Necmettin Erbakan Vefat Etti
Eski başbakan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan vefat etti.
Bir süredir tedavi gördüğü Güven Hastanesi Erbakan’ın saat 11:40′ta hayatını kaybettiğini açıkladı. Refah Partisi ile 1995 seçimlerinde sandıktan birinci çıkan Erbakan, Doğru Yol Partisi ile kurdukları koalisyon hükümeti ile Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.Son kurultayda Saadet Partisi Genel Başkanlığına seçilen Erbakan 85 yaşındaydı.
Hayatını kaybeden SP Genel Başkanı Necmettin Erbakan, ölümünden sonra kendisi için resmi tören yapılmaması konusunda ailesine vasiyet ettiği belirtildi.Erbakan’ın hayatını kaybettiği Güven Hastanesi’ne partili ve çeşitli partilerden siyasilerin ziyaretleri sürüyor.SP Genel Başkan Yardımcısı Oğuzhan Asiltürk yaptığı açıklamada; ailesiyle yapılan görüşmelerde Ankara’da resmi bir tören yapılmayacağını bildirdi.Gazetecilerin, “Erbakan’ın vasiyeti miydi” şeklindeki sorusuna Asiltürk, kendi vasiyeti olduğunu ve sade bir tören istediğini söyledi.
Öte yandan Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdullatif Şener, Güven Hastanesi’ne gelerek vefat eden Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan’ın yakınlarına başsağlığı diledi. Hastane önünde bir açıklama yapan Şener, “Necmettin Erbakan ile sık sık görüşüyorduk. En son görüştüğümüzde ittifak konularını görüştük. Siyasi hayatı boyunca saygıda kusur etmedik. Son arzusu ne ise yerine getireceğiz” dedi.
Necmettin Erbakan’ın vefatının ardından bir süredir tedavi gördüğü Güven Hastanesi’nin Başhekimi Tevfik Ali Küçükbaş Erbakan’ın son anlarını anlattı. Sabah saatlerinden itibaren solunum yetmezliği sıkıntısı yaşayan Erbakan’ın ’kroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği’ sebebiyle vefat ettiği açıklandı.
Erbakan’ın vefatının ardından Güven Hastanesi başhekimliği tarafından yapılan açıklamada, “Eski başbakanımız sayın Erbakan kalp rahatsızlığı tromboflebit sebebiyle hastanemize yatırılmış uygulanan tüm tedavilere rağmen kalp hastalığı ilerlemiştir” denildi. Açıklamada Erbakan’ın bugün sabah saatlerinde vücut fonksiyonlarının tam desteğe alındığı ve tüm yaşam desteklerinin uygulanmasına rağmen saat 11.40’ta kroner arter hastalığı ve kalp yetmezliği sebebiyle vefat ettiği ifade edildi.
Yazılı açıklamanın ardından kameralar karşısında da Erbakan’ın son anlarını anlatan Başhekim Tevfik Ali Küçükbaş Erbakan ile sabah konuştuklarını, solunum yetmezliğinden şikayet ettiğini açıkladı. Küçükbaş “Çok yüksek bir kalp ritmi oldu. Başında olduğumuz için derhal müdahalesi yapıldı saniyesinde. O andan itibaren şuur durumu yerinde değildi. Kalp pompalamasında ciddi problemler oldu. O andan itibaren herhangi bir rahatsızlık hissetmediler ancak tüm tedaviler saat 11.40’a kadar devam etti. Tüm yaşam fonksiyonlarını destekledik ancak maalesef bir sonuç alma imkanı olmadı. Kalp yetmezliği solunum yetmezliği ve buna bağlı olarak böbrek yetmezlikleri gibi fonksiyonlarında yetersizlik ortaya çıktı. Sabahleyin kendisi ile rahatlıkla konuştum. Herhangi bir rahatsızlık hissedip hissetmediklerini sordum. Kendileri de biraz solunum yönünden sıkıntıları olduğunu söylediler. Onun için de tedavi desteklerimizi düzenlemiştik. Kendilerini fazla yormamalarını söylemiştik” diye konuştu.
Erbakan’ın cenazesi 1 Mart 2011 Salı günü İstanbul Fatih Camiinde öğle namazından sonra kılınacak cenaze namazının ardından İstanbul Merkez Efendi’deki aile kabristanlığına defnedilecek.
Alıntıdır
Kılıçdaroğlu’nun MYK Açılımı
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, eski Genel Başkan Deniz Baykal’a yakın Bihlun Tamaylıgil ve iş kadını Sena Kaneli’yi yeni MYK’ya aldı.
Kılıçdaroğlu, 15. Olağanüstü Kurultay sonrası oluşan Parti Meclisi’nin (PM) ilk toplantısı öncesi basın mensuplarına açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.
Kılıçdaroğlu, kurultayı gerçekleştirdiklerini ve PM’nin seçildiğini anımsatarak, PM’yi eskiye oranla çok daha işlevli bir hale getireceklerini söyledi. PM’nin doğrudan partinin projelerine katkı vereceğini belirten Kılıçdaroğlu, projelerin oluşmasında PM’nin önemli bir görevi olacağını bildirdi.
Başbakan Erdoğan’ın konuyla ilgili suskunluğunu da kaygı verici bulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bizim şehitlerimizin kanıyla sulanmış bir bayrağımız var. Bu bayrak ulusun bayrağıdır. Bu ulusun her parçası da bu bayrağın sahibi. Farklı bir bayrak tartışması yapmak bile onurumuzu kırıyor. Dil konusunda ise, ana dil yasağının kaldırılmasıyla ilgili ilk teklifi veren CHP’dir ama resmi dilimiz Türkçe’dir. Resmi dilin yanına başka bir dil koymak da ülkeyi ayrıştırır. Belçika örneği önümüzde duruyor. Bu tablo önümüzdeyken farklı bir dili Türkçe’nin seçeneği olarak önümüze koymanın doğru olmadığına inanıyoruz ve sayın Başbakan’ın sessizliğini de anlayamıyoruz. Gerçi kendisi ülkeyi pazarlamakla görevli olduğunu daha önce açıklamıştı. Sessiz kalması acaba perde arkasında yapılan görüşmelerin bir sonucu mudur diye kaygıyı da gündeme getiriyor” diye konuştu.
İlk toplantılarını yapacağı Parti Meclisi’ni eskisine göre daha işlevli bir hale getirmek istediğini belirten Kılıçdaroğlu, “Parti Meclisi artık doğrudan partinin projelerine katkı verecek . Bugün tüm boyutlarıyla maddi açıdan en büyük rakamı oluşturan projemiz aile sigortasını tartışacağız. Parti Meclisi’nin de düşüncelerini alacağız. Üç genel başkan yardımcılığı da isteyeceğim. Bunlar, bilgi teknolojileri, insan hakları ile sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve meslek kuruluşlarının sorumlu olduğu genel başkan yardımcılıkları” dedi.
CHP lideri, Celal Bayar Üniversitesi’nde Bülent Arınç’ın ziyaretini protesto etmek isteyen öğrencileri okuldan atmakla tehdit eden Rektör Mehmet Pakdemirli’nin kendisine hatırlatılması üzerine şöyle konuştu:“Bir yöneticinin gençlere töleranslı davranmaması, onların anma etkinliğine oldukça sert sözlerle engel olması üniversiteye yakışmaz. Üniversiteler özgürlük mekanlarıdır. Özgürlüğün olmadığı yerde bilim de olmaz. Bilime, insanlığa katkı da bulunabilmesi için üniversitenin özgür olması gerekir. Bir rektör gençlere kızıp ‘Siz susun, ben sizin yerinize düşünürüm’ anlayışı ile hareket ediyorsa o rektör bilim adamı değildir”
Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin üç komutanın terfi ettirilmemesi ile ilgili kararı hakkında Kılıçdaroğlu, “Biz bir hukuk devletiyiz. Hukuk devletinde yargı kararkarı uygulanır, anayasanın emri bu. ‘Benim arzu ettiğim şekilde karar verdi ya da vermedi’ şeklinde bir mantık olmaz, Hukukun üstünlüğü kabul edilmişse, kurallara uymak zorunludur. Uymayanlar görevlerini kötüye kullanmış olurlar” dedi.
CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül için yaptırıldığı ileri sürülen ve 35 milyon dolara mal olacağı belirtilen yatla ilgili ise, “Ülkede işsizlik bu boyuttaysa, binlerce çocuk gece yatağına aç yatıyorsa, bir ülkenin cumhurbaşkanı o yatla gezemez” dedi.
Kaynak:Milliyet
Türkiye’nin 4 Avrupalı Dostu
AB liderleri genişleme konusunda kritik tartışmaların eşiğindeyken İsveç, İtalya, İngiltere ve Finlandiya dışişleri bakanları Türkiye’nin üyeliğine destek çıktı. Dört bakanın imzasıyla yayımlanan makalede Türkiye ekonomisinin gücüne vurgu yapıldı
Türkiye’nin 4 Avrupalı Dostu
Gelecek hafta Avrupa Konseyi toplantısında Türkiye’nin “İlerleme Raporu” üzerinden yapılacak kritik tartışmalar öncesinde dört üye ülkenin dışişleri bakanından Ankara’ya destek geldi. İsveç, İtalya, Finlandiya ve İngiltere dışişleri bakanları Carl Bildt, Franco Frattini, William Hague ve Alexander Stubb; International Herald Tribune gazetesi için ortaklaşa kaleme aldıkları makalede, Türkiye’nin diğer aday ülkelerden farklı olarak, Avrupa’nın farklı alanlardaki çıkarlarını bir adım ileriye götürebileceğine dikkat çekti.
“Avrupa, tekrar dışarıya bak” başlığını taşıyan makalede bakanlar, ekonomik krizin Avrupa’nın daha büyük bir dinamizme ihtiyaç duyduğunu ortaya çıkardığına dikkat çekerek, “Krizin etkisini üzerimizden atmaya çalışırken, serbest sermaye, ürün, hizmet ve istihdam akışını genişletme fırsatını görmemezlikten gelme gibi bir lüksümüz yok” dedi.
Bazı çevrelerde Türkiye’nin AB üyeliğinin yaratacağı sonuçlara yönelik ciddi endişelerin olduğunu belirten bakanlar, “Bir zamanlar İngiltere’de olduğu gibi büyük ve kendine güvenli bir ulusu AB’ye dahil etme fikri, Birliğin eski üyelerinden ciddi bir muhalefet görüyor. Benzer karşıt sesler, İsveç ve Finlandiya’nın AB kapısını çaldığı zaman da duyulmuştu” dedi.
Türkiye’yle ilgili endişelerin meşru olabileceğini söyleyen bakanlar, buna karşılık yeni üyelerin Avrupa’nın yeniden bir ekonomik dinamizm yakalamasına ve dünyayı ilgilendiren sorunlarda daha fazla söz sahibi olmasına da yardımcı olabileceğini vurguladı.
Türkiye’nin diğer aday ülkelerden farklı olarak Avrupa’nın güvenlik, ticaret, enerji ağları konusundaki çıkarlarını bir adım ileriye götürebileceğini hatırlatan bakanlar; Türkiye’nin AB için avantajlarını ise şu sözlerle sıraladı:
“Türkiye sınıfında tek. Dünya sahnesinin önemli bir oyuncusu ve hatırı sayılır bir nüfuza sahip. Ekonomisinin bu yıl yüzde 5’in üzerinde bir büyümeye imza atması bekleniyor. Euro Bölgesi’nin ortalaması ise yüzde 1 olacak. OECD, 2050’ye kadar Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük ikinci ekonomisi olacağını öngörüyor. Avrupa’daki Türk girişimciler, 40 milyar euro değerinde bir iş hacmine sahip ve toplamda 500 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. AB’ye dahil bir Türk ekonomisi ihracatçılar ve yatırımcılar için yeni fırsatlar yaratabilir, bizi Orta Asya ve Yakın Doğu’daki pazarlara ve enerji kaynaklarına bağlayabilir.”
AB dışişleri bakanları yarın Brüksel’de düzenlenecek Genel İşler Konseyi toplantısında genişleme sürecini masaya yatıracak. Bu toplantıda Türkiye’nin AB üyelik süreci de ayrıntısıyla ele alınacak.
Bakanların makalesinde, bu toplantılarla ilgili, “Aslında sorulması gereken soru Türkiye’nin Avrupa’ya sırtını çevirip çevirmediğinden çok Avrupa’nın son 50 yıllık entegrasyon sürecine rehberlik eden temel değerlerine ve prensiplerine sırtını çevirip çevirmediği” değerlendirmesi yapıldı. Makalede Türkiye’nin üyelik yolunda yapılması gereken geniş kapsamlı reformların ortasında yer aldığı da belirtildi. Bakanlar, temel insan hakları konusunda adımlar atıldığını, ekonomi reformlarının devam ettiğini görmek istediklerini vurguladı.
Kaynak:Milliyet
ABD’nin Türkiye Düşmanı Liderleri Gidiyor
ABD’de önümüzdeki salı yapılacak ara seçimlerde şimdiki Başkan Nancy Pelosi’nin yerine Türkiye dostu olarak tanınan Cumhuriyetçi John Boehner’in geçmesi bekleniyor.
Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğa geçeceği, ancak Senato’da Demokratların, sayıları düşse de çoğunluklarını koruyacağı tahmin ediliyor. Bu durumda Temsilciler Meclisi Başkanı olması beklenen Boehner, geçmişte Ermeni tasarılarına karşı tutumuyla bilinen ve Türkiye-ABD müttefikliğine vurgu yapan isimlerden.
Boehner, 2007 yılında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nden geçen Ermeni tasarısının Genel Kurul’da oylanıp oylanmayacağının tartışıldığı bir sırada katıldığı bir televizyon programında, 1915 olaylarının niteliğinin, Washington’daki politikacılar değil, tarihçiler tarafından belirlenmesi gerektiğini söylemişti. Boehner, “Türkiye, teröristlerle savaşımızda çok önemli bir müttefik” demişti.
Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu sağlamaları, Türkiye karşıtı diğer bir isim olan Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Demokrat Howard Berman’ın da görevini bırakmasını gerektirecek. Berman’ın yerine, komitede Cumhuriyetçi Parti’nin en kıdemli üyesi Ileana Ros-Lehtinen’in gelmesi öngörülüyor. Lehtinen, bu yılın mart ayında Temsilciler Meclisi’nden geçen Ermeni tasarısının oylamasında tasarıya karşı oy kullanmıştı.
Kaynak:Milliyet
Rompuy’dan Türkiye’ye Övgü Yağdı
AB Konsey başkanı olan Herman Van Rompuy’dan Türkiye’ye övgü yağdı.
Hollanda Lahey’de konuşan Herman Van Rompuy Türkiye ve Brezilya’nın İran’la olan nükleer müzakerelerinden bahsetti.
Van Rompuy, “Son dönemde gördük ki Brezilya ve Türkiye, yaşlı Batılı güçlere rücu etmeden İran’la üst düzeyde nükleer müzakereler yürüttü. Her ne kadar istenilen sonucu vermese de bu girişimin emsali yoktur” diye konuştu.
AB’nin krizlerle boğuşurken Çin, Hindistan ve Brezilya gibi gelişen ekonomilerin hızlı büyümeyi sürdürdüğünü belirten Van Rompuy, engelleme imkanına sahip olmadıkları bu gelişmenin, dünyada yoksulluğun azaltılması kapsamında olumlu tarafları da bulunduğunu kaydetti.
Gelişen ekonomilerin güçlendikçe Batılı şirketleri satın almasından duyduğu endişeyi dile getiren Van Rompuy, Çin Başbakan Yardımcısı Zhang Dejiang’ın geçen hafta ziyaret ettiği Yunanistan’da Pire Limanının 35 yıllığına kiralanması başta olmak üzere, milyarlarca avroluk satın alma ve yatırım kararlarına imza attığını hatırlatarak, “’Orası Akdeniz, mali açıdan kötü durumdalar, bizi etkilemez’ diyebilir miyiz” sorusunu sordu.
İsim vermeden Hollanda-İngiliz ortaklığındaki demir-çelik devi Corus’un 2007 yılında Hintli Tata tarafından satın alınmasını da gündeme getiren Van Rompuy, “gelişmekte olan ülkelerin artan ekonomik güçlerinin siyasi güçlerine nasıl yansıyacağını anlamaya çalıştıklarını” belirtti.
Van Rompuy, BM Kopenhag iklim zirvesinde Amerikalı, Çinli, Brezilyalı ve diğer liderlerin bağlayıcı anlaşma yaptıkları odaya AB temsilcilerini almamalarını “Kendi evimizde küçük düşürüldük” diye değerlendirdi.
Tüm bu tecrübelerin “AB’nin hiçbir üyesinin tek başına küresel düzeyde belirleyici rol sahibi olmadığını” öğrettiğini kaydeden Van Rompuy, ABD’nin de yeni Güvenlik Stratejisinde “tek başına dünyada hiçbir sorunu artık çözemediğini” kabul etmek zorunda kaldığını hatırlattı.
AB Konseyi Başkanı Van Rompuy, AB ve ABD’nin “küresel ekonomik, demografik ve siyasi gücünün gelecek 20-30 yılda istikrarlı şekilde gerilemeye devam edeceği” tespitinde bulundu.
Van Rompuy, AB’nin gelecek zirvelerinde dış politikaya daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini vurguladı.
Kaynak: Milliyet
İsrail’in Yeni Temsilcisi Tony Blair Seçildi
Bir İsrail gazetesinin haberine göre, Gazze yardım gemilerine yapılan kanlı baskının ardından zor durumda kalan İsrail’in yeni halkla ilişkiler temsilcisi Tony Blair seçildi. Tony Blair’in İsrail’in yeni politika değişikliğinin dünyaya anlatılması için en uygun kişi olduğu düşünülüyor.
“Netanyahu’nun partisi Likud’un grubunda konuyla ilgili kısa bir açıklama yaptığını ve yabancı basına İngilizce bir açıklamayla yetindiği” belirtilen haberde, “Blair’in bir televizyondan diğerine koşuşturduğu ve iki gün içinde yabancı basın kuruluşlarına 6 demeç verdiği, zor sorulara karşı engin tecrübesiyle karşılık verip Gazze ablukasının yumuşatılması ve İsrail’in yeni politikası konusunda uluslararası kamuoyunun desteğini sağlamaya çalıştığı” kaydedildi.
Haberde, Netanyahu’nun yardımcılarının, objektif ve uluslararası alanda nüfuzu olan bir kişi olması nedeniyle Blair’in politika değişikliklerini sunmasının daha iyi olacağına karar verildiğini ifade ettiği belirtildi.
Başbuğ’un MHP’ye Olağanüstü Hal Cevabı
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un MHP’ye olağanüstü hal cevabı gecikmedi. Başbuğ, “Olağanüstü halin tekrar geri gelmesi söz konusu olamaz” dedi.
Çanakkale’de düzenlenen ‘İpekyolu Ülkeleri Genelkurmay Başkanları Toplantısına katılan Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ gazetecilerin sorularını yanıladı. Hakkari’deki hain saldırıda istihbarat zayıflığı konusuna ilişkin söylemlere katılmadığını söyledi.
Org. Başbuğ MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ‘olağanüstü hal ilan edilsin’ önerisine de yanıt verdi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ, “Olağanüstü halin tekrar geri gelmesi sözkonusu değil. Şehitlerin acısını anne baba ve kardeşlerinden sonra en çok hisseden benim” dedi.
Terörle mücadelede, İsrail’den satın alınan gözcü sistemleri olan Heronları Irak’ın kuzeyinde 10 gündür kullandıklarını söyledi. Sistemin bu konuda eğitim alan Türk askerleri tarafından kullanıldığını söyleyen Org. Başbuğ, sistemin dezavantajının kötü havalardan etkilenmesi olduğunu söyledi.
Terörle mücadelenin tam olarak anlaşılabilmesi için oradaki bölgenin coğrafyasının da bilinmesi gerektiğini belirten Başbuğ, Türkiye Irak sınırının bulunduğu coğrafyanın dünyanın en zor coğrafyası olduğunu vurguladı. Saldırıda bir istihbarat zaafiyeti olduğu yönündeki iddialarını reddeti. Başbuğ konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bir kere arazi çok zor bir arazi. Mücadele ettiğimiz terörist. Terörist nedir? Terörist elinde silahı olan, ağır silahı olmayan, dağlardan tepelerden hareket eden insanlar. Bütün terörist hareketleri tespit etmeniz mümkün değil, büyük bir araziden, büyük bir coğrafyadan bahsediyoruz.”
Terörle mücadele konusundan görevlerinin, teröristlerin bulup etkisiz hale getirmek olduğunu söyleyen Başbuğ, “Terörle mücadele zor, her zaman söylüyoruz. Karşınızda silah taşıyan ateş eden terörist var. Bu bir çatışmadır. Acıdır. Ama sabırlı olmamız lazım. Sabırla, kararlılıkla mücadeleye devam edeceğiz” dedi. Başbuğ şehitlerin acısını anne, baba, kardeş ve eşten sonra en fazla yaşayanların kendileri olduğunu söyledi.
Kaynak: Milliyet
Bu Yasak Dünyayı Şok Etti!
İran Uluslararası Atom Enerjişi Kurumunun müfettişlerinin ülkeye girişini yasakladı. Bu yasak dünyayı şok etti!
İran, UAEK’in iki müfettişinin ülkenin nükleer faaliyetleri hakkında basına yanlış bilgi aktardıkları gerekçesiyle ülkeye girmelerini yasakladı.
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Ali Ekber Salihi, devlet radyosuna yaptığı açıklamada, “Ülkenin nükleer programı hakkında yanlış ve gerçekdışı bilgi veren ve zamanından önce bilgileri basına sızdıran UAEK müfettişlerinin ülkeye girişlerine müsaade etmeyeceklerini” bildirdi.
Salihi,” Böyle bir olay Viyana’daki kurumun son oturumunda yaşandı. İki kurum müfettişi yanlış ve gerçekdışı olan bir rapor sundu. Biz de itiraz ederek bu iki kurum çalışanının İran’a girmesini yasakladık ve kurumdan bu iki kişi yerine başka denetçilerin görevlendirmesini istedik ”diye konuştu.
İran Meclisi, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde alınan yaptırım kararına tepki olarak 17 Haziran’da toplanarak, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) çerçevesinde UAEK ile işbirliğini sınırlayan kanun tasarısının görüşülmesini kabul etmiş. 290 sandalyeli meclisteki hazır bulunan 197 milletvekilinin 180’ninin lehte oy kullandığı tasarı onaylanırsa, NPT hükümleri dışında UAEK tarafından istenilen teftiş istekleri reddedilecektir. Önümüzdeki günlerde yasalaşması beklenen tasarı da,‘uranyum zenginleştirme tabanının yüzde 20 oranına yükseltilmesi’ ve ‘İran gemi ve uçaklarının aranması halinde misilleme yapılması’ maddeleri de yer almaktadır.
Kaynak: Milliyet
Erdoğan’dan Köşe Yazarlarına Sert Tepki
İsrail ile meydana gelen krizden dolayı AKP’yi eleştiren köşe yazarlarına Başbakan Recep Tayyip Erdoğan çok sert bir dille yanıt verdi. AK Parti İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, “Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi?” diye sordu.
Başbakan Erdoğan, partisinin Genel Merkezi’nde, gerçekleştirilen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda yaptığı konuşmada gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunurken yine medyayı hedef aldı. Erdoğan terör, dış politika, yargıyla ilişkiler gibi konularda şunları söyledi:
MAŞALLAH CESURLAR: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’ öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Farkımız bu.
ANAYASA ÇİĞNENDİ: Bir şeyi çok açık, net söylemem gerekir. Kısa bir süre önce, birkaç gün önce malum 9 tane yargı mensubuna, hakime, malum yine bir dava açılması neticesinde üst mahkemenin kalkıp da ceza vermesini bu ülkede hukuk adına ciddi sıkıntı süreci olarak görüyorum. Bugüne kadar olmamış ve yeni kapıların açılmasına mesnet teşkil edecek bir adımdır. Bakınız henüz hakkında karar kesinleşmemiş ve yargı sürece devam ederken, Anayasayı çiğneyerek böyle bir kararı verme yetkisini üst mahkeme kendisinde nereden buluyor? Bu bir.
GÜVEN AZALIYOR: İkinci bir konu, bundan sonra mahkum olanına, tutuklusuna kadar hepsi için bir kapı açılacak mı? Açılacak. Şimdi, herkes müracaat edip aynı şekilde bu tür davaları açmak suretiyle kendilerine yeni çıkış yolları arayacak mı? Arayacak. Ne olacak? Bunun altından neyle kalkacaksınız? Hangi hukuka ve hangi maddeye dayalı olarak böyle bir adım atıyorsunuz? Bunun ideolojiden ayrı bir yanı olamaz. Bunun kendi özel dünyalarındaki verilmiş karardan başka bir özelliği yoktur. Buna ne kendileri inanıyorlar ne de milleti inandırabiliyorlar. Ben inanmıyorum, kimsenin de inandığına ihtimal vermiyorum. Çünkü yargı o kararla güvenirliğini adeta bitirmiştir. 9 hakime böyle cezayı verdiğiniz andan itibaren bu ülkede yargının güvenirliği kalmaz. Yasama, yürütme, yargı, üçünün de ortak paydası bu milletin evlatları olmalı. Onlar adil karar neticesinde kendi adalet mekanizmasına güvenmelidir. Halk eğer adalet mekanizmasına güvenmiyorsa, burada sıkıntı vardır.
TUZAKLAR KURULDU: Bize 7.5 yıl boyunca çok büyük tuzaklar kuruldu. Önümüze çok büyük engeller çıkarıldı. Vazgeçmeden boyun eğmeden geri adım atmadan tüm bu engelleri aştık, tüm bu tuzakları geçtik, tüm badireleri atlattık, içeride, dışarıda. Çetelere göz yummadık. Çetelerle mücadelede asla yılgınlık göstermedik. Şu anda da aynısını yapıyoruz, aynısını yapacağız.
ROTAYI MEDYA BELİRLEMEZ: Yurt içinden, yurt dışından Türkiye’ye yönelik her türlü saldırıya, kampanyaya, kara propagandaya boyun eğmeden direneceğiz. Benim ülkemde artık, iç politikaya, dış politikaya karanlık odaklar yön veremeyecek. Benim ülkemin rotasını, içeride ya da dışarıda atılan milletimin hissiyatını yansıtmayan gazete manşetleri veya televizyon ekranları belirleyemeyecek. Bunu böyle bilin. Benim milletimin istikametini terör örgütleri çizemeyecek.
UYSAL DEĞİLİZ: Değerli kardeşlerim, birçok şeyler söyleyebilirler, yanınıza gelebilirler. Diyebilirler ki ’Çok da sert gidiyoruz, biraz yumuşatalım’ Arkadaşlar biz sert gitmiyoruz, yumuşak da gitmiyoruz. Biz tam orta yolda gidiyoruz. Hak neyse, hukuk neyse gereğini yapıyoruz. Her zaman söylüyorum, eğer biz Akif’in nesliysek, İstiklal şairimizin ifade ettiği gibi, ’Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum’ Biz uysal değiliz. Biz mazlumun yanında, zalimin karşısında olacağız. Bu genlerimize işlemeli. AK Parti’li bunun idrakinde olmalı. Şu ana kadar böyle yürüdük. Böyle yürüyeceğiz.
SÜNEPE MİYİZ?: Şu son gelişen olaylarda bile, ’Türkiye-İsrail arasında barışın olması için İsrail yönetiminin gitmesi lazım, Türkiye’den AK Parti yönetiminin gitmesi’ lazım diyen köşe yazarları var bu ülkede. Bunu utanmadan, sıkılmadan televizyonlarda söyleyecek kadar da maşallah cesurlar. Onlar bunu söyleyecek kadar cesur, bu ülkenin başbakanı, iktidar partisinin genel başkanı bunu seyredecek kadar ’sünepe’öyle mi? Hangi patrondan gücünü alırsan, hangi medya grubunun mensubu olursan ol, bizi bağlamaz. Biz gücümüzü halktan ve Hak’tan alıyoruz. Bizim farkımız bu.
MAHCUP OLACAKLAR: Bu kampanyada uluslararası basın öncü rol oynuyor. Maalesef bizdeki malum basın kuruluşları ve malum yazarlar da bu kampanyaya su taşımaya devam ediyor. Biz içerde ve dışarda yürütülen bu çirkin kampanya karşısında elbette geri adım atmayacak, basit menfaatlerin hesabını yapmayacak, ülkemizin, vatandaşlarımızın hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz. Bizim sorunumuz İsrail’deki hükümetin hukuk tanımazlığıyla ilgili, İsrail halkıyla değil. Bu sorunu bir Türkiye, ABD sorunu gibi göstermeye çalışanlar, bu sorunu bir eksen kayması gibi göstermeye çalışanlar yanılgı içindeler ve mahcup olacaklardır.
İRAN MESELESİ: Biz Tahran anlaşmasını, ABD Başkanı’nın, bana ve sayın Lula’ya yazmış olduğu mektuplar çerçevesinde yürüttük. Ve bu mektup çerçevesinde yürüttüğümüz gibi kendileriyle anlaşma sonrası yaptığım telefon görüşmesinde de atılan bu adımın gerçekten takdir edilecek bir adım olduğunu söylerken ’İran’a güvenmediklerini’söylediler. Artık bunu söylemek zorundayım. Güvenmediklerini söylediler, biz de dedik ki ’mektupta verilen sözler, anlaşmada olanlar, eğer yerine gelmezse, o zaman İran, Türkiye’den de, Brezilya’dan da desteğini kaybeder’dedik. Ama İran, Viyana’ya yazdığı mektupta sözünü yerine getirdi. Viyana grubu ne yazık ki oylanacağı sabahı cevabını yazdı. Çok enteresan, niye bu ana kadar bekletildi? Bunlar hep tarihin kaydına giren görüşmelerdir. Daha sonra açıklanacaktır.
Kaynak: Milliyet
İsrailli Bakandan “Boykotu Durdurun” Çağrısı
31 Mayıs’ta meydana gelen İsrail’in Gazze’ye insani yardım amaçlı gemilere yaptığı kanlı baskının ardından hem Türkiye’de hem de İsrail’de ticarette karşılıklı boykot başladı. İsrail Sanayi Bakanı Ben Eliezer Türk mallarına boykotu durdurun çağrısı yaptı, ilgili şirketlere de mektup gönderdi.
İsrail Ticaret Ateşesi Doron Abrahimi ise, “Ticarete bu gerilimlerin yansımasının sınırlı olacağını düşünüyoruz” dedi.
Sanayi Ticaret ve Çalışma Bakanı Binyamin Ben Eliezer’in boykot yapanlarla mektup göndererek bunu sonlandırmalarını istediğini açıklayan Abrahami, “Bu tür davranışlar ağır ekonomik sonuçlar doğurabilir. Boykotun nerede biteceğini bilemeyiz. Türkiye’de de boykot başladı. Ticaretin yüzde 25’ini etkileyebilecek büyüklükte. Bizim bakanımız devrede. Devlet Bakanı Zafer Çağlayan’ın da devreye girmesini istiyoruz. Boykot bitmeli” dedi. Öte yandan Abrahami, “Savunma ilişkilerinde henüz açıklanan somut bir iptal söz konusu değil” diye konuştu.
Türkiye’nin İsrail’e yaptığı ihracatın ilk 3 ayda yüzde 37 arttığını ileten Abrahami, şöyle konuştu: “One minute krizine karşın ticari ilişkiler sürdü. Bu çok büyük bir büyüme rakamı. İnsanlar ticaretin ve politikanın başka şeyler olduğunu anladılar. Türkiye ve İsrail arasındaki ticaretin, savunma harcamaları hariç bu yılın sonunda 3 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Olaydan hemen sonra bile Türk firmalar bizi aradı, ‘İsrail ile nasıl ticaret yaparız’ı sordu.”
2008’de 600 bin, 2009’da 400 bin İsrailli turistin Türkiye’ye geldiğini hatırlatan Abrahimi, “İsrailliler Türkiye’ye çok severler. THY’nin haftada 25 uçuşu var İsrail’e. 7-8 bin yolcu. İsrail’de en çok yolcu taşıyan havayoluydu. Son kriz sonrası yolcu sayısı yüzde 50 düştü. Sonuçta THY Türkiye’nin şirketi. Bu kriz Türkiye’nin turizmine zarar veriyor” dedi.
Kaynak: Milliyet





