Galatasaray’a Neler Oluyor?
Dün Bursaspor’a 2 – 0 yenilen sarı kırmızılılar 9. mağlubiyetlerini aldı. Bir sezondaki yenilgi rekoruna çok yaklaşan Galatasaray’a neler oluyor?
Ligde önünde daha 15 maç bulunan ve bir sezonda şimdiden 9 yenilgiye ulaşan sarı-kırmızılılar, ligde geride kalan 52 sezonda en fazla 10 kez mağlup olmuştu.
Sarı-kırmızılı takım ligi 7. olarak bitirdiği 1969-70, 11. sırada tamamladığı 1981-82 ve 6. sırada bitirdiği 2003-04 sezonlarında 10′ar mağlubiyet almıştı. Galatasaray, 1967-68, 1979-80, 1980-81, 1984-85, 1989-90 ve 2008-09 sezonlarında ise ligi 9′ar mağlubiyetle bitirmişti.
Ligde geçen sezon 8 kez mağlup olan ”Cim Bom”, bu sezonun henüz 19. haftasında bu sayıyı geçti.
Galatasaray 1963-64, 1973-74, 1974-75, 1991-92, 1995-96, 2006-07 ve 2009-10 sezonlarında ligi 8′er mağlubiyetle tamamlamıştı.
Tarihi başarılarla dolu olan Galatasaray, 1985-86 sezonunu yenilgisiz tamamlamasına rağmen averajla ikinci sırada yer almıştı.
Sarı-kırmızılılar, 1972-73, 1987-88, 1996-97 ve 1998-99 sezonlarını ise sadece 2′şer mağlubiyetle bitirmişti.
Galatasaray, 1959, 1962-63, 1966-67, 1968-69, 1999-00, 2005-06 ve 2007-08 sezonlarında toplam 3 mağlubiyetle sezonu tamamlamıştı.
Kaynak:Milliyet
İnönü Stadı’nı Büyük Bir Tehlike Bekliyor!
Galatasaray’ın yeni stadı Türk Telekom Arena’nın açılmasının ardından, Beşiktaş’ın İnönü Stadı’nın da yeniden inşa edileceği söylentileri artmaya başladı. Eski asbaşkan Levent Erdoğan stadın her an çökebileceğini söyledi.
Erdoğan, Radyospor’dan Özgür Sancar’a yaptığı açıklamada “Stadın sarsıntılar nedeniyle yıkılma ihtimali var. Teknik üniversite raporlarında bu tehlike/felâket vurgulanıyor. Sırf bu gerekçeyle stat elimizden alınabilir; Beşiktaş şehir dışında oynamaya mâhkum edilebilir. Yönetim, bizi transferlerle sevindirdi; ama stadı kaybederlerse bu tarihi hatanın bedeli çok ağır olur” dedi.
İşte Erdoğan’ın açıklamaları:
İnönü Stadı, elimizden giden Şeref Stadı kadar önem arz etmektedir. Şeref Stadı nasıl ki elimizden alınmışsa çok kısa bir süreçte de İnönü Stadı’nın elimizden alınması muhakkaktır. Bu bakımdan Beşiktaş Başkanı, Divan Kurulu Başkanı, yönetim ve ilgili kurulların bu konuya vakit geçirmeden eğilmeleri gerekir; fakat hiçbir ciddi hareket gözükmüyor. Bu nedenle stadın bu haliyle daha fazla kullanılması uygun değildir diye bize stadın dışında yer gösterilmesi her an mümkündür. Bu da Beşiktaş ve Türk futbolu adına büyük bir kayıp olacaktır. Bu bilgiler, Beşiktaş yönetiminde vardır.
Yeni stadın Anıtlar Kurulu’na takıldığı için yapılamadığı gerekçesine pek dikkat etmiyorum, ciddiye almıyorum; çünkü Anıtlar Kurulu’nun beğenmediği bir şey varsa, bu giderilir ve kurulun görüşü doğrultusunda stat projesinde düzeltme yapılır. Bu aylarca sürecek, yılan hikâyesine döndürülecek bir konu değildir. Anıtlar Kurulu’nun izin vermediği gerekçesine inanmıyorum. Beşiktaş, stadın yeniden yapılması için bir an önce harekete geçmeliler; aksi taktirdi mevcut stat da elimizden gider ve sayın başkan bu olayın tarihsel sorumluluğuyla hesaplaşmak zorunda kalır.
Yönetim, transferler yapıyor: Bunlar bizim de hoşumuza gidiyor; ama şunun bilinmesi gerekir ki, bu transferler rastgele yapılıyor. İskeleti olmayan bir takıma yapılmış transferler takıma fayda getirmez. Şampiyonluklar her zaman yaşanabilir; transferler her zaman yapılabilir; ama her şeyden önce sportif tesis önemledir. Stat elden giderse, bunun sorumluluğu çok ağırdır. Buradan yönetimi ikâz ediyorum, bir an önce harekete geçsinler.
Yapılan revizyonla stat olabildiğince aşağıya inmiş ve kapasitesi arttırılmıştır. Anıtlar Kurulu, stadın altında tarihi geçitler olduğu gerekçesiyle yeni stat inşasına izin vermeyecek olsaydı, yıllar önce yapılan yapılan stadın zemininin aşağıya çekilme işini engellerdi. Stadın altında sadece lağım vardır.
Bir büyük tehlike de stadın artık ömrünün doldurmasından ileri geliyor. Teknik üniversitenin vermiş olduğu 3 rapor var. Bu raporlar, stadın güvenli olmadığını vurguluyor. Şiddetli sarsıntıda yıkılma ve büyük bir felakete neden olma ihtimali çok yüksek. Bu nedenle bir an önce stadın yıkılıp, yerine yenisinin yapılması gerekiyor.
Kaynak:Milliyet
Arena Muhteşem Görüntülere Ev Sahipliği Yapıyor

Galatasaraylıların beklediği an geldi. Galatasaray’ın yeni mabedi Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena muhteşem bir törenle kapılarını açıyor.
Açılış programı bugün saat 18.00′da ünlü şarkıcı Kenan Doğulu’nun konseriyle başladı.
Sarı kırmızılı camianın yıllardır özlemle beklediği stadın açılışında Galatasaray ile Ajax takımları 20:45′te karşı karşıya gelecek.
52 bin 647 seyirci kapasiteli stat, mimari kalitesi ve teknolojik özellikleriyle dünyanın en modern spor kompleksleri arasında yer alıyor. Kenan Doğulu konseri ve özel gösterilerle açılış bir şölene dönüşecek.
Muhteşem açılıştan bazı kareler:



Beşiktaş Oyuncularla Pazarlığa Başladı

Son transferleri ile gündeme bomba gibi düşen Beşiktaş, kontenjanda yer açmak için oyuncularla pazarlığa başladı.
Lig TV’nin internet sitesinin haberine göre; Beşiktaş teknik direktörü Bernd Schuster’in bu sezon kadroda düşünmediği Fink, Tabata ve Zapotocny için Bucaspor’la anlaşan Siyah beyazlılar bu futbolcuların İzmir ekibine sıcak bakmaması yüzünden transfer zora girdi.
Tabata’nın, İstanbul’da kalmak istediği, Fink’in ülkesine dönmeye sıcak baktığı belirtilirken, Zapatocny’nin de başka teklifleri değerlendireceği belirtiliyor.
Beşiktaş Futbol Şube Komitesi Başkanı Serdal Adalı’nın bu üç futbolcunun durumuyla yakından ilgilendiği ve Bucaspor’a gitmeleri için ikna çalışmaları yaptığı belirtiliyor.
Kadrodaki yabancıları gönderip, yabancı kontenjanında yer açmaya çalışan Beşiktaş yönetiminin bir diğer sorunu ise Bobo.
Beşiktaş’ın son 5 yılına attığı gollerle damgasını vuran Bobo, siyah beyazlı takımdaki değişime ayak uydurmak zorunda kalacak.
Sezon sonunda bitecek sözleşmesini uzatmak için 1 milyon 200 bin euroluk yıllık ücretinin 2.5 milyon euroya çıkarılmasını isteyen Brezilyalı futbolcuya en fazla 1.5 milyon önerileceği belirtiliyor.
Brezilyada tedavi gören Bobo’nun durumunun ocak ayında belli olacağı bildirildi.
Alıntıdır
Roberto Carlos’dan Şok Açıklamalar!
Brezilyalı yıldız Roberto Carlos Fenerbahçe başkanı Aziz Yıldırım hakkında şok açıklamalarda bulundu.
Roberto Carlos’un Hurriyet gazetesinde yer alan sözleri şöyle:
“Türkiye’de çok mutluydum. Kalmayı da isterdim. Fakat amatörce yönetim ve sürekli gerilen ortamlar beni üzdü.
Türkiye’de bana göre Fenerbahçe de, diğer kulüpler de amatör zihniyetle yönetiliyor. Ben Türkiye’de çok mutluydum aslında. Kalmayı çok istedim. Ama amatörce yönetim tarzı, maaşların geç yatması, sürekli gerilen ortamlar, Başkan ve yöneticilerin tavrı beni çok üzdü. Sürekli Başkan’ın (Aziz Yıldırım) onayını bekledik. Bir arkadaşımız eşi için uçak bileti almayı beklerken yaşadığı gerginlik bir sonraki maça yansıdı. Bunları hep yaşadık. Ben kendim alıyordum biletlerimi. Bu gerginliği yaşayan arkadaşlarımı gördükçe hiç istekte bulunmadım. Bir şey için karar verilmesi gerekiyor, tüm birimler Aziz Yıldırım başkanı bekliyor.
Evet oteldeydim ama neyi ispatlayabilirler ki BİZ köle değiliz. Herkesin kendine göre bir hayatı var. Bir dönem çok konuşulan o malum konu (lüks otelde kelepçeli seks partisi) gündemimizden düşmedi. Biz oyuncular olarak o olayı yaşadık, tepkilerini gördük, konu kapandı. Ertesi gün normal antrenmanlarımıza ve maçlarımıza baktık. Suçlanan, lider olarak adlandırılan arkadaşlarımız oldu. Ben bu konuyu hiç takmadım. Ta ki, Başkan’ın, oyuncu arkadaşlarımı çağırıp otele giriş çıkışlarımızı, kral dairesine giriş görüntülerimizi gösterdiğini duyana dek. Başkan direkt, “Sen orada mıydın?” diye soruyormuş, “Hayır” diyen olunca CD yi koyup, “Bak sen de oradaymışsın” diyormuş. Bir kere, bu davranış çok yanlış. Para cezaları kesildi; komik rakamlardı. Bu rakamları kimse ödemedi zaten. Başkan beni çağırıp kasettekileri göstermedi nedense. Konu kapanmalıydı ama yanlışa devam edildi.
Evet o otel odasında toplandık. Neyi ispat edebilirler ki? İçeride belki de arkadaşlarla oturduk çay, kahve içtik. Hadi farklı bir şey olduğunu ispat etsinler! Ben de bazı hikayeler biliyorum BEN ve arkadaşlarım da bazı hikayeler biliyoruz. Bu konuşma ile bu konuya noktayı koyuyorum. Ben de mi çıkıp Başkan ile ilgili bildiğim hikayeleri anlatayım. Ben bu işlere karışmam. Herkesin özel hayatı kendine. Başkan’ın da doğal olarak kendisini ilgilendirir özel hayatı. Ama ben bir gün çıkıp bunu ne medyada ne de başka bir yerde tartıştım. Aslında bir ara o oteli özel görüntülerimizi kulübe ve başkana verdiği için dava edecektik. Sonra işi unuttuk antrenmanlarımıza baktık.
Zico hançerlendi ZİCO bana göre çok başarılıydı. Alacağı para, ağabeyi konusunda Başkan ile yaşadığı tartışma ve son olarak sabah erken gelip akşam geç vakitlere kadar çalışması istenince ipler koptu. Bana göre Zico, Aragones ve Daum’dan çok daha farklı bir isimdi. Ancak takım içinde bazı arkadaşlarımız gerektiği kadar destek olmadı. Arkasında duran olmayınca ve destek görmeyince ipler koptu. Bence Zico değil o dönem Fenerbahçe kaybetti. Zico kalsaydı, ondan sonra gelen iki antrenöre de bu kadar tazminat verilmez, Zico’nun yapacağı transferlerle çok daha ileri gidebilecektik. Belki ben de kalırdım ve futbola vedamı Fenerbahçe’de yapardım.
Daum yüzüme başka arkama başka konuştu BEN oynadığım hiçbir takımda yedek kalmadım. Birkaç amatörce yaşanan olayın ardından, Daum’un benimle sürekli seviyormuşçasına konuşması ancak arkamdan başka davranmasına çok üzüldüm. Yedek kalmayı hiç istemedim. Bu gibi sıkıntılar ve ödemelerdeki gecikmelerde olunca, ayrılmaya karar verdim. Daum’un bir gün sıcak, bir gün buzdağı gibi davranması da bu kararımda etkili oldu. Ayrıca, takım içinde yaşanan iniş çıkışlardan herkesin etkilenmesi beni de yıprattı.
G.Saray’a da gelirim Beşiktaş’a da Bir yıl daha Corinthians’ta kaldıktan sonra ABD’ye gidip 1.5 yıl da burada oynayacağını ve arkasından antrenörlüğe başlayacağını belirten Brezilyalı yıldız, “Galatasaray’da, Beşiktaş’ta ya da Trabzonspor’da da çalışabilirim” dedi.
BREZİLYA’nın en büyük kulüplerinden Corinthians’ta forma giyen Roberto Carlos, geçmiş yıllarda Fenerbahçe’de oynamış olmasının, ileride Galatasaray, Beşiktaş ya da Trabzonspor’da görev yapmasına engel olamayacağını söyledi. 2.5 yıl daha futbol oynayacağını, daha sonrasında ise teknik direktörlük yapmayı planladığını ifade eden Brezilyalı yıldız, şöyle devam etti: “Her gittiğim yerde sevildim. Beni insanlar baş tacı yaptı. Herkesi teşekkürlerimi sunuyorum. Bir yıl daha Corintians’ta futbol oynayacağım. ABD’den teklif var. Bir yıl sonra oraya gideceğim. ABD’de 1.5 yıl oynadıktan sonra futbolu bırakacağım. Eşim ve çocuklarıma vakit ayırmak istiyorum bir süre. Daha sonra tabii ki futboldan kopmayacağım. Antrenör kurslarına yazılıp, dünyanın en iyi antrenörlerinin arasına girmek istiyorum.
Şartlar değişebilir Fenerbahçe’de futbol oynadım. Taraftarını çok seviyorum. Beni hep el üstünde tuttular. Ama benim profesyonel olduğum unutulmasın. 2.5 sene sonra şartlar ne gösterir bilemem. İleride Türkiye’de antrenörlük yapabilirim. Potansiyel, para ve taraftar gücü var. Bakarsınız, gün gelir Galatasaray’da hoca olabilirim. Belki de Beşiktaş’ta. Hiçbir zaman ‘ne Galatasaray’da ne Beşiktaş’ta ne de Trabzonspor da hocalık yapmam’ demem. Diyemem…” F.Bahçe’den 1 milyon Euro alacağım var ŞU an Fenerbahçe ile FIFA’da davalıyız. Şunu sevgili yönetici arkadaşlarım çok iyi biliyor; 1 milyon Euro alacağım var. Bunu bana ödemediler. Tek taraflı sözleşmemi feshetmem sonrasında kendileri de haklarını aramak adına girişimde bulundular. Konuşmamızda ben kendilerine Real Madrid’den gelirken bonservis bedeli ödetmediğimi söyledim.
“Devre arasında tek taraflı sözleşmeyi iptal edebilirim” dedim. Bana, “Hayır yapamazsın” cevabını verdiler. Ama yaptım. Bu konuda kararı FIFA verecek. Sözleşmeyi tek taraflı feshettiğim için ben de ceza yiyeceğim belki, ama paramı da alacağım. Ama ben gelirken gösterilen tavır ve ayrılırken gösterilen tavır arasındaki farkı siz değerlendirin.
Türkiye’yi özledim Corinthians’ın antrenmanından sonra sohbet ettiğimiz Roberto Carlos’un ilk sözleri, “Türkiye’yi çok özledim” oldu. Brezilyalı futbolcu, dostlarının yanı sıra yemeklerimizi ve bir de Reina’yı çok özlemiş. Carlos, “Bir fotoğraf çekelim ama anlamlı olsun” dediğimde, “Al beni kucağına, çektir fotoğrafı” cevabını verdi. Ben de onu kırmadım tabii! Coca Cola Carlos! FENERBAHÇE’de iken tercümanlığımı yapan Fatih (Sönmez) çok iyi dostum. Hala da görüşürüz. Çok iyi bir insandır ve de bilgilidir. Hiç unutmam bir gün bana, “Coca Cola Carlos” dedi. Ne demek istediğini sorunca, “Coca Cola dünyada nasıl tanınıyor ve bağımlılık yapıyorsa sen de öylesin. Dünya seni tanıyor, bu yüzden Coca Cola lakabı taktım sana” demişti. Bu çok hoşuma gitti. Hakikaten düşünüyorum da ne farklı bir özellik. Çok şanslıyım, Tanrı’ya şükrediyorum.
Dentinho, Elias ve Bruno Türkiye’de çok iş yapar ŞU an takımımızda üç isim var ki, Türkiye de oynasalar yer yerinden oynar. Türkiye’deki futbola yatkın, taraftarı mutlu edecek isimler. Dentinho mesela çok klas, çok yararlı bir oyuncu. Onun dışında Elias ve Bruno da çok önemli isimler. Onlar da çok yakın zamanda Avrupa’ya gidip sıçrama yapacaktır.
Alıntıdır
Juventus Elano ve Sabri’yi İzleyecek

Galatasaray’ın iki yıldızı Sabri ve Elano bugün Trabzonspor maçında görücüye çıkıyor. İki yıldız Juventus tarafından yakın takibe alınacak. Elano ve Sabri’yi Futbolcu İzlemekomitesi Başkanı Domenico Arruzzo izleyecek.
Dünya Kupası’nda attığı goller ve ortaya koyduğu futbolla dikkat çeken Elano’yu ara transfer döneminde kadrosuna katmak isteyen Juventus’un, sambacı yıldızı birkaç hafta izleyeceği belirlendi. İtalyan devinin, sağ kanat oyuncusu olan Sırp yıldızı Milos Krasic’i orta sahada kullanmak istediği, Elano’yu da hücum hattının sağ kulvarı için düşündüğü öğrenildi.
Juventus’un, ikinci hedefinin ise Sabri olduğu ifade edildi. Çizme ekibinin defansın sağ kanadı için hızlı bir oyuncu aradığı ve Sabri’yi izleme kararı aldığı vurgulandı. Arruzzo’nun maçta Sabri’yi de izleyeceği ve teknik ekibine her iki oyuncu için rapor vereceği belirtildi.
Galatasaray’ın, 2013’e kadar sözleşmesi bulunan Elano’yu teklif gelmesi halinde 10 milyon euro karşılığında satmaya sıcak baktığı, ancak son sözü Teknik Direktör Gheorghe Hagi’nin söyleyeceği ifade edildi. Sabri’nin de kulübüyle 2012’ye kadar mukavelesi var.
Alıntıdır
Türkiye Rusya’yı Geçemedi
Japonya’da düzenlenen 16. Dünya Bayanlar Voleybol Şampiyonası’nda Türkiye Rusya’ya 3 – 1 yenildi.
Japonya’nın 4 farklı kentinde devam eden şampiyonanın 2. gününde Türkiye, (D) Grubundaki 2. maçında güçlü rakibi Rusya karşısında 1 set alabildi.
Karşılıklı atakların bol olduğu ilk 5 dakikalık sürede her iki takım da savunmayı sıkı tutunca, çekişmeli görüntüler ortaya çıktı. Rusya’nın Sashkova, Gamova ve Borodakova ile yaptığı ataklara Türkiye, Neslihan, Seda ve Bahar ile cevap verdi. İlk teknik molaya 8-5 Rusya’nın üstünlüğüyle geçildi.
(A) Milli Takım, ilk teknik molanın ardından iyice açılan farkı kapatmakta zorlandı ve 2. teknik molaya da 16-10 geride girdi. Hücumda son derece etkili olan Rusya karşısında savunmada açıklar veren Türkiye, setin son 5 dakikasına kadar toparlanamadı: (24-19). Bu dakikadan sonra atağa geçen ay-yıldızlı ekip, servis sırası Neslihan’a geldiğinde üst üste tam 5 sayı kazandı: (24-24). Son derece çekişmeli geçen dakikalar sonunda (A) Milli Takım, ilk seti 27-25 almayı başardı.
Ay-yıldızlı ekip 2. sette farkın çok açılmasına izin vermedi. Türkiye, ilk teknik molası 8-6, 2. teknik molası ise 16-12 Rusya’nın üstünlüğüyle geçilen setin 20. dakikasında eşitliği yakaladı: (18-18).
Bu dakikadan sonra Kosheleva’yı daha sık kullanan Rusya hücumunu sertleştirdi. (A) Milli Takım’ın servislerde yaptığı hatalar da buna eklenince 2.set 25-22 Rusya’nın oldu.
3. sette daha yorgun gözüken (A) Mililer, ilk teknik molayı 8-6, 2.teknik molayı ise 16-8 geride tamamladılar. Rusya’dan Gamova ve Prepelkina’nın etkin olduğu kalan bölümlerde Türkiye, hücumda ve savunmada hatalar yaptı. Setin 18. dakikasında fark 10’a kadar çıktı:(20-10). Bu dakikadan sonra mücadeleyi tamamen bırakan ay-yıldızlı ekip, seti 24-11 geride tamamladı.
4. setin ilk teknik molasına 8-3 Rusya’nın lehine geçildi. Bu sette de rakibine sayı üstünlüğü kuramayan (A) Milli Takım, 2. teknik moladan da 16-11 geride ayrıldı. 4. ve son seti 25-17 kaybeden Türkiye, Rusya’ya 3-1 yenildi.
Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) Başkanı Erol Ünal Karabıyık ve TVF Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Göksu da maçı izleyenler arasında yer aldılar.
Ayrıca bugün, düne oranla daha kalabalık bir Türk taraftar grubu Milli Takım’a destek verdi.
Türkiye, grubundaki 3. maçında yarın TSİ 06.00’da Dominik Cumhuriyeti ile karşılaşacak.
Galatasaray’da Muhalefet Harekete Geçti

Galatasaray’ın son dönemdeki başarısızlıkları muhalefeti harekete geçirdi. Ali Dürüst ilk genel kurulda başkanlığa adaylığını koyacağını açıkladı.
Ali Dürüst, camianın G.Saray’ın geleneklerinden koparıldığını ve bu bağların yeniden kurulması için tüm güçlerin kulübe sahip çıkması gerektiğini belirtti. Dürüst bu kararını resmi olarak yakın çevresine açıkladıktan sonra geçmişte görev yapmış başarılı yöneticilerle de temasa geçmeye başladı. Dürüst’ün başkanlığa yeniden aday alma kararını duyanlar büyük bir heyecana kapıldı. Bu arada Dürüst’ün mevcut başkan Adnan Polat yönetiminin istifa etmesi gibi herhangi bir talebinin bulunmadığı kaydedildi.
Dürüst’ün olağanüstü bir genel kurul için kongre üyelerini göreve çağırmak gibi bir niyetinin olmadığı ancak yönetim istifa ederse yapılacak erken seçimde adaylığını koyacağı bildirildi.
Ali Dürüst Hakkında
1955 İstanbul doğumlu olan Ali Dürüst ilk ve orta tahsilini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Uzun yıllar Galatasaray, yıldız, genç ve A takımlarında lisanslı olarak voleybol oynadı. Dürüst, G.Saray Spor Kulübü’nde 3 dönem yönetim kurulu üyesi ve başkan yardımcısı olarak görev yaptı.
Alıntıdır
“Üzülme Türkiye”
Bild gazetesinin internet sayfasında Türkçe olarak “Üzülme Türkiye” başlığıyla yer alan haberde, Olimpiyat stadında bulunan yaklaşık 40 bin Türk seyircinin ıslıkları nedeni ile Mesut Özil’in maça tutuk başladığı, ancak ikinci yarıda Dünya kupasındaki oyununu sergileyerek durumu 2-0 yapan golü attığı ifade edildi.
Golü attıktan sonra Mesut’un sanki utandığı görüşüne yer verilen haberde, Mesut’un golden sonra kısaca bir gülümsediğini ve kollarını açmakla yetindiği kaydedildi.
Focus dergisinin internet sayfasında, “Almanya Berlin’de deplasman zaferini kutluyor” başlığıyla verilen haberde de, Alman Milli Takımı Teknik Direktörü Joachim Löw’ün, “Çok memnunum, takım inanılmaz bir irade sergiledi. Bu bizim için bir deplasman oyunuydu. Çok zorlu bir maçtı” şeklinde konuştuğu belirtildi.
“Der Spiegel” dergisinin internet sayfasında “Klose’nin çifte golü Türkiye’ye karşı zaferi garantiledi” başlığıyla verilen haberde, Mesut’un da golü attıktan sonra sanki sevinmek istemezmiş gibi davrandığı, bu nedenle kısaca gülümsediği, takım arkadaşlarının da kendisini kucakladığı ifade edildi.
Spor dergilerinden Kicker’in internet sayfasında da, “Üst direk, direk, Klose, gol” başlığıyla verilen haberde, Klose’nin ilk golünden sonra, Türk kökenli olduğuna vurgu yapılan Mesut’un 2. golü atarak Alman Milli Takımının zaferini garantilediği belirtildi.
Başbakan Berlin’den Memnun Kalmadı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün alınan Almanya yenilgisinin üzerine “Bir daha Berlin’e gitmem” dedi.
Türkiye maçını Olimpiyat Stadı’nda izleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sergilenen futbol ve alınan sonuçtan hiç memnun kalmadı. Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile Başbakan Angela Merkel ile birlikte karşılaşmayı izleyen Erdoğan’ın alınan farklı yenilginin ardından “Bir daha Berlin’e gelmem” diyerek tepkisini ortaya koyduğu öğrenildi.
BERLİN Olimpiyat Stadını dolduran Alman taraftarlar Mesut Özil’in golüyle 2-0 öne geçtikten sonra 82. dakikadan itibaren ‘Güle Güle’ anlamına gelen ‘auf wiedersehen’ tezahüratlarıyla stadı inlettiler. Almanlar, 3-0’dan sonra ise stadı terk etmeye başlayan gurbetçi vatandaşlarımıza tekrar ‘auf wiedersehen’ tezahüratlarıyla stattan yolcu ettiler.





