Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye Büyük Süprizi
Avrupa Birliğinin Türkiye’y büyük bir süprizi var. Ne mi?
Almanya’nın önde gelen gazetesi “Die Welt” Türkiye’nin son dönemdeki dış politikasınının değerlendirildiği bir dosya hazırladı. Dosyada AB’li diplomatların yeni bir Türkiye stratejisi üzerinde yaptıkları çalışmaların olduğu belirlendi.
Die Welt’in haberinde Avrupa Birliği’nin yıl sonundaki Türkiye Zirvesi’nde Türkiye’ye çok önemli tekliflerde bulunacağı iddia edildi. Türkiye’nin yeni stratejisi üzerine çalışan üst düzey bir AB’li diplomat, Türkiye’nin önem verdiği müzakere başlıklarını açacaklarını ve bu ülkeye vize muafiyeti getirileceğini söyledi.
Die Welt’in hazırladığı dosyada Türkiye’nin son dönemde Batı’dan uzaklaşmasına İsrail’in Gazze’ye yardım götüren gemilere saldırarak 9 Türk’ü öldürmesinin sebep olduğu ifade edildi.
Kaynak: Milliyet
Eksen Kayması Tartışması Devam Ediyor
Eksen kayması tartışması devam ediyor. Son olarak Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu konuyla ilgili açıklamalar yaptı ve bu tartışmaları iyi niyetli ve tarafsız bulmadığını söyledi.
Düzenlediği basın toplantısında konuşan Davutoğlu, “Ve dikkat ederseniz, Türkiye ne zaman çevre bölgelerinde aktif hale gelmişse, etki gücü artmışsa, bu tür tartışmalar özellikle başlatılmıştır. Biz bunları iyi niyetten, objektiflikten yoksun, konjonktürel değerlendirmeler olarak görüyoruz” diye konuştu.
Davutoğlu : “Türkiye, Yunanistan ile çok kapsamlı anlaşmalar imzalarken eksen kayması tartışması olmuyordu da, Ortadoğu’da daha aktif rol aldığında mı oluyor. Türkiye, Suriye-İsrail görüşmelerini yürütürken eksen kayması yokken, şimdi Türkiye Gazze konusunda insani bir tutum aldığı zaman mı eksen tartışması oluyor. Türkiye Irak’ta Sunni grupları sürece sokarken Doğu’ya dönmüş olmuyordu da, şimdi Türkiye bölgede daha aktif rol aldığı zaman mı bu tartışmalar başlıyor. Türkiye AB sürecini kararlı bir şekilde Avrupa’daki bazı çevrelerin bütün caydırıcı adımlarına rağmen eksen kayması yaşamıyordu da, şimdi mi yaşıyor. Bunlar son derece gereksiz tartışmalardır.”
Türkiye’nin dış politikasının, Türkiye’nin coğrafyası ve tarihine uygun şekilde çok boyutlu ve bütün bu unsurları kuşatan şekilde sürdürüleceğini belirten Davutoğlu, Türkiye’nin çok boyutlu dış politikasının ana unsurlarının başında AB ve NATO üyeliğinin geldiğini kaydetti.
Kanlı Baskın Türk Şirketlerini Vurdu
İsrail’deki kanlı baskın Türk şirketlerini vurdu. Mavi Marmara yardım gemisine yapılan baskın İsrail’deki Türk şirketlerini de etkiledi.
Bir İsrail icra mahkemesi, İsrail’in en büyük inşaat şirketleri arasında yer alan Yılmazlar İnşaat’ın on milyonlarca şekellik alacaklarına, sorunlu olduğu bir firmanın başvurusu üzerine tedbir koydu. Yılmazlar İsrail Genel Müdürü Ahmet Arık, mahkemenin kendilerini dinlemeden verdiği kararın “tam bir hukuksuzluk” örneği ve “tamamen siyasi” olduğunu söyledi.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Yılmazlar grubuna, Mavi Marmara’ya yapılan operasyondan 9 gün sonra bir mahkeme celbi ulaştı ve tüm alacaklarına el konulduğu belirtildi. Tel Aviv’deki icra mahkemesi, bu kararını Yılmazlar’ın yıllar önce adlarına inşaat yaptığı Mişhav adlı bir inşaat grubu ile aralarında devam eden bir uzlaşmazlıktan dolayı, söz konusu firmanın mahkemeye yaptığı “Türkiye ile İsrail arasında yaşanan gerilim nedeniyle, Yılmazlar İnşaat’ın artık İsrail’de kalmayacağı; bu nedenle açmaya hazırlandıkları davayı kazansalar bile paralarını alamayacakları yolundaki” iddiasına dayandırdı. Mahkeme, bu konudaki kararını verirken ne söz konusu firmanın daha önce iş mahkemesine yaptığı başvurudaki eksikler nedeniyle davayı açamadığına baktı; ne de Yılmazlar İnşaat’tan herhangi bir görüş sordu.
İcra mahkemesinin aldığı karar, Yılmaz’ın iş ilişkisinde bulunduğu tüm şirketlere de gönderilerek, Yılmazlar’a yaptığı ödemelerin dondurulması istendi.
Yılmazlar’a dava açmaya hazırlanan, ancak davası henüz iş mahkemesince de kabul edilmeyen Mişhav şirketi, bu kez icra mahkemesine başvurup aynı gün karar aldırttı. Mişhav’ın mahkemeye başvurusu tamamen siyasi içerikli. Başvuruda, “İsrail hükümetinin Yılmazlar inşaat şirketine lisans vermesi, yüzlerce işçi için istihdam sağlamasının politik bir karar” olduğu savunuluyor; iki ülke ilişkilerinin problemli bir noktaya geldiği, “Türkiye’den Gazze’ye çıkarılan gemilerin de durumu daha da kötüye sürüklediği” ifade ediliyor. Başvuruda, ilişkilerin en düşük seviyeye indiği belirtilirken, “Bundan dolayı, Yılmazlar İnşaat şirketinin İsrail’deki faaliyetlerine devam edemeyeceğini düşündüğümüz için, açmış bulunduğumuz mahkemeyi kazandığımızda, alacağımızı tahsil edemeyeceğimizden, Yılmazlar İnşaat’ın hesaplarına el konulmasını talep ediyoruz” deniliyor.
Yılmazlar İnşaat’ın İsrail’deki Genel Müdürü Ahmet Arık, İcra mahkemesinin, bir diğer mahkemedeki gelişmelere bile bakmadan başvuruyla aynı gün aldığı kararın tümüyle siyasi ve isimlerini karalamaya yönelik olduğunu vurguladı.
Arık, dün mahkemeye itirazlarını sunduklarını ve İsrail’de 2012 yılına kadar devam eden projeleri, ayrıca kontrat aşamasında bir çok işleri bulunduğunu anlattıklarını dile getirdi.
Yılmazlar’ın halen İsrail’de devam eden inşaat işlerinin tutarının 100 milyon doların üzerinde bulunduğunu ifade eden Arık, söz konusu şirketle problemlerinin ancak 500 bin dolar düzeyinde olduğunu, buna rağmen mahkemenin milyonlarca dolarlık tüm alacaklarına el konulması kararının da siyasi olmaktan öte bir anlam taşımadığının altını çizdi.
Arık’ın verdiği bilgiye göre, Mişhav şirketi ile anlaşmazlık da söz konusu şirkete Yılmazlar’ın yıllar önce yapıp teslim ettikleri konutlardaki, daire sahiplerinden gelen ve bozulmaların tamiri taleplerinden konusundan kaynaklanıyor.
İsrail’deki inşaat firmalarının, yaptıkları işlerde meydana gelen sıva bozulmasından, yapıların içindeki en ufak bir seramik ya da mermerin kalkmasına kadar tamirinde, belli bir süre sorumluluğu bulunuyor. Ancak Arık, inşaatlardaki sorumluluk sürelerinin de sona erdiğini, buna rağmen, diğer şirketin aksini ile sürüp, kendilerine dava etmeye kalktığını anlattı. Mişhav’ın bu gerekçeyle önce Tel Aviv iş mahkemesine başvurduğunu, ancak dava dilekçesinin eksiklik ve noksanlıkları nedeniyle henüz kabul bile edilmediğini söyleyen Arık, iş mahkemesinin, söz konusu şirkete, dosyasını tam hazırlaması için Kasım ayına kadar süre verdiğini de hatırlatıp, “Ortada henüz açılmış bir dava bile yokken icra mahkemesine gidip, karar çıkarttılar. İcra mahkemesi olay nedir, ne değildir bakmadan etmeden, tek yanlı bir karar alarak, siyasete alet oldu. Ödemelerimizi yapamıyor; işçilerimizin parasını ödeyemiyoruz. İsrail’deki itibarımızı zedelemeye çalışıyorlar” dedi.
Hem İcra mahkemesine itirazda bulunan, hem de Mişhav şirketi aleyhine 20 milyon şekellik (yaklaşık 6 milyon dolar) bir tazminat davası açmaya hazırlanan Yılmazlar İnşaat Genel Müdürü, “Bütün bunlar biz bir Türk şirketi olduğumuz için… Mahkemelerin objektif kriterlere göre hareket etmesi gerekirken, böyle hukuksuzca bir kararın nasıl alındığını avukatlar bile çözemedi. Asıl sorun burada… Bunca yıldır İsrail’de iş yapan bir firma olarak, ilk kez böyle bir şeyle karşılaştık. Niyetleri bizi yıldırıp hukuk dışı uygulamalarla İsrail piyasasından çıkartmak” diye de ekledi.
Kaynak: Milliyet
İl Başkanlığı Krizi Çözüldü
CHP’de il başkanlığı krizi çözüldü. MYK Üyesi Berhan Şimşek İstanbul İl Başkanlığı’na atandı. Gürsel Tekin ise Berhan Şimşek’ten boşalan MYK üyeliğine getirildi.
MYK’da Kılıçdaroğlu, İstanbul İl Başkanlığı için, MYK üyesi Berhan Şimşek’i önerdi ve söz konusu atama oybirliğiyle yapıldı. Kılıçdaroğlu, Şimşek’ten boşalan MYK üyeliği içinse PM toplantısında Tekin’i önereceğini açıkladı. Bu öneriye MYK üyelerinden itiraz gelmezken, Kılıçdaroğlu’nun, Önder Önder Sav ile uzlaşarak bu kararı aldığı belirtildi. CHP kulislerinde bu çözümün; hem Tekin’le yakın çalışmak isteyen Kılıçdaroğlu’nu, hem de Tekin’in Genel Başkan Yardımcılığı ve il başkanlığına karşı çıkan Sav’ı tatmin ettiği görüşü hakim oldu.
MYK toplantısı öncesinde Kılıçdaroğlu’nun, Tekin’i telefonla arayarak, “Hayırlı olsun. Sizi MYK’ya teklif ediyorum. Benim yanımda olacaksınız, bütün Türkiye’yi birlikte dolaşacağız” dediği öğrenildi. Tekin’in de bu telefon sonrasında İstanbul’daki yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıyla bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptığı belirtildi. Kılıçdaroğlu’nun, Tekin’i yurt gezilerinde yanında götürerek yakın bir mesai yürütmeyi hedeflediği, Tekin’in sade bir MYK üyeliğinin ötesinde aktif bir işlev üstlenmesini istediği kaydedildi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Hakkı Suha Okay da, CHP İstanbul il yönetiminin son istifalarla birlikte düştüğünü, bu nedenle yeni bir görevlendirme yapıldığını açıkladı. Okay, 2 aylık toplantı süresi beklenmeksizin yakın bir gelecekte toplanacak PM’de bu önerinin oylanacağını ve onaylanacağı düşüncesinde olduğunu söyledi.
Berhan Şimşek ise, “Biz bireysel değil kurumsal siyaset yapıyoruz. Bu bir parti görevidir, değerli kardeşim, sevgili başkanım Gürsel Tekin’i veya bir başka arkadaşı yok saymak gibi şansımızın, lüksümüzün olmadığını bilmemiz gerekiyor” diye konuştu.
Geçen cuma günü bir araya gelen Kemal Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin görüşmesinden net bir mesaj çıkmamıştı. Sadece Tekin yakın çevresine “Dönüyorum” dedi. Edinilen bilgilere göre; bu sırada konu Kılıçdaroğlu ve Önder Sav arasında tartışıldı.
Kılıçdaroğlu, Tekin’i İstanbul’daki ortak mesaileri nedeniyle devre dışı bırakmaya yanaşmazken, Sav etkili bir koltuğa sahip olmasına karşı çıktı. Kılıçdaroğlu, partinin önde gelen isimleri tarafından önerilen Berhan Şimşek’e sıcak baktı. Tekin ile Şimşek’in bir anlamda görevlerini değiştirmelerine karar verildi.
İddiaya göre; Tekin’in listelerin dışında kalacağı, sadece Kılıçdaroğlu’nun isteği nedeniyle PM üyeleri içerisinde yer verileceği kurultaydan bir gün öncesinde belliydi. Nitekim kurultay günü alternatif liste hazırlama çalışmalarına girişen Tekin’in bu tavrı da dikkat çekti. Tekin hafta sonu gazetecilere “İstanbul’a geri döneceği”ni söylerken, İstanbul İl Başkanlığı için kapalı kapılar arkasında kıyasıya bir mücadele yaşanıyordu.
Edinilen bilgiye göre; Sav ekibinin “Gürsel Tekin dönmeyecek” diretmesinin ardından, il başkanlığı için dokuz kişilik bir liste hazırlandı. Bu listede, eski Kültür Bakanı Ercan Karakaş, CHP MYK üyesi sanatçı Berhan Şimşek, Sarıyer eski belediye başkan adayı Gökhan Zeybek, eski Üsküdar İlçe Başkanı Ali Cihat Işık, Esenyurt Belediye Başkan Adayı Dr. Bülent Kerimoğlu, Kadıköy eski ilçe başkanı Şefik Toprak’ın da isimleri bulunuyordu. Bu arada, İstanbul yönetimindeki sekiz kişi de istifa ederek, kamuoyunda “yönetim düştü” tartışması başlattı. Ancak Tekin ve ekibi yönetimin kesinlikle düşmediğini ısrarla vurguladı.
Parti yönetmeliğine göre, MYK istifaları onaylayıncaya kadar yönetim düşmüş sayılmayacağından, İstanbul’daki yönetimin böylece zaman kazanmaya çalıştığı ve bir anlamda Sav’ın operasyonuna direnç gösterdiği belirtiliyor.
Kaynak: Milliyet
Şok Eden Darbe Uyarısı!
3 ülkeye şok eden darbe uyarısı! Avrupa Birliği İspanya, Yunanistan ve Portekiz’i uyardı. AB, borç krizlerine çare bulamazlarsa ülkelerin demokrasilerinin “çökme” tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı. “Bu üç ülke kamu harcamalarını karşılayamaz hale gelirse askeri darbelere kurban gidebilir” denildi.
AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, borç batağına saplanan üç ülkenin, kamu harcamalarını karşılayamaz hale gelmesi durumunda askeri darbelere kurban gidebileceği uyarısında bulundu.
Daily Mail’in haberine göre, Barroso’nun uyarısı, komisyonun İspanya için milyarlarca dolarlık bir kurtarma planı üzerinde çalıştığı bir sırada geldi. Komisyon daha önce de Yunanistan için 650 milyar dolarlık bir kurtarma planı hazırlamıştı.
Aynı zamanda Portekiz’in eski başbakanı olan Jose Manuel Barroso, söz konusu uyarıyı Avrupa Sendikalar Konfederasyonu Genel Sekreteri John Monks ile yaptığı görüşme sırasında yaptı.
Monks, AB Komisyon Başkanı’nın uyarısı karşısında şok olduğunu söyledi.
Geçen Cuma günü Barroso ile görüştüğünü belirten Monks, “Komisyon başkanıyla Yunanistan, İspanya ve Portekiz’in durumunu görüşüyorduk. Barroso, bu üç ülkenin gerekli kemer sıkma önlemlerini yerine getirmedikleri takdirde, bildiğimiz demokrasi olmaktan çıkacaklarını, dolayısıyla başka şansları olmadığını söyledi” dedi.
Monks, Barroso’nun bu üç ülkenin geleceğini hakkında son derece kaygı duyduğunu bildirdi.
Daily Mail, üç ülkedeki darbe tehdidinin ilk kez bu kadar üst düzeyde dile getirildiğini kaydetti.
Daha önce sık sık askeri darbelerle karşı karşıya kalan Yunanistan, İspanya ve Portekiz 1970’li yıllarda demokrasiye geçmişlerdi.
Yunanistan’da 1967 darbesiyle iktidarı ele geçiren Georgios Papadopulos cuntası, 1973’te Tuğgeneral Dimitrios Ioannidis tarafından devrilmişti. Askeri cunta 1974 Kıbrıs harekatından sonra yerini sivil yönetime bırakmıştı.
İspanya’da General Franko’nun diktatörlüğü 1978 yılına kadar sürmüştü.
Portekiz’de ise Salazar rejimi 1932’den 1974’e kadar iktidarda kalmıştı.
Kaynak: Vatan
Barack Obama’nın Baskından Haberi Vardı!
İsrail basını bugün şok bir iddia ortaya attı: Barack Obama’nın baskından haberi vardı!
İsrail’in Mavi Marmara yardım gemisine düzenlediği kanlı baskının yankıları hala sürüyor. İsrail’in Arutz Sheva gazetesi de ortaya öyle bir iddia attı ki!
Arutz Sheva gazetesinin haberine göre Obama operasyonu biliyordu ve operasyonun detayları için İsrail ile pazarlık bile yaptı, göz yaşartıcı bomba ve aşırı şiddet kullanılmaması konusunda uyarıda bulundu.
İsrail komandoları tarafından 30 Mayıs’ta Gazze’ye yardım taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası sularda gerçekleşen ve 9 kişinin ölümüyle sonuçlanan baskının ABD ile istişareler sonucu yapıldığı iddia edildi. İsrail’de yayınlanan Arutz Sheva gazetesinin Amerikan diplomatik kaynaklara dayanarak verdiği habere göre İsrail, gemiye baskın düzenleyeceği bilgisini günler öncesinden ABD Başkanı Barack Obama’ya bildirdi. Obama, baskına izin verdi ancak operasyon sırasında çok temkinli olunmasını istedi. Obama’nın silah kullanımı konusundaki uyarıları ve gemilere indirme yapıldığı sırada göz yaşartıcı bomba atılmaması yönündeki kesin isteği diplomatik bir dille İsrail yönetimine iletildi.
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, Obama’nın taleplerini kabul etti ve operasyon için düğmeye basıldı. Ancak İsrail istihbaratı MOSSAD, Mavi Marmara gemisinde silahlar bulunduğu ve yakın dövüş konusunda eğitimli kişiler olduğu istihbaratını verince İsrail, bir kez daha Amerika ile temasa geçerek “askerlerin zarar görmesi durumunda bu uyarıların gözardı edileceği” bilgisini iletti. İddiaya göre askerler Obama’ya verilen söz kapsamında “paintbal” silahlarla gemiye indi. Ancak birkaç askerin yaralanmasının ardından komandolar üzerlerindeki tabancalarla karşılık verdi.
Beyaz Saray, operasyonun hemen ardından yaptığı açıklamada İsrail’in kendilerine baskın öncesinde bilgi vermediğini, baskından herkesle aynı anda haberleri olduğunu açıklamıştı.
İsrail’in Haaretz gazetesine konuşan Beyaz Saray kaynakları, Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yaptırımlar konusunda kullandığı “hayır” oyunun Washington’da, “Suratlarına indirilmiş bir tokat gibi” algılandığını söyledi. Beyaz Saray Sözcüsü Robert Gibbs ise, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’a yeni yaptırımlar getiren kararın oylanmasında Türkiye ve Brezilya’nın “hayır” oyu kullanmasının “hayal kırıklığı” yarattığını açıkladı. Türkiye ve Brezilya ile aralarında yaklaşımda bir farklılık olduğunu belirten Gibbs, “Dost ve müttefiklerimizle sahip olduğumuz koalisyonu sürdürmek ve dünyaya İran’ın nükleer programını ne kadar ciddiye aldığımızı göstermek için birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
Kaynak: Milliyet
CHPLi Kamer Genç Beyin Kanaması Geçirdi!
CHPLi Kamer Genç beyin kanaması geçirdi. Sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.
CHP’nin Tunceli milletvekili Kamer Genç dün beyin kanaması geçirdi. İddialara göre, rahatsızlanan Genç, beyin kanaması teşhisiyle İbn-i Sina Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, rahatsızlanarak hastaneye kaldırılan Kamer Genç’i telefonla arayarak, durumu hakkında bilgi aldığı bildirildi.
CHP Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada, Kılıçdaroğlu’nun, İbni Sina Hastanesi’nde tedavisine başlanan Genç’i telefonla aradığı ve sağlık durumu hakkında bilgi aldığı kaydedildi.
CHP Genel Başkan Yardımcıları Haluk Koç ve Hakkı Suha Okay ile bazı partili milletvekilleri, geçirdiği kafa travması sonrası İbni Sina Hastanesinde ameliyat edilen Genç’i ziyaret etti.
Koç, çıkışta gazetecilerin sorusu üzerine, Genç’in yaklaşık 2 ay önce koşu sırasında başını ağaç dalına çarparak, travma geçirdiğini anlattı.
Baş ağrısı nedeniyle bugün hastaneye gelen Genç’in tomografi sonucu beyin zarı ile kafa tası kemiği arasında kan birikmesi oluştuğunun belirlendiğini ifade eden Koç, Genç’in bunun üzerine acilen operasyona alındığını belirtti.
Biriken kanın boşaltılmasından sonra yeni kanama olmadığını, bunun kontrolünün yapıldığını kaydeden Koç, “Şu anda sağlık durumu iyi. Herhangi bir yaşam tehlikesi söz konusu değil. Yani kaldığı yerden çalışmalarına devam edecek” diye konuştu.
Genç’in sevenlerine iyi olduğu haberini vermekten mutluluk duyduğunu dile getiren Koç, Genç’in herkese selam söylediğini bildirdi.
Koç, “Telefonla rahatsız edilmemesi için bütün sevenlerine, ben onun aracılığıyla mesaj veriyorum. Bir kere daha söylüyorum. Sayın Kamer Genç son derece sağlıklı, iyi. Çarşamba ya da perşembe günü taburcu edilecek konumda.”
Kaynak: E Kolay
CHP’de İstifa Depremi!
CHP’de istifa depremi yaşanıyor. Partide İstanbul’da tam dokuz üye istifasını verdi.
İstanbul İl Başkanlığı Gürsel Tekin’in, Parti MKYK’ya aday olması nedeniyle boşalmıştı. Ancak Tekin’in MKYK’ya seçilememesinin ardından, İl Başkanlığı’na uzun süredir atama yapılmamıştı. İl Başkanı Gürsel Tekin ile birlikte İstanbul İl Yönetim kurulu üyeleri, Melda Onur ve Didem Engin’in Parti Meclisi’ne seçilmesi nedeniyle yönetim kurulu üyelikleri düşmüştü.
Sekiz üyenin daha dün akşam, bir üyenin de bugün CHP Genel sekreterliğine istifasını verdiği öğrenildi. Böylece İstanbul’da 12 kişi ayrıldığı için yönetimin düşmüş olacağı tartışması alevlendi.
Bu istifalar ne anlama geliyor?
CHP Tüzüğü uyarınca, genel başkan onay verirse il başkanı İstanbul İl yönetimi tarafından seçilebilecek.
il başkanının o ilin parti yönetim kurulu tarafından seçilmesi söz konusu olabiliyor. Ancak bunun için CHP Genel Başkanı’nın İl yönetim kuruluna olur vermesi gerekiyor. Ancak, istifalarla il yönetiminin karar alma yetkisinin düştüğü kanıtlanırsa il yönetiminin başkanını seçme yetkisi kaybolacak. Böylece istanbul İl Başkanını genel merkez atayacak.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, CHP İstanbul İl yönetiminden 11 kişinin istifasını internette yer alan haberlerden öğrendiği ileri sürüldü. Kılıçdaroğlu, İstanbul İl Yönetiminin istifasına, “Haber bana ulaştı, gördüm, ayrıntıları bilmiyorum” dedi.
TBMM’de soruları yanıtlayan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaorğlu, CHP İstanbul İl yönetiminden 11 kişinin istifasına, “Haber bana ulaştı, gördüm, ayrıntıları bilmiyorum” dedi.
CHP PM üyesi Gürsel Tekin ile akşam saatlerinde bir görüşme yapacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Görüşeceğiz, il başkanlarımızla, ilçe başkanlarımızla herkes görüşüyoruz. Gürsel Bey’le de görüşeceğiz. Galiba 17.30’da” şeklinde konuştu.
CHP Genel Başkanı, Tekin ile yapacağı görüşmede, “Tekin’in PM’de kalması ya da İstanbul İl Başkanlığı’na dönmesi konusunda bir karara varılıp varılmayacağı” sorusuna ise, “Ben de Gürsel Bey’le onu konuşacağım zaten” dedi. Kılıçdaroğlu bu konudaki kendi görüşünü ise, “Bir bakalım, Gürsel Bey ne düşünüyor” diye değerlendirdi. “Onun kararına göre mi” sorusuna da “Tabi, tabi” demekle yetindi.
Kaynak: Milliyet
Belçika Türkiye’ye Destek Verecek Mi?
Belçika gelecek ay Avrupa Birliği dönem başkanlığını İspanya’dan devralmaya hazırlanıyor. Belçika, Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyeliği konusunda ise ilişkilerin yeniden tanımlanması gerektiğini söyledi.
Belçika’nın AB daimi temsilcisi Jean de Ruyt, “Türkiye ile başlattığımız katılım müzakerelerini devam ettirmek zorundayız. Müzakereleri ilerletmek için, yeni fasıllarda müzakereleri başlatmak için elimizden gelen çabayı gösterme konusunda kararlıyız” diye konuştu.
Türkiye’nin katılım müzakerelerinde çok hızlı ilerleme sağlayamayacaklarının farkında olduklarını belirten Jean de Ruyt, “Çünkü Türkiye de bunun için gereken yasal düzenlemeleri TBMM’den hızlı geçirmiyor” dedi.
Belçika’nın Türkiye’nin katılım sürecinin canlı tutulmasına büyük önem verdiğini vurgulayan de Ruyt, “Siyasi engeller olsa da Türkiye ile müzakereleri durduramayız. Devam etmemiz gerekiyor ve bunun için ne gerekiyorsa yapacağız” ifadesini kullandı.
Belçika’nın AB Daimi Temsilcisi de Ruyt, “Türkiye dünyadaki konumunu ilerletti. O halde AB dünyanın geri kalanıyla ilişkilerini yeniden dengelerken Türkiye de bu sürecin parçası olacak. Bunun için dış politikayı ilgilendiren birçok neden var” diye konuştu.
AB dışişleri bakanlarının, Türkiye dahil “gelişen güçlerin olduğu yeni dünyada AB’nin rolünü yeniden tanımlamak için” eylül ayında toplanacağını anlatan Jean de Ruyt, “Artık çok kutuplu bir dünya var. Bunun üzerinde çalışıyoruz. Eylül ayındaki toplantının ana gündem maddesi bu olacak. Çin, Hindistan gibi gelişen ülkelerle 10 yıl önce tanımlanmış ilişkilere dayanarak devam edemeyiz, kesinlikle ilişkilerimizi yeniden tanımlamalıyız” dedi.
Kaynak: Milliyet
İngiliz Sunucu Fena Terletti!
İngiltere Channel 4 kanalının sunucularından Jon Snow İsrail hükümet sözcüsü Mark Regev’i canlı yayında fena terletti.
Regev için oldukça zor geçen röportajda sunucu Jon Snow Regev’e bir hayli sert sorular yöneltti ve kaçamak cevaplar aldıkça, Regev’in daha da üstüne gitti.
Snow röportaja “Türkiye ile ticaret ve turizm alanında önemli ilişkileriniz vardı ve onlara ödülü Türkiye’den gelen gemilere saldırıp, Türk vatandaşlarını öldürerek verdiniz. Bu dost kazanmanın harika bir yolu değil mi?” sorusu ile başlayarak, Regev’in zor dakikalar yaşayacağının sinyalini verdi.
Daha sonra Regev’e, ‘Türkiye’den özür dileyecek misiniz?’ diye soran Snow, ‘Ne için özür dileyecekmişiz?’ cevabını almasının üzerine “Türk vatandaşlarını öldürdüğünüz için” dedi.
“Türkiye bir daha ki yardım filosunu donanması ile gönderirse ne yapacaksınız?” sorusuna ise Regev, “Ciddi misiniz? Nereden duydunuz bunu?” şeklinde cevap verdi.
Snow’un buna cevabı, “Bana soracağınıza, Türkler ile konuşun” şeklinde oldu.
İşte tüm sorular ve yanıtları:
Snow: Türkiye ile ticaret ve turizm alanında ilişkileriniz vardı ve onlara ödülü Türkiye’den gelen gemilere saldırıp, Türk vatandaşlarını öldürerek verdiniz. Bu dost kazanmanın harika bir yolu değil mi?
Regev: Evet bu gerçekten çok talihsiz. Son birkaç aydır Türkiye ile olan ilişkilerin geçmişteki gibi pozitif bir atmosferde olmadığı aşikar. Biz Türkiye ile daha pozitif ilişkiler istiyoruz ve Türk hükümetinin de aynı şekilde hissetmesini umut ediyoruz.
Snow: Yani Türkiye’den özür dileyecek misiniz?
Regev: Ne için?
Snow: Vatandaşlarını öldürdüğünüz için…
Regev: Bu olayı ve bu olayın nasıl gerçekleştiğini açıklığa kavuşturmak gerek. Dün 6 ele geçirme oldu. Hepsi İsrail donanması tarafından yapıldı. Beşi barışçıl, şiddetsiz ve insanlar zarar görmeden gerçekleşti. Bir tanesinde ise maalesef, gemide açıkça aşırılıkçılar vardı. Onlar şiddet kullandılar. Ve operasyondaki askerler kendilerini korumak zorundaydı. Tehdit altındaydılar ve cevap vermeliydiler.
Snow: Son 48 saatte yaptıklarınızdan bir şey öğrendiğiniz mi? Şu an biz konuşurken yine Gazze’ye doğru hareket etmekte olan Rachel Corrie gemisine saygılı davranacak ve haklı olarak Gazze’ye yanaşmasına izin verecek misiniz?
Regev: Neden haklıymış? Burada birçok mesele var. Eğer yapabilsem, hepsine cevap verirdim.
Snow: BM Gazze’ye olan ablukanın kalkması için varolan iradenin haklı olduğunu söyledi çünkü. Son olarak Güvenlik Konseyi’nde dile getirildi bu.
Regev: Abluka eğer bir çatışmanın içindeyseniz meşrudur. Biz de biliyorsunuz Gazze’deki Hamas rejimi ile çatışma halindeyiz. BM kurallarına göre denizden abluka tamamen meşru bir uluslararası davranıştır. Birleşmiş Milletler Şartı’nın 47. maddesi de bunun yasal olduğunu söyler. Sizin neden bahsettiğinizden haberim yok. Gazze’ye uygulanan yaptırımlara gelince, bunlar da Gazze’nin uyguladığı şiddete cevaptır ve uluslararası hukuka tamamen uygundur.
Snow: Peki Rachel Corrie’ye ne yapacaksınız?
Regev: Biz, yardım götürmek isteyen herkese, ‘Aşdod limanına getirirseniz, hepsinin Gazze Şeridi’ndeki insalara ulaştıracağımızı garanti ediyoruz’ diyoruz. Eğer bizimle uğraşmak istemiyorsanız, Müslüman bir ülke var: Mısır. O da El Ariş limanı aracılığı ile benzer bir öneri sunuyor.
Snow: Ama kimsenin önerinizi kabul etmemesinin nedeni, malzemelerden kesinti yapmanız. Gazze’ye giden yardım malzemelerinin yüzde 78’ine el koyuyorsunuz. Bunu Kızılhaç ve BM raporları söylüyor. Sizden geriye malzemelerin yüzde 20’si kalıyor.
Regev: Hadi burada açık olalım. Bizim teklifimizi kabul etmiyorlar, çünkü blokajı kırarak siyasi bir mesaj vermek istiyorlar. Malzelemelerin gönderilmeyeceğine inandıklarından değil. Ve izin verirseniz, size neden bu ablukaya ihtiyacımız olduğunu anlatayım. Bu abluka olmasa, Gazze’ye İran ve Suriye’den çok tehlikeli silahların gireceği açıktır. Gazze’den İsrail şehirlerine ve İsrailli sivillere binlerce roket atıldığını biliyorsunuz. Kısa menzilli roketler Gazze Şeridi’nde yapılıyor. Ama uzun menzilliler, savaş başlıklı olanlar Suriye ve İran’dan geliyor. Bu yüzden Gazze’ye giren kargoyu kontrol etmek zorundayız.
Snow: Eğer müttefiğiniz Türkiye, yani hala müttefiğiniz olan Türkiye , savaş gemileri ile yeni bir yardım filosu göndermeye kalksa ne yaparsınız? Çünkü bunu yapacaklarını söylüyorlar.
Regev: Bu varsayım…
Snow: Hayır. Türkiye Başbakanı bugün mecliste bir sonraki filonun büyük ihtimalle askeri bir gemi eşliğinde geleceğini söyledi. Ne yapacaksınız?
Regev: Ben bunun ciddi olduğunu düşünmüyorum.
Snow: Ne yapacaksınız?
Regev: Ciddi olduğunu düşünmüyorum.
Snow: Oh, tabii ki ciddi! Bu kesinlikle ciddi bir durum.
Regev: Emin misiniz?
Snow: Bu büyük bir savaş haline yol açabilir.
Regev: Bana Türklerin İsrail’e saldırmak için savaş gemileri yolladığını mı söylüyorsunuz?
Snow: Niye telefon açıp onlara sormuyorsunuz?
Regev: Bunu nereden öğrendiniz?
Snow: Bana soracağınıza Türklerle konuşun.





