Avrupa Birliği ve Amerika’da var olan düzenlemelerin Türkiye’de de uygulanmak istendiğini dile getiren Başbakan Erdoğan, herhangi bir yasaklamanın söz konusu olmadığını söyledi. Başbakan Erdoğan, yönetmeliği, “Gazeteyi açtığınız zaman şunu göreceksiniz bir trafik kazası 2 ölü 1 yaralı. Çünkü alkollü şoför kırmızıda geçiyor ve diğer araca vuruyor. Bunun bedelini alkol kullanmayan bir vatandaşım, hayatıyla ödemeye mahkum mu ya? Niye buna karşı biz tedbir almayalım. Yapılan bu” sözleriyle savundu.

Sigara kullanımına karşı başlatılan ’dumansız hava sahası’ projesiyle de benzer eleştirilerin hedefi haline getirildiklerini savunan Erdoğan, şöyle devam etti: “Anayasa’nın da amir hükmü. Anayasa diyor ki; devlet bütün gençliğe zararlı olan bu tür şeylerden, alkollü içkilerden, kumardan, bütün kötü alışkanlıklardan halkını korur, diyor. Gençliğini korur, diyor. Biz anayasal görevimizi yapıyoruz, beyler bundan rahatsız oluyor. Ve hemen işi getiriyorlar, ’işte bunlar bak şeriata geçiyor.’ İnsaf ya. Biraz kendine çeki düzen ver. Ağzı olan konuşuyor.”

Ak Parti’in rotasını milletin çizdiğini belirterek konuşmasını sürdüren Başbakan Erdoğan, muhalefete yönelik eleştirilerine, “Bu partinin rotasını millet çiziyor. Bunlar ne derse desin, televizyonlarda gazetelerde yazsınlar çizsinler. Biz partimizi kurarken muhafazakar demokrat parti olarak kurduk, halkımızla yola çıktık. Bizi en son yüzde 47 ile iktidar yaptınız. İnanıyorum ki, Haziran’da inşallah yeni bir Anayasa’yı kurmak, yeni bir Anayasa’yı inşa etmek üzere, daha ileri demokrasi ve özgürlükler için bunu siz yapacaksınız. Onun için tahrik siyasetine, korkutma siyasetine, kışkırtma siyasetine gereken dersi vereceksiniz” sözleriyle devam etti.
Başbakan Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun RTÜK yasası nedeniyle dile getirdiği eleştirilerin ölçüsüz ve nezaketsiz biçimde gerçekleştiğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun “Padişah mısın kardeşim sen, bu yetkiyi nereden alıyorsun?” sözleriyle eleştirdiği RÜTK yasasında sözü edilen maddenin 1994 yılında SHP’nin koalisyon ortağı olduğu dönemde yasaya girdiğini savunan Başbakan Erdoğan, “Asıl mimarının kendi partisi olduğundan haberi yok. Secaat arz edecek ama aslında sirkatin söylüyor. Çamur at. Tutmazsa da izi kalır. Kağıthane’nin adını unutup Kağıttepe derseniz böyle olur. İstanbul’da böyle bir ilçe yok, bir de buradan başkan adayı oldunuz” diye konuştu.
AK Parti iktidarının Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıldönümü 2023’e ilişkin projelerin satır başlarını Fethiyelerle paylaşarak konuşmayı sürdüren Başbakan Erdoğan, “Projelerimizi seçim dönemleriyle sınırlandırmıyoruz. Biz bu ülke için, bu millet için daha derin hedeflerin, projeksiyonların peşindeyiz. Şimdi projelerimizin menzilinde Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı, 2023 yatıyor. Diğer siyasi partilerden böyle bir şey duydunuz mu? Onların böyle bir projeksiyonu yok. Biz 2023 dedik ya 2050 derlerse şaşmayın, diyebilirler?” diye konuştu. Başbakan Erdoğan’ın konuşması bu arada dinleyicilerin il olma talepleriyle kesildi.

Plaka şeklinde yazılmış “82 RTE 01″ yazısını görünce gülümseyen Başbakan Erdoğan, “Haa, dur şimdi” dedi ve Fethiye’yi il yapmayı düşünmediklerini açıkladı. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
“Değerli kardeşlerim, ne dedim ben size, ne aldatan olacağız, ne aldanan. Bizden önce bir çok iktidarlar geldi. Bir ilçe bakıyorsunuz ki şehir olabilmesi için hiçbir altyapısı yok, tutmuşlar il yapmışlar. Birbirinden kopuk. Ben diyorum ki mesele bir ilçenin il olması değil. Kaymakam yerine valinin gelmesi değil. Emniyet müdürü şimd ide var, devlet adına kaymakam da var. Şimdi mesele nedir? Mesele buraya hizmetin dört dörtlük gelmesidir. Mesele burasının en modern şehir anlayışıyla donanımıdır. Bu yapılıyorsa mesele bitmiştir. Alanya, Finike, Fethiye ’Bizi şehir yapın’ diyor. Manisa’da Turgutlu ’Bizi şehir yapın’ diyor. O zaman Türkiye’de şehir bolluğunu getireceği bedelin ne olacağının hesabını iyi yapın, ona göre konuşun. Biz iyi yapıyoruz merak etmeyin. Biz sizi hizmetten mahrum etmedik, etmeyeceğiz.”

Başbakan Erdoğan konuşmasının ardından beraberinde Fethiye’ye gelen 4 bakanla birlikte 33 tesinin açılışını gerçekleştirdi. Başbakan Erdoğan, açılışın ardından Fethiye Kaymakamlığı’na yürüyerek geçti. Yolda çocuklara oyuncak, diş macunu ve diş fırçası takımı hediye eden Başbakan Erdoğan’a kaymakamlık önünde Muğla’nın içinde çarık, yün çorap, eldiven, kaşkol ve kasketten oluşan yöresel kıyafet hediye edildi. Erdoğan, bir vatandaşın başına taktığı yöresel kasketi ise, “Ben Kılıçdaroğlu muyum?” dedikten sonra çıkardı. Kasketi elinde tutan Başbakan Erdoğan, kaymakamlık ziyaretinin ardından ilçeden ayrıldı.

Kaynak:Milliyet

Yeni Yıla Maden Ocağında Girdi

Ocak 1, 2011 by GaMZeM  
Filed under Haber

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu yeni yıla maden ocağında girdi. Soma’da işçilerle birlikte yeni yılı kutlayan Kemal Kılıçdaroğlu, “2011 Yılı Türkiye için mutlu bir yıl olsun” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, emeğe ve alın terine saygısının bir göstergesi olarak yeni yılı Soma’da maden işçileriyle karşıladığı belirterek, ‘Soma’dan 81 ile selam olsun; 2011 yılı emeğin, alın terinin yılı olsun’ dedi.

Yeni yıla Soma’daki Darkale Maden Ocağı’nda maden işçileriyle birlikte girmek üzere ilçeye gelen Kılıçdaroğlu, CHP İlçe Lokali önünde halka seslendi. Çok sayıda vatandaşın toplandığı meydanda izdiham yaşandı. Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaoğlu’nun ise kalabalık nedeniyle aracından çıkamadığı gözlendi.
Kılıçdaroğlu yeni yıla madende girdi.

Lokal önüne yerleştirilen masanın üzerine zorlukla ulaşabilen Kılıçdaroğlu, masanın üzerine çıkarak yaptığı kısa konuşmada, halkın zor anlar yaşayan basın mensuplarına yardımcı olmasını istedi.

Kılıçdaroğlu, emeğin harman olduğu yere geldiklerini ‘maden işçilerinin alın terini koklamak üzere Soma’ya geldiklerini’ söyledi. Soma’ya tekrar geleceğini, halkla daha uzun süre vakit geçireceğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

‘Hepinizin yeni yılı kutlu olsun. Soma’dan bütün Türkiye’ye selam gönderelim; Soma’dan Trabzon’a, Rize’ye, Diyarbakır’a, Çorum’a, Çankırı’ya, Muğla’ya, Tekirdağ’a, Zonguldak’a, İstanbul’a, 81 ile selam olsun, 81 ili kucaklıyoruz. Emeğe, alın terine her zaman her yerde saygı duyuyoruz. Siyasette yola çıkarken bir söz verdim ‘halk için çalışacağım’ dedim, ‘halka yalan söylemeyeceğim’ dedim, ‘halkın sorunların çözmeye talip oluyorum’ dedim. Sizlerin bayrağını taşıyacağım, sizler güçlü oldukça Türkiye güçlü olacaktır, sizin desteğinizle. Umudum sizsiniz, gücüm sizsiniz, destek verin, yetki verin Türkiye’yi aydınlığa çıkaralım.’

Kılıçdaroğlu daha sonra madeni işçisi aileler için 216 Evler Lokali’ne geçti. Burada işçi ailelerinin yeni yılını kutlayan Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmada, Soma’nın alın terinin, emeğin, bazen kederin, bazen sevincin bulunduğu bir yer olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

‘Madenciler burada çalışıyor, alın teri döküyorlar. Evlerine helal ekmek götürüyorlar. Ankara’dan geldim, sizin için geldim, sizin emeğinize saygı duyduğum için geldim. Biliyorum biraz izdiham oldu ama bu benim elimde değil. Her yerde her zaman her ortamda yüreğim maden işçileriyle beraber olacak. 2011 yılı emeğin, alın terinin yılı olsun. 2011 yılında hiçbir çocuk yatağa aç girmesin. 2011 yılında hiç kimse işsiz kalmasın, en kötü günümüz böyle neşe içinde olsun. Beraber kardeşçe, dostça, huzur içinde bir Türkiye yaratalım.’

Kılıçdaroğlu’na burada madenci heykeli hediye edildi. Kılıçdaroğlu daha sonra Uyar Madencilik tarafından işletilen, 500 işçinin çalıştığı, 650 metre derinliğe sahip kömür madenine geçti. Maden girişinde de izdiham yaşandı. Basın mensuplarıyla partili olduklarını söyleyenler arasında sert tartışmalar oldu. Kılıçdaroğlu’nun baret ve kıyafet girmek için girdiği odaya CHP Genel Başkan Yardımcısı Alaaddin Yüksel de alınmadı.

Kaynak:Vatan

Kılıçdaroğlu’nun MYK Açılımı

Aralık 25, 2010 by GaMZeM  
Filed under Haber

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal’a yakın Bihlun Tamaylıgil ve iş kadını Sena Kaneli’yi yeni MYK’ya aldı.
Kılıçdaroğlu, 15. Olağanüstü Kurultay sonrası oluşan Parti Meclisi’nin (PM) ilk toplantısı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, kurultayı gerçekleştirdiklerini ve PM’nin seçildiğini anımsatarak, PM’yi eskiye oranla çok daha işlevli bir hale getireceklerini söyledi. PM’nin doğrudan partinin projelerine katkı vereceğini belirten Kılıçdaroğlu, projelerin oluşmasında PM’nin önemli bir görevi olacağını bildirdi.

Başbakan Erdoğan’ın konuyla ilgili suskunluğunu da kaygı verici bulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bizim şehitlerimizin kanıyla sulanmış bir bayrağımız var. Bu bayrak ulusun bayrağıdır. Bu ulusun her parçası da bu bayrağın sahibi. Farklı bir bayrak tartışması yapmak bile onurumuzu kırıyor. Dil konusunda ise, ana dil yasağının kaldırılmasıyla ilgili ilk teklifi veren CHP’dir ama resmi dilimiz Türkçe’dir. Resmi dilin yanına başka bir dil koymak da ülkeyi ayrıştırır. Belçika örneği önümüzde duruyor. Bu tablo önümüzdeyken farklı bir dili Türkçe’nin seçeneği olarak önümüze koymanın doğru olmadığına inanıyoruz ve sayın Başbakan’ın sessizliğini de anlayamıyoruz. Gerçi kendisi ülkeyi pazarlamakla görevli olduğunu daha önce açıklamıştı. Sessiz kalması acaba perde arkasında yapılan görüşmelerin bir sonucu mudur diye kaygıyı da gündeme getiriyor” diye konuştu.

İlk toplantılarını yapacağı Parti Meclisi’ni eskisine göre daha işlevli bir hale getirmek istediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Parti Meclisi artık doğrudan partinin projelerine katkı verecek . Bugün tüm boyutlarıyla maddi açıdan en büyük rakamı oluşturan projemiz aile sigortasını tartışacağız. Parti Meclisi’nin de düşüncelerini alacağız. Üç genel başkan yardımcılığı da isteyeceğim. Bunlar, bilgi teknolojileri, insan hakları ile sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve meslek kuruluşlarının sorumlu olduğu genel başkan yardımcılıkları” dedi.

CHP lideri, Celal Bayar Üniversitesi’nde Bülent Arınç’ın ziyaretini protesto etmek isteyen öğrencileri okuldan atmakla tehdit eden Rektör Mehmet Pakdemirli’nin kendisine hatırlatılması üzerine şöyle konuştu:“Bir yöneticinin gençlere töleranslı davranmaması, onların anma etkinliğine oldukça sert sözlerle engel olması üniversiteye yakışmaz. Üniversiteler özgürlük mekanlarıdır. Özgürlüğün olmadığı yerde bilim de olmaz. Bilime, insanlığa katkı da bulunabilmesi için üniversitenin özgür olması gerekir. Bir rektör gençlere kızıp ‘Siz susun, ben sizin yerinize düşünürüm’ anlayışı ile hareket ediyorsa o rektör bilim adamı değildir”

Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin üç komutanın terfi ettirilmemesi ile ilgili kararı hakkında Kılıçdaroğlu, “Biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde yargı kararkarı uygulanır, anayasanın emri bu. ‘Benim arzu ettiğim şekilde karar verdi ya da vermedi’ şeklinde bir mantık olmaz, Hukukun üstünlüğü kabul edilmişse, kurallara uymak zorunludur. Uymayanlar görevlerini kötüye kullanmış olurlar” dedi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için yaptırıldığı ileri sürülen ve 35 milyon dolara mal olacağı belirtilen yatla ilgili ise, “Ülkede işsizlik bu boyuttaysa, binlerce çocuk gece yatağına aç yatıyorsa, bir ülkenin cumhurbaşkanı o yatla gezemez” dedi.

Kaynak:Milliyet

Türkiye’nin 4 Avrupalı Dostu

Aralık 12, 2010 by GaMZeM  
Filed under Haber

AB liderleri genişleme konusunda kritik tartışmaların eşiğindeyken İsveç, İtalya, İngiltere ve Finlandiya dışişleri bakanları Türkiye’nin üyeliğine destek çıktı. Dört bakanın imzasıyla yayımlanan makalede Türkiye ekonomisinin gücüne vurgu yapıldı

Türkiye’nin 4 Avrupalı Dostu

Gelecek hafta Avrupa Konseyi toplantısında Türkiye’nin “İlerleme Raporu” üzerinden yapılacak kritik tartışmalar öncesinde dört üye ülkenin dışişleri bakanından Ankara’ya destek geldi. İsveç, İtalya, Finlandiya ve İngiltere dışişleri bakanları Carl Bildt, Franco Frattini, William Hague ve Alexander Stubb; International Herald Tribune gazetesi için ortaklaşa kaleme aldıkları makalede, Türkiye’nin diğer aday ülkelerden farklı olarak, Avrupa’nın farklı alanlardaki çıkarlarını bir adım ileriye götürebileceğine dikkat çekti.
“Avrupa, tekrar dışarıya bak” başlığını taşıyan makalede bakanlar, ekonomik krizin Avrupa’nın daha büyük bir dinamizme ihtiyaç duyduğunu ortaya çıkardığına dikkat çekerek, “Krizin etkisini üzerimizden atmaya çalışırken, serbest sermaye, ürün, hizmet ve istihdam akışını genişletme fırsatını görmemezlikten gelme gibi bir lüksümüz yok” dedi.

Bazı çevrelerde Türkiye’nin AB üyeliğinin yaratacağı sonuçlara yönelik ciddi endişelerin olduğunu belirten bakanlar, “Bir zamanlar İngiltere’de olduğu gibi büyük ve kendine güvenli bir ulusu AB’ye dahil etme fikri, Birliğin eski üyelerinden ciddi bir muhalefet görüyor. Benzer karşıt sesler, İsveç ve Finlandiya’nın AB kapısını çaldığı zaman da duyulmuştu” dedi.
Türkiye’yle ilgili endişelerin meşru olabileceğini söyleyen bakanlar, buna karşılık yeni üyelerin Avrupa’nın yeniden bir ekonomik dinamizm yakalamasına ve dünyayı ilgilendiren sorunlarda daha fazla söz sahibi olmasına da yardımcı olabileceğini vurguladı.
Türkiye’nin diğer aday ülkelerden farklı olarak Avrupa’nın güvenlik, ticaret, enerji ağları konusundaki çıkarlarını bir adım ileriye götürebileceğini hatırlatan bakanlar; Türkiye’nin AB için avantajlarını ise şu sözlerle sıraladı:
“Türkiye sınıfında tek. Dünya sahnesinin önemli bir oyuncusu ve hatırı sayılır bir nüfuza sahip. Ekonomisinin bu yıl yüzde 5’in üzerinde bir büyümeye imza atması bekleniyor. Euro Bölgesi’nin ortalaması ise yüzde 1 olacak. OECD, 2050’ye kadar Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük ikinci ekonomisi olacağını öngörüyor. Avrupa’daki Türk girişimciler, 40 milyar euro değerinde bir iş hacmine sahip ve toplamda 500 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. AB’ye dahil bir Türk ekonomisi ihracatçılar ve yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratabilir, bizi Orta Asya ve Yakın Doğu’daki pazarlara ve enerji kaynaklarına bağlayabilir.”

AB dışişleri bakanları yarın Brüksel’de düzenlenecek Genel İşler Konseyi toplantısında genişleme sürecini masaya yatıracak. Bu toplantıda Türkiye’nin AB üyelik süreci de ayrıntısıyla ele alınacak.
Bakanların makalesinde, bu toplantılarla ilgili, “Aslında sorulması gereken soru Türkiye’nin Avrupa’ya sırtını çevirip çevirmediğinden çok Avrupa’nın son 50 yıllık entegrasyon sürecine rehberlik eden temel değerlerine ve prensiplerine sırtını çevirip çevirmediği” değerlendirmesi yapıldı. Makalede Türkiye’nin üyelik yolunda yapılması gereken geniş kapsamlı reformların ortasında yer aldığı da belirtildi. Bakanlar, temel insan hakları konusunda adımlar atıldığını, ekonomi reformlarının devam ettiğini görmek istediklerini vurguladı.

Kaynak:Milliyet

“70 Milyon Müslümanı Avrupa’ya Sokmam”

Aralık 4, 2010 by GaMZeM  
Filed under Haber

Fransız Le Monde gazetesi Wikileaks’in diplomatik sızıntılarında yer alan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ile ilgili yazışmaları yayınladı. Belgelerde Sarkozy ile ilgili ilginç anekdotlar anlatılıyor:

Sarkozy cumhurbaşkanı seçildiğinde Washington’a gönderilen mesajda ABD’ye yakın olması övülüyor, bir çok konuda ABD ile aynı düşündüğü belirtiliyor ve “Fransa’yı değiştiren lider olabilir” yorumu yapılıyor. Burada Türkiye istisna olarak sayılıyor. Amerikan büyükelçisi kriptoda “Sarkozy, Türkiye’nin AB üyeliğine itirazını politik imajının bir parçası haline getirdi, bu nedenle bir değişim beklemek doğru olmaz ancak onu Türkiye konusunda retoriğini yumuşatmaya ikna etmeliyiz ve kapıyı tamamen kapatmadan müzakerelerin devam etmesine izin vermesini sağlamaya çalışmalıyız” diyor. 18 Mayıs 2007’deki kriptoda ise Sarkozy’nin ABD’li diplomatlara, “Sonucu ne olursa olsun 70 milyon Müslümanın Avrupa’ya giri?ine izin vermeyeceği”ni net bir şekilde söylediği belirtiliyor. Kriptoda Başkan Barack Obama’dan Sarkozy’ye “en azından müzakerelerin devamına izin vermeleri gerektiğini” önermesi isteniyor.

Sarkozy, cumhurbaşkanlığına adaylığını açıklamadan 16 ay önce Washington’ta ABD Başkanı George Bush’u ziyaret etti. Diplomatların raporlarına göre Sarkozy görüşmede, “Bana programınızda kısa da olsa yer ayırdığınız için teşekkür ederim. Sizinle tanışmak benim için şeref. Irak’a asker göndermemiş olsak ta ölen her Amerikan askeri için üzüntü duyuyorum. Bana ‘Amerikalı Sarkozy’ diyorlar. Ben bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum” dedi.

Belgelerde, yönetim tarzı monarşiye benzetilen Sarkozy’e kimsenin hayır diyemediğinden bahsediliyor. Fransız liderin her şeye çevresideki birkaç danışmanla karar verdiği, çoğu zaman bakanlarını bile devre dışı bıraktığı aktarılıyor. Sarkozy’nin çevresindekilere saldığı korkuya örnek olarak ise Fransa’daki Türk Mevsimi etkinlikleri sırasında yardımcılarının, Sarkozy’nin Eyfel Kulesi’ndeki Türk Bayrağı ışıklandırmasını görmemesi için uçağın rotasını değiştirmeleri örnek gösteriliyor.

ABD Büyükelçisi Craig Stapleton, 2006’da o zaman İçişleri Bakanı olan Sarkozy’nin makamına gittiğinde, bakan bahçede oynayan 9 yaşındaki oğlunu yanına çağırdı. Louis’in elinde bir tavşan, yanında da köpek vardı. Stapleton’la selamlaşmak için tavşanı bırakınca tavşan kaçmaya, köpek tavşanı, Sarkozy’de köpeği kovalamaya başladı.

Kaynak:Milliyet

Başbakan Protestosuna Dayak!

Aralık 4, 2010 by GaMZeM  
Filed under Haber

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle buluşmasını protesto etmek için Ankara’dan gelen bir grup öğrenciye polis müdahale etti.

Ankara’dan 3 otobüs ile İstanbul’a gelen yaklaşık 150 öğrenci, Çamlıca gişelerde durduruldu.

Otobüslerin etrafı çevik kuvvet polisleri tarafından sarıldı.

Gişelerde kimlik kontrolü yapılan öğrencilen 3 saat sonra geri gönderildi. Ancak Kurtköy’de bir dinlenme istasyonunda öğrenciler mola verdi. Polis öğrencilerin burada durmasına izin vermedi. K urtköy’de otobüslerden inmek isteyen öğrencilere polis izin vermedi. Polisle öğrenciler arasında arbede yaşandı.

Polis, uyarıları dikkate almayan öğrencilere biber gazı sıkarak müdahale etti. Bazı öğrenciler fenalık geçirdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın rektörlerle yaptığı toplantıyı protesto etmek amacıyla Kabataş’ta toplanan gruba polis müdahale etti. Olayda, bazı kişiler gözaltına alındı. Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’deki Başbakanlık Çalışma Ofisi’ndeki rektörlerle yapacağı toplantıyı protesto etmek isteyen Gençlik Sendikası (Genç-Sen) üyesi bir grup öğrenci, Kabataş’ta toplanmaya başladı. Polis, Erdoğan’ın rektörlerle bir araya geldiği Dolmabahçe’deki Çalışma Ofisi’ne doğru yürümek konusunda ısrar eden öğrencilere, müdahale etti. Bazı kişiler gözaltına alınırken, Kabataş’daki gerginlik devam ediyor. Polis, sabah saatlerinde de Ankara ve Eskişehir plakalı 3 otobüsü Çamlıca gişelerinde durdurmuş ve kimlik kontrolünün ardından kente girişlerine izin vermediği öğrencileri aynı araçlarla geri döndürülmüştü.

Kaynak:Vatan

Sonraki Sayfa »