Arabulucuk Teklifi Davutoğlu’nu Şaşırttı
Türkiye’nin dış politikası yurt dışında ilgiyle izleniyor. İngiltere’nin önde gelen dergisi The Economist de konuyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. The Economist Afrika’dan gelen arabuluculuk teklifinin Davutoğlu’nu şaşırttığını yazdı.
Arabulucuk Teklifi Davutoğlu’nu Şaşırttı
İngiliz dergisi, “Türkiye’nin arabuluculuk yetenekleri Afrika’da bile heyecan yaratmış bulunuyor” da dediği analizinde Davutoğlu’nun bir süre önce Botswana’nın Namibya ile olan toprak sorununun çözümü için kendisinden yardım istediğini açıkladığını da anımsatarak “Gururu okşanmış olsa da, Sayın Davutloğu, bir kerecik afallandığını itiraf etti” diye yazdı.
The Economist dergisi, Türkiye’nin, Hamas elindeki İsrailli asker Gilad Shalit sorunu gibi insani konularda yaptığı arabuluculuk girişimlerine dikkat çektiği analizinde “Bazen Türkiye gerçekten Batı ile Doğu arasında bir köprüdür” derken Batı’ya da sitem etti. Dergi, Türkiye’nin İran politikasından rahatsız olan Batı’nın, Türkiye, İran’ın “casusluk” iddiasıyla yakaladığı Batılıların serbest bırakılmasını sağlayınca, “hiç şikayet etmediği”ni vurguladı.
İngiliz The Economist dergisi, “Büyük Arabulucu” başlıklı analizinde Türkiye’nin son dönemde Batı ile İran gibi ülkeler arasındaki bazı sorunların çözümü için yaptığı girişimlere dikkat çekerek”Bazen Türkiye gerçekten Batı ile Doğu arasında bir köprüdür” yorumunu yaptı.
Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin İsrailli komandoların Mavi Marmara gemisindeki dokuz Türkü öldürmesinin ardından iyice kötüleşmesine rağmen Türkiye’nin İsrailli asker Gilad Shalit’in serbest bırakılması için Hamas nezdinde “lobicilik” yapmayı sürdürdüğünü yazdı.
Dergi, Türkiye’nin İsrail ile yaşadığı sorunun, Batı’da ılımlı İslam’ı Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında doğuya kaydığı yönündeki endişeli yorumlara neden olduğunu belirttiği analizinde şöyle devam etti:
“İran ile sıcak ilişkiler konusundaki kaygı özellikle büyük. Ancak, Nisan 2007’de Türkiye, İran tarafından yakalanan, İngiliz Kraliyet Donanması 15 denizcisinin serbest bırakılmasında arabuluculuk yaptığında hiç kimse, şikayet etmemişti. Aynı biçimde Fransa, Mayıs ortasında Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun bizzat devreye girmesi ile İran tarafından casusluk suçlaması ile tutuklanan Fransız öğretmen Clotilde Reiss’in serbest bırakılmasını temin etmesinden çok mutlu oldu.”
The Economist, Türkiye’nin İran, Irak, Afganistan ve Orta Asya’dan kaçan binlerce siyasi mültecinin ilk durağı olduğunun altını çizerken de bunların arasında İran’da zina yaptığı iddiası ile taşlanarak idam edilme durumuyla karşı karşıya bulunan Şakine Aştiani adlı kadının savunmasını üstlenen İranlı avukatı Mohammed Mostafei’nin bulunduğuna işaret etti.
Mostafei’nin ölüm tehditlerini aldıktan sonra Türkiye’den kaçarak Norveç’e gittiği de belirtilen analizde şöyle denildi:
“Şimdi Türkiye, sessizce müvekkilinin sorunu ile de ilgileniyor. Aynı zamanda bir yıl kadar önce Irak sınırına yakınlarında yürürken ‘casusluk’ şüphesiyle göz altına alınan ve o zamandan beri Tahran’ın adı çıkmış, Evin cezaevinde berbat durumda olan üç Amerikalının serbest bırakılması için İran’a baskı yapıyor.”
Kaynak:Milliyet
Bir Ülkenin Ekseni Daha Kayıyor
Ülkemizdeki eksen kayması tartışmalarının üzerinden henüz çok geçmezken Rusya İran’ın nükleer programı ile ilgili bir toplantı talebinde bulundu. Bu olay ise “Rusya’nın ekseni de mi kayıyor? ” sorularını akıllara getirdi.
“Türkiye ve Brezilya’nın Tahran yönetimiyle vardığı uranyum takası mutabakatı doğrultusunda” ifadesini kullanan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD ile birlikte, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’na “Rusya, ABD, İran ve UAEK arasında bir toplantı yapılmasını önerdiklerini” açıkladı.
İsrail’de temaslarını sürdüren Lavrov, İran’ın bu öneriye olumlu yanıt vereceği ümidinde olduklarını belirterek, “İran’ın olumlu yanıt vermesi sayesinde durumun daha da kötüleşmesi önlenecektir” diye konuştu.
“Brezilya ve Türkiye’nin girişimleri doğrultusunda, Rusya, ABD ile birlikte UAEK Başkanı nezdinde girişimde bulunarak, üç ülkenin (ABD, Rusya, İran) teknik uzmanlarının İran’daki deneysel reaktöre nükleer yakıt sağlanması olasılığını görüşmek üzere bir toplantı düzenlenmesini önerdi. Böylece, İran’ın da yüzde 20 düzeyinde zenginleştirilmiş uranyum üretmesine gerek kalmayacak.” Rusya, BM Güvenlik Konseyi’nin İran’a yeni yaptırım uygulanması kararını desteklemiş, ancak ABD ve AB’nin kendi yaptırım paketlerini uygulama yönünde harekete geçmesinden rahatsız olmuştu.
Alıntıdır
Türkiye Kazandı!
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Haaretz pazartesi Tahran’da imzalanan nükleer takas anlaşması için “Türkiye Kazandı” dedi.
Haaretz, muhtemel bir ambargodan en büyük zararı görecek olan ülkelerden birinin Türkiye olacağını savunarak, “Bu durumda Türk ekonomisi büyük bir darbe alacak ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın partisi önemli siyasi bir yara alacaktı. Türkiye ambargoya katılmayacak olsa, bu kez de ABD ve Avrupa ile kriz yaşayacaktı. İran’ın Türkiye’yi kullanarak zaman kazanmaya çalıştığı uyarılarına rağmen Ankaranın anlaşma için olağanüstü çaba harcaması işte bu yüzden” diye yazdı.
Haaretz’in etkili isimlerinden Zvi Bar’el tarafından kaleme alının yazıda, ayrıca “İran niçin Güvenlik Konseyi üyelerini değil de Türkiye’yi arabulucu seçti” sorusuna yer verildi.
Türkiye ve İran’ın, Ortadoğu’daki nüfuz alanlarını genişletmek isteyen iki ülke olarak birbirine kuşkuyla baktığını ileri süren Haaretz, iki başkentin son dönemlerde rekabete değil işbirliğini dayalı bir nüfuz politikası izlemeye başladığını savunarak şöyle yazdı: “Türkiye ile İran’ın müttefiki Suriye arasındaki yakın ilişkiler; Türkiye ve İran’ın Hamas’a karşı benzer bir tutum takınması; Irak konusundaki ortak çıkarları; ve radikal İslamcı terörizm konusundaki benzer bakış açıları, Türkiye’nin AB adaylığı konusunda uğradığı hayal kırıklığı ile birleşti. Dahası, İran ideolojik olarak Türkiye’yi ABD’ye tercih eder. Ayrıca Washington’la ya da Güvenlik Konseyi ile varılacak bir anlaşma boğun eğmek olarak algılanacaktır.” Uranyum transferiyle Türkiye ve İran’ın, Ankara’nın NATO üyeliğine ve Afganistan’da ABD müttefiki olmasına rağmen, stratejik müttefik haline geleceğini öne süren gazete, “Türkiye, İsrail’i artık zaten hesaba katmıyor. Eğer anlaşma bütün engelleri aşar ve başarılı olursa, Türkiye arabulucu olarak yeni bir statü kazanacak ve bu statüsünü İsrail-Suriye barış sürecinde tekrar kullanacak. Yok eğer, başarılı olamazsa, o zaman da bir anlaşmanın eşiğine kadar gelmiş bir ülke olarak hatırlanacak” diye yazdı.
“Depremlerin Nedeni Evlilik Dışı İlişkiler”
İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat’ın Tahran depremi ile ilgili söylediği sözlere, ülkedeki bir din adamından ilginç bir yorum geldi: “Depremlerin asıl nedeni, açık saçık dolaşan kadınlar ve evlilik dışı ilişkiler!”
Geçtiğimiz günlerde Mahmut Ahmedinejat Tahran’da beklenen büyük bir deprem için halkı uyarmıştı. Ahmedinejat, en az beş milyon kişinin şehirden ayrılması gerektiğini söylemişti.
Tahran’daki Cuma namazların kıldıran birkaç din adamından biri olan Hüccetülislam Kazım Sadıgi, Cumhurbaşkanı Ahmedinejat’ın Tahran’daki deprem risklerine karşı yaptığı uyarıları hatırlatarak, depremlerin artmasının nedeninin gayrı meşru cinsel ilişkiler ve kadınların uygunsuz kıyafetlerle dolaşması olduğunu savundu.
Tahran’da yayınlanan ılımlı Aftab-e yazd gazetesindeki habere göre Hüccetülislam Kazım Sadıgi, “Doğal felaketler bizim davranışlarımızın sonucudur” dedi. İslami kıyafet kurallarına uymayıp iyi örtünmeyen kadınların gençleri yozlaştırdığını ileri süren Hüccetülislam Sadıgi, “Gayrı meşru cinsel ilişkilerin artması yer sarsıntılarının sayısını da arttırıyor” iddiasında bulundu.
“İslami kurallar uymak dışında bir seçeneğimiz yok” diyen Hüccetülislam Sadıgi, evlilik yaşının yükselmesi ve boşanmaların artmasını da eleştirerek, bunların toplumda yıkıma yol açacağını söyledi. Sadıgi, erken yaşta evliliğin özendirilmesi ve boşanmaların önlenmesi için ortak çaba gösterilmesi gerektiğini savundu.
Kül ve Duman Bulutları Korkusu Sürüyor
Yanardağ patladı, hava trafiği felç oldu, onlarca insan mahsur kaldı. Kül ve duman bulutları korkusu sürüyor. Türkiye’de ise akıllarda şu soru var: İzlanda’daki patlama İstanbul depremini tetikler mi?
The Times Haiti, Şili, Çin, Samoa ve Sumatra’da yaşanan depremlere dikkat çekerek İzlanda’daki yanardağ olayının da dünya çapında büyük sismik faaliyetlerin meydana geldiği bir dönemde ortaya çıktığını söyledi.
The Times İstanbul depremine de değiniyor. Ayrıca bilim adamlarının Tahran ve Sumatra’da büyük bir deprem beklediğini söyleyen The Times İstanbul hakkında ise şunları dedi: “Diğer bir kaygı İstanbul. Bilim adamları, Kuzey Anadolu fayının kuzeybatısında bulunan bu Türk kentinin önümüzdeki 30 yılda büyük bir deprem yaşaması olasılığını yüzde 60 olarak tahmin ediyor. İstanbul son 1500 yılda en az bir düzine ciddi depreme maruz kaldı.”
Gazeteye konuşan sismolog Profesör John McCloskey de, sadece 2010 yılında 223 bin kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, “Uzak olmayan bir gelecekte bir milyon insanı öldüren bir deprem görmeyi bekliyorum” dedi.
The Times, Tahran ve Kuzey Hindistan’daki geniş bir bölgesinin de sismologlarca “kırmızı alarm” bölgeleri olarak belirlendiğini hatırlatarak, buna rağmen önleyici önlemler için kaynak bulmaktaki zorluğu yaşandığına dikkat çekti. Gazete, Prof. McCloskey’nin de, “Hangi yerlerde adeta kesin gibi deprem meydana geleceğini belirleyebiliyoruz. Depremden önce Haiti’deki risk yazılmıştı. Ancak ellerimizi ceplerimize atmamız, çeyrek milyon insanın ölmesinden sonra istendi” dediğini yazdı.





