Neden Kilo Veremiyorsunuz?

Temmuz 17, 2010 by GaMZeM  
Filed under Sağlık

Diyet, spor ve birçok şeyi denemenize rağmen kilo veremiyorsanız ortada bir yanlış var demektir. Kilo vermenizi etkileyen birçok faktör olabilir. Bu faktörlerden bazılarını değiştirebilirsiniz; ama bazılarını değiştirmek mümkün değildir.

Eğer diyete başlayacaksanız veya bir noktada takıldıysanız, durumunuzu değerlendirmelisiniz. Yaptığınız diyeti olumsuz etkileyebilecek faktörler şunlardır:

* Daha önce çok sayıda diyet yapmış olmak

* Aç kalarak zayıflama girişimlerinizin olması

* Diyet listesinde yazanlardan daha az yiyor olmanız

* Uyku düzeninin çok değişken olması. (Bazen az, bazen çok uyumanız gibi)

* Yeteri kadar su içmemek

* Diyet listenizde verilen besinlerin haricinde atıştırmalıklar yemeniz

* Anti-depresan kullanmak

* Gün boyu hareketsiz olmak

* Dönem dönem spora ara vermek

* Doktor tarafından verilen ilaçları düzenli kullanmamak

* Besin desteklerini düzenli almamak

* Hep mutsuz olmak ve zayıflayacağına inanamamak

* Alkol tüketmeye devam etmek

Bu listede siz uyan maddeler ne kadar fazlaysa, tartıdaki kiloların da karşınıza çıkma sayısı o derece fazla olacaktır.

Alıntıdır

Zayıflarken Yüzünüz De Zayıflamasın

Temmuz 7, 2010 by GaMZeM  
Filed under Güzellik

Çoğu insan zayıflarken yüzünün de zayıflamasından şikayet eder. Peki zayıflarken yüzümüzün de zayıflamaması için neler yapılabilir?

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Plastik Estetik Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı ve Este 7 Estetik Birimi yöneticisi Prof. Dr. Ahmet
Karacalar, merak edilen soruları cevaplıyor:

Zayıflarken yüzümüz neden çöker?

Yüz iç ve dış faktörlerin etkileri ile yaşlanır. Yüz yaşlanmasında halk arasında “çökme” olarak adlandırılan türü, deri altında bulunan hacmin hızlı kaybı ile olur. Deri altı hacmini yağ, kas ve iskelet oluşturur. Yanlış yapılan diyetlerle yüzün yağ tabakasının kaybı ve iskelet sistemindeki erimeler ile yüzde yaşlanma hızlanır.

Bu durum zayıflama çökmesi olarak bilinir. Özellikle yanakların düşmesi ile buldog yüz adı verilen yüz görüntüsü yanında, gözlerde içeri çökmeler, kaş düşmeleri, ağız kenarı düşmeleri olur. Kişi daha ince ve sağlıklı bedene sahip olmasına rağmen yüz yorgun ve mutsuz görünür. Özellikle 35 yaşını geçmiş kişilerde hızlı ve fazla kilo kaybı, önlem alınmaz ise yüzü yaşlandırır.

Hızlı ve aşırı kilo kayıplarında yüz dışında bedenin diğer bölgeleri ve özellikle kol, göğüs, bacak içi ve kalça sarkmaları da olmaktadır. Ancak yüz görünür olduğu ve yaşlanmanın doğrudan kanıtlarını verdiği için daha önem taşır.

Yüz çökmesinde daha riskli gruplar mıdır?

Evet, özellikle güneş hasarının fazla olduğunun işareti sayılan deri lekeleri gibi sorunları olan ince derili kişiler, hızlı ve fazla kilo kaybından daha kolay etkilenir. Erkekler kalın deri yapısı ve daha güçlü kemik yapısı nedeniyle bu durumdan daha az etkilenir.

Zayıflarken yüzün çökmemesi için neler yapılabilir?

Dengesiz ve hızlı kilo kaybının bedeli yüzün kaybı olmamalıdır. Spor eşliğinde, yavaş kilo kaybı yüzün korunmasında yardımcı olur. Bu sırada özellikle güneş hasarından kaçınmak gerekir. Hacim kaybeden yüzde güneş hasarı sarkmayı hızlandırır.

Güneş hasarlı ciltte kollajenler yeterince sağlıklı değildir, içi boşalmış deriyi yerinde tutamazlar. Fazla kilo verme hedefleniyor ise, yüz derisindeki kollajen miktarını ve yapımını uyaran başta lazer tedavileri olmak üzere bazı estetik girişimler eklenebilir.

Bir başka önlem, bedenin yağ açısından fazla olan bölgelerinden yağların alınıp -80 derecede saklamasıdır. Zayıflama tamamlanınca ya da zayıflama programı devam ederken kişiye bu hücreler enjekte edilebilir.

Zayıflama tamamlanınca, bazı bölgelerde dirençli yağlar kalmış olabilir. Bunlar da yüz için kullanılabilir. Kişi, önceki tecrübelerinden zayıflarken yüzde zayıflama olduğunu biliyor ve sadece bölgesel yağlar için kilo vermeye çalışıyor ise, lazer lipo ile bölgesel yağlardan kurtulmak daha akılcı bir seçim olacaktır. Aşırı sarkmanın olduğu durumlarda yüz germe işlemlerine gerek olacaktır. Bu durumda sadece hacim vermek kişiyi gençleştirmede yeterli değildir.

Alıntıdır

Düşünce Yapını Değiştir, Kilo Ver!

Haziran 16, 2010 by GaMZeM  
Filed under Sağlık

Düşünce yapını değiştir, kilo ver! Kulağa ne kadar basit geliyor değil mi? Öyle de zaten :)

Eğer bedeninizde değişim yaratmak istiyorsanız, öncelikle düşünce yapınızı değiştirmeniz gerekiyor. Bu kanıtlanan bir şey. Mizacınız kilo almanıza neden olabilir.

Olması gereken kilonun %20 üzerinde olan kişi, şişman tanımlamasına girer. Bazı şişman kişilerin duygusal sorunları vardır. Kişinin kendi vücudundan nefret etmesi bu sorunlardan biridir.

Atıştırmak, karbonhidratların yarattığı duygusal değişikliklerle ilgilidir. Sürekli karbonhidrat ağırlıklı beslendiğinde kişi daha az depresif, daha az yorgun ve daha canlı olmaktadır. Bu durum, karbonhidratın vücuda getirdiği kalori ile ilgilidir.

Şişman kişiler, oral-ağız döneminde kalmışlardır. Duygularını emme, çiğneme ve ısırma davranışları üzerinden tatmin ederler. Aşırı iyimser ya da kötümser olabilirler. İddialıdırlar. Her an bir iş peşindedirler. Tahammülsüz ve tez canlıdırlar. Bağımlı kişilik özelliklerine yatkın göstergeleri vardır.

Kilo azaltma sürecinde, eğer kişinin motivasyonu yoksa, sonuç başarılı olmaz. Bu yüzden, önce kişinin motive edilmesi ve sonra diyete sokulması gerekir.

Çoğu şişman kişi geceleri yemek yer. Buna eşlik eden ise, uykusuzluk ve sabah yemek yememektir. Bunlar bazı stres dönemlerinde daha atan durumlardır.

Şişmanlıktan kurtulmak için, önce kişinin kendisi aşırı yeme davranışı içinde bulunduğunu fark etmelidir. Ayrıca, kilo vermek konusunda sahip oldukları negatif düşüncelerden kurtulmaları gerekir. Olumsuz düşünceler yerine daha olumlu, iyimser düşüncelere sahip olmaları gerekir.

Psikolojik olarak, kişilerin karşılaştıkları olaylara duydukları üzüntü, gerginlik gibi hisler sonucu, aşırı yemeye bağlılık ortaya çıkar. Bir aile üyesinin kaybı, ayrılık, yalnızlık korkusu gibi duygular, kilo artışına neden olur.

Bu kişiler, genellikle kolay kolay ortaya çıkarmazlar. İçlerinde yaşadıkları hisleri dışarıya vurmamak, onları depresif biri yaparken, aşırı yemeğe de zorlar. Bu kişiler, ağır diyetlerle kilo verseler bile, içlerindeki duyguları dışarı vurmayı öğrenmedikleri sürece kısa sürede yeniden kilo alırlar.

Kaynak: MSN Kadın

Doğru Beslenme Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Haziran 13, 2010 by GaMZeM  
Filed under Sağlık

Çoğumuz herhangi bir diyetisyene gitmeden, rast gele diyetlerle kilo veriyoruz ve çoğu zaman bu diyetlerin aslında en önemli organımız olan beynimize nasıl etki ettiğini bilmiyoruz. Dr. Alan C. Logan “Beyin Diyeti” kitabında, beynimiz için en önemli gıdalardan nasıl mahrum bırakıldığımızı ve beyin sağılığımız için nasıl beslenmemiz gerektiğini anlatıyor.

Doğru Beslenme Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Tıbbın son keşif alanı olarak tanımlanan beyin, 100 milyar sinir hücresi (nöron) ve çok daha fazla sayıda destekleyici hücreyle (glia hücresi) şüphesiz en karmaşık organımız. Beyin, vücut orkestrasının şefidir. Düşüncelerimizi, eylemlerimizi, duy gularımızı ve temel arzularımızı yönetir. Birkaçını saymak gere kirse kalp atışımız, soluk alıp verişimiz, uyanıklığımız ve uyku muz ve sindirim işlevimiz gibi üzerinde nadiren düşündüğümüz aktiviteleri düzenlemekle sorumludur. Beynin üstlendiği bu yo ğun işleri düşünürsek vücudun sahip olduğu tüm enerji kaynağı nın yüzde 20’sini kullanması çok şaşırtıcı gelmemeli. Bu enerji nin kaynağı nedir? Yanıt basit: Aldığınız besinler. Besinler sade ce beynin gerektiği gibi işlemesini sağlayacak yakıtı sağlamakla kalmaz, beynin yapısını ya da yapı iskeletini de destekler. Aldığı nız her lokmanın beynin işleyişi ve yapısı üzerinde hem kısa hem de uzun vadeli sonuçları vardır. Sizin de göreceğiniz gibi çok sayıda önemli besin (vitaminler, mineraller, karbonhidratlar, proteinler, yağlar ve bitkisel besinler) beynin performansını ve işleyişini uzun vadeli olarak sürdürmesi açısından ciddi derecede etkilidir.

“Fast food ile beslenmek kavrayış yeteneğimizi kesinlikle köreltir!”

Bilim insanları beynin karışık anatomisini ve fizyolojisini çözmeye başladıkça, akıl sağlığı ve nörolojik sağlık üzerinde be sinlerin etkisini tarih boyunca hafife aldığımız ortaya çıkıyor. ‘Beslenme nörobilimi’ adı verilen bu araştırma alanı emekleme döneminde olsa da şimdiden çok büyük çalışmalar yapılmış du rumda. Çağdaş beslenme tarzının üzücü gıdasal gerçekleri bey nin olması gerektiği şekilde İslemesi ve işlevini sürdürmesi için yetersiz. Evet, kalitesi düşük besinler ve fast food ile idare edebi liriz ama bu şekilde beslenmek kavrayış yeteneğimizi kesinlikle köreltir ve zamanla beyni tıkar. Bilimsel araştırmalar beynin en iyi besinlere gereksinimi olduğunu gösterse de çoğu Kuzey Amerika lı beyinlerini ortalama bir yakıtla çalıştırıyor. Beyin gıdasının ye tersizliği düşük beyin performansına ve hayatın günlük sıkıntı, bezginlik ve zorlanmalarına zemin yaratır.

Yağsız beslenme fiyaskosu!

Karbonhidratlar, proteinler ve yağlar olarak sayabileceğimiz makro besinler beslenmenin başrol oyuncularıdır. Son 30 yıldır hangi makro besinin en iyisi olduğu ve hangi grubun tüketilme mesi gerektiğiyle ilgili birbiri ardına çıkan modalar gördük, 1970′lerin sonunda ve 1980′lerde yağsız beslenme fiyaskosu ve yeni yüzyılın başlarında karbon hidratsız beslenme çılgınlığı yaşa dık. Bu beslenme saçmalıkları, bu efsaneleri yayan gıda şirketle ri ve restoranlara büyük kâr kaynağı oluştururken tüketiciler için özellikle de beyin sağlığı konusunda nispeten çok az kazanç sağ ladı. Düşünün ki beynin kendisinin de yüzde 6O’ı yağdan oluşu yor ve uygun yapı ve fonksiyonunu koruması yağa dayanıyor. Düşünün ki kompleks karbonhidratlar beynin yakıtının sürekli akışını sağlar ve onlar olmadan beyinde önemli kimyasal taşıyıcı ları oluşturan belirli proteinler (amino asitler) daha az olur.

Karbonhidratları diyetinizden kaldırırsanız ne olur?

Protein ve karbonhidratın ciddi şekilde kısıtlandığı diyetle ri yapanlardan, kilo vermelerine rağmen sinirli olduklarını ve enerjilerinin düşük olduğunu çok duydum. Güney Illionis Üniversitesi’nden Dr Brian Butki ve ekibinin 2003 yılında yaptıkla rı bir araştırma, Atkins benzeri diyetler yapanlarda yüksek sevi yede yorgunluk ve keyifsizlik görüldüğünü ve fiziksel aktivite so nucu normalde ortaya çıkan ‘iyi hissetme’ durumunu yaşayama dıklarını ortaya koydu. Kompleks karbonhidratları diyetinizden kaldırırsanız, vücudunuzun temel enerji kaynağını da ortadan kaldırmış olursunuz.

Bunun yanında esmer pirinç, tam buğday ve yulaf kepeği gi bi tam tahılları içeren kompleks karbonhidratlar, beynin işlevleri ni sürdürebilmesi için hayati önemdeki temel besinleri sağlar. Yenmediği için eksikliği ortaca çıkacak temel besinlerin yerine mullivitamin ve mineral takviyesi öneren (düşük karbonhidrat di yeti gibi) diyetler karşısında her zaman temkinli olmuşumdur.

“Basit şekerler nöronları telefon başında bekletir durur!”

Beslenme modalarının küllerinden iki çok önemli düşünce doğdu: Yağların da karbonhidratların da iyi ve kötüsü var. Elbette her iki kategoride de iyi olan, işleyen ve uzun vadeli beyin sağ lığını destekleyeni var. Aldığımız bu derslere rağmen hâlâ bazı üzü cü gerçekler bulunuyor. Düşünün ki karbonhidratların en önemli kaynağı olan tahıl taneleri, alınan toplam enerjinin yüzde 24′üne denk geliyor. Buna rağmen tahıllardan aldığımız enerji nin sadece yüzde 3,5′inin tam tahıllardan geliyor olması gerçek ten üzücü bir durum. Son iki yüzyılda Batılı ülkelerde rafine şe ker tüketimi sekiz kat arttı ve daha yakın tarihe bakarsak, alkol süz içeceklerde bulunan yüksek früktozlu mısır şurubu 1970′lerde kişi başına 225 gram düşerken 1997′de bu rakam 27 kilogra mı aşmış! Bu basit şekerler geçici bir destek sağlasa da beyin için bir kandırmacadan başka bir şey değildir. Çok kısa bir süre içinde kan şekerinde ciddi bir düşüş olur ve beyin daha fazlasını tüketmek ister. Kompleks karbonhidratlar enerji ve yaşamsal besinlerin yavaş ve sürekli akışını sağlar. Basit şekerler boş kaloriler olarak bilinir ve beyin söz konusu olduğunda boş vaatler gibidirler. Tıpkı ikinci bir buluşma için aramayan bir erkek arkadaş adayı gibi, basit şekerler nöronları (sinir hücreleri) telefon başında bekletir durur.

Kan şekerini aniden yükselten ve ensülin salgısını arttıran hızlı şeker takviyesi, diyabet riskinde artışla ilişkilendirilir. Ensü lin, şekeri kullanılması ve depolanması için kan hücrelerimize yönlendirmekle görevlidir. Zamanla hücreler, sürekli yüksek se viyede ensülin bombardımanına karşı dirençli hale gelebilirler. Sonunda şekeri yönlendirmek için daha fazla ensülin gerekir ve bu gereksinim oldukça yüklü bir miktara ulaşır. Kalp ve damar hastalıkları ve diyabetin yüksel ensülin derecesiyle ilişkisinin iyi bilinmesinin yanında, yeni araştırmalara göre yüksek seviyede ensülin aynı zamanda Alzheimer gibi nörolojik bozukluklar ve depresyon gibi psikiyatrik rahatsızlıklar için risk faktörü oluştu ruyor. Aslında birçok ülkede kişi başına düşen rafine şeker tüketiminin depresyon ve ciddi akıl hastalıklarında artışla ilişkisi vardır.

Vücudumuz dönüştürülmüş yağları ne yapacağını bilmiyor!

Yağlar yıllardır kötü bir üne sahip. Yağsız diyet çılgınlığı ve yağlara atılan iftiralar, sırf birkaç suçlu yakalanacak diye koca bir topluluğu tutuklamaya benziyordu. Yağlar söz konusu olduğun da gerçek ’suçlular’, doymuş yağlar ve dönüştürülmüş yağ asitle ri denilen insan tarafından değiştirilen yağlardır. Bu iki kötü adamın artık çok sayıda tıbbi rahatsızlık ve bunlara bağlı olarak beyin sağlığıyla ilgisi olduğu biliniyor. Doymuş ve dönüştürülmüş yağ lar katıdır, oda sıcaklığında serttirler. Dönüştürülmüş yağlar margarinlerde ve bazı hazır yiyeceklerde kullanılmak üzere sert yağlara dönüştürülmeden ön ce sıvı haldedirler. Dönüştürülmüş yağlar ‘hidrojene sıvı yağ’ ya da hamur işi yağı’ olarak sıralayabileceğimiz ‘yalancı yağlardır’. ABD hükümeti tarafından yapılan yeni düzenlemeler, tüketicile rin dönüştürülmüş yağları gıdaların üzerindeki etiketlerde tespit edebilmesini sağlıyor.

Genel yağ alımını azaltmamıza rağmen hâlâ toplam enerjimizin yüzde l5′ini doymuş yağ olarak ve günlük yağ asidi tüketimimizin yüzde 7’sinden fazlasını dönüştürülmüş yağlardan karşılıyoruz. Tıp Enstitüsü’nün tavsiyesi göz önünde bulundurulduğunda durum üzücü: “Doymuş yağlar, dönüştürülmüş yağ asitleri ve kolesterolün kronik hastalıkları önlemekte bilinen hiçbir faydası yoktur ve diyetin hiçbir aşamasında gerekli değildir. . . bu yağların alımının olabilecek en düşük seviyede tutulması tav siye olunur” (Tıp Knstitüsü 2(H)2. Enerji, Knibonhidr.it, Uf, Yağ Asitleri. Kolesterol. Protein. Amino Asitler için Referans Diyet Tüketimleri) Bu yağların ikisinin de kalp ve damar hastalıkları riskini arttırdığı biliniyor. Araştırmalar gösteriyor ki vücudumuz dönüştürülmüş yağları ne yapacağını gerçeklen bilmiyor ve ateş lenerek, kolesterolü yükselterek, diyabet riskini arttırarak kendi ne zarar veriyor. Ateşlenmeye yol açan, kan şekeri seviyesini ve kan dolaşımını bozan doymuş ve dönüştürülmüş yağlar gibi be sinlerle karşılaştığınızda, beyin sağlığına olumsuz etkileri olacağından emin olabilirsiniz.

Kesinlikle ihtivacımız olan iki çeşit yağ vardır: Omega 3 ve omega 6 yağ asitleri. Bu gruplar temel gruplar olarak bilinir çün kü bunları kendimiz üretemeyiz. Bu yüzden besinlerle tüketme ye mecburuz. Temel yağ asitleri beyni sıvı ya da iyi yağlanmış tu tar. Bu temel yağ asitleri bütün sinir hücrelerinin çevresinde bu lunan ve nöron zarı denilen özel bir tabakanın parçasıdır. Nöron zarı bazı önemli mesaj taşıyıcıların küçük gözeneklerden geçtiği yolu sağlamak zorunda oldukları için esnek ya da ‘akışkan’ ol mak üzere tasarlanmıştır, Eğer nöron zarı doymuş yağlar, koles terol ve dönüştürülmüş yağlarla beslenirse sertleşir ve esnekliği ni kaybeder. Nöron zarı gıdasal yağ seçimlerimizin iyi bir göster gesidir. Omega 3 ve omega 6 yağ asitlerinin eksikliğinde ve doy muş yağların aşın tüketiminde, bir sinir hücresiyle diğeri arasın daki iletişim esnek olmayan bir zar yüzünden tehlikeye girer. Birçok kişi için gıdasal yağ seçimleri nörolojik ve psikiyatrik hastalıkların gelişimini ve tedavi sonuçlarını etkileyebilir.

“Yediğin ne yerse sen de o’sun!”

Gıdasal proteinler, nörotransmiter olarak bilinen, davranış ve duygu durumunu düzenleyen beyin kimyasallarının yapımın da kullanılan çok önemli amino asitleri sağlar. Örneğin, tryptophan’ amino asidi süt ve hindide bulunur ve “iyi hissetme” nörotransmiteri olan serotonine dönüştürülür. Tryptophan’ın serotonine dönüştürülmesi için bazı vitaminler gerekir ve karbonhid ratlar sayesinde etkili hale gelir. Bu yüzden çoğu kişi Şükran dü nü yemeğinden sonra gevşemiş ve uykulu hisseder. Hindiden alınan tryptophan beyne giden yolu, tatlı patates, garnitür ve kı zılcık sosuyla bulur. Tryptophan ve hindi arasındaki ilişki olduk ça iyi bilinir. Hatta Seinfcld dizisinin hayranları, Jcrry’nin uyutma sı için kız arkadaşını hindi ve şarapla ‘uyuşturduğu’ bölümü hatır layacaklardır. Diğer amino asitler duygu durumu ve enerjiyi dü zenleyen dopamin ve GABA (gamma amino butyric asit) nörotransmiterlerinin üretimi için önemlidir. Araştırmalara göre yiye cekler ve bazı besin takviyeleri, nörotransmiterleri etkileyebilme kabiliyetleri sayesinde birçok psikiyatrik ve nörolojik bozukluğa karşı yararlı olabiliyor.

Kesilmiş süt suyu, doymuş yağ olmaksızın yeterli miktarda yüksek kaliteli protein almanın en iyi yollarından biridir. Kuzey Amerikalılar protein bakımından genellikle eksik kalmaz, prob leme yol açan gıdasal proteinin ‘koşulları’dır. Genellikle protein işlenmiş et, yağlı süt, peynir ve yağlı biftek parçalarından alınır. Çok gerekli amino asitler bu protein kaynaklarında bulunur ama uzun vadede kimyasallar ve doymuş yağlar beyne hücum eder. Hayvan dokusunun gıdasal donanımının, hayvanın yağ asidi tü ketimini yansıttığını ve günümüzün hayvan yetiştirme yöntemle rinin (tohumla besleme) yediğiniz ette çok daha fazla omega 6′ya yol açtığını da göz önünde bulundurun. Ncw Yok Times Mugazincdeki hayvan yetiştiriciliği üzerine yazdığı zekice yazısında (This Stecr’s Life. 31 Mart 2002) Michael Pollan taralından söylendiği gibi eski “Ne yersen o’sun” sözü “Yediğin ne yerse sen de o’sun” olarak değiştirilmeli.

Kaynak: Dr. Alan C. Logan/ Beyin Diyeti

Ender Saraç’tan Zayıflatıcı Gaspaccio Çorbası

Mayıs 21, 2010 by GaMZeM  
Filed under Sağlık

Ender Saraç geçtiğimiz günlerde Kanal D’de yayınlanan “Doktorum” programına konuk oldu ve yine müthiş tarifler verdi. Özellikle yaz mevsiminde kilo vermek isteyenler için besin değeri yüksek ve kalorisi düşük soğuk çorba tarifleri benim çok ilgimi çekti. Onlardan bir tanesi Gaspaccio Çorbası. İşte tarifi:

Malzemeler:

300 g közlenmiş kapya biberi
2 adet orta boy domates
15 gr acı sos
2 adet limonun suyu
10 gr zeytinyağı
Himalaya tuzu
¼ demet taze nane
1 orta boy salatalık
3 su bardağı soğuk su

Hazırlanışı:

Domates, acı sos, limon suyunu blenderize edip, 3 bardak suyu ekleyin. Servis kasesine veya bardağa ince doğranmış salatalıkları koyup yapmış olduğumuz çorbadan ekleyin, üzerine nane yaprakları serperek soğuk servis edin.

Vücudunuzu Baştan Yaratın!

Mayıs 13, 2010 by GaMZeM  
Filed under Güzellik

Sarkık kollar, dik duramama, sıkı olmayan bacaklar… Hemen hemen çoğu kadının problemi. Ne kadar uğraşırsak uğraşalım bazen hiçbirini istediğimiz şekle getiremiyoruz. Nedeni yanlış egzersizler olabilir. Belli bölgeleri hedef alan egzersizlerle bu sorunlardan kurtulmak mümkün!

Vücudunuzu Baştan Yaratın!

Dayanıklı, Sert, Sıkı Kollar İçin:

35- 40 yaşlarına geldiğinizde siz de vücudunuzun şeklinin bozulduğu hissine kapıldınız mı? Giydiğiniz kıyafetlerle olup biteni örtmeye çalışıyorsunuz ama bu defa da Batman’le akrabası çıkma ihtimaliniz var, durum bu. Peki belli bir yaşta da olsanız, bedeninizi yeniden şekillendirebileceğinizi söylesek? Hem de spor salonunda, dışarıda ya da evde hemen yapabileceğiniz hiç de sır sayılmayan birkaç hareketle.

Şimdi sıkı durun: Plana göre 5′er dakikalık 3 seansta yapacağınız bu egzersizlerle, siz bile kendinize inanamayacaksınız!

Evde:

Kolay egzersiz
Ayaklarınızı birbirine değecek şekilde sıkıca kapayıp kendinizi duvara yaslayın. Yalnız, duvar ve vücudunuz arasında eğim olmasına dikkat edin. Çünkü bu eğim biraz zorlanmanızı, dolayısıyla da kaslarınızın hareket etmesini sağlayacak. Duvara eğimli dururken, kollarınızdan destek alarak dikilin ve son hamlede kollarınız yanınızda kalsın. Bu hareketin 5 ila 10 defa tekrarlanması gerekiyor. Ama dikkat: 10′dan fazla yaparak vücudu zorlamak yok!

Spor salonunda:

En iyi alet
Kollarınızdaki biceps kaslarını mı şişirmek istiyorsunuz? O zaman sizi, biraz daha meşakkatli bir egzersiz bekliyor: ” Arm Curl” makinesinde çalışmanız şart. Kollarınızda ciddi bir değişiklik ve büyüklük istiyorsanız birbirini izleyen 7 ağır hareketi yapmalısınız. Durun tahmin edelim, sizin gözünüz yükseklerde: Daha büyük ve dikkat çekici kaslara sahip olmayı hedefliyorsunuz. O zaman bu makinede hareketi 21 defa tekrar etmeniz gerekecek.

Yardımcı egzersiz: Salonda sizi birden yoracak ya da ağır gelecek aletlerle çalışmak yerine, çok sert olmayan bir bar ya da Gym Stick yardımıyla egzersiz yapmayı tercih etmelisiniz. Böylece Body Pump’taki gibi bir verimi daha kolay alabilirsiniz.

Dışarıda:

Kuzey Avrupalı yürüyüşü
Yürüyüş sever misiniz? O halde stilinizde biraz değişiklik yaparak, minik gezintilerinizi vücudunuzu şekillendirmek için değerlendirebilirsiniz. Tıpkı Kuzey Avrupalı insanların yaptığı gibi, bir baston yardımıyla büyük ve uzun adımlar atarak yürüyüş yapmak, eşittir kusursuz büyük kol kasları demek, unutmayın! Bu egzersizi haftada bir yapmanız yeterli.

Sıkı Bir Vücut İçin:

Vücudumuz doğal olarak, zorunlu hormonal değişimler sebebiyle bozulmaya ve şekil değiştirmeye meyillidir. Fiziksel aktivitelerin azlığı hatta hiç yapılmaması, yanlış beslenme ve şekere olan bağımlılığımız, bu olumsuzluğu artırıyor. Bunu önlemek için evde yalnızca birkaç dakikanızı alacak hareketlerle çalışmaya başlamanızı öneren koç, ilerleyen haftalarda egzersiz sıklığını ve tekrarını artırarak vücudunuzu yeniden şekillendirebileceğinizi garanti ediyor.

Evde:

Kolay egzersiz
Sırt üstü yere uzanın, kollarınızı iki yana açın. Sağ bacağınız gergin kalırken, sol bacağınızı bükün. Gevşeyin ve yukarı bakın. Paralel biçimde duran ellerinizi havada el çırpıyor gibi birleştirirken, sırt kısmınızı sola çevirin. Bu arada sağ bacağınızın sabit, sol bacağınızın da bükük olmasına dikkat edin. Sonra, aynı hareketi bu defa, sol bacak gergin, sağ bacak bükükken yapın.

Spor salonunda:

Eh iyi alet
Spor salonunda vücudun her yerini aynı anda çalıştıran ve şekle sokmaya yarayan en iyi alet, kuşkusuz “yürüme bandı”. Düzenli yapılan yürüyüş, vücut eğriliğini ortalama yüzde 4- 5 arasında azaltıyor ve yağlanmayı önlüyor. Üstelik şimdiye kadar birikmiş ve sizi rahatsız eden yağlardan da, kardiyo makinası sayesinde kurtulmak mümkün.

Yardımcı egzersiz: Özellikle popo, üst bacak ve belinizi çalıştıran aletler, yan kaslarınızı da harekete geçirir. Bunun için vücudunuzun üst kısmını dik tutarak hafif ağrılık çalışmak, en doğru seçim. Ama bu tip aletlerle çalışırken omurganızdaki diskleri zorlamamaya dikkat etmelisiniz. Küçüklüğünüzden kalma hullahop’unuz hala duruyor mu? Ayrıca pilates ve oryantal dans da, vücudunuzun şeklini yeniden yapılandırmanıza yardım edebilir.

Dışarıda: Koşuya başlayın
Düzenli koşma, gerçekten de vücudunuzu değiştirmeye başlar. Koşu, sağ ve sol bacağı çalıştırarak bütün bedeninizi dengeli şekilde düzenlemeye yarar. Bu da vücudunuzda büyük ölçekli bir değişim yaratır. Hazır bahar da gelmişken, koşarak forma ulaşmak tam bir keyif olacak.

Çevik ve esnek bir duruş için:

Günlük hayatımızda çoğunlukla yanlış oturuyoruz. Ayakta dengemizi sağlamak için dik durmayı ihmal ediyor, bilgisayar başında çalışırken sırtımızı fark etmeden eğiyoruz. Sonuç: Daha erken deforme olan kemikler, kısalan boy ve hareket etmekte zorlanan eklemler. Düzgün bir duruş için, sağ ve sol omzumuzun, belimizin, sırtımızın, hatta çenemizin bile hareket edişine dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle sırt kaslarını ve kürek kemiklerindeki fiksatifleri güçlendirmek doğru olacaktır. 40 yaşına gelene kadar, kadınların vücutlarının şeklini korumak için düzenli olarak egzersiz yapmaları gerekiyor.

Evde:

Kolay egzersiz
Kollarınızı belinizin hizasına getirin. Avuçlarınız yere bakacak şekilde dirsekten kırarak karşıya doğru yön verin. Bu arada bacaklarınız, kapalı pozisyonda olmalı. Kollarınızı iki yana doğru açıp kapatın ama bel hizasından kaymasına izin vermeyin. 10 kere tekrar edeceğiniz bu basit egzersizle hem sırtınızın, hem belinizle göğüslerinizin, hem de kıpırdamadığı halde bacaklarınızın bile çalıştığını hissedeceksiniz. Bu egzersizi mutlaka ayakta yapmalısınız.

Spor salonunda:

En iyi alet
Haftada 30-40 dakika yapılan bisiklet egzersizi bütün kaslar üzerinde ciddi bir yarar sağlayacaktır.

Yardımcı egzersiz: Yoga, çalışmaktan ve stresten olumsuz etkilenen eklemlerinizi açmak için, en iyi yollardan biri. Ayrıca duruşunuzun güçlenmesine de katkısı müthiş. Bunun dışında yapılacak en iyi şey, pilates’e başlamak.

Dışarıda:

Tai-chi deneyin. Havalar güzelleşmeye başladı. Bu da demektir ki parklarda gezintiler de hız kazanacak. Araya birde tai-chi sıkıştırmaya ne dersiniz? İyi ve dengeli bir duruş için bu dövüş sanatını denemeye değer.

Kaynak: Elle

Kolay Kilo Vermenin 20 Yolu

Mayıs 4, 2010 by GaMZeM  
Filed under Sağlık

Sadece yediklerinize dikkat ederek kolayca kilo veremezsiniz. Rahat bir şekilde kilo vermek için hayat tarzınızı biraz değiştirmeniz gerekiyor. Mesela özel yiyecekler (cips gibi) almayarak ya da pahalı diyet kulüplerine katılmadan sadece hayat tarzınızı değiştirerek güvenli bir şekilde kilo verebilirsiniz. İşte kolay kilo vermenin 20 yolu …

1. Kilo almanın en önemli nedenlerinden biri yemek aralarında atıştırmaktır. Atıştıracağınız zamanlarda su için.

2. Buzdolabınızı boşaltın. Böylece hem para harcamazsınız hem de sizi atıştırmaya iten neden yok olur.

3. Yeterince uyuyun. Böylece, yiyerek alacağınız enerjiyi uyurken toplamış olursunuz.

4. Alkol, ekmek ve karbonhidratlardan uzak durun.

5. Karanlık ortamlarda bulunmamaya ve akşamları bir saat önceden uyumaya çalışın. Eğer akşam bir şeyler izlemek istiyorsanız. Karanlık değil, aydınlık bir ortamda yapın bunu.

6. Mutlaka kahvaltı yapın. Bu size gün içinde harcamanız gereken enerjiyi verecektir ve öğlen yemeğinde çok acıkmayacaksınız.

7. Öğün aralarında yeme isteği doğduğunda, sevdiğiniz bir müziği dinleyin. Araştırmalar, müzik dinlediğinizde de sevdiğiniz bir yemeği yediğinizde de beyninizin aynı bölgesi uyarılıyor.

8. Ayakta hiçbir şey yemeyin.

9. Yeşil çay için. Araştırmalar gösteriyor ki, yeşil çay içmek vücuttaki kalorilerin yakılmasında çok etkili. Günde 3 bardak yeşil çay içmeye çalışın.

10. Yediğiniz şeye konsantre olun. Televizyon seyrederken, bir şeyler okurken ya da e-maillerinize cevap verirken yemeyin.

11. Dışarı çıkın. Günde en az 20 dakika dışarıda oturmaya ya da yürüyüş yapmaya özen gösterin. Çünkü gün ışığı yeme isteğinizi kontrol etmenize yardımcı oluyor.

12. Sağlıklı şeyler yiyin. Dışarıda yemek yediğiniz zaman çocuk mönüsü ya da sossuz salata yiyin.

13. Kendinizi çok fazla zorlamayın. Diyet programınızı yaparken 1200 kalorinin altına düşmemeye özen gösterin.

14. Bahçe işleriyle uğraşın. 1 saat bahçe işiyle uğraşmak 500 kalori yakmanızı sağlar.

15. Asansör kullanmak yerine merdivenden çıkın.

16. Ev işi yaparak da kalori yamanız mümkün. Ufak tefek ev işleriyle uğraşın.

17. İp atlayın. Bu muhteşem bir egzersizdir ve diğerlerinden daha eğlencelidir.

18. Sık ama az yiyin.

19. Çikolatayı çok seviyorsanız, her akşam bir parça (küçük tabi ki) çikolata yiyin.

20. Kendinizi sıkıntıya sokmayın, her şey beyinde biter.

Zayıflama Hapları ve Bilmek İstedikleriniz

Mayıs 3, 2010 by GaMZeM  
Filed under Sağlık

Son zamanlarda piyasada zayıflama hapları oldukça arttı. Doğal yoldan, sağlıklı bir şekilde kilo vermek yerine toplumun birçok kesimi zayıflama hapını tercih eder oldu. Peki zayıflama hapları ne derece etkili? Zayıflama haplarıyla gerçekten kilo verilebilir mi? İşte soruların cevapları ve daha fazlası…

Her isteyen zayıflama haplarıyla kilo verebilir mi?
Bir kişinin 10 veya 15 kilo fazlası varsa eğer bunu bir beslenme uzmanına danışarak, beslenme uzmanının da kişinin kilo almasının altına farklı nedenler olup olmadığını araştırarak ancak bu ilaçlar kullanılabilir.

Ancak bu da bir plan çerçevesinde uygulanabilir her ilaç her kişiye verilemez. Eğer kişinin tansiyon problemi varsa ya da diyabet hastalığı varsa veya bir böbrek hastalığı sıkıntısı varsa belirlenen dozlar hekim takibinde olmak kaydıyla gözlemlenir. Eğer kişide farklı bir yan etki oluşturmuyorsa beslenme planıyla beraber kullanılabilir. Ama kişi tek başına hiç beslenme programını değiştirmeden, eski beslenme alışkanlıklarına devam ederek, sağlık problemlerini göz önünde bulundurmaksızın kendisi zayıflama ilacı kullanırsa bundan fayda değil yüzde yüz zarar görecektir.

Zayıflama hapları nasıl kilo verdirir?

Zayıflama haplarının farklı mekanizmaları vardır. İştah merkezini kontrol eden ya da hormonel bir takım değişikliklere neden olanlar vardır. Farklı durumlarda kullanılabilen farklı zayıflama hapları vardır. Fakat bunları kişi kendi alıp kullanılabilecek ilaçlardan değildir. Mutlaka bir uzmana gidip ciddi bir şekilde oturulup tanıya göre beslenme uzmanı tarafından uygulanabilir.

Zayıflama hapları ile ne kadar kilo verilebilir?

Uzmanlar tarafından kişinin ağırlının %10 gibi bir hedef vardır. Tabi ki bu beslenme ile paraleldir. Kişi zayıflama haplarını kullanırken doğru olamayan bir beslenme şekli seçerse kilo vermeyebilir. Eğer kişi ciddi bir şekilde kilo kaybediyorsa yani %10 luk sınırdan daha fazla düşüyorsa ve giderek kas kaybı başlamışsa ciddi şekilde bir hastalık söz konusudur. Böbrek yetmezliği, veya farklı hastalıklara kadar sonuçları ilerleyebilir.

Dünya Sağlık Örgütü nün onayladığı 2 tane ilaç vardır. Bunlardan birinin işlevi bizim yediğimiz besinlerdeki fazla yağı alıp sindirmeden vücuttan atmaktadır. Ve daha çabuk kilo vermenizi sağlar. Diğeri ise beynimizle midemiz arasındaki acıkma duygusunu en aza indiriyor ve kişi kendini tok hissediyor. Ayrıca eğer kişi yeme alışkanlığını değiştiremiyorsa ne kullanırsa kullansın kilo veremez. Eğer kişi sabah kahvaltısını atlıyorsa yemekler de çeşitlilik yerine tek bir çeşitten oldukça fazla tüketiyorsa hiçbir fiziksel aktivite yapmıyorsa hangi ilacı kullanırsa kullansın kilo veremez.

Zayıflama hapıyla verilen kilolar kolayca geri alınabilir mi?

Kişi nasılsa zayıflama hapları kullanıyorum diyerek beslenme alışkanlıklarına dikkat etmiyorsa ya da kişi istenilen kiloya indikten sonra eski beslenme alışkanlıklarına devam ediyorsa verilen kilolar tekrar geri alınabilir.

Zayıflama Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Nisan 26, 2010 by GaMZeM  
Filed under Sağlık

Zayıflama hakkında doğru bilinen yanlışlar ile birçok insan ne kilo verebiliyor, ne de sağlıklı beslenmiş oluyor. Doğru sandığımız birçok şeyi araştırdığımız zaman, aslında birçoğunun pek de doğru olmadığını görüyoruz. İşte yanlış bildiklerimiz:

- Su içersem zayıflarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 937’si, yani yüzde 63’ü su içmez ise kilo veremeyeceği yönünde düşünmektedir.

Doğru: Su sağlıklı beslenmenin bir parçasıdır. Sodyum, flor, potasyum, kalsiyum ve klor minerallerini sağlar, vücutta oluşan toksik maddelerin uzaklaşması için gereklidir. Kaliteli kilo vermede ise, vücudun ihtiyacı olan kalori, karbonhidrat, protein, vitamin ve diğer bazı mineralleri içermediği için tek başına zayıflamada etkisi yoktur.

Öneri: Sadece sağlığın devamı için günde 2 litre su içmek yeterlidir.

- Ana öğünlerden birini atlarsam kolay kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 1440’ı, yani yüzde 96’sı ana öğünlerden, özellikle kahvaltı veya akşam öğünlerden birini kaldırınca kilo vereceğine inanmaktadır.

Doğru: Sağlıklı kilo vermenin en doğru yolu sabah, öğle ve akşam öğünlerinin iştahı kontrol altına alıp, sık acıkmayı önlediği yönündedir. Çalışmalar öğün atlayan bireylerde kısa süreli kilo vermenin daha sonra hızla yeniden kilonun alınması ile sonuçlandığını göstermektedir.

Öneri: Çeşitli besinlerden oluşan küçük porsiyonlu 3 ana öğün ve en az 1 veya 2 ara öğünle sağlıklı kilo verilebilir. Bireylerin hipoglisemileri varsa öğün miktarları artırılır.

- Az uyursam o kadar hızlı kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 602’si, yani yüzde 40’ı metabolizmalarının az uyuyarak çok çalışacağını ve böylece hızlı kilo vereceklerini düşünmektedir.

Doğru: Uyku süresi kısaldıkça toksik çevreye maruz kalma uzamakta, psikolojik stres artmakta, inaktif yaşama adaptasyon oluşmaktadır. Az uyuyan bireylerin daha fazla yemeğe yöneldikleri görülmektedir.

Öneri: Bedenen ve ruhen iyi olmak için en az 5 saat, en fazla 8 saat uyumak gerekir. Uygun zaman aralığında uyumak, gece yemek yeme sendromunu önlemektedir.

- Sigarayı bırakırsam hızlı kilo alırım!
Genel kanı: 1500 kişiden 849’u, yani yüzde 57’si sigara bırakmanın çevrelerinde tanık oldukları örnekler gibi ciddi kilo aldıracağına inanmaktadır.

Doğru: Çalışmalarda sigara içerisinde bulunan nikotinin metabolizmayı çok az artırdığı ve bırakıldığında da hızlı kilo alımına neden olmadığı bildirilmektedir. Kilo alımı metabolizmadaki ufak değişiklik değil, yerine konulan yiyeceğin türü ve miktarıdır. Amerikan Diyetisyenler Derneği, sigarayı bırakan bireylerin yılda sadece 2 kg aldıklarını belirtmiştir.

Öneri: Sigarayı bırakan bireyler sigara yerine şekersiz sakız çiğner ve haftalık 150 dakikalık fiziksel aktivite yaparlarsa kilo almazlar.

- Saat 19:00’dan sonra bir şey yersem şişmanlarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 550 kişi, yani yüzde 37’si en son yemeğini akşam saat 19.00’da sonlandırdığında kolay kilo vereceğine inanmaktadır.

Doğru: Sağlıklı kilo vermek için temel kural yemeğin ne zaman yenildiği değil, gün içerisinde ne kadar yenildiği ve ne kadar fiziksel aktivite yapıldığıdır. Çalışmalar, öğünlerde miktarlar açlık durumuna göre ayarlandığında bireylerin akşam 19.00’dan sonra yemek yediklerinde yağlanmadıklarını, daha kolay kilo verdiklerini göstermektedir.

Öneri: Yemek yeme saatine günün ilk öğünü olan kahvaltıyla başlayarak, öğünler arasında en az 3-5 saat boşluk bırakmak gerekir. Böylece en son öğünün ne zaman yendiğinin önemi kalmamaktadır.

- Kalorisi düşük olan kepekli ürünlerle kolay kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 855’i, yani yüzde 58’i kepekli ürünlerle kilo vermenin daha kolay olacağını düşünmektedir.

Doğru: Kepekli ürünler normal ürünlere göre daha az kalori içermez. Kepek, diyet lifi içeriğini artırarak, kalp damar hastalığı ve bazı kanser türleri gibi kronik hastalıklardan korunmada önemlidir. Kilo vermek için sebze ve meyvelerden yeterince diyet lifi alınabilmektedir.

Öneri: Kilo verecek kişinin sağlık profiline göre kepekli ürünlerin miktarı ayarlanmalıdır. Kilo verirken anemisi olan bireye daha fazla kepekli ürün vermek olumsuz sağlık sorununa neden olabilmektedir.

- Meyve, yemekten 2 saat sonra yenilmelidir.
Genel kanı: 1500 kişiden 1055’i, yani yüzde 70’i, yemek ile meyve yemenin sağlıksız olduğuna inanmaktadır.

Doğru: Meyveler içerdikleri biyoaktif bileşenler nedeni ile beslenmemizin vazgeçilmez parçasıdır. Bu bileşenler öğünle beraber yendiğinde vücudun antioksidan kapasitesinin artmasını sağlar. Öğünle yenilen meyveler daha çok tokluk sağlayarak kolay kilo vermeye yardımcı olur.

Öneri: Meyveler günün her anı en az 2 ile 4 porsiyon arasında yenilebilir. Meyveleri öğünle yemek, vitamin ve minerallerin vücutta yararlılığını artırır.

- Açken fiziksel aktivite yaparsam daha çok yağ yakarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 1110’u, yani yüzde 74’ü fiziksel aktiviteyi aç karnına yapınca olumlu değişiklikler hissettiğine ve yağlarının yandığına inanmaktadır.

Doğru: Fiziksel aktivite yapmak metabolizmanın hızlanması için önemlidir. Fiziksel aktivite ile yağ yakımı artar, kas yoğunluğu korunur veya artırılır. Bu fiziksel aktivitenin şekli, süresi ve sıklığı ile değişir. Ancak sabah aç karnına yapılan fiziksel aktivite ile yağlar yanarken, maksimum düzeyde kas yıkımı oluşmaktadır.

Öneri: Fiziksel aktivite öncesinde karbonhidrat ve protein içeren 200-300 kalorilik bir öğün yenip, en az 1 saat sonra aktivite yapılmalıdır. 1 muz veya 1 avuç badem ile 1 su bardağı süt içmek çok önemlidir.

- Sabah aç karnına limon veya greyfurt suyu içersem yağ yakarım!
Genel kanı: 1500 kişiden 1144’ü, yani yüzde 76’sı sabah aç karnına limon ve greyfurt suyu içince yağ yakacağına inanmaktadır.

Doğru: Hiçbir besin yağ yakamaz. Bazı besinler içerdikleri kafeinden dolayı kısa süreli etkisi ile vücuda alınan kalorinin enerji olarak kullanılmasına yardımcı olur. Ancak asitli besinlerin böyle bir etkisi asla bulunmamaktadır.

Öneri: Bu içecekleri içerek mide asidini arttırıp daha çok acıkmak yerine, salatalara limon sıkmak, meyve olarak ara öğünlerde greyfurt yemek, sağlıklı beslenme adına kabul edilebilir olmaktadır.

- Zayıflamak ve toksinlerden arınmak için detoks diyeti yapmak zorundayım!
Genel kanı: 1500 kişiden 600’ü yani yüzde 40’ı detoks diyetleri ile toksinlerden arınarak, sağlıklı kilo vereceklerine inanmaktadır.

Doğru: Vücudumuzda doğal işleyen detoksifikasyon mekanizmaları bulunmaktadır. Hayvansal proteinleri yasaklayan detoks diyetlerinin sağlıklı olduğunu düşünmek olanaksızdır. Bu diyetler, keton cisimcikleri denilen zararlı maddelerin vücutta sentezlenmesine, mide bulantısı, halsizlik, baş dönmesi ve sinirliliğe neden olmaktadır. Detoks diyetlerine bağlı kısa süreli ve fazla kilo kaybı, yağ kitlesinden çok kas kitlesi olmaktadır.

Öneri: Sağlıklı beslenme zaten vücudun detoksifikasyon yapan enzimlerini aktive eden bir yoldur. Kısa süreli bu uygulamalar ile sağlığımızı tehlikeye atmamak en doğrusudur.

- Medyada yer alan beslenme bilgilerinin güvenli olduğuna inanıyorum!
Genel kanı: 1500 kişiden 1442’si, yani yüzde 96’sı medyaya güveniyor.

Doğru: Medya, sağlıklı beslenme bilgisinin yayılmasında en önemli etkin kaynaktır. Bu nedenle vereceğimiz bilgilerin kaynaklarını her zaman doğru ve güvenilir kanallardan seçmek gerekmektedir.

Öneri: Konuların uzmanlarının kanıta dayalı bilgilerini, topluma anlaşılır olarak vermek en doğru yoldur.

- Kilo verirken 3 beyaz yasak!
Genel kanı: 1500 kişiden 1073’ü yani yüzde 72’si kilo verirken beyaz şeker, un ve tuzun beslenmeden çıkarılması gerektiğine inanmaktadır.

Doğru: Sağlıklı beslenmede çeşitlilik ve ölçü en önemli faktördür. Şeker, un ve tuzun dengeli bir beslenme programı içerisinde her zaman yeri vardır. Tehlikeli olan bu üçlünün varlığı değil yenme miktarıdır.

Öneri: Şeker olarak bal, pekmez, fındık veya çikolata ezmesi kullanılabilir. Tadına bakmadan tuz eklemeyi azaltıp, günde 5 gramı geçmeyecek kadar kullanmak ve ekmekleri, pastaları tam buğday unu ile yapmak yeterlidir.

- Light ürünlerin kalorisi yoktur!
Genel kanı: 1500 kişiden 1434’ü, yani yüzde 95’i her kategorideki light ürünlerin kilo vermede dilenildiği kadar yenilebileceğine inanmaktadır.

Doğru: Light ürün demek, kalorisi sıfıra yakın değil, normal ürüne göre kalorisi azaltılmış anlamına gelmektedir. Bu nedenle serbest yeme özgürlüğü bulunmamaktadır. Sürekli light ürün yiyerek kilolarını vermiş ve korumuş bireylerin olduğunu gösteren bir bilimsel veri de bulunmamaktadır. Aksine çalışmalar light ürün bağımlılığı olanlarda yo-yo sendromunun daha fazla görüldüğünü belirtmektedir.

Öneri: Light ürünün anlamı her besin için ayrıdır. Bu nedenle sağlıklı beslenmede doğal ürünleri kullanmak doğru yoldur.

- Sağlıklı beslenmede kırmızı ete yer yoktur!
Genel kanı: 1500 kişiden 1423’ü, yani yüzde 95’i beslenmelerinden kırmızı eti çıkarınca sağlıklı olacaklarına ve kolay kilo vereceklerine inanmaktadır.

Doğru: Tavuk ve balıkta olduğu gibi ılımlı miktarda yenilen kırmızı etin sağlık üzerine olumsuz etkisi olduğunu, diyetten çıkarılması gerektiğini gösteren bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Kırmızı et, diğer etlerin içeriklerine benzer oranda kolesterol içerip, haftada en az 2 kere tüketildiğinde de kolesterol üzerine etkisi olumsuz olmamaktadır.

Öneri: Yağı görünmeyecek kadar az olan kırmızı et, kaliteli kilo vermek için gereklidir. İçerdiği konjuge linoleik asit (CLA) sayesinde vücudun yağ kitlesini azaltıp, B12, çinko ve demir içeriği ile de hastalıklara karşı koruyucudur.

- Maydanoz suyu zayıflatır!
Genel kanı: 1500 kişiden 1239’u, yani yüzde 83’ü maydanoz suyunun zayıflamada etkisi olduğuna inanmaktadır.

Doğru: Maydanoz, C vitamini yönünden zengin, idrar söktürücü etkisi olan bir sebzedir. Bu nedenle maydanozun yarattığı geçici kilo kaybı vücut yağ kütlesinden değil, su miktarındandır.

Öneri: Maydanozu kilo vermek için değil, salatalara değişik renkte sebzelerden biri olarak koymak, vitamin ve antioksidan açısından destek sağlamak için en doğru yoldur.

- Hangi yöntemle olursa olsun, verilen kilolar geri alınır!
Genel kanı: 1500 kişiden 1240’ı, yani yüzde 83’ü, ne olursa olsun verilen kiloların geri alınacağına inanmaktadır.

Doğru: Kilo verecek bireyler bunu hızla yapar, kendilerine uygun kilo verme yöntemini değerlendirmez ve buna uygun davranış değişikliği geliştirmezlerse, yeniden kilo alımı kolay olabilmektedir.

Öneri: Sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandıran diyetler ile kilolar yıllarca korunabilir. Kilo verdikten sonra 6. ay, 1. ve 2. yıl, kilo alımı için riskli dönemlerdir. Bunun için düzenli takip gerekmektedir. Şişmanlığın tedavisi yaşam boyudur.

- Lahana metabolizmayı hızlandırarak zayıflatır!
Genel kanı: 1500 kişiden 988’i, yani yüzde 66’sı lahanayı besin veya kapsül şeklinde alarak hızlı kilo vereceğine inanmaktadır.

Doğru: Lahana, pırasa, brokoli gibi kükürtlü sebzeler kanser önleyici ve vücuttaki zararlı maddelerin atımını sağladıkları için sağlıklı beslenmenin parçasıdır. Bu besinlerin metabolizmayı hızlandırmak gibi spesifik bir özelliği bulunmamaktadır.

Öneri: Lahana diyetlerinde diyetin içeriğindeki lahananın değil, diyetin kalorisinin düşük olmasından dolayı kilo verildiği unutulmamalıdır. Bu nedenle değişik renkte tüm sebzeleri beslenmede bulundurmak, az yediğimiz müddetçe kilo kaybı ile sonuçlanacaktır.

- Protein diyetleri zayıflamak için kolay bir yoldur.
Genel kanı: 1500 kişiden 1184’ü, yani yüzde 79’u yüksek proteinli diyetlerle kolay kilo vereceğine inanmaktadır.

Doğru: Kısa sürede kilo verdiren yüksek proteinli diyetlerin uzun süreçte uygulanması zordur. Kan kolesterol-ürik asit seviyelerini artırıp, insülin direncine neden olmaktadır. Bunu uzun süre uygulayıp hayat tarzı haline getirmiş bir kişiyi bile bulmak zordur. Yüksek protein diyeti uygulayan bireylerde görülen en önemli sorun, diyeti devam ettiremeyip sıkça şeker krizlerine girerek yüksek miktarda tatlı yemeleridir.

Öneri: Kısa sürede kilo verip daha fazlasını almamak için karbonhidrat, protein ve yağı dengeli tüketmek yeterlidir.

- Zayıflama ilaçları ile hızlı kilo veririm!
Genel kanı: 1500 kişiden 1428’i, yani yüzde 95’i diyet yapmak yerine hızlı kilo vermek için zayıflama ilacı kullanmanın daha doğru olduğu görüşündedir.

Doğru: Şişmanlık bir hastalıktır ancak her şişman birey için ilaç kullanmak doğru değildir. Zayıflama ilaçlarını şişmanlığa bağlı ciddi hastalıkları olan bireyler doktor kontrolünde kullanmalıdır. Bu bireyler bile ilaçları bıraktıklarında yeniden kilo alma riski ile karşı karşıyadır.

Öneri: Zayıflama ilaçlarını gelişigüzel almamalı, oluşacak sağlık sorunlarını önemsemeli ve doktorun uygunluk kriterleri gösterdiği bireylerde bile diyet ile beraber belirli bir süre kullanılmalıdır.

- Elma sirkesi içersem yağlarımı eritirim!
Genel kanı: 1500 kişiden 1323’ü, yani yüzde 88’i elma sirkesinin iştahı engellediğine, yağ yakımını artırarak kilo verme üzerinde etkisi olduğuna inanmaktadır.

Doğru: Çalışmalar, elma sirkesi içildiğinde, içerisinde bulunan asidin yemek borusunu tahriş edebileceğini, midede asidi artırarak açlığı uyaracağını ve reflü gibi ciddi sağlık sorunlarını tetikleyebileceğini bildirmektedir.

Öneri: Sirke salatalara tat vermek için kullanılmalıdır; zayıflamak için değil!

Ender Saraç’tan Detoks Çorbası

Nisan 26, 2010 by GaMZeM  
Filed under Güzellik

Hafta içi hergün sabah ekranlara gelen “Doktorum” programının geçtiğimiz günlerdeki konuğu Ender Saraç’tı. Saraç, programda enginarlı detoks çorbasının tarifini verdi. Bu tarif gerçekten kaçmaz. İşte Ender Saraç’tan detoks çorbası:

Malzemeler:

2 tane enginar

1/2 bağ hindibağ

1 tatlı kaşığı sıvı yağ

3 diş sarımsak

2 tane taze yeşil soğan

4-5 sap maydanoz (saplarıyla birlikte)

2 lt  su.

2 çay kaşığı kadar kimyon

1 tatlı kaşığı toz zerdeçal

1 tatlı kaşığı zencefil

1 tutam tuz

Hazırlanışı:Tüm malzemelerimizi suyun içine atıp, sebze çorbası şeklinde pişiryoruz. Daha sonra elinizde varsa blendırdan geçirip kıyıyoruz.Baharatlarla tatlandırın.

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »